Harun ÖZDEMİR
Avrupa’dan vazgeçebilir miyiz?
15 Mart 2017 Çarşamba

İnsan; en çok düşmanına benzer” sözü, bence doğru değil!

Bu millet 1775’ten beri Batılı olmak için o kadar çaba gösterdi ki adeta maymuna döndü! Düşmanına benzemek için her tavizi verdi!

Ama ben yine de insanın düşmanına benzeme gibi bir mecburiyetinin olmadığını düşünüyorum!

Yanılsam da böyle düşünüyorum!

Yanlış düşünme diye bir hak varsa, onu şimdi kullanıyorum!

 

***

 

-Tarihsel derinliği olan bir milletin kimliğinin olmazsa olmazı olan “hukuk ve adalet”i iç düzeninde kuramayan ve bunun için bir maddelik kanun yazacak âlimi yetiştiremeyen…

-1839’dan beri sayısını unuttuğumuz, en az yüz bin, hatta daha fazla kanun maddesini ve usulünü Batı’dan tercüme eden…

-Son olarak AB uyum yasaları diye hukuk külliyatını “Evet” butonuna basarak yasalaştıran…

-Halkına dış borçsuz bir ekonomik düzen kuramayan…

-Rüşveti ve yolsuzluğu önleyemeyen…

-Kullandığı teknolojiyi ithal eden…

-Çağdaş bilim diye her ne var ise onu da Batı’dan alan…

Yaşasın kalkınıyoruz!”

Çok büyüdük!”

Dünya bizi kıskanıyor!..  deyip yatırımlar için Batı’dan borç alan sanki bizler değilmişiz gibi yeri göğü inletiyoruz!   

Kahrolsun faşistler, diye!

Akıllı olalım; biz bu kafayla Hollanda’sız yapamaz!

Almanya’sız da, AB’siz, ABD’siz de yapamayız…  

Utanmadan ve de sıkılmadan söyleyelim;

Rusya’sız da yapamayız, İsrail’siz de!...  

 

***

 

Suudi Arabistan, İran, Irak, Suriye, Yemen’siz… yapabilir miyiz?!

Yapabiliriz!   

Müslümanların yaşadığı 53 ülke olmadan yapabiliriz!

Petrolün dışında, Müslüman ülkelere ihtiyacımız yok! Sahte dostluklara ise hiç yok!

Petrolü Müslüman olmayan devletlerden de alabiliriz!

 

Aklımızı yitirmediysek…

Kalan üç kuruşluk aklımız da başımızda ise lütfen bunu da;

Kimin dost kimin düşman,

Kimin akıllı kimin ahmak,

Kimin iyi ortak kimin de kurnaz partner… olduğu hususunda kullanalım!

 

***

 

Vakti saati ayarlı birilerinin kabarttığı ayranımızla kritik kararlar almayalım!

Dünya âlemin huzurunda bir Müslümandan beklenen serinkanlılığı, feraseti, basireti gösterelim!

Sokaklarda hak aramak kime yakışıyorsa, bırakalım onlar aramaya devam etsinler!

Bundan çok daha önemli sorunlarımızı çözememişken Batı’ya posta koymak, bilelim ki Batı’ya olan bağımlılığımızı daha onursuz düzeye indirecek!

Bunu görmek için filozof olmaya gerek yok!

250 yıldan beri, üç kıtaya yayılmış Osmanlı İmparatorluğu’nda ve günümüz Türkiye’sinde, bir âlim çıkıp da Allah billah aşkına bir kanun maddesi yazamamışsa…

Kur’an’a, hadislere, fıkha, usule… bütün İslâmî ilimlere rağmen Batı’dan kanun tercüme edilirken şerefi ve haysiyetiyle “Ben bu sarığın hakkını veremedim!” deyip başındakini söküp duvara asmamışsa…

Kara cübbesini çıkarıp gardırobuna koymamışsa…   

Neye ve kime, hangi gerekçelerle kızıyoruz!

Neden bu kadar kolay provoke oluyoruz!  

 

***

 

Her ülkenin kendine göre sorunları var. Yabancı düşmanlığından beslenen politikacılar ve partiler var. Birileri sandığı provoke edip oyunu artırmak için seçmenlerinin yaşamını ve onurunu sorumsuzca riske atabilir.

Güçlü bir devlet geleneği olan bizlerin, yurt içi ve dışı dengeleri gözeterek hareket etmesi gerekir.

Unutmayalım ki, bu gerilim uzun sürerse en büyük zararı Avrupa’daki Türkler görecek, sonra da Türkiye’deki Türkler.

Türk televizyonlar ve internet siteleri Avrupa’da izlenebiliyorsa sorun yok demektir.

Özellikle Bakan Kaya Hanımefendinin vereceği mesaj çok önemli ise bunu TRT’de canlı yayında verebilir, hem Türkiye hem de bütün dünya aynı anda dinleyip ikna olabilir. Bu fırsat hala kaçmış değil. 

Bunu açıkça yazmakta yarar var; ben derim ki Batı’ya ihtiyacımız var, bunu görelim!

Hayır, yok!” diyen varsa diyorum ki;

Diyanet; 130.000 personeli ile Türkiye’nin Batı’ya olan ihtiyacını karşılama düzeyine geldi de bizim mi haberimiz olmadı?

Sayısı yüzü geçen İlahiyat Fakülteleri, Türkiye’yi muasır medeniyetin fevkine çıkaracak buluşlar yaptı da ona mı güvenmiyoruz?

Yoksa nice tarikat ve cemaatimiz her gün yeni buluşlar yapıyor da bunları bizlerle mi paylaşmıyorlar? 

Yooo!

Böyle bir gelişme de yok! 

O zaman şükürler olsun ki diyelim, ihtiyaç duyduğumuz yasa, teknoloji, borç para, bilim… alabildiğimiz, işsizlerimizi çalışmaya gönderebildiğimiz… Hollanda, Almanya, AB, ABD… var!

Daha ne istiyoruz Allah’tan?!

Anlamıyorum ki?!

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Lombak 15 Mart 2017 Çarşamba 15:53

İlginç bir bağımlılık sentezi. Bence Karşılıklı çıkar çerçevesinde her ülkeyle anlaşırız. Ticaret de yaparız. Sorun yok. Avrupa'nın herşeyin önüne siyasi kriter çıkartması, klasik eşit düzeyde müzakereler yapmayı engelliyor. Öyleyse önce komşularla anlaşmalıyız. Suriye ile iyi bir ticaretimiz vardı. 1980lerde Irakla iyi bir ticaret mevcuttu. Neden yine olmasın? Mesafe kısa, maliyetler ucuz? Neden Almanya ile olmasın mesela? Gerçekçi hesap yapan uzmanlar söylüyor. Onlar 4 dolarlık malı sana satıyor. Sen onlara 50 sentlik mal satıyorsun. Sonuç cari açıktaki artış. Sonra sıcak parayla cari açığı dengelemeye çalışıyorsun. Demek ki, yakın coğrafya ve bizden daha düşük teknoloji kullanan ülkelere yönelmek hedef olmalı. Geçen yıl başka bir stratejik hatanın bedelini ödedik. Rus uçağını düşürdük Rus turist gelmedi, tarım darbe yedi. Peki güney sahillerimiz neden %75 oranında SADECE Rus turiste bağlanmış? Sorgulama yapıldı mı? hayır. Turist çeşitlendirmesine gidildi mi? Hayır. Yine kolayına kaçıldı. Gittik özür diledik. Turist akışını çözdük. Çözüm palyatif. Yarın Rusya ile kriz çıksın, yine aynı sorunu yaşayacağız. Bence biz stratejilerimizi ve komşularla ilişkileri çözelim. Bir de üretim ekonomisine geçelim. Çok daha rahat ve müreffeh bir ülkede yaşayacağımıza eminim. Avrupa ülkelerinde de soydaşlarımız, vatandaşlarımız orada ayakta kalmayı başarmış cesur, girişimci insanlar. Oranın sistemini, dilini biliyorlar. Onlarla da her zaman iyi ilişkiler içinde oluruz. AKP'nin yarattığı bu kriz ise sadece referandum endeksli bence. Hava kabarcığı. Yarın, değil öbür gün patlayıp gidecek.

Yorumu oyla      12      2  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Serdar DEĞİRMENCİ
Serdar DEĞİRMENCİ
Sözcü
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Ormanda yangın çıkarsa…
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Hey dönerci...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Akıl fukara olduğu zaman dil ukela olur!
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Sevgili Bekir Coşkun anısına
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Altın adam
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Siyasi haller
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Gogol’un paltosu
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Peynir, neden bu kadar pahalı?
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Sus… Sustukça sıra sana gelecek!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva