Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
“Eğitiminin yabancı dille yapılmasını  isteyenlere ithaf edilir.”
13 Temmuz 2018 Cuma

İzmir’de, 2020 yılında, Çince, İngilizce, Fransızca ve Almanca eğitim yapan üniversitelerin ortaklaşa düzenlediği bir bilimsel toplantıya katılacağız. Toplantı yerine giderken “Sultans of Simit” de kahvaltımızı yapıyoruz. Vaktimiz var “AFM Bowling”’e girerek oyun oynuyoruz.

Bu arada ilgililere, İngilizce levhalar yerine “Neden Çince levhalar yok?” diye soruyoruz. Çünkü ülkede, egemen bilim dili Çince olmuş, her yerde Çin malları ve şirketleri var. Yurttaşlar da yarım yamalak Çince konuşuyorlar.

Sonra, İzmir Outlet Center’in yanındaki “The Kordon Hotel” deki toplantı salonuna giriyoruz. “American Ti” müziği eşliğinde saygı duruşu yapılıyor(*) ve arkasından “İstiklal Marşımız ” söyleniyor.

Daha sonra, Çince açılış konuşması yapılıyor ve bildiriler sunuluyor. Konuşmalar, anında İngilizce, Fransızca ve Almanca’ya çevriliyor.

Ara veriliyor, katılımcılar kendi aralarında Çince konuşuyorlar, çoğunluğu Türk olan delegeler ise Türkçe konuşmaktan kaçınıyorlar ve utanıyorlar.

Türkçe artık bilim dili olarak kabul edilmiyor.

şimdi bu yazıyı neden kaleme aldım?

Önümüzdeki aylarda okullar ve üniversitelerimiz açılacak. Türkiye’de birçok kişi ve kurum, okulların ve özellikle üniversite eğitiminin yabancı dille yapılmasını savunuyor ve istiyor.

Bu anlamda  yukarıda yazdıklarım bir fantezi mi? Yoksa, gidişat bu doğrultuda mı? Çünkü, Türkiye’nin birçok kentinde   orta ve yüksek öğretimin bir kesimi İngilizce ve Fransızca yapılıyor.

Onlara göre; bilim ve teknoloji yüksek düzeyde Batı’da yapılıyor ve bu ülkeler sermaye, mal ve hizmetler üretiminde egemen oluyorlar. Bunun gereği olarak, yabancı dilde eğitim, Batı ile bütünleşmenin bir aracı olarak görülüyor.

Diğer gerekçeler arasında; Türkçe’nin bilim dili olamayacağı, yabancı dille öğretim yapmanın eğitimin niteliğini artıracağı ve yabancı dille başarının yükseleceği gibi konular ileri sürülüyor. Batı’nın istediği de bu.

Batı Dilleri İle Eğitim Yapan Üniversiteler Yerine Çince Eğitim Yapan Üniversiteler de Açılacak mı?

Burada bir soru soralım, bu düşünceleri savunanlara. Şimdiki durumda bile, dünyadaki sermaye, mal ve hizmetler üretimi, Güney ve Doğu Asya’ya kaymış durumda.

İktisat uzmanlarının bildirdiklerine göre, dünya pazarının yaklaşık yarısına Çin ve Hindistan gibi ülkeler egemen olmuş. Önümüzdeki yakın yıllarda, gücün merkezinde Çin olacak gibi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak ve Libya’yı işgali,Suriye’yi parçalanma aşamasına getirmesi ve güneyimizde denetimli ayrılıkçı teröre destek vermesi  bu telaşın bir parçası değil mi?

Bu durumda, sermaye, mal ve hizmetler üretiminin egemenliğini Çin ele geçirecekse, yabancı dille eğitimi savunanların yaklaşımına göre, Çince eğitim yapacak üniversitelerin Türkiye’de de kurulması gündeme gelmeyecek mi, gelmez mi?

Şaşırmayın, onu da savunan olacaktır.

Yabancı dilde eğitimin sefaleti

Yabancı dille eğitim yapan okullarda, öğrencilerin büyük bir çoğunluğu verilen dersleri tam olarak anlayamadıklarını, soru soramadıklarını ve ezberciliğe kaçtıklarını söylüyorlar.

Ders veren ile alan arasında yarı Türkçe-yarı yabancı dille tarzanca bir iletişim kuruluyor. Sonuçta, irdelemeyen, salt kuru bilgileri alan teknik elemanlar yetişiyor.

Mezun olanların ağırlıklı bir kesimi de ya yurtdışına giderek çalışıyor ve lisansüstü eğitim yapıyorlar ya da yabancı tekelci firmalarda istihdam ediliyorlar.

Ne yapılmak isteniyor?

Yabancı dille eğitim ile, genç beyinlere yabancı bir düşünce tarzı ve yabancı bir kültür aşılanmaya çalışılıyor.

Böylelikle, ülkesinin sorunlarına yabancılar gibi bakan, başkalarının çıkarları için tasarlanmış sosyo-ekonomik modelleri kendi modelleri sayan insanlar yetiştirilmek isteniyor.

2005 yılında sonsuzluğa uğurladığımız  edebiyat ve düşünce dünyamıza önemli katkıları olmuş şair,romancı ve denemeci Attila İlhan, bunlara “ajan” adını vermekten kaçınmıyordu.

Bu doğrultuda bir yazı  kaleme alan Mümtaz Soysal Hoca da , “Gençliğin bir bölümünü, dış kaynaklı beyin yıkayışlara kendi eli ile teslim eden ve bunu hevesle yapan bir toplum, yalnız eski sömürgelerde vardır herhalde” diye yazmıştı.

Türkçe  öğrenim diline özel bir önem veren  bir aydın da Oktay Sinanoğlu idi.

Mustafa Kemal Atatürk, 2 Eylül 1930 da kendi el yazısı ile  de “Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkelerini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” diyerek konunun üzerinde durmuştu.

(*)“Ti Sesi Nereden Geliyor?” diye bir makale yazarak ilgilileri  uyarmıştım. Yazıda “Ti Sesi” müziği bestekarının Daniel Butterfield (1831-1901)’in Amerikan İç Savaşı’nda generalliğe kadar yükselmiş bir iş adamı olduğunu, savaşın yıkımlarına karşı bestelendiğini ,Türkiye’ye ne zaman girdiğini bilmediğimi ve  olasılıkla Kore Savaşı ile bağlantı kurulabileceğini,bu yılların ise, kimi büyüklerimizin deyişiyle «Küçük Amerika Olacağız” denilen yıllara denk geldiğini ifade etmiştim.

Yazı 23 Mayıs 2011 tarihinde de “www.musikidergisi.net”te yayınlandı.Kimi yerlerde İstiklal Marşımız’dan önce Ti Sesi  artık çalınmamaya başlandı.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Küresel veya ülkesel
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
El verirseniz hepsi iyileşecek
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Atatürk modern Türkiye Cumhuriyeti’nin vizyonu ve kuruluşunu nasıl tasarladı?
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Cumhuriyetçi demokrasi için…
Serdar DEĞİRMENCİ
Serdar DEĞİRMENCİ
Cumhuriyet ve Atatürk
Oya DEMİR
Oya DEMİR
Biz bu Cumhuriyet'e aşığız
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
‘Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’
Kemal ARI
Kemal ARI
Cumhuriyet onurumuzdur!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Machiavelli’yi yaşatmak!
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Turizmde büyük dayanışma
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva