Her Milli Bayramlarda çocuklar gibi şen olurdu Mustafa Kemal.
Günler öncesinden hazırlanmaya başlardı kutlamalara.
Aynı heyecan etrafındakilere de yansır, Çankaya Köşkünü bir telaş sarardı.
Hele Cumhuriyet Bayramlarında bir başka ruh haline bürünürdü koca Gazi.
Günlerini, gecelerini hiç dinlenmeden ayakta geçirir, Ankara stadyumunda her yıl yerini alır, gurur duyduğu ordusu ve halkıyla birlikte olmaktan büyük zevk duyardı.
Her Cumhuriyet balosunda ilk dansı o açar, en güzel zeybek oyununu o oynardı.
Yıllar böylece gelip geçmiş 1938 yılı gelip dayanmıştı.
Atatürk'ün hastalığı Mart ayından beri iyice ağırlaşmıştı.
Ölümün yaklaştığını hissetmekteydi uzun zamandır.
İstanbul'da Savarona yatında istirahat etmekteydi önce.
Sonra Dolmabahçe Sarayı'na getirilmiş, denize bakan bir odaya yerleştirilmişti.
Ağır hastaydı.
Yerinden bile kımıldamakta güçlük çekiyordu.
Ama O'nun bütün arzusu Ankara'ya gitmek, Cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılarak son kez halkıyla karşılaşmaktı.
Olurda gelir diye stadyum merdivenlerini çıkmaktan kurtulması için alel acele bir asansörde yaptırılmıştı.
Meclise ise özel bir kürsü .
Uzun süre ayakta duramayacağı için yarı oturulabilir, dışarıdan bakanlara ayakta duruyormuş gibi görüneceği özel bir kürsü hazırlanmıştı.
Bayram gelip çatmıştı.
Yine coşkulu bir Cumhuriyet Bayramını yaşanıyordu tüm Türkiye'de.
Ama Atatürk Ankara'ya gidememişti.
Belki yaşamındaki son Cumhuriyet Bayramıydı.
Ama O gidememişti.
Ölüm döşeğindeydi.
Dolmabahçe Sarayında ki odasında başında sevdikleri uzanmış yatmaktaydı.
Solgundu yüzü.
Takatsizdi, yorgundu ve yerinden kalkamıyordu.
Artık günleri değil, saatleri sayılıyordu soluklarının.
En sevdiği bayramın kutlamalarında bulunamamak onu kahrediyordu.
Doktoru, hemşiresi, kız kardeşi, manevi evlatları ve sevdikleri yanı başındaydı.
Teselli sözcükleri O'nu rahatlatmaya bir türlü yeterli gelmiyordu.
Üzgün, çok üzgündü Mustafa Kemal.
Birden odasının penceresinden bir ışık demeti süzülüverdi içeriye.
Sonrada alkışlar ve marş sesleri doldurdu odayı.
Hemen pencere önüne koştular yanındakiler.
Gördükleri karşısında şaşırdılar.
Işıl ışıl aydınlatılmış bir Boğaziçi vapuru Sarayın rıhtımına yanaşacak kadar yakın, ağır ağır yol alıyordu.
Hınca hınç gençlerle doluydu güverte.
' Üniversite gençleri tebrike gelmişler Paşam' dediğinde yaveri,
yüzü aydınlanıvermişti Mustafa Kemal'in.
İşaretle kaldırılmasını istedi.
Kollarına girilip pencere kenarındaki koltuğa oturtulduğunda soluk gözleri canlanıvermişti.
Dayanamadı, yerinden doğrulmak istedi.
Yavaşça ayağa kaldırdılar.
Eliyle selamladı gençleri.
Alkış sesleri ' Yaşa Mustafa Kemal' seslerine karışırken, O hala el sallıyordu.
' Dağ Başını Duman Almış.
Gümüş Dere Durmaz Akar.
Güneş Ufuktan Şimdi Doğar.
Yürüyelim Arkadaşlar' marşı ağır ağır uzaklaşan vapurdan göklere yükseliyorken;
' Bu bayramlar ve yarınlar sizindir, güle güle çocuklarım' diye usulca seslendi Ata.
Yatağına yatırılır yatırılmaz dudağında tebessümle uykuya dalıverdiğinde kendini odadan dışarı atan herkes ağlıyordu.
Atatürk çok sevdiği bayram kutlamalarına katılamamıştı ama çocukları bildiği gençler O'na gelivermişti.
Şimdi yine yeni bir Bayram kutlamaya hazırlanıyor Türkiye , eski anlamından koparılmışta olsa.
O her şeye karşı anlayış, budadı bayramları uyduruk gerekçelerle.
Bu kez tek başına çelenk koyacakmış Atatürk anıtlarına sabah erken vakti Gençlik ve Spor il ve ilçe Müdürleri.
Stadyumlar yasakmış.
Okul bahçelerinde halksız olacakmış törenler.
Coşkusuz, sönük, içeriksiz bir 19 Mayıs yaşatılmaktır hedef.
Unutturmak istiyorlar bu bayramların gerçek amaçlarını.
Nasıl ve niçin bayram ilan edildiğini bu tarihlerin,
Unutturmak istiyorlar bizlere.
Ama biz UNUTMAYACAK ve UNUTTURMAYACAĞIZ.
Göreceksiniz Atatürkçüler coşkuyla anacaklar yine bu bayramlarını.
Çünkü bu bayramlar bizim.
Bu bayramlar sizin.
Duydum ki CHP'li Belediyeler sıvamışlar kolları.
CHP örgütleri ayağa kalkacakmış.
Sivil Toplum Örgütleri de öyle.
İşçi Partisi ve TGB'li gençler İstanbul'da üç gün sürecek bir kutlama programı hazırlamışlar.
Adı da ' Yer Gök 19 Mayıs' ' Viva (Yaşasın) 19 Mayıs ' diye anılacakmış.
Nerede ve kim tarafından kutlanıyorsa kutlansın tüm yüreğinizle katılın bu coşkulara.
Teslim olmayın sizleri teslim almak isteyenlere.
Çünkü bu bayramlar sizin.
O sizlere Mustafa Kemal'den armağan.
Hiç bir şey yapamazsanız da ıslıkla da olsa bir türkü, bir marş tut turu verin dudaklarınızda.
Atatürk'e bir teşekkür ediverin yüreklerinizde.
19 Mayıs Direniş Gününüz kutlu olsun.
YAŞASIN 19 MAYIS.