İzmir'in üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. 'Körfez 2' kabusu çökmüş 8 bin yıllık inci, Körfez kentinin üzerine … Üstelik kulüp başkanı da içeride…
Biraz iyi haberler gerek yani. Hem camiaya hem de kente… Bunun en kestirme adresi de kitlelerinin moral kaynağı vazgeçilmez tutkusu futbol…
'Bir galibiyet ne getirir ki?'
Umut getirir… Asılan yüzlere minik bir tebessüm getirir… Hayat pahalılığını, karı – koca dırdırını, her geçen gün artan vergileri, parayı verenin vatan uğruna can verenleri, ya da sakat kalanları 'keriz' yerine koymasını bir an olsun unutturur. İzmir'in hiç olmazsa futbolda dibe vurmadığını söylettirir. Lider de olsa, arkasındaki rüzgar ne kadar kuvvetli de esse, İzmir'in kolay lokma olmadığını dosta düşmana belletir …
Bu 'ahval ve şerait içinde' sadece üç direğin arasından topu geçirmek değildir önemli olan…
Ama tüm bunları düşünecek, forma için, camia için, ötesi kent için; bir tarafını yırtacak anlayış nerede?
Daha maçın 13. dakikası beş kişinin içinden hazret topu ağlara yolluyor. Korner atılıyor, kaleci kalabalığın arasında kaybolmuş, ama kalesinde yok. Çizgiden çıkarıyorlar. Haydaaa defansa çarpan top ağlarda… Bu kadar ucuz mu yani?
Yetmiyor 8 dakika sonrası… Bu kez elin arabı (*) elini kolunu sallayarak ceza sahasına dalıyor. Farkı ikiye çıkarıyor. Bizim Araplar bakıyor. Biri sahada, diğeri 18'de bile yok…
Öbür goller de komedi… Adamlar onca savunmacının arasından tabelayı önce üçe sonra dörde yükseltiyor…
Ondan sonra değil 2 tane, 10 tane atsan hikaye… Sezon başından beri acılarından süzüp, koruk şerbeti yapıp içen taraftar da hüznünü kalbine gömüyor, sessizce stadı terk ediyor. Kilometrelerce yol katedip , Türkiye'nin dört bir yanında takımın yalnız bırakmayan, bu uğurda canlar veren tribün çilekeşleri üçüncü golden sonra Alsancak'tan uzuyor, ufaktan…. Liderle – sezon başının şampiyon adayı arasındaki futbol yalnız oynanıyor.
Alsancak'ın 'sarı – yeşil' çimleri, giderek siyaha dönüşürken Kaf Kaf'ın üzerine de kara bulutlar çöküyor.
Teknik adamdan yine beylik açıklamalar…
Bir tribün bestesi gibi… Caddelerde rüzgar, aklımda aşk var… Gece yarısında taraftar… Şarkı söylüyorlar, sessiz, usulca… Yüzüncü yılda, özlenen şampiyonluk şimdi çok uzaklarda
Damı akan, ışıkları yanmayan emektar Alsancak'ın tribünleri yavaş yavaş ıssızlığa bürünürken, salt Karşıyaka değil, tekmil İzmir futbolunun son durumunu en acı gerçeği ile ortaya koyuyor, soğuk, puslu, kirli kasım akşamında.
İşte yüz yıllık Karşıyaka…. 10 puanla 14. sırada… Üç yıl sonra yüzyılı geride bırakacak, ebedi puan cetvelinin en eskilerinden Altay 2. Lig'de ve ite kaka gidiyor. Göztepe'de un var, yağ var, şeker var, helva yok. 'Marka' kadro altı hafta sonra kazanıp güç bela 13. sırayı alıyor. Yani onların da diğerlerinden kalır yeri yok.
Altınordu maçlarını yıkılmayı bekleyen 'Buca İlçe Tarlası'nda oynuyor. Devre arasında görevliler ayaklarıyla zemini düzeltiyor. Skor tabelası soluk üç beş tahta parçasından ibaret … Kol saatinden zaman kontrol ediliyor, 60'lı – 70'li yıllardaki gibi… 20 binlik, 50 binlik, kah kuzey aksı – kah güney aksı… 'Moderin Stad' vaadleri kulaklarımızda çınlıyor.
Öyle ya da böyle… Maç yapacak yeri buluyor ama, 100'üne merdiven dayayan Cumhuriyet'le yaşıt Altınordu'nun, İdman yapacak sahası da yok. Altınordu kaderine terkedilmiş, yapayalnız…
İzmirspor amatörde… Her hafta biri kaçıyor, takımdan, parasızlıktan… Satılıp, çatır çatır parası yenen, onlarca dairenin ardından ellerinde kalan iki – üç halı sahanın da yıllar sonra kaçak olduğu fark ediliyor ve tek sermaye altyapının, çocuklarının çalıştığı halı sahaların kapısına mühür vuruluyor.
Bir önceki Federasyon'un adres hanesinde 'İzmir ' yazıyor…
En tepesinden, MHK'sine kadar. Ama Süper Lig'den, Bank Asya'dan kurban veriyor İzmir. Altınordu play off'tan çıkıyor. Kimsenin kılı kıpardamıyor.
Dahası liglerin her kademesinde İzmirli futbolcudan geçilmiyor. Yetişen kaçıyor. Kızamıyorsun, çünkü haklılar… İstanbul'un varoş semtlerinde, Anadolu'nun değişik yerlerinde futbola yatırım var, hareket var, bereket var, başarı öyküleri var.
Ne var ki, yüz küsur yıl önce, Bornova'da futbolun ilk oynandığı kent İzmir, her alanda olduğu gibi futbolda da yalnızlığın pençesinde…
Futbolun yüzyıllık yalnızlığı bu…
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
(*) Önemli açıklama… 'Arap' kelimesi, kesinlikle, her zaman lanet okuduğumuz ırkçı amaçlara hizmet etmemektedir, salt eski bir Anadolu özdeyişi olarak kullanılmıştır.