Kurban Bayramı'nda Van'daki son depremle ikinci kez yıkıldık. Yine binalar çöktü yine göçük altında insanlar kaldı. Bilindik Türkiye manzaraları yine gözler önüne serildi. İnsanlar yine bilinçsiz bir şekilde kurtarıldı. Kabul ediyoruz. Deprem doğal afettir, önüne geçemezsiniz. Ancak etkilerini, yıkımlarını ve verdiği zararı azaltabilirsiniz. Bunun sayısız örnekleri var…
Klasik örnektir ama 'Japonya'da 8-9 şiddetindeki depremlerde bile insanlar paniğe kapılmıyor. Oradan oraya koşuşturmuyor. Balkonlardan camlardan atlamıyor' diye hep konuşulur, bizdeki deprem manzaraları zaman zaman tartışılır.
Neden Acaba?
Deyip geçmemek gerekir. Çünkü orada binayı yapan müteahhit firma kadar onu denetleyen, ruhsat veren kamu görevlileri de sorumluluk altında. Hatırlayacaksınız 17 Ağustos depreminde yaptığı sayısız konut ve villanın yüzlerce kişiye mezar olmasından sorumlu tutulan Veli Göçer, tutuklanmış ve uzun süre cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştı. O dönemde özellikle basın kuruluşları zafer kazanmışçasına bu kişiyi depremin verdiği maddi ve manevi zararların tek sorumlusu olarak kamuoyuna lanse etmişti!
Ne yapmıştı Veli Göçer, özellikle sahil bandında yaptığı villalarda maliyeti azaltmak adına deniz kumundan harç yaptırmıştı. Şiddetli deprem sonrası bu yapılar deniz kumundan ötürü daha çabuk yıkılmış ve yüzlerce kişiye mezar olmuştu. Tabii ki Veli Göçer ve dengi müteahhitler sorumsuz davranmış ve daha çok para kazanmak adına sorumsuzca icraatları nedeniyle sonuna kadar cezalandırılmalı.
Van'daki depremin ardından geçen hafta bölgeye yardım götüren ve en az bizim kadar sayısız deprem deneyimi yaşamış komşumuz Yunanistan'ın Arama Kurtarma Örgütü'nün Midilli Şubesi Başkanı Dr. Zoi Livaditon'un da son depremlerle ilgili ilginç, bir o kadar da düşündürücü tespitleri var. 17 Ağustos Marmara Depremi'nde de gelen Dr. Livoditon, yerle bir olan binaların daha çok kerpiç ve briketten yapıldığını anlatarak, 'Bazı kamu binaları da briketten yapılmış ve ciddi hasar görmüş. Buna rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bölgeye gelecek diye bu binaların bazılarının çatlaklarını sıva ile kapatıp boyadılar. Sonra da boyayı eskitmeye çalıştılar' diyor.
Tek suçlu müteahhit mi?
Ruhsat öncesi kamu adına inşaatların her aşamasını kontrol etmekle görevli mühendisler, o raporlara imza atan müdürleri ya da ruhsat veren birimlerdeki görevlilerin hiç mi suçu yok. Van depremi sonrası yine devlet tarafından ihale edilmiş yaptırılmış çok sayıda binanın yıkıldığını ya da ağır hasarlı olarak raporlandırıldığına tanık olduk. Hele söz konusu binalar özellikle deprem sonrası en çok ihtiyaç duyulacak, hastane ve sağlık merkezi olunca insan vicdanını daha çok yaralıyor. Depremin hemen akabinde bu binaları yapan müteahhitlerin yanı sıra denetleyen-ruhsat veren çok sayıda kişi de gözaltına alınmıştı. Ancak daha sonra özellikle denetim aşamasındaki kamu görevlilerinin kısa sürede 'Kusur görülmediği' gerekçesiyle serbest bırakıldığını gördük. Bu tür yargı kararların verildiği bir ülkede acı dolu yıkımların sonlanmayacağını tahmin etmek zor olmasa gerek…