Hava Durumu
İZMİR
22 / 15 

 Ana Sayfa 
 Yazar Cafe   Güncel  Yerel Yönetimler  Ege  Ekonomi  Politika  Spor  Kültür - Sanat  Dünyadan  Magazin  Sağlık   
'İki dudak arası demokrasi'
 Emin ÖZTÜRK
 emino66@hotmail.com 18 Şubat 2012 Cumartesi  
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gurup toplantısında MİT Kanunu’nda değişiklik teklifi üzerine konuşma yapıyor. Show Tv kameramanı eski Genel Başkanın yüz ifadesindeki sertliği fark ederek kamerasını Deniz Baykal ve yanındakilere çeviriyor.
Baykal’ın elinde yanındakilerce verilmiş bir not var. Notta isimler, Baykal’ın yüzünde olumsuz ifade... Baykal’ın sert yüz ifadesi ve nottaki isimlerin yakın plan görüntüleriyle haber; ‘yaklaşan kongre öncesi listelerdeki hazırlık’ olarak veriliyor.
Sert yüz ifadeli Baykal, bir şeyler söyleyerek notu yanındakinin önüne doğru itiyor ve listede bazı isimlerin üzeri çiziliyor. Bunlar kameraya yansıyanlar. Konuşmaların içeriği hakkında tahmin yürütmeye bilmem gerek var mı?
Görüntüler ‘iki dudak arasındaki’ demokrasinin en iyi örneği… Yıllardır yutturulmaya çalışılan ‘halk kendisini yöneteni kendi seçiyor’ martavalına bundan iyi örnek olur mu? Elbette vekil listeleri oluşturulmuyor orada. O işler için kalın duvarların çevirdiği kapalı kapıların ardı tercih ediliyor daha ziyade. Benim yapmaya çalıştığım; vekil adaylarının kaderinin elinde kalem olan birilerinin inisiyatifinde olduğu çarpık yapıya dikkat çekmek.
Genel başkanlar kimin seçilmesini istiyorsa seçmen onu seçiyor. Bundan ötesi var mı? Genel başkana ‘rağmen’ kaç vekil vardır mecliste? Sizi bilmem ama ben olduğunu düşünmüyorum… Temayül yoklamasıymış, ön seçimmiş hepsi göstermelik.
Türkiye’de vekil olmanın tek yolu genel başkanın iki dudağı arasından geçendir. Bu iki ile ikinin dört etmesi gibi bir şey… Aksini iddia eden varsa buyursun örneklesin…
Meclisteki tartışmalara bakarsanız tüm partiler demokrasi sevdalısı. Kendi partisi içinde demokrasi olmayanın, demokrasi adına Türkiye’ye vereceği ne olabilir?
Türkiye’de pirim ödeyen işçi sayısı 10 milyona ulaşmış, Tüik'in yaptığı çalışmalara göre kayıtlı çiftçi sayısı 2.750.000 kişi civarındaymış, esnaf ve sanatkâr sayısı 2 milyon, memur sayısı 3 milyonun üzerindeymiş… Bu rakamlara 10 milyona yaklaşan emekliyi, sayısı belli olmayan ev hanımını ekleyin ve meclisteki temsilcileriyle birlikte toplayın…
Sahi kim temsil ediyor mecliste işçiyi? Veya çiftçiyi, emekliyi, memuru, esnafı, ev hanımlarını…
Sendikanın tepesindeki sarı koltuklardan değil, tulumunu çıkartıp gelen kaç işçi var mecliste? İşçi olmayanın işçi sorunlarından haberdar olması ne kadar mümkün olabilir? Veya memur veya çiftçi, esnaf, ev hanımı, emekli…
Hani halkın kendi kendini yönettiği bir sistemdi bizimkisi? Temsilcileri mecliste olmayan halk sistemin neresinde oluyor, sadece seçme yanında mı?
Toprağı işleyen, demire yön veren el hayata yön veremez mi?
Sendikalarıyla, barosuyla, odasıyla, dernekleriyle halk sistemin içinde, hayatı belirleyen tarafta değilse kimin iktidar olduğu ne fark eder? Arkasında güçlü bir sendika veya oda, dernek, baro olan adayın üzerini çizmeye hangi genel başkan cesaret edebilir? Sağlıklı çalışan ve yönetimde belirleyici olan sivil toplum örgütleriyle ancak halk kendi kendini yönetmiş olur.

Aksi ‘iki dudak arasındaki demokrasi’den bir adım öteye geçemez.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 7   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Murat Sogut
19 Şubat 2012 Pazar 11:02
Sayın Terziahmetoğlu;ne kadar çok ve bir o kadar da boş yorumlar yapıyorsunuz. Bırakın yazarların sayfalarını, yazılarını kirletmeyi. Siz at gözlüğünüzü çıkarmadığınız sürece bağcıyı döven esas siz olacaksınız. Yazar yazısında CHP'den bir örneklemeyle yola çıkarak Türkiye'deki genel parti içi demokrasiye dikkat çekmiş, siz buna yorum olarak "Başınıza CHP kadar taş düşsün" yazmışsınız. Çok komiksiniz.Anlayarak ve algılamaya çalışarak (at gözlüksüz!) okumayı deneyin tekrar.
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%74 %26
Mustafa Terziahmetoğlu
18 Şubat 2012 Cumartesi 17:32
Arkadaş,sizler aynı mekanda makaleler yazıyorsunuz.Hiç mi birbirinizin yazılarını okumuyorsunuz? Sayın H.Tunç "Ak Parti İzmir’de delege ağaları-Ak Parti İzmir’de ilçe kongrelerini büyük bir “sessizlik” içinde emir ve komuta zincirine bağlı kalarak sürdürüyor. Ankara kimi işaret ettiyse… Delegeler ona EVET diyor. Hepsi bu kadar…" diyor. http://www.sicakgundem.com/Y1023_150_ak-parti-izmirde-delege-agalari.html Siz CHP'den dem vuruyorsunuz.Tencere dibin kara,seninki benden kara.Ayıp,günah yahu...
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%35 %65
Mustafa Terziahmetoğlu
18 Şubat 2012 Cumartesi 13:01
Sayın Yazar,siz de duvara tosladınız.Size de geçmiş olsun.Yazınızı tekrar genel anlamda kurgulayıp yayınlayın.O zaman topluma bilgilendirme açısından daha çok faydalı olursunuz. http://www.ikincicumhuriyet.org/index.asp?sayfa=yazi-dizileri&icerik=22002 AKP sütten çıkmış ak kaşık mı ki örneklendirmeyi sadece CHP üzerinden yapıyorsunuz.Bir aydın toplumun genelini ilgilendiren bir konuda makale paradigmasını genel olarak örneklendirmeli.Aksi taktirde aydın niteliği tartışma konusu olur.
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%33 %67
Mustafa Terziahmetoğlu
18 Şubat 2012 Cumartesi 12:54
Büyük adam” bis yapıyor; Türk siyasetine her zaman musallat olmuş olan merkezî hükümetin kontrol kompleksi yine sahnede." diyor.Seçim bölgesine paraşütle inmek:Erdoğan her zaman, hatta siyasi yasağı kalkıp, 2003’te Abdullah Gül’ün yerine başbakan olmasından önce bile, AKP’de baş adam (top dog) oldu. Önceleri AKP, demokratik siciliyle övünüyordu ve kendini Türkiye’de ender rastlanan türde, kendi içinde demokratik bir büyük çadır partisi olarak tanıtıyordu. Taşranın değil, Ankara’nın tercihi.
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%31 %69
Mustafa Terziahmetoğlu
18 Şubat 2012 Cumartesi 12:50
Başbakan Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tepeden-inmeci bir Erdoğan makinesine dönüştüğünü açıkça gösterdi. Aday listelerini o seçti, öncelikleri ve seçim platformunu o belirledi. Eğer AKP iktidara dönerse, hepsi de (partilileri kastediyor) ona (Erdoğan’ı kastediyor) minnet borçlu olacak. Birçok yerde parti dayanışmasını korumaya çalışsalar bile —Erdoğan’ın da katıldığı gösterişli mitingler de bu çabanın bir parçası— taşra cephesinde, katılımcı demokrasi duygusu daha zayıf.
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%32 %68
Mustafa Terziahmetoğlu
18 Şubat 2012 Cumartesi 12:47
Başınıza CHP kadar taş düşsün.Makalede AKP hakkında bir tek kelime yok.Şu makaleyi bütün partiler için ve ülke seçim sistemi için yazsaydınız,sizi tebrik ederdim.Sizin amacınız üzüm yemek değil bağcıyı dövmek."6 Temmuz 2007’de ABD Ankara Büyükelçiliği Janice G. Weiner’ın yazdığı ve Büyükelçi Ross Wilson’ın onayıyla Washington’a gönderilen “KİŞİYE ÖZEL” telgrafın başlığı, “AKP Taşrada—Tepeden İnmeci Bir Trend.” Telgrafın tam metni şöyle:Türkiye’nin taşrasına yaptığımız bir dizi seyahat, Başbakan
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%24 %76
Murat
18 Şubat 2012 Cumartesi 12:02
AKP'ye verilen oylar Tayyip Erdoğan'a mı, vekillere mi? Türkiye'de hala genel başkana oy veriliyor, o yüzden listeleri onların yapması normal değil mi sayın yazar? Ne zaman bu millet parti programını okuyarak oy verecek o zaman sizin dedikleriniz olur. Sizinkisi idealizm. Saygılar
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş

 Yazarın Diğer Yazıları
 
 
Sayın Bakan Yıldırım'a açık çağrı
EXPO 2020… İzmir bu hedefe kilitlendi. Dünyanın en büyük ...
 

 
Berhan ŞİMŞEK
 
'Bizi artık Atatürk bile kurtaramaz!'

 
Sıtkı KÜRÜM
 
Erkek ıslah evi açmayı düşünüyorum

 
Bülent AKGERMAN
 
İzmir pasta fırınından ekmek çıkartıyor!

 
Mehmet Ali Çalkaya
 
Yönetmeye değil halkı örgütlemeye geldim

 
Suavi YARDIMOĞLU
 
Normal…

 
Adnan ÖZBAĞCI
 
Şiddet toplumuna doğru

 
Nüvit TOKDEMİR
 
Akhisar'dan Süper Lig'e merhaba...
Radyo Pause - Tıkla Dinle
   Günün tüm haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS
© egedesonsoz.com Tüm hakları saklıdır.
Smyrna Basın Yayın Gazetecilik ve Ajans Hizmetleri Ltd. Şti.
Şair Eşref Bulvarı Emlak Kredi Blokları B Blok No: 102  K:2 D:6 Alsancak 35220 İzmir / Telefon : (232) 463 77 76