CHP'nin; öğrencileri faşistlikle suçlayan Süheyl Batum'dan, Cuma namazını kazaya bırakın 'fetvasıyla' Kürtlerin kucağa oturacağı günü bekleyen Hurşit Güneş'ten, kara çarşaflılara parti rozeti takarak CHP'ye kanat takacağını zanneden Gürsel Tekin'den ibaret olmadığını arada bir hatırlamak güzel…
'Takılma bunlara… Camilerin parsellendiğinden habersiz, işçilerin, köylülerin, memurların, öğrencilerin, emeklilerin, esnafın, ev hanımlarının ekonomik ve demokratik dertleriyle ilgilenmek yerine partililerini 'Cami cemaatiyle kucaklaşın' diyerek camilere yönlendiren Genel Başkana sahip zaten CHP' dediğinizi duyar gibiyim.
Yine de, zaman zaman CHP'de doğru seslerin çıkıyor olması özlediğim bir şey. Bu yüzden CHP içinde ne zaman doğru bir ses yükselse derhal peşine düşerim. Bu adreslerden biri; CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu. Yakından takip ediyorum Tanrıkulu'nu. Özellikle Kürt sorununa çözümler içeren açıklamalarını dikkatle izliyor ve önemsiyorum.
Bölgedeki faili meçhullerden ölümlere… Operasyonlardan çatışmalara ciddi araştırmalar yaparak sonuçlarını kamuoyunla paylaştı. O araştırmalar ve çözüm önerileri hala tazeliğini koruyor lakin diğer hükümetler tarafından soruna 'çözüm' olarak görülen operasyonlar yine gündemde. AKP hükümeti de diğer hükümetler gibi PKK'yı askeri olarak bitirmenin sorunu çözeceği noktasına geldi.
Tanrıkulu'nun operasyonlar ile ilgili düşüncelerine kulak verelim… 'Siyasi alanda çözüm bulunamadığı sürece sınır ötesi operasyonlarına adeta mecbur kalındığı, bunların da bir çare üretmediği son derece açıktır. Buna rağmen, hala bu politikada ısrar etmek, cesaret değil tersine kolaycılıktır. Asıl cesaret isteyen ise mevcut sorunu kansız ve demokratik yoldan çözebilmenin yolunu bulmaktır.
Bu operasyonlarda yaklaşık 6 bin kişi ölmüş, 2 bin 500'e yakın kişi yaralanmıştır. 1984'ten bu yana 5 Cumhurbaşkanı, 8 Başbakan, 9 Genelkurmay Başkanı, 23 İçişleri Bakanı görev yapmış, 16 hükümet değişmiş, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği kurulup kapatılmış ancak sorunun çözümüyle ilgili hiçbir mesafe alınamamıştır. Kesin olmayan bilgilere göre 300 milyar dolar harcanmıştır.'
Anlaşılacağı üzere, AKP hükümetinin 'ustalık' diye takdim ettiği dönemi, diğer hükümetlerle bire bir aynı uygulamaları kapsıyor. Bunu 'ustalık dönemi' icraatı olarak mı kabul edersiniz yoksa kolaycılık olarak mı? O da size kalıyor…
Bu günler de yine farklı bir ses yükseliyor CHP içinde. Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Dersim olaylarıyla ilgili ezber bozan cinsten açıklamalarıyla gündemde. ' Dersim'in sorumlusu devlet ve CHP'dir'
Hüseyin Aygün bu çıkışından önce öğrenci tutuklamalarıyla ilgili hazırlanan rapor ile dikkatimi çekmişti. Rapor aynen şöyle başlıyordu. 'Özel Yetkili Mahkemelerin ve Üniversite Rektörlerinin 'Genç Kurbanları' Türkiye Hapishanelerinin 'Görünmez' Konukları: Öğrenciler'
Aygün'ün Kürt sorunuyla ilgili önerileri de hayli dikkat çekici. 'Çözüm, barış ve diyalogla olur ancak. Öcalan'la yapılan görüşmeler çok değerlidir ve bu sürecin yeniden başlaması gerekir. Ama örgütün de silah kullanmayacağını inandırıcı bir şekilde topluma ve hükümete anlatması lazım. Birbirimizi öldürmeden konuşmalı, çözüm aramalıyız. Hükümet aslında görüşmeler yaparak, müzakere yaparak bu iradeyi ortaya koydu. O yolun devam etmesi gerekir.'
Çıkmayan candan umut kesilmezmiş. Ne dersiniz çatısı altındakilere bakarak CHP'de hala umut var diyebilir miyiz?