Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner'in beş aydır kendi özel otomobilini kullanıyor olması kimsesizlerin kimsesi Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a bir hayli dokunmuş olsa gerek… Zira Erdoğan'ın talimatı üzerine Milli Savunma Bakanımız İsmet Yılmaz derhal harekete geçti. Yaklaşık 15 gün kadar önce 95 bin lira değerinde Renault Latitude marka makam aracı şoförü ile birlikte Koşaner'e tahsis edildi. Şu ana kadar aracı kullanmayan Koşaner'in ne yapacağını merakla bekliyorum. Koşaner kendisine tahsis edilen aracı kullanmayarak Fransa boykotuna katıldığını sanmıyorum. Fakat Büyükanıt'a 400 bin Türk Lirası değerinde zırhlı Audi A8L marka araç verilirken Koşaner'e tahsis edilen araç hem özellikleri hem ederi bakımından oldukça düşündürücü... İnsan ister istemez kılçıklanıyor. Demek ki bu işler; 'paşasından paşasına' değişiyor. Paşa var paşa var! Değil mi ya? Ben Genelkurmay Başkanı olsam makam aracı olarak Başbakan'dan zırhsız bir 'Murat 124' almak için çabalardım. Çünkü böylesine ucuz bir hediyeyi hak edecek komutanın mutlaka takdir edilip alkışlanacak bir yönü vardır.
Geçelim vekillerimize… Geçtiğimiz günlerde bireysel ekonomik hareketlerine yönelik açıklamalarına tanık olduğumuz birkaç milletvekilinin neredeyse açlık sınırında yaşadığına şahit olduk. Önümüze öyle bir hesap koydular ki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'ndan onlar içinde pay ayırsak yeridir. Doğrusu vekillerimizin sefalet içinde yaşadıklarını öğrenmek bir asil olarak beni bir hayli üzdü. Biz onları taaa Ankara'lara aç kalsınlar diye mi gönderdik? Yiyin vekilim yiyin! Dişiniz varken yiyin. Allah içinize sindirsin. Bence yapılan zamlar sizin gibilere az bile… Hamdolsun sizler; bu milletin ne derdi varsa çözdünüz. Şimdi sıra kendinize geldi. Hiç utanmayın. Bu zamlar ve edindiğiniz sosyal haklar size ananızın ak sütü gibi helaldir. Yıllar önce mecliste bulunan atalarınız sizinle ne kadar iftihar etse azdır. Nereden nereye! Bak, dün tezek yakıyorduk bugün fuel oil!
Yazıma 2011 yılı umutlarımı büyük ölçüde suya düşüren bir genel başkanın bol miktarda 'cek, cak' içeren yeni yıl mesajıyla devam etmek istiyorum. Bakın lider olmadan genel başkan olan Kılıçdaroğlu geçtiğimiz yılsonunda yeni yıl için neler demiş.

'Yeni yılda halkın iktidarını kuracağız. Bu hem halkımızın umudu hem bizim sözümüz. Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Hiçbir baba evime ekmek götüremiyorum diye intihar etmeyecek. Hiçbir çocuk çöp toplarken çöp kamyonun altında kalmayacak. Hiçbir gazi evinde açlıktan ölmeyecek. Hiçbir genç karakola sağlam girip burnu kırık çıkmayacak, fail-i meçhuller olmayacak ve hiç kimse, başkasının etnik kimliğiyle, inancıyla uğraşmayacak. Herkes kardeşçe kucaklaşacak, kendisini sosyal hukuk devletinin güvencesinde hissedecek. Yeni yıla girerken bir sözüm daha var; Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, 2023'te, yani Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, bölgesinde lider, dünyada ise üzerinde oyunlar oynanan değil, oyun kurucu ve kötü niyetle tezgahlanan oyunları bozucu, bir Türkiye olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle mutlu birey, mutlu aile, mutlu toplum ve mutlu bir Türkiye diliyor yeni yılınızı kutluyor, sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.'
Oysa ne kadar güzel ve ne kadar içten temennilerdi. Hangisi gerçek oldu? Hiçbiri! Peki ya suçlu kim? Şayet biri 'Başbakan' derse emin olsun kızarım. Kılıçdaroğlu mu? Onun da suçu yok!Suçlu kendimizden başkası değil yani biziz.
Biz iyisi mi bu yılbaşında 'Hindi yiyelim Gandi konuşalım' ve artık bu tartışmalara bir nokta koyalım. Hep birlikte düşünelim. Gulu, gulu kabaran mı yoksa kah hırçınlaşıp kah uysallaşan deniz gibi engin ve bir güneş gibi üzerimize doğan siyaset adamlarına mı ihtiyacımız var.
Ya düşünüp murada erelim yada her şeyi boş verip; hani o her yılbaşında çalan meşhur müzik eşliğinde çılgınlar gibi tepinip bütün yıl dans edelim. E hadi ama! Müzik başladı bile… Jingle bells, jingle bells, jingle all the way! (Yeni yıl yeni yıl, hoş geldin bize…)
Şimdi karar sizin!


Not :
CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız'ın ardından geçen hafta yapılan parti meclis toplantısında tüzük kurultayı önergesine imza atan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Zuhal Samlı da görevden alındı. Eğer birileri bütün bu yaşananları hala 'demokrasi' olarak görebiliyorsa o birileri bilsin ki böyle yaparak sadece kendisini ve yaverlerini kandırıyor. Bu kıyım ve adam harcamanın ucu dönüp dolaşıp bir gün kendilerine de dokunur.