Harun ÖZDEMİR
Yeniden yeni CHP! Nereden nereye… (10)
30 Eylül 2012 Pazar

CHP Atatürk’ün partisi olmaktan çoktan çıkmıştı. İsmet Paşa’nın partisi olmaktan da çıkınca Ecevit’in CHP’si, Marx’ın ve Engels’in yolunda sosyal demokrat ve sosyalist enternasyonal üyesi bir parti olmuştu. Sınırlar çoktan aşılmıştı ki, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, CHP’ye de “diğer parti” muamelesi yaptı ve kapattı.
 
CHP’nin herhangi bir parti ve Ecevit’in de “onlardan biri” muamelesi görmesi, birçok CHP’linin canını haddinden fazla sıktı. Çünkü hiçbir CHP’li, herhangi bir partili muamelesi görmeye hazır değildi! Bunu kabullenmek çok zor oldu.
 
1980 öncesinde CHP içindeki bitmez tükenmez grup ve fraksiyon çatışması, 1980 sonrasında kurulan partilerde kalınan yerden devam etti. Bu çatışmalardan yaka silken Ecevit, küçük olsun benim olsun partisini kurarak huzuru tercih etti! Bu da mümkün olmadı ya, zaten daha iyisi de bir türlü olmuyordu!
 
Sayılı günler erken geçti, seçimler oldu. SODEP seçim icazeti alamadı ve Türk solunun kahir ekseriyeti CHP’siz bir Halkçı Parti deneyimi yaşadı. Çalkantılı günler bir birini kovaladı. SHP kuruldu. Ancak bu da CHP değildi!
 
İsmet Paşa’nın naif evladı Erdal İnönü ile Deniz Baykal’ın bitmeyen kurultay mücadelesi 9 Eylül 1992’ye kadar devam etti. Sonunda 1992’de CHP tüzel kişiliği, Deniz Baykal önderliğinde siyasal yaşama “Yeni Sol, Yeni CHP” sloganıyla geri döndü.
 
Bir gelişme, genelde Türk solunun, özelde de CHP’nin ayarını adam akıllı bozu. Refah Partisi 1993 kısmi Mahalli İdareler seçiminde İstanbul’un 6 ilçesinin 4’ünde seçim kazandı, ortalık da bundan sonra karıştı!
 
Refah Partisi’nin beklenmedik başarısı zinde güçler kadar dış güçleri de şaşırttı. DYP-SHP Koalisyon Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, kısmi yerel seçimlerin akabinde Avrupa başkentlerini ziyarete çıktı. Gezideki mesajı şuydu:
İrticayla (RP) kendi usullerimize göre mücadele edeceğiz!
 
Belli ki, İsmet Paşa’nın naif ve çelebi evladı, irtica dediği RP sorununu, babası gibi Menemen vari bir yöntemle çözecekti!
 
Avrupa gezisinden dönen Erdal İnönü, 30 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 37 kişinin yanarak veya dumandan zehirlenerek can verdiği festivalin organizasyonuna açık destek verdi. Olaylar başlayınca da telefonunu, arayıp yardım isteyenlere karşı kapsama alanı dışına çıkardı! 
 
Sivas’taki Madımak Vakası, yurt içi ve dışında infial yarattı! Olay irticanın üzerine yıkıldı fakat CHP’nin organizasyon yapılması için ısrarlı tutumu bir türlü gündeme gelmedi.
 
Aleviler bir kez daha kullanılmıştı. En acımasız sınavlara sokulan Alevilerin durumlarında DYP-SHP koalisyonunda da rahatlatıcı hiçbir gelişme olmadı.
 
30 Temmuz 1993’ten Kemal Kılıçdaroğlu CHP’ye genel başkan oluncaya kadar, Aleviler CHP içindeki sürekli pozisyon kaybetti.  
 
Erdal İnönü’nün SHP genel başkanlığından ayrılması, Murat Karayalçın’ın genel başkan olması, solu birleştirme çabaları, Hikmet Çetin formülü, nihayet Deniz Baykal’ın birleşik sol anlamında CHP’ye genel başkan olması kolay olmadı.
 
Türkiye artık adam akıllı 28 Şubat Postmodern darbesine angaje olmuştu. Baykal’lı CHP de, kısa sürede “Yeni Sol Yeni CHP” vaatlerini unutmuş, postmodern darbenin öncü birliği olmaya karar vermişti. Bu süreçte Ecevit’in DSP’si ise çok ilginç, “inançlara saygılı laiklik”ten yanaydı.
 
Baykal hiçbir uyarıyı kabul etmedi, saptığı antidemokratik yolda ilerlemeye çalıştı. Ecevit ise cemaatlere sıcak mesajlar verdi. Bu dönemde Baykal’a izlediği iç politikadan dolayı parti içinde ve dışında büyük tepki vardı. Ama o her şeyi göze almıştı, “sel gidecek kum kalacak” demişti. 
 
Netekim öyle de oldu. Seçim yapıldı, bayağı da sel gitti fakat geriye kum kalmadı! CHP barajın altında %8,5 oy alırken DSP, ciddi sağlık sorunları yaşayan Ecevit’e rağmen %22 oy aldı, birinci parti oldu. 
 
18 Nisan 1999 seçim yenilgisinin sorumluluğunu üstlenen Deniz Baykal, genel başkanlık görevinden ayrıldı. Bir süre sonra genel başkanlığa geri döneceğini basına açıklarken “…Kutsal Kitabın ilk emrinin oku, araştır olduğuna ve emanetin ehline verilmesi gerektiğine…” değindi ve “genel başkanlıktan ayrı kaldığı 14 ay boyunca, bir derviş gibi çile çekip kendisini olgunlaştırdığını” anlattı.
 
Bunun bir adım ötesinde de içeriğini Şeyh Edebali’nin nasihatleri, Şeyh Bedreddin, Mevlana, Hacı Bektaş, Yunus Emre…’nin görüşleriyle beslediği “Anadolu Solu”nu gündeme getirdi ve başı örtülü irticacılardan CHP’ye oy istedi.
 
AK Partili yıllar CHP için iyi geçmedi. Birçok çare düşünüldü, nafile! Halk AK Parti diyordu. Çünkü AK Parti şaşılacak bir performans gösteriyordu, CHP’nin söylemesi gerekeni söylüyor, yapması gerekeni yapıyordu! CHP ise rejimin partisi olmakta ısrar ediyordu!
 
Türk solu çaresiz değildi; genlerinde her soruna yanıt vardı, yeter ki birileri biraz “Cesaret!” desindi. O ses duyuldu ve mekanizma işlemeye başladı!
 
Siyasi tarihimize “kaset operasyonu” olarak geçen saray içi bir darbe ile Kemal Kılıçdaroğlu, Emevici yöntemlerle CHP’ye genel başkan oldu.
 
Kılıçdaroğlu, kısa sürede birçok yeni olduğu iddia edilen girişimlerde bulundu: Bunların çoğu kadro yenilemesinden ibaretti. Bugünlerde kıvrandığı ama telaffuz etmek için cesaretini toparlamakla meşgul olduğu bir konu var ki, onu daha önce Erdal İnönü SHP-HEP seçim ittifakında denemişti. Hüseyin Aygün’ün öncü kuvvet olarak yaptığı hamlelerin varacağı nokta şimdiden bellidir. Fiyasko!
 
Kılıçdaroğlu’nun en çok oy aldığı İzmir’den CHP merkez yürütmeye kimseyi almamasının nedeni de bu politikaya destek bulamayacağından emin olmasıydı.  
 
Eylül 2012’ni son günlerinde CHP’de cevabı aranan soru şudur:
İsmet Paşa döneminde CHP, “devletin partisi”ydi.
Bülent Ecevit CHP’yi “halkın partisi” yaptığını iddia ediyordu.
Deniz Baykal, 1992’den sonra Anadolu Solu olarak yola çıktı ama Yeni CHP’yi “rejimin partisi” yaptı.
Peki, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’yi ne yapmak istiyor, nereye taşımak istiyor?
Planı nedir?
Bilen var mı?
Yoksa “PKK sorununu ben çözerim!” derken BDP ile seçim ittifakı yapıp bir taşta iki kuş vurmayı, hem oyunu %30’un üstüne çıkarmayı hem de BDP’yi CHP’nin çatısı altında kontrolde tutmayı mı düşünüyor?

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Seçil 1 Ekim 2012 Pazartesi 22:43

CHP'yi tarihiyle İzmirde iyi bilen çok az kişiden biri olduğunu televizyok ve Yazarlar Birliğindeki konuşmalarından biliyorum. Harun bey MHP ve ak partiyide yazmalı.

Yorumu oyla      11      2  
erhan 1 Ekim 2012 Pazartesi 13:47

bu yazıların hepsine katılmıyorum.Ama kaıldıgım yerlerde var.Katılmadığım yerler,sizin AKP'den bu sefer daha üst sıralardan milletvekili olmak istemenizden dolayı zorlama iddialar ve tespitler..

Yorumu oyla      10      4  
Bilal-İzmirli 30 Eylül 2012 Pazar 19:37

Siyasi tarihimize “kaset operasyonu” olarak geçen saray içi bir darbe ile Kemal Kılıçdaroğlu, Emevici yöntemlerle CHP’ye genel başkan oldu......??????????? Sayın Yazar çok kesin yazmış CHP PM VE MYK DUYURULUR... NOT Yazarın yazılarını çok yararlı buluyorum gözlemleri çok kuvvetli ve genelde isabetli kendisini titiz çalışmalarından dolayı kutlarım.CHP Vatandaş.

Yorumu oyla      12      2  
Tarkan 30 Eylül 2012 Pazar 14:56

Sira AKPye gelmedimi sayın yazar. Birazda AKPyi anlatın azcıkda AKPye şaşıralım olmazmı?

Yorumu oyla      11      2  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
1,5 asırlık ihtiyar
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Ateş gibi kadındı! Geldi… Yaktı… Gitti…
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Her şeyin bir başlangıcı var
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Askıda ekmek, askıda demokrasi!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Kılçıksız siyaset
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Bekir Coşkun’un ardından…
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Lezzet bizim 2700 yıllık işimiz...
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Dünyanın geleceğini planlamak?
Oya DEMİR
Oya DEMİR
Sivil toplum ve kriz
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Din üzerine konuşmak
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva