Statükoculuk, yani mevcut durumu koruma istemi, bütün toplumlarda yaygındır. Newton’un eylemsizlik kanununun topluma uygulanmasından başka bir şey değildir. Eylemsizlik kanununa göre “her cisim kendi konumunu devam ettirmek ister ta ki, üzerine dengelenmemiş bir kuvvet uygulana kadar”. Kuvvet uygulandığında cisim hareket eder.
Bu kanunu topluma uyarladığımızda her toplum statükocudur ta ki bir lider çıkıp onu değişime ikna edene kadar. Toplumdaki statükoyu, kanunlar, kararlar, yönetmelikler, tebliğler ve de etik kurallar belirler. Bunların çok olması toplumun hareket kabiliyetlerini sınırlar. Bu düşünce tarzıdır ki, anayasamızın kısa ve öz olması, yapılabilecekleri değil yasakların sınırlarını vermesi istenmelidir. Anayasa metnini ne kadar uzatırsanız kendi içindeki tutarsız olma ihtimalini o kadar artırırsınız. Seksenli yıllarda özelleştirme çok zor siyasi şartlarda başlatıldı, hala tamamlanamadı. Bu siyasal iktidarların beceriksizliğinden değil, anayasanın engel hükümlerinden kaynaklandı.
Ülkemizde, diğer toplumlara göre daha çok kanun, karar ve yönetmelikler var. Bu durum biraz da imparatorluktan gelen mevzuatın çokluğundan da kaynaklanıyor. Bugün “Japonlar bunu da yaptılar” diye bir haber okudum. Ne yapmışlar, viyadükleri gökdelenler arasından geçirmişler. Ne de güzel yapmışlar. Bilim ve tekniği kullanarak bunlar neden yapılmasın. Japonlar, inşaat alanında statükoyu hep aşmışlardır. Bir de bize bakın, yüzyılı aşkın çatı eğimi %33’ün altındadır diye imar yönetmeliğimizde bir hüküm var. Niye %33 neden %60 değil neden %15 değil bilen yok. Birileri, bu oranı Marsilya kiremitlerinin bağlanmalarının mümkün olmadığı, hafif çatı örtüleri yokken koymuş. Bu oranı yıllardır kimse sorgulayamıyor. Bu oranı aşan kişiye de kabahatler kanununa göre hapis cezası yazılmış. Böylece statüko güçlendirilmiş. İsteğimiz ne ee sosyal eşitlilik, farklı çatı eğimleri olursa, insanlar arasında ayırımcılık yapılmış olur saplantısı bizlerde çok yaygın. Halbuki çatı eğimleri, yeni imkanlara göre büyütülebilse, çatı araları pislik yuvası ve farelerin yaşam yeri olmaktan kurtulacak.
İşte statüko tartışılması düşünülemez dahi olan mevzuat hazretleri ile böyle korunuyor. Sakın farklı bir şey yapma, yaparsan bize zarar vermese de biz sana zarar veririz anlayışı.
Japonya da nede güzel olmuş, viyadük gökdelenin içinden geçiyor, sanki uzaya yolculuk algısı doğuruyor. Yapı sanatında statüko dışında yapılaşma imkanı beklentisi ile.