2011-2012 Süper Lig maratonu kimine göre yüzyılın, kimine göre bin yılın derbisiyle geride kaldı. Cümle içindeki 'geride kaldı' nın pek şatafatlı görünmediğine aldanmayınız! Bu güne kadar yaşanmamış ve görülmemiş olayları tarihe bırakmasını temel alarak sezonu ele alırsanız şayet, 'geride kalmanın' ne denli devasa boyutu olduğunu ve ne denli sancı ifade ettiğini kolayca görebilirsiniz.

Geçtiğimiz hafta sonu Fenerbahçe stadında yaşanan olaylar karşısında yapılan yorumlar aklıma bilindik bir Temel fıkrasını getirdi. Temel Newyork'ta aracıyla oldukça kalabalık bir otoyolda ters yöne girer. Otoyolda devriye görevi yapan ve yol durumunu radyodan sürücülere ileten helikopter durumu fark edip yolun numarasını vererek 'manyağın biri ters yolda hızla ilerlemektedir. Lütfen bu istikametteki sürücüler dikkatli olsun' anonsunu yapar. Radyodan anonsu duyan Temel üzerine gelen araçlara da bakarak 'Ula hangi biri, hangi biri! Bunlarun hepisu manyak' diye bağırır avazı çıktığınca…

Ligin neresi normaldi ki sonunun normal olması beklenebilsin? Lig başlı başına olaydı zaten… Temmuz'da başlayan soruşturma ve tutuklamaların gölgesinde liglerin programı dışında başlaması mı normal? Salt bu sezona has bir uygulamayla Play-off sisteminin devreye sokulması mı? 'Şike soruşturması' karşısında Mehmet Ali Aydınlar başkanlığındaki TFF yönetiminin yetersiz bulunarak Başbakan destekli Yıldırım Demirören'in 'kurtarıcılığa' soyunması mı? Soruşturmanın 'kurtarma' operasyonuna çevrilmesi mi? Siyasetin direk olarak futbolu 'belirleyen' aktörlerinden biri haline gelmesi mi? Bunların hangi biri normalliğin göstergesi?

Avrupa kupalarına katılıp katılmayacağı soru işareti olan takıma şampiyonluk kupasının soyunma odasında verilmesi yakışırdı bu lige, ne var ki Galatasaray'ın 'oyunbozanlığı' böyle 'görkemli' bir girişimi sonuçsuz bırakmış, yazık…

Dünyanın hangi toprak parçası böylesi bir girişime tanık olmuştur acaba? Hangi medeni ülke bu şekilde şampiyonluk seremonisi yaşamıştır? Olduğunu zannetmiyorum lakin bizdeki federasyonun bir benzeri dünyanın hiçbir yerinde yoktur.

Rüzgar eken Saraçoğlu'nda fırtına biçti. Olaylı akşamının kısaca özeti budur bence… Hukuk adına, adalet adına alınan veya alınamayan kararların tribünlere/sokaklara yansımasına şahit olduk. Adalet ve hukuk adına alınan veya alınamayan kararların ektiği husumet tohumlarının meyveleri değil mi yaşananlar? O halde TFF sorumluyu neden başka yerde arıyor?

Şike soruşturması üzerine 'adam gibi' gidilmiş, adalet adına cesur adımlar atılmış olunsaydı manzara bu olur muydu? Süreç zamana yayılıp unutulmaya terk edilmek yerine, federasyon gerekeni hızla yapmış olsaydı, futbol kamuoyu her gün tef gibi biraz daha gerilmeyecek, husumet bu boyuta ulaşmayacaktı. Muhtemelen 'şeriatın kestiği parmak acımaz' diyerek çıkan karara saygı gösterecekti.

Hukuk yoksa hukuksuzluk vardır. Adalet yoksa adaletsizlik vardır. Bu iki ikinin dört etmesi gibi bir doğru! Sizce de gerginliğin tek nedeni uygulanamamış hukuk, sağlanamamış adalet değil midir? Hukuk ve adaletin olmadığı yerde yapılan sağduyu çağrılarının karşılık bulması nasıl bekleniyor bunu da anlamış değilim…

İki yanlışın bir doğru etmediği bilinmesine rağmen yanlışta ısrarın vardığı noktada 'sokaklarda futbol terörü 'yaşandı. Kupanın Galatasaray'a verilmemesiyle başlayan ve stat dışına kadar taşan olayların sorumlusu kim? Sezonun normal geçtiğini fark edemeyen taraftarlar mı? Türk futbolunu 'kurtarmak' adına getirilen noktada futbol adına sokaklara taşmış 'terör'ü yaşadı Türkiye. Eserinizle övünebilirsiniz…