Arap'ıydı, Avrupa'sıydı derken dünya karıştı. Ülke de öyle. İnsanların kafası zaten karışık... Ak Parti bile karıştı da Allahtan çabuk toparlandı. Lakin bu 'Yeni CHP' hepsinden daha karışık! Eski bildiğimiz, sevdiğimiz ve inandığımız CHP'yi ele alıp/ele geçirip genleriyle oynayan ve demokratik tüzük, ön seçim, çarşaf liste gibi hepsi birbirinden şirin vaatler ile örgüt tabanının gönlünü hoş eden, gözünü boyayan bu hakim yapı şimdilerde iyice köşeye sıkıştı. Parti Meclisinde ateşlenen tüzük tartışmaları, 'Demokratik Tüzük' nidalarıyla göreve gelen/getirilen Kılıçdaroğlu'nun başını yiyecek gibi duruyor.
E, 'Adamak kolay ödemek güç' diye boşuna dememişler. Laf, söz de bir yere kadar değil mi? CHP'de hesap zamanı geldi çattı! Ne var ki; Yeni CHP'den umudu kesenler yeniden CHP demeye başladılar bile...
Ne olduğu belirsiz bir kaset skandalı ile sarsılan ve zor günler geçiren CHP'de 'Gandi' lakabıyla birdenbire siyaset sahnesindeki yerini alan Kılıçdaroğlu bana Şener Şen'in seslendirdiği Tipi Tip isimli çizgi film karakterini anımsatıyor. Bilmem sizde hatırlar mısınız? Tipi Tip; uzun burunlu, büyük gözlüklü, papyonlu, yuvarlak şapkalı, sevimli ve neşeli bir çizgi kahramanıdır. Şüphesiz Kılıçdaroğlu'da Tipi Tip gibi sevimli ve neşelidir. Fakat Tipi Tip aynı zamanda her işi elini yüzüne bulaştıran beceriksiz bir aile çocuğudur. Kılıçdaroğlu'nun Tipi Tip'e bu yönüyle benzeyip benzemediğinin takdiri de siz değerli okuyucularıma kalsın.
Bir yılı aşkın bir süredir elinde fırsat olmasına rağmen yerine getirmediği demokratik tüzük, ön seçim ve çarşaf liste vaatleri bir yana; referandumda herkesten 'Hayır' oyu isteyip kendisi oy kullanmadı. Yine aynı şekilde tutuklu vekillerimiz meclise gelinceye kadar yemin etmeyeceğiz demişse de yemin ederek bizi hiç şaşırtmadı. Türban, genel af, dersim derken Kılıçdaroğlu bana öyle geliyor ki örgüt tabanındaki kredisini tüketti.
O'na kredisi sonsuz kişiler ise varlığını en çokta koltuğunu Kılıçdaroğlu'na borçlu olanlardır. İla nihayet böylesi önemli görevlere gelemeyecek insanlar bana göre Kılıçdaroğlu'nu her daim alkışlayıp haklı bularak bizzat işgal ettikleri o makamın zekatını ödüyor.
Başbakan'a karşı açılması istenen, diretilen tazminat davası ile ilgili olarak Kılıçdaroğlu'na itiraz eden belediye başkanlarının bu dik duruşları anlamlıdır. Bu olayda partinin babası durumundaki Kılıçdaroğlu evlatları diyebileceğimiz belediye başkanlarını kavgaya sokmak isteyerek bana göre hiçte iyi yapmamıştır. İyi bir baba evlatlarını kavgadan uzak tutan ve gerekirse evlatları için tek başına savaşandır.
Önünü arkasını düşünmeden büyük laflar etmek kimseye fayda getirmiyor. Allah aşkına soruyorum: Göreve geldiği günden bu yana gaflarına, geri adımlarına (ki birçoğu buna çark diyor) tahammül ettiğimiz Kılıçdaroğlu'nun, 'Parası olan var, olmayan var' diyerek dün reddettiği bedelliyi bugün jet hızıyla meclisten geçiren Başbakan'dan ne farkı var?
Bir tane 'Zübük' var derken iki oldu. Birini zaten biliyorsunuz. Yolsuzluk ve yoksulluğun en çok da adaletsizliğin baş müsebbibi muhteremin adını bile zikretmek ne yazık ki tehlikeli! Tehlikeli olduğu kadar yasak da… Biri ise yeni yeni yetişiyor. Aralarındaki tek fark şu; biri halkı kandırıyor diğeri örgütünü… Türk Edebiyat Tarihi'nde toplumu ve de çürük yapısını en güzel hicveden yapıt olduğunu düşündüğüm Zübük; insanların zaaflarından yararlanır. İşte tam bu noktada yazımı Zübükzade İbraaam Beyi canlandıran Kemal Sunal'ın 'Zübük' filmindeki o anlamlı repliğine yer vererek bitirmek istiyorum
'Aslında hepimiz birer Zübüğüz, Zübük olmaya zorlanmışız. Zübüklerden kurtulmanın tek yolu önce dönüp kendimize bakmak, kendi Zübüklüğümüzden kurtulmaya çalışmaktır.'