Kılıçdaroğlu'nun katılımıyla hafta sonu İzmir Gündoğdu Meydanı'nda gerçekleştirilen 'Cumhuriyet, Demokrasi ve Özgürlük' temalı mitingi Ege Tv'den canlı olarak izledim. Alanda bulunan partili partisiz binlerce kişinin adalet beklentisi ekrandan rahatlıkla seçilebiliyordu. Coşkulu değildi belki ama verilmeye çalışılan mesaj açısından oldukça anlamlıydı.Verilmeye çalışılan diyorum çünkü net ve akla işleyen bir mesaj içerdiğine de maalesef inanmıyorum.
Tabi bu konuda bana katılmayabilirsiniz. Bu tamamen benim görüşüm.
Miting öncesi medyada çevre il başkanlarının mitinge yoğun bir katılım göstereceklerine yönelik açıklamaları yer aldı. Hatta yanlış hatırlamıyorsam; sadece Manisa il başkanı beş bin Manisalının bu mitinge katılacağını beyan etti. Yine aynı şekilde Aydın, Balıkesir, Muğla, Uşak ve Çanakkale il başkanlarının da onar yirmişer otobüslü taahhütleri vardı. Piyangodan çıkan Ankara, Antalya, Gümüşhane ve Bartın CHP örgütlerine ait otobüsler de cabası...
Bahsettiğim bütün bu hareketliliğin merkezi olan miting; katılım açısından gerek referandum gerekse genel seçim esnasında yapılan Kılıçdaroğlu'nun diğer İzmir mitinglerine oranla çok daha zayıf ve sönüktü. Hatta ister inanırsınız ister inanmazsınız ama Aziz Kocaoğlu etkisi olmasa daha da kötü olabilirdi. Kılıçdaroğlu'ndan önce platforma çıkan Kocaoğlu'na gösterilen sevgi seli görülmeye değerdi. Miting boyunca Gündoğdu Meydanı 'Başbakan Kemal' sloganlarından ziyade 'İzmir azizdir, aziz kalacak!' sloganları ile inledi.
Evet, ortada bir adaletsizlik vardı. Kimileri özel araçlarıyla gittikleri sorgulardan elini kolunu sallayıp çıkarken kimileri de sabahın kör vaktinde yaka paça evden alınıp hapse tıkılıyordu. Az veya çok o miting alanında bulunan insanlar işte bu adaletsizliğe tepki göstermek amacındaydı. Fakat Kılıçdaroğlu'nun birçok miting konuşmasına oranla daha uzun süren bu konuşması ne yazık ki alandakileri pek coşturmadı. Kim ne derse desin; Aziz Kocaoğlu'nun Torbalı'da ki 'Adalet istiyorum!' diyerek isyan ettiği konuşması bile bundan daha heyecan vericiydi.
Tabi bu konuda bana katılmayabilirsiniz. Bu tamamen benim görüşüm.
Miting öncesi medyada çevre il başkanlarının mitinge yoğun bir katılım göstereceklerine yönelik açıklamaları yer aldı. Hatta yanlış hatırlamıyorsam; sadece Manisa il başkanı beş bin Manisalının bu mitinge katılacağını beyan etti. Yine aynı şekilde Aydın, Balıkesir, Muğla, Uşak ve Çanakkale il başkanlarının da onar yirmişer otobüslü taahhütleri vardı. Piyangodan çıkan Ankara, Antalya, Gümüşhane ve Bartın CHP örgütlerine ait otobüsler de cabası...
Bahsettiğim bütün bu hareketliliğin merkezi olan miting; katılım açısından gerek referandum gerekse genel seçim esnasında yapılan Kılıçdaroğlu'nun diğer İzmir mitinglerine oranla çok daha zayıf ve sönüktü. Hatta ister inanırsınız ister inanmazsınız ama Aziz Kocaoğlu etkisi olmasa daha da kötü olabilirdi. Kılıçdaroğlu'ndan önce platforma çıkan Kocaoğlu'na gösterilen sevgi seli görülmeye değerdi. Miting boyunca Gündoğdu Meydanı 'Başbakan Kemal' sloganlarından ziyade 'İzmir azizdir, aziz kalacak!' sloganları ile inledi.
Evet, ortada bir adaletsizlik vardı. Kimileri özel araçlarıyla gittikleri sorgulardan elini kolunu sallayıp çıkarken kimileri de sabahın kör vaktinde yaka paça evden alınıp hapse tıkılıyordu. Az veya çok o miting alanında bulunan insanlar işte bu adaletsizliğe tepki göstermek amacındaydı. Fakat Kılıçdaroğlu'nun birçok miting konuşmasına oranla daha uzun süren bu konuşması ne yazık ki alandakileri pek coşturmadı. Kim ne derse desin; Aziz Kocaoğlu'nun Torbalı'da ki 'Adalet istiyorum!' diyerek isyan ettiği konuşması bile bundan daha heyecan vericiydi.
Konuşmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi üzerindeki denetlemeye dair yoğun baskıya ve operasyonlara dikkat çeken Kılıçdaroğlu ara ara medyaya da çaktı. Medya özgürlüğüne değinerek 'Yürekli olun!' çağrısı yaptığı medya çalışanlarını sadece CHP'yi eleştirmekle suçladı. Yok, sağdan ses gelmedi, yok soldan, yok arkadan derken alana yönelik ikilemeli, üçlemeli sorular ve ara ara yapılan ambulans anonslarıyla miting bitti. Doğru şeyler söyledi söylemesine de tam vurgulayamadı ve belki de bazı şeylerin altını iyi çizemedi.
Gelelim 'O meydanın hakkı neden verilmedi?' sorusunun cevabına... Gündoğdu Meydanı çok değil altı ay önce 28 Mayıs tarihli mitinge ev sahipliği yaptı. Sadece İzmir'in ve İzmirlinin yarattığı o mahşeri kalabalığı hatırlayanınız vardır. Bugün onca il örgütünün katkısı ve çabalarına rağmen gelinen nokta; CHP için kaygı vericidir. Peki, o günden bugüne ne oldu, ne değişti?
Değişmedi! İşte bu yüzden yani bir şeyler değişmediği için heyecan azaldı. Umutlar tükendi, tükeniyor.
Korku İmparatorluğunu yıkacağız diyerek göreve gelenlerin ve demokratik tüzük, çarşaf liste, önseçim gibi yaldızlı laflar edenlerin ne kendileri değişebildi ne de çevrelerini değiştirebildiler. Üstüne üstlük dün beğenmedikleri tüzüğü bugün koruyup kolluyor ve tüzük kurultayını erteliyorlar. Koltukta bir gün daha fazla kalabilmek adına kendi söyledikleri ile çelişiyorlar. Çarşaf liste, ön seçim ara ki bulasın. Kongrelere beş kala yaşanan/yaşanacak görevden almalar da cabası... Genel af, Dersim, dersin demezsin falan hadi bir yere kadar da Mustafa Kemal'i savunamazsan işte asıl o zaman bitersin.
Korku İmparatorluğunu yıkacağız diyerek göreve gelenlerin ve demokratik tüzük, çarşaf liste, önseçim gibi yaldızlı laflar edenlerin ne kendileri değişebildi ne de çevrelerini değiştirebildiler. Üstüne üstlük dün beğenmedikleri tüzüğü bugün koruyup kolluyor ve tüzük kurultayını erteliyorlar. Koltukta bir gün daha fazla kalabilmek adına kendi söyledikleri ile çelişiyorlar. Çarşaf liste, ön seçim ara ki bulasın. Kongrelere beş kala yaşanan/yaşanacak görevden almalar da cabası... Genel af, Dersim, dersin demezsin falan hadi bir yere kadar da Mustafa Kemal'i savunamazsan işte asıl o zaman bitersin.
Sayın Kılıçdaroğlu'nun atladığı bir nokta var. Birçok kişi CHP'yi değil Kılıçdaroğlu'nu eleştiriyor. Çünkü onlar; Cumhuriyet Halk Partisi'nin genetiği ile oynandığını düşünüyor. Öyle ki bir partinin genleriyle oynanması 'eksen ve zemin kayması' olarak nitelendirilemeyecek derecede düşündürücü ve bir o kadar da tehlikelidir.
Dürüst bir genel başkan olabilirsiniz. Hatta çok istekli ve hevesli de... CHP, size sadece CHP üyelerinin değil Atatürkçü, Yurtsever ve Cumhuriyet aşığı insanların değerli bir emanetidir. Size düşen görev; koca bir ulusun teminatı olan bu kutsal emanete sahip çıkmak eğer sahip çıkamayacaksanız da emaneti sahibine iade etmektir.
Dürüst bir genel başkan olabilirsiniz. Hatta çok istekli ve hevesli de... CHP, size sadece CHP üyelerinin değil Atatürkçü, Yurtsever ve Cumhuriyet aşığı insanların değerli bir emanetidir. Size düşen görev; koca bir ulusun teminatı olan bu kutsal emanete sahip çıkmak eğer sahip çıkamayacaksanız da emaneti sahibine iade etmektir.
Bilmem anlatabildim mi?
Not : CHP Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap'ın Cumartesi günü yaptığı iki ayrı açıklama kafamı karıştırdı. Öğle saatlerinde basının karşısında örgütte değişim sinyali veren Matkap aynı gün akşam çıktığı Ege Tv canlı yayınında görevden almalara ilişkin soru üzerine örgütü toparlanmış gördüğünü söyleyerek değişime gerek duymadığını ima etti. Gün içinde İMKB değişen kur değerlerine benzer bir dalgalanma gösteren fikir ve görüşleri takip etmekte çok zorlanmaya başladım.Acaba bugünkü kur açıklandı mı?
Not : CHP Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap'ın Cumartesi günü yaptığı iki ayrı açıklama kafamı karıştırdı. Öğle saatlerinde basının karşısında örgütte değişim sinyali veren Matkap aynı gün akşam çıktığı Ege Tv canlı yayınında görevden almalara ilişkin soru üzerine örgütü toparlanmış gördüğünü söyleyerek değişime gerek duymadığını ima etti. Gün içinde İMKB değişen kur değerlerine benzer bir dalgalanma gösteren fikir ve görüşleri takip etmekte çok zorlanmaya başladım.Acaba bugünkü kur açıklandı mı?