Fransız Senatosunda 1915 Ermeni Soykırımı da dahil olmak üzere AB ve Fransa'nın tanıdığı tüm soykırımları inkar edenlere para ve hapis cezası öngören tasarının yasalaşmasıyla birlikte Türkiye'nin Fransa'ya karşı sekiz aşamalı bir tedbir paketi hayata geçireceğini bizzat Başbakan açıklamıştı.
Hayata geçirilmesi planlanan tedbir paketinde; Büyükelçinin geri çağrılmasından, askeri, ekonomik ve siyasi birçok şey var.
Yine Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarıyla, yaptırımların etap etap uygulamaya sokulacağını ve hiçbir geri adım atmadan uygulanacağını öğrendik.
Biliyoruz ki Sarkozy'nin Ermeni sevdası oy endeksli. Peki, hükümetin çıkışı? Açıklanan tedbirler 'hiçbir geri adım atmadan' uygulanabilecek şeyler mi?
60 senatörün konuyu anayasa mahkemesine taşıması belki sağlanabilir ancak büyük bölümü ekonomik temelli olan tedbirleri Avrupa'nın en önemli ekonomilerinden birine sahip Fransa'ya nasıl uygulayacağız?
Doğrusunu isterseniz sıralanan tedbirlerin tamamının hayata geçirilebilir şeyler olmadığını düşünüyorum. Lakin hamasetle ekonomiyi yan yana düşünmek, elma ile armudun toplamaktan da öte bir şey…
Fransa'nın ihracatında Türkiye'nin payı yüzde 1,3 düzeyindeymiş ve Türkiye'de 524 Fransız sermayeli şirket faaliyet göstermekteymiş. Türkiye'nin ithalat ve ihracatında ise Fransa'nın payı, ortalama yüzde 6 düzeyindeymiş. İthal ettiğimiz Fransız ürünlerinin 2011 yılı sonu itibariyle toplamı yaklaşık 5,8 milyar dolar seviyesinde olup, Türkiye'de otomotivden bankacılığa, gıdadan perakendecilik ve akaryakıta 527 Fransız şirketi bulunmaktaymış.
Yukarıda zikredilen rakamlar, iki ülke ekonomisinin ne denli içi içe olduğunu resmetmiyor mu?
Kaldı ki işin bir de AB'ye üyelik boyutu var. Bir yandan AB'ye girmeye çalışacaksın diğer taraftan birliğin en önemli ülkelerinden birine 'ekonomik savaş' açacaksın!
Hayata geçirilmesi düşünülen tedbirler her ne kadar hükümet planı olsa da, muhalefetin tersine Başbakan Erdoğan'ın sergilediği tavır oldukça sakin. Bunu 'Şu anda hala sabır dönemindeyiz. Sabrediyoruz ve sürecin nasıl şekilleneceğini hep birlikte izliyoruz' dediği açıklamalardan görmek mümkün.
Ortam duygusal temelli tepkilere ev sahipliği yapıyor ancak ekonomik gerçekler de ortada…