Milyonlarca insan iki kere ölüyor bu memlekette…
Gazların, kimyasal suların, plastik mermilerin zulmünü tekrar tekrar anlatmaya gerek yok… Ama bir de o yalanlar, alkış tutanların kötü adam kahkahaları yok mu? Soluksuz, masum, haklı karınlara sokulan bıçağın bir de içeride çevrilmesi gibi!
Otelin içinde yaralılara saldıran, yaralıları tedavi eden doktorları, savunan avukatları tutuklayan bir zihniyet geri adım çizgisini çoktan geçmiş, insanlık forması çıkarmıştır. Yeniden giymesi beklenemez, eyvallah… Ama artık şu yalanları, alay eder gibi 'öldürürken güldüren' söylemleri, 'yüzde 50'yi elde tutmak için kaybetme korkusuyla ortaya atılan absürt iddiaları bir kenara bırakın bari…
Çünkü milyonlarca insan iki kere ölüyor bu memlekette!
Başka bir dünya isteyenlerin harikalar diyarı Gezi, çocukların doya doya resim yaptıkları günün akşamı hunharca dağıtıldıktan sonra vahşetin ardından geriye 'yüzlerce prezervatif' yalanları kaldı mı bir kez daha ölüyor insanlar bu memlekette! (Diyelim ki seviştiler, gerizekalı çünkü insanlar seviştikçe çadırda biriktiriyor!)
Polis kurşunuyla ölen Ethem'in cenazesine polis müdahale edince, 'Bırakın oğlumun yanına gideyim' çığlığını duydukça bir kez daha ölüyor insanlar bu memlekette!
İki aydır evlerin içi dahil gazlarla saldırılan Beşiktaş'ta semtin onuru Çarşı'nın kurucu 'abisi', 20 gündür herkesi sakinleştirmek için uyku yüzü görmeyen, zarar gören esnaf için yardım çağrıları yapan, 'kapalı'da sağduyu denince ilk akla gelen isim olan Cem Yakışkan, 22 kardeşiyle birlikte suç örgütü kurmaktan gözaltına alınınca bir kez daha ölüyor insanlar bu memlekette!
Bir Twitter romantiği Vali Hüseyin Avni Mutlu kara gecelerde her konuştuğunda bir kez daha ölüyor insanlar bu memlekette!
Goebbles'in yalan sistematiği 'büyüye-büyüye' işledikçe, yara sararken 'camide içki içildi, başörtülü kadına saldırıldı' saçmalıkları kulaklarda çınlayınca bir kez daha ölüyor insanlar bu memlekette! (Yalanların görüntüsü yok hala ama biz bir polisin başörtülü bir teyzeyi sürükleyişini gözlerimizle gördük)
Saymaya devam etmek ayrı bir zulüm… Özeti şu ki zulmeden zekanın seviyesi bir kez daha öldürüyor insanları bu memlekette! O yüzden ve bu şiddeti durdurmak gibi bir niyet olmadığına göre süslemeyin yeter! Sade bir zulüm kafi!
Zaten bu ülkede insanlık haklı olduğu her gün mağlup… Daha güzel yenilmek için uyanıyor her gün… Bari soktuğunuz bıçağı içerde çevirmeyin artık!
Ve bir de özel bir not… Cumartesi akşamı Gezi Parkı'ndaki halka çoluk-çocuk demeden gaz bombaları atılırken Twitter'dan 'Şu an canım hiç 'Gez'mek istemiyor..:)' mesajını atan AK Parti İzmir Milletvekili Aydın Şengül; eğer o mesajı danışmanınız atmadıysa, saçma-sapan seçim sistemi ve demokrasi ayıbı yüzde 10 barajı nedeniyle AK Parti'ye oy atmasam da mecliste beni de temsil ettiğiniz için kendimden utanıyorum!
Umarım bu mesaj sonrası Başbakan Erdoğan sizi daha çok sevmeye başlamıştır ve işlediğiniz günahın ödülünü almışsınızdır.
Brecht 21.yüzyılda da yaşıyor… Bilmem anlatabiliyor mu?
Haksızlığa karşı savaşanlar
Yaralı yüzlerini gösterdiklerinde
Dayanamazlar buna
Savaşa katılmamış olanlar
Neden yakınıyorsunuz, diye sorarlar
Sizdiniz hukuksuzla savaşan.
Şimdi yenildiniz ya işte
Susun öyleyse!
Savaşa girişenler derler yenilmeyi bilmeli
Kaba kuvvetle yola çıkanın
Yoktur hakkı kaba kuvveti suçlamaya
Ey siz, güven içinde olan dostlar
Nedendir bu düşmanlığınız?
Haksızlık düşmanlarını siz de mi düşman görüyorsunuz yani kendinize?
Haksızlığı haklı kılmaz
Onunla savaşanları yenik düşmesi
Çünkü yenilgilerimiz
Bizlerin, alçaklıkla savaşanların
Sayıca azlığımızı kanıtlar yalnızca
Ve seyirci kalanlardan tek beklediğimiz
Utanç duymalarıdır hiç olmazsa