Yirmi bir günde dört yurttaş can verdi vurdum duymazlığın tahrikçiliğinde. Sözde analar ağlamayacaktı. Faili meçhullere son verilmişti. Mazlumların yüzü gülecek, yetmiş altı milyon insan bir ve diri olacaktık. Hani biz hepimiz Türkiye idik? Hani ileri demokrasi dört bir yanda kendini gösterecekti? İşkenceye son verilecek, seçkinlerin hukuku yerini milletin hukukuna bırakacaktı? Hani hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmeyecekti? Hani silahlı kuvvetler kışlasında olacaktı? Hani sayısını üç yüz bine çıkardığınız polis hükümetlerin değil milletin polisi olacaktı? Hani siz bizi yaradan dan ötürü seviyordunuz? Hani 12 Eylül'lerin, 28 Şubat'ların baskıcı ortamlarını bu millete bir daha yaşatmayacaktınız? Hani verdiğiniz sözler ?
Bakın işte yıllardır yakınlarının katledilmesinin izini süren Toplumsal Bellek Platformu Gezi Parkı direnişi sürecinde yaşamlarını kaybedenlerin katillerini teşhir için yine alanlarda. Şimdi sadece geçmişte değil sizin iktidar döneminizde katledilenlerin hesabını soruyor Platformun çilekeş insanları. Sizin bulamadığınız, koruduğunuz katileri bildiklerini söyleyerek bir basın açıklaması yaptı Toplumsal Bellek Platformu. Bende yalaka medyanın her yanı doldurduğu bu dönemde seslerini duyursunlar diye bu haftada geçen hafta olduğu gibi köşemi başka bir demokratik oluşumun, Toplumsal Bellek Platformu'nun basın açıklamasına bırakıyorum.
İşte o açıklama:
'Taksim Gezi Parkı protestoları ile başlayan ve ülke çapında demokrasi ve özgürlük çağrısına dönüşen gösterilere devletin kolluk kuvvetleri tarafından yapılan ölçüsüz ve orantısız güç kullanımı neticesinde Hatay'da Abdullah Cömert, İstanbul'da Mehmet Ayvalıtaş ve Ankara'da Ethem Sarısülük hayatlarını kaybetti. Söz konusu cinayetler ile ilgili şu ana kadar yapılan soruşturmaların ciddiyetten uzak olduğu, failleri belirleme konusunda görevli makamların görevlerini gereği gibi ifa etmedikleri gözlemlenmektedir. Biz sayıları binleri aşan ve devlet şiddetinin, hukuksuzluğunun ve adaletsizliğin mağduru olan ailelerin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturan Toplumsal Bellek Platformu olarak Abdullah, Mehmet ve Ethem'in katillerini gördük ve biliyoruz. En küçük demokrasi istemine karşı sınırsız şiddet gösteren bu katili iyi tanıyoruz…
Aynı katil Uğur Mumcu'yu, Musa Anter'i, İlhan Erdost'u, Hasan Ocak'ı, Yusuf Ekinci'yi ve Metin Göktepe'yi aramızdan aldı. Aynı katil Sivas, Madımak'ta toplanan çılgın kalabalığı önlemek için kılını kıpırdatmadı. Abdi İpekçi cinayetinin failini ödüllendiren, Zeki Tekiner'in katillerini salıveren de aynı katildir. Sabahattin Ali, Orhan Yavuz, Necdet Bulut, Akın Özdemir, Cevat Yurdakul, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Sevinç Özgüner, Çetin Emeç, Turhan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Onat Kutlar, Yasemin Cebenoyan, Necip Hablemitoğlu ve daha niceleri… Aynı katil Hrant Dink cinayetinin faili ile gururla resim çektiren katildir. Sokaklarda bu ülkenin sahibi gibi kendi halkına baskı ve terör uygulayandır aynı katil…
Bizler bu katili gördük ve tanıyoruz. Ülkenin geleceği ve umudu olan bir neslin daha geleceğinin karartılmasına, toplumun korku içinde yaşamaya mahkûm hale getirilmesine izin vermeyeceğiz. Bu cinayetlerin de takipçisi olacağız. Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş ve Ethem Sarısülük'ün aileleri artık bizim de ailemizdir.
Onların hatıraları önünde saygı ile eğiliyor ve tüm halkımıza yaşanan haksızlıklara karşı durmaya devam çağrısında bulunuyoruz.
Basın ve kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Toplumsal Bellek Platformu'