Hangi insanlardan mı bahsediyorum. Anlatayım…
Yıl 2007, ısıtma soğutma cihazları ile beyaz eşya sektörünün İzmirli (eski) devi Teba, mali krizden kurtulmak için üç yıldır sürdürdüğü mücadelesinden yenik ayrıldı. Teba iflas etti. Şirketin sahibi Teoman Baygan… Bu şirketi ve sahibini tanımayan İzmirli yoktur sanırım. Ama yine de hatırlatayım.
Türkiye'nin en büyük fırın üreticisi olan Teba, İngiltere gibi birçok ülkeye kendi markasıyla da ihracat yaptı. Teba, Türkiye'nin ABD'deki ilk üretim merkezini de kurarak, NASA, Amerikan Deniz ve Hava Kuvvetleri'ne bile klima santrali sattı. Moskova Parlementosu da Teba'nın klima santrali sattığı yerler arasında yer aldı. 87 ülkeye ihracat yapan Teba, yurtiçinde de yaygın bir bayii ağına ulaştı. Çin'e de farklı bir alanda yatırım yapma kararı alan Baygan, bu ülkede kebap çeşitlerinin satılacağı restoranlar zinciri kurdu.
Ancak, Baygan ve kendisine sonradan katılan 2 kızı tarafından yönetilen Teba, 2001 krizinde yüklü yatırım nedeniyle aldığı darbenin etkisini atlatamadı ve 2003 yılından itibaren zor günler geçirmeye başladı. Mali dengesi bozulan Teba'nın amiral şirketleri hakkında 2007'de iflas kararı verildi. O dönem Teba'nın 85 milyonu finans kuruluşlarına olmak üzere toplam 120 milyon euro borcu olduğu basındaki haberlere de yansıdı. Teba'nın, Teoman Baygan'ın kızları Ayda Baygan İlkel ve Selda Baygan'ın dünyadan aldıkları siparişlerde düşen kur riskini hesaplayamadıkları ve kötü yönetim yüzünden battığı iddia edildi.
Buraya kadar dışarıdan bakıldığında önemli bir şirketin, hem de İzmirli ama dünya çapında önemli işler yapan bir şirketin batışının ne kadar üzücü olduğunu düşünmüştüm/düşünmüşünüzdür.
Ama olayın bir de şirket çalışanları boyutu var. 2008 yılında bana bir duyum geldi. Teba çalışanları iflas verilmeden önce gruplar halinde işten çıkarıldı. Tazminatları, maaş alacakları, primleri yatırılmadı diye… Bu çalışanlar üst düzey yöneticilerden, en alt kademe işçiye kadar pek çok kişiyi kapsıyordu. Aylarca maaş, prim alamayan bu insanların alacağı kişi başına o zamanki parayla milyarları buluyordu. İflastan önce iki yıla yakın bir süre maaş alamayanlar dahi vardı.
İşte dram da burada başlıyordu. Üst düzey yöneticilerin bir şekilde kendini kurtarıp yeni işe girmesi çok zor bir şey değildi. Tabii ki onların alacakları, maaşları düşünülürse işçilere göre daha fazlaydı. Az maaşla çalışan işçinin durumunun çok kötü olacağını düşünmüştüm. Daha sonra bana bu olayı anlatan Teba çalışanlarından birkaç kişiyle buluştum olayın aslını öğrendim ve işçilerle de bir araya gelmek istediğimi söyledim. Ama durumun vahametini soğuk, karın atıştırdığı bir İzmir gününde Cumhuriyet Meydanı'ndan onlarla buluştuğumda anladım. Durumları içler acısıydı.
Hepsi Teoman Baygan'a çok güvendiklerini, krizi atlatacaklarına inandırıldıklarını, onu babaları gibi sevdiklerini söylüyordu. Ama onların da bir hayatı vardı. Her çalışanın biriken alacağı hayatlarının devamı için çok önemliydi. Çoğu borç batağına saplanmış, yaşamları, aile yapıları altüst olmuş, hatta eşlerinden boşananlar bile olmuştu.
Konuştuğum işçiler, yöneticilerin birçoğu da şirketin batmadığını, paraların kaçırıldığını iddia ediyordu. Haklı olarak çok öfkelilerdi ve öfkeleri bir türlü dinmiyordu. O gün oradan kötü duygularla ayrıldım. Ayrıldım ama bir sonraki daha büyük bir buluşma için sözleşerek ayrıldım. Bu sefer ki rotamız Teba'nın Torbalı'daki icradan satılık olan fabrikanın önüydü. Yüzlerce insan o gün çoluğunu, çocuğunu alarak belki cebindeki son parayı yol parasına vererek geldi. Sesini duyurmak, hakkını almak için… Ama nereye başvurdularsa olmadı ve haklarını alamadılar. Alacaklı sadece çalışanlar değildi. Bankalar, en güçlü finans şirketleri bile…
Ardından, Teba'nın borçlu olduğu bankaların şikayetçi olması üzerine, Teba bünyesindeki şirketlerin hesaplarında inceleme başlatıldı. Yapılan inceleme sonunda hazırlanan raporlar ışığında İzmir Cumhuriyet Savcılığı tarafından, Teba'nın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Teoman Baygan, grubun finans işlerini yöneten kızı Ayda Baygan İlkel ve kardeşi Mustafa Remzi Baygan hakkında, 'hileli iflas ve taksirli iflas' suçlarından 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. İddianamede, sanıkların iflas öncesi ve sonrası malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulundukları ve tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet verildiği iddia edildi.
Evet şimdi tekrar soruyorum. O insanlara ne oldu? İş bulabildiler mi, aile hayatları düzene girdi mi, izleri silindi mi, açtıkları davalar sonucu alacağını alabilen oldu mu? Bu yazıyı okuyan ve her hangi bir gelişme yaşayan varsa bana [email protected] adresinden ulaşabilir…