Bir ülkede eğer kadın girişimci sayısı az ise, o ülkenin aslında fakirleştiğini biliyor muydunuz?; Gayri Safi Milli Hasılası yüksek olan ülkelerde, kadınların iş hayatında daha aktif olduğunu duymuş muydunuz?; Gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasındaki en önemli farklardan birinin 'fonlara ve bilgiye erişim' konusu olduğunu tahmin eder miydiniz?; Bir ülkenin özgürleşmesi, tamamen kadınlara bağlı aslında…

Kadınların önemli özellikleri arasında birkaç işi bir arada 'yapabilme becerileri'… Bir yandan yemek yaparken, telefonla konuşabilen, bir yandan televizyondaki dizisini seyredebilen nadir varlıklardan birisi. Bu nedenle erkek yöneticilerden kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Kadınlar ilerleyen yaşlarda girişimcilik konusunda 'risk' alıyorlar, erkekler ise genç yaşlarda… Evli kadınlar 35 yaşından sonra 'girişimci' olmayı tercih ederlerken, erkekler tam tersine, yine genç yaşlarda.. İşin gerçeği kadın ve erkeği birbirinden ayırt etmeye neden çalışırız bir türlü anlayamam. Her iki cinsin 'farklılık ve zenginliklerini' anlatmaya çalışmak bana daha zevkli gelir. Çünkü, olaylara bu şekilde baktığımızda, 'fırsat eşitliğini' sağlamak adına, çok önemli girişimlerde bulunmuş oluruz..

16-17 Mayıs tarihleri arasında Çorum'daydım. 1.Uluslararası Kadın Girişimciler Çalıştayı'na çağrıldığımda, sorunlara çözüm bulmada katkım olabileceğine inanarak heyecanla gittim. Bu çalıştayın önemli bir farkı, bir doğu ilinde olmasının yanında, burada doğu yöresinden gelen girişimci kadınların da bulunmasıydı. Gerçekten doğu ve batı illeri arasındaki farklılıkları çok detaylı olmasa da, dinleme ve görme imkanım oldu. Hatta Kayseri'den bir hanım: 'Hocam, bizim buralarda halen dişlerini fırçalamayan, tırnaklarını kesmeyen kişiler var' dediğinde, daha yapılacak çok işlerin bizi beklediğini tekrardan fark ettim.

Bu toplantıda kadın girişimcilerin yanında, doğu illerindeki üniversitelerdeki erkek akademisyenlerde vardı. Hocalarımızın konuya bakış açısı, aslında olaylara daha objektif bakmama da yardımcı oldu. Örneğin, doğuda yaşayan kadınlar, 'girişimci' olmasa bile, her hangi bir iş yerinde çalışmasını:'kabuklarını kırma' ifadesi ile yorumlayan Prof. Dr. Fatih Karcıoğlu: 'komşularından farklı görünmeyi, red edilmeyi, boşanmayı' göze alan kadınların artık doğuda da çok arttığını söyledi. Hatta; 'Cam tavan kırıldı' sözleriyle, şakacı bir ifadeyle: 'erkekler aleyhine sertleşti' bile dedi.

Cam Tavan Sendromu
, aile yaşamının zarar göreceği ve yükselemeyeceği endişesine kapılan kadınların yaşadıkları önemli bir olgu... Bu kavramı yıllar önce kullanmaya başladığımda, kadının gücünü artık görmek istediğimi yazmıştım. Ancak şimdi bakıyorum da, 'kol gücünün' artık önemini kaybettiği, 'bilginin ve bilgiyi saklamanın' günümüz şartlarında daha önemli görebiliyorum. Yeni yüzyılın arzu edilen rollerini üstlenen kadınların, bu dönüşümde daha aktif olduklarını görmek sevindirici gerçekten …

Girişimcilik sadece sosyo-ekonomik bir anlayışı açıklamıyor. Bu kavramın kendine ait estetik ve artistik bir sermayesi var. Picasso, bu açıdan müthiş bir girişimci. Mozart'da aynı şekilde eserlerine bir katma değer koyan bir sanatçı.. Burada 'yetenekler' çok önemli. Bu da 'cesaret sermayesi'nin ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

'Kadın girişimciler' nasıl cesaretli olabilirler? Kendilerini engellemeye çalışan ve başarılı olmalarını engelleyen o kadar çok engel var ki… Hatta bu çalıştay'da: 'Başarılı bir erkeğin arkasında, eşi vardır derken. Tam tersine, başarılı bir kadının arkasında onu engellemeye çalışan bir erkek vardır' sözünü ilk defa duymuş, düşünmüş ve hak da vermiştim. Çünkü çalışan kadınların en önemli sorunları arasında 'iş-aile-eş' arasındaki dengesizlik olduğunu geçmiş yıllarda yapmış olduğum araştırmalar sırasında tespit etmiştim.

Konferans Programında, iki panel ve iki çalıştay vardı. Çalıştay başlıkları önceden belirlenmişti ve konunun uzmanları tarafından ele alınacaktı. Kısacası,' mektepliler' ve 'alaylılar' bir aradaydı. Zihinsel ve kültürel dönüşümde, teoriyi ve pratiği birleştirerek, sorunlara çözüm bulmaya kararlı herkes...

Kadın girişimciliğini engellendiği düşünülen bazı başlıklar ise çözüm bekleyen çalıştayın konuları arasındaydı. Kadın girişimciliğinin neden gelişmediği; kadın girişimciliğine yönelik bir SWOT analizi; kadın girişimcilerin temel sorunlarına ekonomik yönden genel bakış 'çözüm tepsisi'nde önerilerini bekliyordu.

Kadın girişimcileri 'mikro ve makro' açıdan etkileyen genel beş başlık arasında: Kadınlara karşı 'geleneksel rol algısı'; finansal sorunlar; iş ve aile arasındaki çatışmalar; paydaşların kadına bakış açısı ve genel eğitim sistemimizdeki yanlışlıklar bulunmaktaydı. Şüphesiz bu sorunlar bilinen sorunlardı. Problemin çözümü ise, bu çalıştaydan çıkan sonuçlarla şekillenecekti. Örneğin; kadınların toplum tarafından kabul gören 'kadınlık ve annelik rolü'nü nasıl değiştirebiliriz sorusuna bulunan çözüm öneri oldukça dikkat çekiciydi.

Hepimizin bildiği gibi şu günlerde televizyonlarda 'kamu spotları' oldukça izleyenlerin dikkatini çekmeye başladı. Kadının toplum içindeki rolünü sadece annelik ve ev kadınlığı ile değerlendirmemek gerekiyor. Ülkemizin bütün yörelerinde bu yeni düşünce kalıbını yaygınlaştırmak için, çeşitli kurumlardan destek almak gerekiyor. Tarım Bakanlığı, kooperatifler aracılığı ile kadın-erkek arasındaki eşitsizliği düzenlemekle görevli olabilmelidir. Diyanet İşleri, özellikle cuma günlerinde camilerde 'imamların' bilinçli ve yol gösterici konuşmalar yapmalarını teşvik edebilmelidir. Köy kahvelerinde yapılan sohbetler, televizyon dizilerinde bu konuda yapılan görsel uyarılar, çocuklara daha küçüklüklerinden itibaren seyrettirilen 'çizgi filmler', tabuların yıkılmasına yardımcı olacaktır.

Eğer girişimcilik konusunda kalıcı çözümler aranıyorsa, konuya bir de 'eğitim sistemini' gözden geçirerek yorumlamak gerekiyor. Çocukların duygu, düşünce sistemlerine ulaşmak bu konuda çok önemli. Bunun için ise, tek çözüm anne ve baba eğitimlerine yönelik olmalı… Kadın ve erkek, evlendiklerinde öncelikle 'aile' olmayı öğreten eğitimler, çocuk sahibi olmadan önce de 'iyi anne ve baba' olma eğitimi almaları zorunlu olmalıdır.

Bahsedilen bu çözümler genellikle okul öncesi çağa yöneliktir. Okul döneminde ise, ilkokullarda kız ve erkek çocukları 'girişim' yapmaya özendirmek gerekiyor. Bu konuda 'fabrika ziyaretleri' küçük beyinlerin üretimle, angaje olmasına yardımcı olacaktır. Avrupa'da ve Amerika'da, çok küçük çocukların kapı kapı gezerek ellerindeki pasta ve kurabiyeleri sattıkları bilenen hikayelerdir.

Son olarak'melek yatırımcılar'dan bahsetmek gerekiyor. Kadın girişimciler için, melek yatırımcılar, doğal bir mentor.. Cesaret sermayesinin en vazgeçilmez faktörü aslında… Ancak ilginç olanı şu ki, bu konuda ülkemizde kadın girişimciler bile bu tür yatırımların yapıldığından habersiz.. Halen, üniversiteler ile girişimciler arasında önemli bir köprü oluşturulamadı. Çalışan kadınlara sunulan haklar, aynı zamanda girişimci kadınlara sunulamadı. Kadınların çalışma hayatını etkileyen 'çalışma saatleri' bütün girişimci kadınların 'aile, eş, iş' üçgeninde kaldıkları gösteren büyük bir girdap… Böyle olunca da, sadece toplumun kadınlara olan bakış açısını yeniden sorgulayıncaya kadar planlı ve düzenli işlerin yapılmasının ne kadar gerekli olduğu çalıştay sonucunda bir kez daha ortaya çıktı.

Neden girişimcilik konusunda yeterli başarılara ulaşamamış olmamızı sorgulamak gerekiyor. Bunun en önemli nedenleri arasında; bilgi kirliliği var. Her kurum aynı aktiviteyi yapıyordu. Sonunda '….mış gibi yapılan eğitimler'yardımıyla büyük adımlar atamıyoruz. Böylelikle, girişimciliği geliştirme ve ülke çağında geliştirmek için, daha titiz ve dikkatli çözümler bulunmaya çalışmak gerekiyor.