Bütün sözlerin, bütün yazıların ve bütün isyanların anlamını yitirdiği bu ülkede yaşamanın sancısı o kadar ağır hale geldi ki kolay kolay tarif edilemez...
Sancı dediysem bu herkes için geçerli değil tabi!
Kimler için geçerli değil dersek;
Siyasi iktidara yalakalık yaparak ondan nemalanan kesimler için...
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi ve temel değerleri yerle bir edilirken, camilerin minaresi yerinde durdukça, bundan zerre kadar gocunmayacaklar için...
Mustafa Kemal Atatürk'ün anısı ve açtığı aydınlanma yolu bin bir hakaretle horlansa da cemaat başı, CIA'nin kanatları altında hatim indirip, arada bir de memlekete fetva göndermeyi esirgemediği sürece, kendini bahtiyar hissedenler için...
Gelir dağılımındaki adaletsizlik uçurumları bulduğu halde, eline tutuşturulan makarna, pirinç ve kömür paketleriyle ihya edildiğini zannedenler için...
Demokratik hak ve özgürlükler ile vatandaşın en basit gösteri hakkına bile, ancak faşizan toplumlarda görülen ölçekte gaz bombalarıyla müdahale ediliyor olmasına rağmen, tuttuğu futbol takımı için meydanları doldurup, amigoluk yapmayı özgürlük addedenler için...
Memleket batsa da, yansa da, insanlar terör saldırılarında, maden ocaklarında, çeşitli imkansızlıklar sebebiyle kötü yaşam koşullarında heba olsa da, ihale komisyonculuğu ve kamu arazilerini peşkeş çekme sayesinde yolunu bulmayı sürdüren siyaset erbabı kesimler için...
Boyalı suratlarından botoks, kıçlarından string don eksilmedikçe Atatürk devrimlerinin Türk kadınına kazandırdığı hakların ilelebet daim olacağına ve bir gün İslam şeriatının asla kendisine dokunmayacağına inanan lümpen kadınlarımız için...
Sendikal hakların yokluğunda, Anadolu coğrafyasının doğal zenginlikleri ile ucuz işgücü kaynaklarını sömüre sömüre palazlanan emperyalist uşağı sermayedarlar için...
Ticari şirketleri ve çıkarlarını AKPKK iktidarının hışmına uğratmamak için, büyük Kürdistan ile küçültülmüş Türkiye'ye giden yolları döşemede öncü, mütareke basının patron ve borazanları için...
Bu kadar umarsız ve gamsız karşısında, insan ümidin tazeliğini koruyamıyor bazen.
Yine de ümidi kuvvetli tutacak güzel şeyler de oluyor memleketimde.
Son günlerde ümidimi dirilten en önemli gelişme Milli Merkez'in kuruluşu oldu.
Cesaretim arttı...
Milli Merkez'in ikinci Kurtuluş Savaşımızın Milli Teşkilatı olmasını diliyorum.
Yaşama sancım biraz hafifleyecek bu vesileyle...