Recep Tayyip Erdoğan! Mısır'da katıldığı bir televizyon programında; 'Müslüman'ım ama laik değilim. Fakat laik bir devletin başbakanıyım' diyebilecek kadar cesur ve iddialı bir isim. Yani bizim milletin iradesi laik Türkiye Cumhuriyeti'ni laik olmayan bir başbakana layık görmüş. İddialı diyorum çünkü O'nun büyük bir iddiası var. Türkiye'yi dünya ülkeleri arasında ekonomisiyle ilk on, tarımıyla ilk beş arasına sokmak gibi… Beş yüz milyar dolar ihracat, on bin kilometre yüksek hızlı tren ve yirmi beş bin dolar kişi başı gelir de cabası… Fazlası var eksiği yok!
Kısacası; Erdoğan kaptanlığındaki Ak Parti'nin 2023 hedefleri arasında yok yok! Erdoğanlı veya Erdoğansız Ak Parti bu hedeflerine ulaşır/ulaşmaz. Yada o günleri görür/görmez. İşte bunu zaman gösterecek.
Yarının temellerinin atıldığı bugün Türkiye'de tartışılan konular beni müthiş endişelendiriyor. Milletimizi 'kul' olmaktan çıkarıp 'vatandaş' olmaya terfi ettiren Cumhuriyet'in ilanının 100. yılında bizleri neler beklediğini aslında tahmin ediyorum ama nedense buna inanmak istemiyorum. Cumhuriyet'le birlikte kazandığımız hukuk devleti ilkesi ve hukukun üstünlüğü kavramı bugün tartışılan konuların en başında geliyor. Soruşturma, gözaltı, tutuklama, dava derken her geçen gün yeni bir gelişme yaşıyoruz. Bazen hukukçuları bile isyan ettiren hadiselere tanık oluyoruz. Hatta hukukun üstünlüğü kavramının 'üstünlerin hukuku' şekline dönüştüğünü düşünenler bile var.
Başbakan mevcut anayasamızı kaportası yamulmuş, motoru sürekli tekleyen, elektrik aksamı güven vermeyen bir arabaya benzetti. 'Bu anayasayı bırakalım sıfır kilometre arabaya benzer bir anayasa yapalım' diyerek de köklü bir değişim mesajı verdi. Bu yüzden değiştirilemez ve hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinden biri 'Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir' şeklinde olan anayasamız için uzun süredir sıkı bir çalışma yürütülüyor. Herkes gibi bende yeni anayasamızın neler getirip neler götüreceğini merak ediyorum.
Yaptırım gücünü Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sından alan ve bugünlerde en az hukuk kadar tartışılan bir başka kurum da Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Türk Silahlı Kuvvetleri vatanının bölünmez bütünlüğü, milletin haysiyet, şeref ve egemenliği yanında Cumhuriyet'i korumak ve kollamakla da görevlidir. Kimi çevrelerce itibarsızlaştırılmak istenen bu kurum Türkiye Cumhuriyetini yıkmak için faaliyet gösterenler karşısında daima yıkılmaz bir kale, geçit vermez bir dağ, aşılmaz bir engel olmuştur.
Ne yazık ki bugün böylesine yüce ve önemli bir kurumun komutanı olan kişiye rahatça 'Benim nazarımda onbaşısın' bile denilebilmektedir. Bu sözlerin sahibi olan kişi tutuklu 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a dikkat çekerek; 'Siz genelkurmay başkanına terörist başı diyorsunuz da ben onbaşı dediğimde mi alınıyorsunuz?' şeklinde savunma yapmış ve beni hepten bitirmiştir.
Ülkemizde güzel olan her şey Cumhuriyet'in imzasını taşır. Özgürlük ve bağımsızlığın ucu da Cumhuriyet'e dayanır. Cumhuriyet; her daim fikri hür, vicdanı hür bireyler yaratır. Bugün Cumhuriyet erozyona uğruyor. Altındaki toprak yavaş yavaş kayıyor. Kim bilir? Belki de büyük bir depremle karşı karşıya! Duvarları ince ince çatlıyor. Ama unutmayalım; altındaki toprak kayarsa biz düşeriz. Duvarı yıkılırsa altında biz kalırız. Geç olmadan bu doğal gibi görünen ama pek doğal olmayan afetlerle mücadele etmeliyiz. Bugüne kadar bizim O'na ihtiyacımız vardı; bugün Cumhuriyet'in bize ihtiyacı var.


Bakın; O'nu bize emanet eden Ata'mız ne demiş
?


Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!