Ümit YALDIZ
16 Haziran düellosu ve Yıldırım’ın hamleleri
11 Haziran 2019 Salı

Yıllar sonra iki siyasi rakibin televizyon ekranlarında canlı yayında kapışmasına demokrasi adına elbette memnun oldum. Türkiye çok önemli bir demokrasi geleneğinden 2004’ten bu yana mahrumdu. Çünkü AK Parti lideri Tayyip Erdoğan, o tarihte yapılan yerel seçimlerden itibaren herhangi bir AK Parti adayı ile başka bir siyasi parti adayının birlikte yayına çıkmasını kat’i bir dille yasaklamıştı.

(İzmir’deki yarışın tarafları AK Parti Adayı Taha Aksoy ile CHP Adayı Merhum Ahmet Piriştina o tarihte yayında olan İzmir TV ekranlarında kapışmıştı)

İzmir istisnalardan biri değildi. İzmir düellosu yasak kararından önce yapılmıştı sadece. Çünkü Taha Aksoy bir süre sonra Ege Tv’de yayınlanan ve tüm adayların katıldığı canlı yayına çıkamamıştı.

Sonraki yıllarda ister yerel ister genel seçim olsun herhangi bir AK Parti adayı ile başka bir siyasi parti adayını canlı yayınlarda gören olmadı. Çünkü kat’iyen yasaktı.

Hatta 31 Mart’ın Ankara Adayı, Genel Başkan Yardımcısı, Çevre Şehircilik Eski Bakanı Mehmet Özhaseki rakibi Mansur Yavaş ile canlı yayına çıkma istediğini ifade ederken belki de yıllar sonra Türkiye’nin Demokrasi Tarihi kitaplarına geçecek olan “Tayyip Bey izin verirse canlı yayına çıkmak, Ankara’yı rakibimle tartışmak isterim” cümlesini kuracaktı.

Ve rakipleri tarafından “Koskoca Ankara’yı emanet edeceğimiz adam izin almadan canlı yayına bile çıkamıyor” şeklinde eleştirilere maruz kalacaktı.

Hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı, TBMM Başkanı Binali Yıldırım da rakibi Ekrem İmamoğlu ile canlı yayın teklifi yapıldığında “Buna tek başıma karar veremem” diyecekti.

AK Parti’de 15 yıldır süren canlı yayın yasağının bazı istisnaları olmuştu elbet.  (Kılıçdaroğlu-Melih Gökçek, Kılıçdaroğlu-Dengir Mir Mehmet Fırat gibi)

Ancak bu istisnalar hem özel izne tabiydi hem de seçim süreçlerinde iki rakip adayın birlikte yayına çıkmasıyla aynı şey değildi.

Bugün herkes Binali Yıldırım-Ekrem İmamoğlu kapışmasına odaklanmış durumda. Kimse Erdoğan’ın AK Partililere 15 yıldır neden canlı yayın yasağı koyduğunu ve bu yasağı 23 Haziran öncesi neden kaldırdığını konuşmuyor.

Öncelikle Erdoğan’ın neden böyle bir yasak koyduğu sorusuna yanıt arayalım.

Kimileri bunu liderin kontrolcü tarafıyla açıklamak isteyebilir. Bazıları kişisel korkusunun (fobi) kurumsal korkuya dönüştüğünü iddia edebilir. Bunlar kısmen doğrudur da. Miting meydanlarında, basın toplantılarında çoğunlukla irticalen konuşmaktan imtina eden, yazılı metne, promtera sadık kalan Erdoğan’ın kurumsal bütünlük adına böyle bir karar aldığı da düşünülebilir. Çünkü canlı yayınlar özellikle de iddialı rakiplerle yapılanlar, tartışmanın heyecanı, hazırlıksız adayları çok farklı yerlere götürebilir. Canlı yayının büyüsü bir adayı parti kurumsalından çok uzaklara götürüp, telafisi çok zor durumlar yaratabilir.

Bunun olmaması için AK Parti adayları her seçim öncesi siyaset okulu adı altında eğitimlere tabi tutulur.  Burada kırmızı çizgiler hatırlatılır.

Öte yandan 2001’de kurulan AK Parti’de kadroların yetiştirilmesi de zaman alacaktır. Birçoğu başka siyasi partilerden transfer teşkilat kadrolarının AK Parti jargonuna ayak uydurması da tek taraflı yayınlar üzerinden daha kontrolü mümkün görünmektedir.

Yukarıda saydığım sebepler 15 yıl boyunca süren canlı yayın yasağını kısmen açıklayabilir. Ama tamamen açıklaması mümkün değildir.

Peki, gerçek sebep nedir? Dahası en önemli sebep nedir?

Bana göre AK Parti o yıllarda çok da kontrol edemediği medya ortamında kendi adaylarıyla rakipleri, toplumsal zaviyede eşitlemek istemedi.

Yani 3 Kasım 2002 denklemini hatırlarsak yüzde 35’e yakın bir oyla TBMM’nin yüzde 65’ini elinde bulunduran AK Parti’nin tek rakibi yüzde 20’ye yakın bir oyla TBMM’nin yüzde 30’unu zapt eden CHP idi. Türk seçmeni 30-40 yıldır siyaset sahnesinde olan merkez sağ partileri barajın altına itmişti.

Bunu gören Erdoğan da tek başına iktidar olan bir partinin adayı ile muhalefetin adaylarının halkın kantarına aynı şartlarda çıkmasının siyaseten doğru olmadığına karar verdi.

Dahası partisine bir fayda sağlamayacağına… Bazıları bunu korkuyla ya da kontrolcülükle açıklasa da asıl sebep siyasi kazançtı. Yani AK Parti adayı ile CHP adayının aynı anda canlı yayında kapışmasının AK Parti’ye getirisinin olmayacağı düşünüldü. Aksine AK Parti adayının rakip karşısında yaşayacağı hezimet, tartışmanın heyecanıyla kıracağı pot partiye zarar bile verebilirdi.

Sonraki seçimlerde ara iyice açıldı.

Yüzde 50 almış bir partinin adayı ile yüzde 25’i geçememiş bir partinin adayının toplumun önüne aynı anda aynı programda eşit koşullarda çıkmasının siyaseten kime artı, kime eksi yazacağı malumdu.
Yani yasağa devamdı. Ta ki eşitlik AK Parti aleyhine bozuluncaya kadar. Yani 31 Mart akşamına kadar…

Bu pencereden bakıldığında, Erdoğan’ın 15 yıl boyunca neden rakipleriyle canlı yayına çıkmadığı, partililerine yayın yasağı koyduğu ve bugün yasağı neden kaldırdığı daha net görülüyor.

Bugün Yıldırım’ın İmamoğlu ile yayına çıkmasının AK Parti’ye getirisi, götürüsünden fazla çünkü.
Gazeteci İsmail Küçükkaya’nın programında “Çaldılar demeye mecburdum. Çünkü sesimi duyuramıyordum” diyen Yıldırım, ülkenin kilitlendiği/kilitleneceği 16 Haziran düellosunda sesini hiç ulaşamayacağı bir kitleye duyurmuş olacak.

Şimdi 16 Haziran’a dönelim.

Binali Yıldırım canlı yayın kararını açıklarken 2 kritik hamle daha yaptı. Öncelikle tartışma konusunun etrafını çizdi.  “İstanbul’un yarınlarını konuşursak gelirim…” dedi. Ardından da moderatörü belirlemek istedi. Tecrübeli televizyoncu Uğur Dündar ismini ortaya attı.

Açıkçası bu iki hamle önemliydi. Bir yandan İstanbul’un yarınlarını konuşarak dününü konuşmaktan kurtulacaktı. Hatta bizzat başında olduğu AK Parti hükümetlerinin icraatlarını konuşmaktan…

Diğer yandan da Türkiye’nin mevcut iktidara en muhalif gazetecilerinden birinin adını vererek ‘en muhalifiniz gelsin’ şeklinde bir meydan okumaya imza atacaktı. Bir anlamda deplasmanda konuşmaktan kaçmayacağını ima edecekti.  İkiye karşı bir tablosunun getireceği mağduriyet bir yana süreci belirleyen adam olarak maça 1-0 önde başlayacaktı.

16 Haziran’da Gazeteci İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde gerçekleşecek canlı düellodan kimin sağ çıkacağını kimin yara alacağını kestirmek zor. Ancak bu sürecin belirlenmesinde Son Başbakan Binali Yıldırım rakibi Ekrem İmamoğlu’na siyasi tecrübesini hissettirmeye başladı. 

Dahası süreci önemli ölçüde belirleyerek İstanbul seçmeni nezdinde kendisini gerçek bir adaya dönüştürmeyi başardı. Düne kadar İmamoğlu ile Erdoğan arasında geçen İstanbul yarışı son bir haftada Binali Yıldırım-Ekrem İmamoğlu yarışına döndü.

Belki de sürecin en kritik, en önemli hamlesi de buydu.

Yıldırım bu düelloyu hatta seçimi kaybetse bile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ringden indirerek şimdiden önemli kazanımlara imzasını atmayı başardı.  Ama söz konusu olan İstanbul’un yarınları olduğunda ulaşım alanında Türkiye’nin en başta da İstanbul’un altyapısını değiştiren adam olarak kayıtlara geçen Binali Yıldırım’ın çok da hafif bir rakip olmayacağını söyleyebilirim.

İmamoğlu’na gelince;

Bu sürecin belirlenmesinde edilgen bir rol oynadı. Bunun sebebi demokrasi sevdası mı aşırı özgüven mi yoksa siyasi tecrübesizlik mi bilemiyorum. Ama yerinde olsam Erdoğan’ın ringden indirilmesine bu kadar kolay müsaade etmezdim. Çünkü rakip Erdoğan olduğunda siyasi kutuplaşma İmamoğlu’nun yelkenini daha fazla şişirebilirdi.  Kim bilir! Belki de “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” diyen Haşim’e kulak vermiştir İmamoğlu. Önce Yıldırım sonra Erdoğan demiştir.

“Ama Yıldırım’ın bu hamleleri 23 Haziran’daki İstanbul seçimini Türkiye’nin yarınları için erken bir prova olmaktan çıkarıp tekrar edilen sıradan bir yerel seçime dönüştürebilir. Tekrar edilen sıradan bir yerel seçim algısı ise İmamoğlu’na hizmet etmez” diyorum.

Şimdilik nokta.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
izmirli 14 Haziran 2019 Cuma 11:46

akp bitmiş. erdoğana yol görünmüş.. motor yanmış..kayış kaymış..lastik patlamış.. dingil dingildemiştir.. bu saatten sonra binali bey araçtan atlamalı ya da kemerini sıkı bağlamalı... çünki yolun sonu duvar göründü... hava yastığı olduğunu da sanmam...

Yorumu oyla      0      0  
beka Istanbul 12 Haziran 2019 Çarşamba 17:56

TBMM baskani partinin ikinci kisisini IBB adayi gostermek neyin muhasebesi? Secim kazanilirsa gelisecek yeni olaylar belki kapali kapilar ardinda kalir, secim kaybedilirse Binali Bey'in sessiz kalacagini dusunmek kulliyen hatadir

Yorumu oyla      2      0  
kAmİl kılıç 12 Haziran 2019 Çarşamba 11:04

TAKTİK DEĞİŞTİ. BEKA VARDI HANİ. NOLDU ONA. BEKA BEKA BEKA DİYE AYLARCA TEMPO TUTTURDULAR.

Yorumu oyla      1      0  
Z.B 11 Haziran 2019 Salı 15:49

Bu seçim, bu saatten sonra sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının belirlendiği bir seçim olmaktan çıkmıştır. Baktılar pabuç pahalı şimdide değişik varyasyonlara yelken açmaya çalışıyor AKP. Ama benim sevdiğim bir deyim var "tavşan yamacı buldu" veya Sayın ERDOĞAN'IN ifadesi ile "Atı alan Üsküdarı geçti". Yani; bu seçim AKP NİN VARLIĞININ TARTIŞMAYA AÇILACAĞI BİR SEÇİM OLACAKTIR. nokta.

Yorumu oyla      5      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Dolduruş
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Vefatından 36 gün önce ne yapmıştı?
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Rodos'u gezerken
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
İzmir Otogarı'na acilen neşter vurmak lazım
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Altına hücum
Hüseyin ASLAN
Hüseyin ASLAN
Demokrasi nasıl soluklanır?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Bir dönem sona ererken
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Çevre katliamları
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Yangınların Suçlusu Mercedes, Man, Temsa, Neoplan, Setra’ dır!
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Cesaret
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva