RÖPORTAJLAR
15 Ocak 2015 Perşembe

Ne istediler, vermedik!

AK Parti İzmir Milletvekili Aydın Şengül, Ege’deSonsöz Sohbetleri’nde gazeteci Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Fatih Yapar ve Hanzade Ünuz’un sorularını yanıtladı.

Ne istediler, vermedik!

AK Parti İzmir milletvekili Aydın Şengül ile İzmir’i, İzmirliler’i ve İzmir’in gündemdeki sorunlarını konuştuk. AK Parti’nin İzmir’i sadece yerel aktörlerle ikna etmesinin mümkün olmadığını anlatan Aydın Şengül, endişeli laiklerle iletişim kuramadıklarını söyledi. Şengül , İzmir’deki AK Parti imajını, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile çekişmelerini, çevre konusundaki düşüncelerini, Gezi olayları sürecini, stat tartışmalarını anlattı.  Samimi ve demokratik sohbetimizde biz her şeyi sorduk, Şengül de aynı samimiyetle yanıtladı. İzmir’de büyük fırtınalar koparan ve “İzmir’in Malları” olarak bilinen İl Özel İdare malları için “Ne istediler de verilmedi” diye soran AK Parti İzmir milletvekili Aydın Şengül’den konuyu araştırıp Ege’de Sonsöz’e bilgi verme sözü aldık…

AK Parti İzmir Milletvekili Aydın Şengül, Ege’deSonsöz Sohbetleri’nde gazeteci Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Fatih Yapar ve Hanzade Ünuz’un sorularını yanıtladı.

 
YALDIZ: Milletvekili olmak için can atılan bir döneme giriyoruz değil mi?

ŞENGÜL:
Milletvekili olunca sorunları çözecek, herkese ulaşacak, çok değerli olacak, saygınlık gösterecek zannediyor. Seçilip Ankara’ya bir gidiyor, çok da önemli olmadığını sıradan olduğunu, kendisinden çok olduğunu, sadece parmak kaldırıp indirdiğini görünce başlıyor sitem etmeye. “Ben bir daha milletvekili olmam” diye kendi aralarında konuşuyorlar. Biz dinliyoruz tabi acemileri. “Bak erken konuşmayın, seçim yaklaştığı zaman farklı olur” diyor tecrübeli abiler.” Yok, bir daha olmam…”  Şimdi seçim yaklaştı iki, üç ay kaldı. Konuşuyoruz şimdi, nasıl diyoruz. “Ya çok memnun değilim de, bir dönem daha…” diyor. (Kahkahalar) Herkes, bir dönem daha diyor.  İstemeyen yok.

ÜNUZ:  Muhalefet ve iktidar milletvekilleri birbirleriyle atışıyorlar, sahnede hep çok gerginsiniz. Ankara’da kendi aranızda durum nasıl? Basına yansıdığı gibi yüksek gerilim devam ediyor mu?

ŞENGÜL:
Bazen uçakta yan yana giderken keşke bir kamerayla çekme imkanı olsa da yayınlansa derim. İzleyen herkes Allah Allah diye şaşırır. Arka planda o gerginlik ve çatışma ortamı kesinlikle olmuyor. Sonuçta hangi partiden olursa olsun CHP, MHP hatta yeri geldiğinde BDP milletvekilleriyle bile yurtdışı gezilerinde, uçakta gidip gelirken, komisyonlarda biraraya geldiğimizde ülkenin sorunlarına dair aslında çözüm önerilerimizin yüzde 80-90’ı aynı. Ayrışma noktalarımız çok farklı.
Belki partilerine gelen eleştirileri herkes arka planda kendi kendine de yapıyor. Dışarıda kendisine, partisine karşı gelen eleştirileri kabul etmiyorsa, ne kadar savunuyorsa da arka planda “Doğru haklılık payı var” diyor. Siyaset bir kurum, siz de bir kurumu temsil ediyorsunuz. Kurumun da bir imajı var, siz çıkıp kendi eksikliğinizi kamuoyuyla paylaşmıyorsunuz. Kendi içinizde konuşuyorsunuz onu.

TABANIN NABZINI TUTUYORUM

YALDIZ: Aydın Şengül İzmir’de AK Parti ile bütünleşmiş bir imaj çiziyor. İzmir’de teşkilatı motive etmeye yönelik söylemleri var. Aydın Şengül’e böyle özel bir misyon mu biçiliyor?

ŞENGÜL:
Değil de, süreç öyle bir şeyi gerekli kıldı. Öyle bir misyon biçilmedi. Belki bizim partinin kuruluşundan beri teşkilatlarda görev almamızdan. Bir şekilde kendi tabanının nabzını tutmak zorundasın, onların duygu ve düşüncelerini de dile getirmek zorundasın. Siyasette kendi tabanının kulağı olacaksın ama aynı zamanda senden olmayana da mesaj verip sempatisini kazanmak zorundasın. Belki bizim tabanın sesine biraz daha fazla kulak vermemiz böyle bir izlenime neden olmuş olabilir.

YAPAR:
O yüzden teamül yoklamalarında hala birinci çıkıyorsunuz…

ŞENGÜL:
Belli bir yerden sonra teamüller önemini yitiriyor. Başlarda teşkilatta karşılığının olmasını önemsiyorsunuz ama belli bir süre sonra onu da aşıyorsun.

YALDIZ: AK Parti’de kaç seçim gördünüz?

ŞENGÜL:
AK Parti geldiğinden beri bütün seçimleri gördüm. 2002’den beri hepsinde bulundum. 2004 yerel seçimleri hem İzmir’de, hem bütün Türkiye’de en önemli, ciddi sıçramayı yaptığımız dönemdir. Sonra tabi 2007 seçimlerinde yüzde 47 ile beklentilerimizin üzerine çıktık. İzmir’de yüzde 35’leri geçip yüzde 40’lara ulaşmayı hedeflemiştik. İlk defa 2011’de yaklaştık yüzde 40’lara. İzmir’le o bağı kurmaya başladık.

İZMİR’DE ADAY DEĞİL, YAŞAM TARZI ÖNEMLİ

YALDIZ: 2009 yerel seçimlerini siz yönettiniz. İzmir özelinde müthiş bir mağlubiyetti. Bunun nedenlerini sorguladınız mı?

ŞENGÜL:
Tabi ki 2009’u analiz ettik, değerlendirdik. Hiçbir zaman bir İl Başkanı’nın başarıyı sahiplenme ya da sahiplenmeme gibi bir şeyi olamaz. Bu genel bir politikadır. Tayyip Bey ile 2009’u değerlendirme şansı oldu. Ben o zaman kendisine, “Bütün sorumluluğu ben üzerime alıyorum. Kimseyi de suçlamıyorum. Eğer İzmir’de bir başarısızlık varsa bana aittir. Gereği ne ise olsun” dedim. Kendisinin bana aynen söylediği, “İzmir hiç de öyle başarısız değil. Biz Türkiye genelinde yüzde 8 oy kaybettik. İzmir oyunu koruyan illerden birisi” dedi.
İkincisi o zaman 2008 krizi vardı ve bir şekilde Türkiye’yi etkiledi. Etkisi de tam 2009 seçimlerine denk geldi. Seçmeni etkileyen en önemli faktör ekonomidir. İnsanlar cebine bakar. Yarın evine ekmek götürme endişesi olmadan yaşamak ister. O endişe olduğu an, siyaset ideoloji filan her şey kaybolur. 2009’ da böyle bir şanssızlık oldu.

ÜNUZ: O zaman AK Parti’nin İzmir’de istediği başarıya ulaşamamasının sebebi nedir? Neredeyse aday da önemli değil diyorsunuz. Nedir o zaman önemli olan?

ŞENGÜL
: Yani ideoloji, yaşam tarzı.Aday birinci derecede önemli değil, belki üçüncü, dördüncü derecede önemli.


İZMİR’DEKİ AK PARTİ İMAJI

ÜNUZ: İzmir’i ikna edemediniz ama…

ŞENGÜL:
Bu yerel aktörlerin yapabileceği bir şey değil. Ben İzmir’in bütün sivil toplum örgütleriyle, her kesimiyle, Mavişehir’de bizim en az oy aldığımız yerde insanlarla oturup sohbet ettiğimizde sıcak yaklaşımı görüyorsunuz. En son söyledikleri, “Siz farklısınız” diyorlar. Yerel aktörlere söyledikleri bu. “Siz normal AK Partili değilsiniz. Siz normal AK Partili’den farklısınız” diyorlar. Ben AK Parti’de il başkanlığı yaptım diyorum. “Olsun, siz farklısınız” diyor.

ÜNUZ: Bir imaj mı var?

ŞENGÜL
: Tepede bakıyor, diyor ki “Sizin Cumhurbaşkanınız, Cumhurbaşkanınızın yaşam tarzı, eşi, işte Başbakanınız… Geçmişte Refah Partisi, Fazilet Partisi’nin devamı gibi bir algı oluştu. İnsanların kafasında bir fotoğraf var, bir imaj var.

İZMİRLİ’YE ANLATAMIYORUZ

ÜNUZ: İzmirli diyaloğa giremeyeceğini, iletişim kuramayacağını mı düşünüyor?

ŞENGÜL:
Aslında benim İzmir’de gördüğüm şu. İzmir seçmeni aslında çok siyasallaşmamış. Siyasetin çok da içinde değil.

YALDIZ: Çok da ideolojik sayılmaz…

ŞENGÜL:
Siyasetin dışında, kendi gündelik işleriyle uğraşmak istiyor. Siyasetin kendi yaşam alanı içinde olmasını istemiyor. Siyasete biraz magazinden bakıyor. Gidip oradaki haberlerde ya da gazete manşetlerinde “İlkokul öğrencilerine namaz kılmak için mescit yaptılar” dediği anda onu alıyor, o küçük haberi sahiplenip öyle bir içselleştiriyor, onu sahipleniyor ki işte bu benim için bir tehdit, bu benim yaşam alanımı tehdit ediyor diyerek, aradaki duvarı daha da kalınlaştırıyor.

ÜNUZ: Hayatını başka bir şeyin şekillendirmesine izin vermemesi erişkin tavrı değil mi?

ŞENGÜL:
Erişkin tavrını ben eleştirmiyorum. Aslında o haberler gerçek, doğru haberler değil. Biz onların doğru olmadığını İzmirli’ye anlatamıyoruz. Sen Türkiye’yi temsil ediyorsun, AK Parti’nin içerisinde muhafazakarı var, laik var, milliyetçisi var, demokratı var, liberali var. Yani bizim içimizde her düşünce tarzında insanlar var.

ÜNUZ: İzmirliler AK Parti’nin yukarıdan bir tonla ‘Hayır sen böyle yaşayacaksın’ demesinden hoşlanmıyor.

ŞENGÜL:
Bizim yaşam tarzına müdahale etmek için, düşünce tarzımızı İzmir’e yansıtmak için yerel yönetimi almaya ihtiyacımız yok ki. Öyle bir niyetimiz olsa, biz uzun yıllardır iktidardayız değil mi? Yerel yönetimlerin yetkileri sınırlı. Sonuçta sen yukarıdan çıkardığın birçok yasalarla, kanunlarla her şeye müdahale edebilirsin yaşam tarzına. Burada bizim anlatamadığımız, bizim eksikliğimiz olan şu. İzmirli’nin endişelerini hiçbir zaman gideremedik. İzmirli de bu endişelerinin yanlış olmasını istemiyor. Yanlış olduğunu bilse de, bunu doğru kabul ediyor. Siz birisini sevmiyorsanız, yani ortak noktanız azsa birçok çirkinlikleri yüklersiniz, ben sevmiyorum karakteri çok bozuk şudur budur, birçok maddeyi sayıp uzaklaştırırsınız.

YEREL AKTÖRLERİ AŞIYOR

YALDIZ: Açmıyor mu kapılarını yani İzmir?

ŞENGÜL:
İçine girdiğinde, “Ya ben çok haksız yere eleştirmişim, hiç böyle olduğunu bilmiyordum” der.

ÜNUZ: Ertuğrul Günay İzmir’in bu tavrını  hizmette kalite istemekle birlikte, “Bana nasıl yaşayacağımı söyleme” diye tanımlamıştı…

ŞENGÜL:
Anlattım, işte o yerel aktörleri aşıyor. Cumhurbaşkanımız, “En az üç çocuk” diyor sözgelimi. Türkiye genelinde söylüyor. İzmirli, “Yapmıyorum işte” diyor.

YALDIZ: Beş yaparım, üç yapmam… (Kahkahalar)

ŞENGÜL
: İki yaparım, dört yaparım, yapmam diyor. Ama bu tepkinin bir geçmişi var. İzmirli böyle bir şeyi hazır bekliyor. Bana dikte edecek, bu bana söyleyecek, hah söyledi işte diyor. O yüzden sana karşıyım diyor. Yani kendi karşı olmasını gerekçelendiriyor.

İZMİR’DE 1 MİLYON OY ALIYORUZ

YALDIZ: AK Parti yüzde 49-50 bantlarında seyrettiği sürece, Batı’da İzmir’in de içinde bulunduğu itiraz kültürü yüksek bir kesimi ikna etmeye çok da ihtiyacı yokmuş gibi tavır sergiliyor…

ŞENGÜL:
 Bakın İzmir’i incelediğinizde şuna da bakmak lazım. Biz İzmir’de 1 milyona yakın oy alıyoruz. Türkiye’de en fazla oy aldığımız 3. il İzmir. Yani İzmir de bize çok karşı değil. İzmir de sonuçta Anadolu. Şöyle değerlendirmek lazım, endişeli laikler dediğimiz kesimler var ya, sahiller, yaşam tarzına müdahale edileceği endişesi taşıyanlar. Bizim iletişim kuramadığımız, anlaşamadığımız o kesim. Yoksa İzmir diye genellersek doğru olmaz. İzmir’e baktığınızda çok ciddi anlamda, belki yüzde 20’nin üzerinde bir alevi nüfus var, alevi vatandaşlarımız var.

YAPAR: Nasıl ? Nereden biliyorsunuz bunu?

ŞENGÜL:
Bir sürü araştırmalar yapıldı. Tabi bir sürü araştırmalar var, yüzde 20.


KILIÇDAROĞLU ALEVİ OYLARINI TOPLADI

YALDIZ: E siz Alevi açılımı da yaptınız…

ŞENGÜL:
Siz ne yaparsanız yapın. Tarihten gelen algıları…

ÜNUZ: İzmir’de daha önce muhafazakar partiler kazandı…

ŞENGÜL:
Alevi vatandaşlarımız daha önce sadece CHP’ye oy vermiyordu. MHP’ye de oy veriyordu, DYP’ye de veriyordu, CHP’ye de, Sosyal Demokrat Parti’ye de veriyordu. Çok parti vardı ve o partiler arasında bölünüyordu. Bugün baktığınızda alevi vatandaşların büyük bir çoğunluğu CHP’de, özellikle genel başkandan dolayı birleşmiş durumda. Yani bir bağlılıkları var. Niye? Bu da çok doğal. Yıllardır kendilerini toplumda ötekilenmiş, yok sayılmış, kimliklerini söyleyememişler. İlk defa kendilerini ifade etme şansı yakalamışlar.

YALDIZ: Kılıçdaroğlu ile birlikte mi?

ŞENGÜL:
Tabi, Kılıçdaroğlu ile birlikte. Biz Kılıçdaroğlu’ndan önce alevi vatandaşlarımızdan bayağı ciddi oy alıyorduk. Mesela köyler var İzmir’de, birçok alevi köylerimiz var. Oradaki geçmişteki oy oranlarımız var. Biz oralardan geçmişte ciddi oy alıyorduk, onlar gitti. Kılıçdaroğlu’yla beraber o oylar gitti. Şimdi oy alıyoruz ama çok az.

LAİK VE SOSYAL DEMOKRATLAR İZMİR’E GÖÇTÜ

YALDIZ: Şimdi bu mu, İzmir’de yüzde 20 alevi var…

ŞENGÜL:
Etkenlerden bir tanesi. İzmir’e öyle bir göç oluştu ki, kendisini yaşam tarzı olarak laik, sosyal demokrat olarak tanımlayan birçok kişi, kendisini daha rahat hissetmek adına Anadolu’dan, Karadeniz’den İzmir’e geldi.

ÜNUZ: Sığındılar…

YALDIZ: Ne zaman son 10 yılda mı?

ŞENGÜL:
Biraz da geçmişi var, mesela daha önceki Belediye Başkanı Alyanak’ın dönemindeki ciddi göçler var.

YALDIZ: Siz niye geldiniz İzmir’e? Siz de İzmir’e sonradan gelenlerdensiniz…

ŞENGÜL:
Geldik, çünkü 1 milyon oy alıyoruz. Sadece sosyal demokratlar gelmedi. Herkes geldi. Ama mesela bir memur, bir asker İzmir’de görev yapıp emekli olduktan sonra İzmir’e yerleşti. Cumhuriyetin yetiştirdiği, beyaz yakalılar diyebileceğimiz, burada görev yapmış birçok kişi emekli oldu buraya yerleşti. Bütün bunlar toplandığında, bunlar bize ne olursa olsun oy vermez demek doğru değil. Sonuçta ben şuna inanıyorum. CHP’li milletvekili arkadaşlarla da yaptığım görüşmelerde diyorum, ne kadar çok alevi vatandaş AK Parti’nin içine gelip siyaset yaparsa, bizim içimizde olursa, ne kadar muhafazakar dindar insan CHP’nin içinde bulunup, orada siyaset yaparsa ülke o kadar normalleşir. Ülkenin buna ihtiyacı var. Bunu siyasi kimliğimi bir kenara bırakıp, vatandaş olarak söylüyorum.
Ben Mavişehir’de ya da Kordon’da oturup siyasi kimliğimi açıklamadan saatlerce çok güzel sohbetler edebiliyoruz, çok ortak noktamız da oluyor. Ama ne zaman siyasi kimliğimi açıklıyorum, tık ayrışıyoruz. İletişim kopuyor. İşte bizim bu iletişimi kurmaya ihtiyacımız var. İktidar olarak burada bize ciddi görev düşüyor. Biz de başta hükümetimiz, Başbakanımız, Bakanlarımız, milletvekillerimiz bunun farkında. Bununla ilgili de çalışmalarımız var. Sadece Batı’yla ilgili değil, Doğu’yla ilgili de sıkıntılar var. Kopma, ayrışma noktasına gelen birçok şey tedavi ediliyor. Bu süreç sağlıklı bir şekilde sonuçlandırıldığında, alevi açılımıyla birlikte…

YAPAR: Normalleşmeye Türkiye’nin her yerinde ihtiyaç var…

ŞENGÜL:
Tabi, ihtiyaç var. Bazı şeyleri de oya bağlı olarak yapmak hiç etik değil. Bize asla oy vermeyen ve ilerde de asla oy vermeyecek bir kitle olabilir. Ama biz onların hakları, demokratik özgürlükleri ne varsa beklentisiz yapmaları gerekiyor. Aslında ilericilik budur diye düşünüyorum ve bunu yapacağımıza inanıyoruz.

KIZGINLIK KARŞI KIZGINLIĞI DOĞURUR

DOKAK: Gezi Parkı olaylarında sürecin yönetimiyle ilgili bir özeleştiri yaptınız mı? Karşıyaka teşkilatının yakılmasıyla bir korku yaşadınız mı?

ŞENGÜL:
Kızgınlık, karşı kızgınlığı doğurur. İnsansanız aldığınız duyguya karşılık siz de refleks olarak aynı duyguyu yaratırsınız. Teşkilat yakma da bizde de bir hayal kırıklığı, kızgınlık oluştu. Buraya getirecek ne oldu? diye. Benim Gezi olayında gördüğüm şu, belki masum olarak başladı ama sonra masumluğunu kaybetti. Gezi olaylarına katılan gerçekten samimi, safhane duygulara sahip bir sürü insan vardı. Ama içlerinde öyle bir akıl vardı ki, o saf duyguları kötü yönde kullandı. Sadece ülke içinde değil, ülke dışında da bu olayı provoke eden bir üst akıl oldu.

GEZİ OLAYLARINDA MAVİŞEHİR’DEN TAŞINDIM

ÜNUZ: Üst akıl vardıysa da, milletvekili olarak otel lobilerinde gazlanan, coplanan insanlar gerçeğini nasıl göğüslüyorsunuz ben merak ediyorum?

ŞENGÜL:
Hiç kimse masum, sıradan vatandaşın su sıkılması, gaz bombası atılmasını, çekiştirilmesini istemez. Ama bu bir algıydı. Biz sizi algılamaya çalışırken, siz de bizi algılamaya çalışın. Bizim mahallemizden bakın. Ben gezi olaylarına katılanların mahallesinden bakıyorum, empati kuruyorum. Ne görüyorum? Gerçekten masum, iyi niyetli yaşam tarzına tehdit olarak gören birçok kişi dışavurumda bulundu. “Kardeşim, beni bırak” dedi. Gezi olayları işin bahanesiydi. Enerji boşalması, dışa yansıdı. Ama bunu iyi gören, kitleleri yönetmesini iyi bilenler bunu kullandı.

ÜNUZ: İzmirliler’den size yansıyan bir tepki oldu mu? 

ŞENGÜL
: Gezi olayları başladığında ben ciddi anlamda rahatsız oldum ve ayrıldım Mavişehir’den.

ÜNUZ: Tavırlardan mı rahatsız oldunuz?

ŞENGÜL:
Rahatsız oldum. Çünkü insanların öyle bir hali vardı ki. Karşı taraf suçlanırken biraz da aynaya bakmak lazım. İnsanlar öyle bir nefretle bakar hale geldiler ki, iletişim kuramaz hale geldik. Köye yerleştik.



AZİZ BEY CHP’NİN EN BÜYÜK YANLIŞI

YALDIZ: En sevdiğiniz konuya gelelim…Aziz Kocaoğlu’na karşı Aydın Şengül olarak hisleriniz nedir?

ŞENGÜL:
Biz Aziz Bey’le biraraya geldiğimizde gayet iyi konuşuruz, esprileşiriz. Birbirimize karşı iğneli laflar söyleriz. Ben Aziz Kocaoğlu’nun kişiliğine ya da insan olarak bir şey söylemem. Benim eleştirilerim, Aziz Kocaoğlu’nun kenti yönetim tarzınadır. Aziz Kocaoğlu İzmir’i yönetecek bilgi, beceri ve vizyona sahip değildir. Öyle bir altyapısı yoktur. Ve bunu inanarak, samimiyetimle söylüyorum. CHP’nin İzmir’e yaptığı en büyük yanlışlardan birisidir.

ÜNUZ: İzmirli öyle düşünmüyor ama…

ŞENGÜL:
Bakın, İzmirli orayı çok sorgulamıyor. CHP, Aziz Kocaoğlu yerine Ümit Yaldız’ı aday koysaydı belki 1 – 2 puan fark ederdi. Belki Ümit Yaldız daha çok puan alırdı. İzmirli Aziz Kocaoğlu’na yüzde 52 oy vermiş, hadi canım. O zaman çıksın bağımsız aday olsun. Yüzde 2-3 oy alırdı.

YALDIZ: CHP, Aydın Şengül’ü aday gösterseydi…

ŞENGÜL:
CHP Aydın Şengül’ü aday göstermez, Aydın Şengül de CHP’den aday olmaz. CHP kendi içinde bir başka kişiyi gösterse belki daha fazla oy alırdı. Halk, vatandaş Aziz Kocaoğlu’nun arka tarafını bilmez ki… Fotoğrafa bakar, bir algı oluşmuştur. O algıya oy verir.

CHP TABANI DAHA TUTUCU

YALDIZ: Üç dönemdir Türkiye’yi yönetiyorsunuz.  Muhalefet size “Ülkeyi yönetemiyor” diye eleştiride bulunuyor. Siz de üç dönemdir aynı cümleleri İzmir’de CHP’ye karşı kullanıyorsunuz. Bu ironik değil mi?

ŞENGÜL:
İzmirli hizmete göre oy vermiyor.

YALDIZ: Türk halkı peki AK Parti’ye neden oy veriyor?

ŞENGÜL:
Başarılı olduğu için büyük bir çoğunluğu oy veriyor. Bakın ben şunu biliyorum, bizim AK parti tabanının büyük bir kısmı partisini kolaylıkla değiştirebilir. AK Parti’yi beğenmezse, eğer yanlış yönetildiğine inanırsa gider CHP’ye de oy verir, MHP’ye de oy verir. Başka bir siyasi partiye de oy verir. Ama aynı şekilde ben CHP tabanının AK Parti’ye oy vereceğine inanmıyorum. Çok daha radikal, çok daha tutucular. CHP’nin yüzde 20 değişmeyen, kemik bir oyu vardır.

YALDIZ: Sizin ne kadar var, yapılan araştırmalarda çıkıyordur.

ŞENGÜL:
CHP, daha kemik oy alıyordur. Belki bizimki yüzde 30’dur, yüzde 35’dir kemik. Bizim değişkenliğimiz daha fazla. CHP daha tutucu. Sosyal demokratlar, laikler “Bunlar koyun gibi gidip oy veriyor” diyor ya, aslında aynı şey. Bir aynaya baksalar. Herkes kendi mahallesinden bakıyor. Kendinizi yenilemek zorundasınız, eğer biz AK Parti olarak 2002 yılından bu yana kendimizi yenilemiş olmasaydık  şu anda bu oyları alma imkanımız olmazdı.

İNSANLARLA OYNUYOR

YALDIZ: Aziz Bey kendini yenilemiyor mu?

ŞENGÜL:
Aziz Bey, iyi bir yönetici değil. Bir kere bu bir ekip işidir. İyi bir yönetici olursunuz, iyi bir ekip kurarsınız, doğru ekibe, doğru sorumluluklar verirsiniz, başarılı şekilde de yönetirsiniz. Aziz Bey’e baktığımızda bir defa geldiğinden beri bir türlü ekibini kuramadı, kaç tane genel sekreter değiştirdi, genel sekreter yardımcıları, müdürler… Hepsiyle kavga etti, bir defa kendi iç dünyasında barışık değil. İnsanlarla çok oynuyor, gelir yüzünüze karşı güler, arkanızı döndüğünüz anda tam tersi bir işlem yapar. Böyle bir zafiyeti var.

YALDIZ: Size karşı mı, bunu siz tespit mi ettiniz?

ŞENGÜL:
Genel… Bunu bana da yapar, CHP’liye de, bürokratına da. Böyle bir tarzı, kimliği var. O enerjisinin, vizyonunun olduğuna inanmıyorum.

YALDIZ: Şu konuda başarılı buluyorum dediğiniz bir konu yok mu?

ŞENGÜL:
Doğal Yaşam Parkı var bir aklımda kalan, bildiğim… (gülüyor) Siyaset olarak söylemiyorum…

ÜNUZ: Ben hatırlatayım, İnciraltı Kent Ormanı var gitmediniz mi?

ŞENGÜL:
İnciraltı Kent Ormanı çok daha önce yapıldı.

ÜNUZ: Düzeltme yapalım, Ahmet Piriştina döneminde projelendirildi. Kocaoğlu döneminde yapıldı…

ŞENGÜL:
Olabilir, görmedim. Çok da şey değil.

ÜNUZ: Görmeniz lazım. Biliyorsunuz oraya EXPO yapmak istiyorlardı…

ŞENGÜL:
Yapmıştır, güzeldir. Gidip, gezmedim.

YALDIZ: Kupon bir yer … (Kahkahalar)

ŞENGÜL:
Başka ne var yapılan?

ÜNUZ: Adnan Saygun Sanat Merkezi…

YALDIZ: Kadifekale…

ŞENGÜL:
Havagazı var, Havagazı… Üç tane şey sayıyorlar zaten. Büyük bir çoğunluğunu zaten Valilikle yaptılar.

YALDIZ: Mesela Kadifekale’deki açıklık hoşunuza gitmiyor mu, ağaçların büyümesi?

ŞENGÜL:
Güzel hoşumuza gidiyor. Hükümetle birlikte ortak yaptığı projelerden bir tanesi.

ÜNUZ: Agora’yı gezdiniz mi son zamanlarda?

ŞENGÜL
: Birbuçuk yıl önce gitmiştim. Bakın hiçbir şey yapmamış değildir. Parke yapmıştır, çöp toplamıştır, arıtma yapmıştır. Bunlar rutin, her normal ilçe belediyesinin yapması gereken işler.

İZMİR KİMLİKSİZ KALDI

ÜNUZ: AK Parti pek sevmiyor ama Aziz Başkan’ın İzmir’e yönelik korumacı bir anlayışı var.

ŞENGÜL:
Bir şey yapmadığın için mecburen koruma kılıfı altında. Siz gelişerek de koruyabilirsiniz.

YALDIZ: Köy kooperatiflerinden süt alıp satma fikri AK
Partililer’e de ilham verdi. Okullara süt dağıtıldı. Bunda da doğru yaptı demek zor mu?

ŞENGÜL:
Keşke sayacak o kadar doğru olsa da saysak. Bakın, tüm samimiyetimle söylüyorum. Bu yapılanlar, belki bir dönemde iki katı yapılabilecek işler. Bunlar abartılacak şeyler değil. En önemlisi İzmir’e kimlik kazandıramadı. İzmir’in en büyük sıkıntısı ne biliyor musun, İzmir şu anda kimliksiz. İzmir’in muhteşem bir tarihi, tarımı, iklimi, sanayisi var. Elinizde öne çıkaracak o kadar malzeme var ki. İzmir’in girişine bir bakın.

TOKİ MİSYONUNU TAMAMLADI

YALDIZ: Siz şehir plancısısınız, TOKİ konutlarını gördüğünüzde ne hissediyorsunuz?

ŞENGÜL:
İyi şey hissetmiyorum, sevmiyorum TOKİ konutlarını. Estetik açısından, yerleşim açısından, yüksekliği açısından. TOKİ konutları ilk etapta alt gelir grubunun ucuz ve hızlı şekilde konut üretmek için çıktı. TOKİ bozuldu. Kendi içimizde de konuşuyoruz, misyonunu da tamamladı. Kentsel dönüşümle ilgili yapacağımız yeni konutlarda mesela TOKİ’yi sokmuyoruz. Gelmesin kardeşim.

YALDIZ: Aziz Kocaoğlu da öyle söyledi, “TOKİ’yi sokmam” dedi.

ŞENGÜL:
Tamam arada ortak noktamız olabilir.

YALDIZ: Aziz Kocaoğlu sizi eleştirirken bazen sert ifadeler kullanıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

ŞENGÜL:
Sinirlerine dokunuyoruz.


CHP’DEN BELGE YOLLUYORLAR

YAPAR: Özellikle mesleğinizle ilgili konuşuyor. Aydın Şengül o işleri bilir filan…

ŞENGÜL:
Aziz Kocaoğlu’nun tipik yaklaşım tarzıdır o. Ben birkaç defa yanıtını verdim, sustu sonra. Bir defa bir kentin Büyükşehir Belediye Başkanı’na öyle bir söylem yakışmaz. Bu benim ne kadar haklı ve doğru eleştirilerde bulunduğumun bir göstergesi.  Çıkarsanız yanlış bir şey varsa doğrusunu söylersiniz. Bunu siyasi polemik haline getirip belli imalarda bulunmak… Aynaya baksın derim o zaman. Ortada da bilinen   ya da kafanızın içerisinde bir şey var da söylemiyorsanız siz yanlış adamsınız demektir. Çıkıp onu söylersiniz, net bir şekilde ortaya koyarsınız. O zaman helal olsun, delikanlı duruşu var denir. Böyle sokak ağzıyla konuşmak olmaz. Bunlar bana dedikodu söylemi geliyor. Bize de Aziz Kocaoğlu’yla ilgili bir sürü söylemler , dedikodular geliyor. CHP’nin içerisinden bir sürü bilgi, belge geliyor…

ÜNUZ: CHP’den size belge mi geliyor?

ŞENGÜL:
Evet, CHP’den geliyor. CHP teşkilatının içerisinden mailler geliyor. Ama ben hiçbir zaman bunları alıp çıkıp ne kamuoyuyla paylaştım, ne bir şey söyledim. Bakıyorum, doğruluk payı olacaksa gerekli yerlere iletirim. Ama ben çıkıp bunları kullanmam. Kullanırsam, sokak dedikodusundan bir farkımız kalmaz.

KAMUOYUNA KONUŞAMIYORUZ

YALDIZ: Aziz Başkan’ın 400 yılla yargılandığı bir dava var. Neydi o süreç çözebildiniz mi?

ŞENGÜL
: Bazı şeyler zamanla netleşecek, sisler dağıldığında gerçekler ortaya çıkacak. Siz iktidar olduğunuzda her şey size söyleniyor. İktidar demek, yargının, bütün bürokratların, her şeyin size bağlı olması anlamına gelmiyor.

DOKAK: Asıl operasyon bize yapıldı demiştiniz…

ŞENGÜL:
Öyle bir operasyonun Aziz Kocaoğlu’na yapılması, İzmir’de  AK Parti’ye zarar vereceğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Zamanla ortaya çıkacak. Geçmişte beraber görüntü verdiğimiz, şu anda CHP’nin birlikte yürüdüğü kişiler… Zamanla her şey ortaya çıkacak. Bazı şeyler bizim dışımızda. Bazen biz bile sonradan öğreniyoruz.

YALDIZ: Ne olduğunu anlamış mıydınız?

ŞENGÜL:
 Mesela Ergenekon’la ilgili o yürütülen süreçte biz de kendi içimizde konuştuk, birçok rahatsızlık hissediyoruz.  Kamuoyuna karşı konuşamıyoruz. Şimdi yaşananlar daha net ortaya çıkıyor. Tayyip Bey’in de rahatsız olduğunu biliyorum. Bakanların da ciddi tedirgin olduğunu biliyorum. Ama paylaşamazsınız. O zaman bu kadar boyutta olduğu da tahmin edilemiyordu.
 
ÜNUZ: İleri demokrasi diyorsunuz, Yeni Türkiye diyorsunuz ama milletvekilleri konuşamıyor…

ŞENGÜL:
Öyle değil, izah edeyim. İçeride bir sıkıntı olduğunda kamuoyuyla paylaşmanız onu çözmez daha sıkıntılı hale getirir. Biz bunu kendi içimizde konuşuyoruz, bazı yasaların değişmesi kendi içimizdeki eleştirilerle olmuştur. Değiştirecek mekanizma kim? Biz. İktidardasın, bunu kamuoyuyla paylaştığın zaman gülerler size. Ne derler? Kardeşim, şikayet ediyorsunuz, değiştirin derler. Çok iyi hatırlıyorum, bu olaylar, savcılara verilen yetkiler şeyler… İnanılmaz boyutlara geldi ve bundan ciddi rahatsızlık duyduk. Çünkü kontrolden çıkıyor. Belli bir noktadan sonra canavarlaşıyor.

KANTARIN TOPUZU KAÇTI

YALDIZ: Çevre komisyonundaki göreviniz devam ediyor. İzmir ve Ege’de büyük bir çevre infiali var.
Enerji her şey midir?

ŞENGÜL:
Hızla büyüyen bir ülkeyiz. Ciddi şekilde enerjiye ihtiyacımız var. Bunu yaparken de sürdürülebilir, çevreyi rahatsız etmeyecek, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yatırım yapılabilecek çok alan var. Mesela termik santrale ihtiyaç var mı, var. Ama ben de soruyorum, kardeşim başka zeytin olmayan alan mı yoktu diye soruyorum. İlla o alana mı yapılması gerekiyor? Her şeyi kamuoyuyla paylaşamıyoruz ama kendi içimizde bu eleştirileri yapıyoruz.

DOKAK: Yırcalı köylüler yerlerde sürüklenirken ne hissettiniz mesela?

ŞENGÜL:  
Rahatsız oldum. Şu an benim de zeytin bahçem var, 500 kilograma yakın zeytinyağı alıyorum. Bir ağaç için evi çektirdim. Onu anlatıyorum, içimizde bu tartışmaları, eleştirileri yapıyoruz. Bizim iktidar milletvekili olarak karşı olduğumuz bir şeye eylem yapma lüksümüz yok. Ama kendi içimizde yaşanmaması için gücümüz yettiğince çabalıyoruz.

YAPAR: Karadeniz’deki HES’lere ne diyorsunuz?

ŞENGÜL:
İşte siz HES adına 1 megavatlık, 2 megavatlık şeyleri yapma kardeşim. Bakıyoruz bazı yerlerde kantarın topuzu kaçtı. Bir dereye 3 megavatlık tesis yapmış. Bir termik santral senin bütün Karadeniz’deki HES’lerin kadar enerji üretiyorsun. Bazı şeylerde kantarın topuzu kaçtı. Çevre Komisyonu olarak bizim her yatırımdan haberimiz olmuyor ki.

YALDIZ: Sizi bypas mı ediyorlar?

ŞENGÜL:
Bizim görevimiz çevreyle ilgili bir yasa geldiğinde biz o yasayı görüşüp itirazlarımızı, eklemelerimizi yaparız. Bizim görevimiz denetlemek değil.

35 PROJEDE TAKVİMİN ÖNÜNDEYİZ

DOKAK: Seçimden önce 1414 projeniz vardı ne oldu?

ŞENGÜL:
Bakın bizim 35 projeyle ilgili 2011’de hangi tarihlerde nelere söz verdik, aynı şekilde devam ediyor. Asla bir duraksama ya da gecikme söz konusu değildir. Hepsi devam ediyor. 35 proje ile ilgili açıkladığımız takvimin önündeyiz. Diğer 1414 proje ile ilgili, biz o projeleri belediyeyi alırsak yapacağımız projelerdi, biz onları devlet olarak taahhüt etmedik ki. 1414 proje Binali Yıldırım’ın seçim beyannamesiydi. Kazanırsam, 1414 projeyi yapacağım dedi. Kazanamadığımıza göre yapmayacağız… O yetki bizde değil ki. 1414 projenin içinde hükümet kanalıyla yapılabilecekler varsa, yapılır tabi.

RANDEVU İŞİ ABARTILDI

ÜNUZ: Başkan Kocaoğlu Bakanlardan aylarca randevu alamadığını söylüyor…

ŞENGÜL:
Özellikle yapıyor. Bizi arasın.

ÜNUZ. Normal prosedürde Bakan Beyin özel kalemini arıyor belli ki, ekstra bir şey istemiyor…

ŞENGÜL:
Ekstrası mekstrası yok. Tayyip Bey, Bakanlara özel talimat vermiştir, “Ben Belediye Başkanıyken muhalefet olduğum için ciddi sıkıntılar çektim. Aynı şeyi biz yaşatmayalım” demiştir. Bir de Aziz Kocaoğlu Başbakan iken İzmir’e geldiğinde her zaman havaalanında karşılamıştır, o nedenle de bir sempatisi vardı. 9 ay randevu alamamış. Böyle bir şey yok.

YALDIZ: Bakanın özel kalemi atlamış olamaz mı?

ŞENGÜL:
Aziz Kocaoğlu, samimi ve iyi niyetli olsa arar. Kendisi direkt hangi Bakanı ararsa arasın, söylüyorum, kabinede bulunan hangi bakanı ararsa arasın o anda toplantısı varsa ama iki saat, üç saat sonra hemen dönerler. İstediği zaman da randevu alır.

YALDIZ: Spor Bakanı Çağatay Kılıç meselesi nedir o zaman?

ŞENGÜL
: Çağatay Kılıç’ın özel kalemini aramıştır. Randevu talep etmiştir, statlarla ilgili görüşeceğim demiştir, bir ay randevu alamamıştır, onu da abartmıştır 9 ay randevu alamadım demiştir. Sonuçta gitti görüşüldü. Aziz Kocaoğlu, algı yaratıyor. Aradığım zaman gittim, işim çözüldü algısı onun işine gelmez. Bu çok önemli. O zaman sorular ona yönelecek, hani bakanlık sana yardımcı olmuyordu, hani hükümet sana engel oluyordu, dışlıyordu. Demek ki sen beceremiyorsun, der diye böyle bir tavrı var.

ÜNUZ: Aziz Başkan Bakanlara “Alo” desin, diyorsunuz…

ŞENGÜL
: Desin. Ben iddia ediyorum, her Bakan en geç bir gün sonra döner, istediği Bakan’dan randevu alır

15 BİN KİŞİLİK STATLAR YETERLİ

YALDIZ: Stat meselesine gelirsek, kentsel dönüşüm gibi oldu, gündemde ama ortada bir şey yok. Ne zaman, ne olacak?

ŞENGÜL:
Araziyi kimin bulması gerekir, Bakanlığa verecek? Birinci derecede yerel yönetimlerle organize bir şekilde olmalı. Gidip siz Bakanlık olarak bir hazine yeri bulursunuzama uygun olmazsa, izin vermedi mi sıkıntı oluyor. Bakan bey haber gönderdi, “Bu statları yapalım” dendi Kocaoğlu’na. Karşıyaka Örnekköy’deki yeri gösterdiler. Suat Kılıç o zaman Bakan, Aziz Kocaoğlu’da vardı beraber araziye gittik, baktık, inceledik. Tamam dendi, etüdleri yaptıralım dedik. Jeolojik etüdleri yapıldığında, burası dere yatağı üzerinde, büyük bir kısmı dolgu alanı dendi. Stadların yerleşim aksına göre yerleştiğinde büyük kısmı dolgu alanına geliyor ve sağlıklı şekilde yapmak için stadın maliyeti 2 – 3 kat artıyor. Ona rağmen risk taşıyacağı anlaşılınca biz burası olmaz, burada sıkıntı var dedik. Büyük Atatürk Stadı yapacak maliyet çıkıyor. Başka bir yer gösterin, orada yapalım dedik. Çiğli için trafiği engeller, Mavişehir olmaz dendi. Aynı şey Göztepe stadıyla ilgili de yaşandı. Stat yeri aradık, orası olmaz, burası olmaz dediler. O zaman biz butik stat yapacağız dedik. Bizim çok büyük statlara ihtiyacımız yok. 15 bin kişilik statlar…

YAPAR: Neden yok?

ŞENGÜL:
Çünkü bizim Atatürk stadımız var yenileyip, büyük bir stat yaptığımız zaman büyük maçlar orada yapılır. Gerekirse Alsancak’ı da yıkıp yerine güzel bir stat yaparız diye düşünüldü. Karşıyaka’nın yıllardır lig maçlarını oynadığı bir yer var. İmar planında stat alanı, yer Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın. Her şey hazır. Hem butik stat olsun, hem konserlerin eğlencelerin yapılacağı yer olsun dedik. Türkiye’de ilk kez içindeki bütün dükkanların işletme hakkı Karşıyaka’ya verilecek, Karşıyaka’nın kendi ayakları üzerinde durabilecek geliri olacak. Stadyumu yapalım, zaten orası boş alan. Arkasından başladı, “Buraya stadyum yaptırmam” . İşte trafik sorun olur deniyor. İki haftada bir hafta sonu maç olacak, o da 2 – 3 saat. En kalabalık olsun 10 bin kişi gelse, büyük bir çoğunluğu da yürüyerek gelecektir. Metrodan bir kilometre mesafede. Hiçbir trafik sorunu yok.



HAM NİYETİ KİMDE?

YALDIZ: Arka taraftaki fidanlık ham yapacaklar deniyor…

ŞENGÜL:
Ham onun aklında. Ben ham yapacak olsam niye stadyum yapayım? Biz burada bir plan değişikliği yapmıyoruz ki. İmar planında bakıyorum, stat alanı, diğeri de fidanlık alanı. Eğer ben alıp imar planında değişiklik yapsam, haklısın burada bir şey var dersin. Ham olsa, ben buraya stadyumu niye yapayım? Akıllı, mantıklı düşünmek lazım. Devlet kendi arazisini en değerli yerine, belki bugün plan değişikliği yapıp satsa, belki 100-200 milyon para alır. Ya buraya stadyum yapıyor, üstüne bir de yatırım yapıyor. Kimin hamını, kim yapıyor? Devlet sonuçta bunu ham da yapsa, özelleştirse de, kimin bu? Karşıyaka’ya yatırım yapıyor. Algı oluşturulmuş ya, herkes de kabul ediyor bunu. Biraz mantıklı düşünen işi çözer. Ham yapacak adam, o stadı yapmaz, plan değişikliği yapar, özelleştirir, ihaleye çıkar. Demek ki, sende ham niyeti var. Sen buraya stad yaptırmak istemiyorsun.

YALDIZ: Alsancak stadı ile ilgili depreme dayanıksız raporu kamuoyunda tutmadı… Arka planda yapılacak rezidanslardan, AVM’lerden bahsediliyor.

ŞENGÜL:  
Şu anda orayla ilgili hiçbir plan, çalışma şu olacak bu olacak diye bir şey yok. Orası spor alanı ve o şekilde duruyor. Gerekirse içinde tenis alanları, yüzme havuzları, mini futbol sahalarıyla bir spor kompleksi yaparsınız, yine spor alanı olur. Kamu hizmetine sunulur. İlle maçların oynanacağı stadyum olmaz. Asıl trafik orada, Yalı’daki trafikten bahseden asıl buraya baksın.

ALSANCAK STADI İÇİN KARAR VERİLMEDİ

YALDIZ: Yatırımcıya cazibe yaratılmış olmuyor mu? Kimse stat manzaralı rezidansta oturmak istemez…

ŞENGÜL:
Cazip mazip değil. Devlet sonuçta Gençlik Spor Bakanlığı kendi bütçesiyle yatırım yapıyor.  Sizin orada niyetiniz önemli, ne anlamak istediğiniz önemli. Karşıyaka’da ham niyeti olan, oraya öyle bir stat yapmaz. Aynı şeyi Alsancak için söylüyorum, seyirci tribünlerinin yıkımını kimseye anlatamazsınız. O stadyum kaç yıllık, ben kuşku duymadığım için raporu filan incelemedim.

ÜNUZ: İzmirli’ye açık davranın demek istiyoruz…

ŞENGÜL:
Biz açık davranıyoruz, İzmirli algıları açık anlamak için dinlerse, anlar. Her yerde önyargı, bir art niyet ararsa, o zaman bizim her zaman kendimizi savunma gibi bir anlatma derdimiz olmaz.
YALDIZ: Alsancak stadının arkasında Tariş’in arazileri var… Stat, oraya yapılacak rezidanslara bahçe olacak deniyor…

ŞENGÜL:
Tariş arazileri kimin? İzmirlinin, kamunun malı. Tariş, batmış olan bir yer. Tariş batakta şu anda. Oradaki arazileri var, bunları Emlak Konut Gayri Menkul Geliştirme ile beraber anlaşma yapıyorlar. Buranın imar planını kim yaptı, Büyükşehir Belediyesi yaptı, onayladı. Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği haklar doğrultusunda bir çalışmalar yürütüyor. Emlak Konut’ta özel bir şirket gibi çalışmalar yapıyor, başarıya ulaşır ulaşmaz. Devletle, Bakanlıklarla uzaktan, yakından hiç alakası yok. O yürüyor. Alsancak Stadı’yla hiçbir alakası yok. Kaldı ki, orada illa stat olmak zorunda değil. Olmayan bir şeyin hayali yaratılıp, olmuş gibi anlatılıp herkes inandırılıyor. Bu bir yalan. Kanıtlayacak neyin var, koy ortaya. Kim ne yapmış? Şu anda verilmiş bir karar yok. Alsancak Stadı’nın yerine yeni bir stat da yapılabilir, şu anda net bir karar yok. Bilerek konuşuyorum. Alsancak Stadı’yla ilgili şu olacak diye verilmiş net bir karar yok.

TABİ Kİ ADAYIM

YALDIZ: Son bir sorum var, milletvekilliğine aday mısınız?

ŞENGÜL:
Aday mısın diye sorulur mu, tabi ki adayım (Kahkahalar). Yok kardeşim değilim mi, diyeceğim.

DOKAK: İl Özel İdare mallarının dağıtımıyla ilgili çok konuşuldu. Diyarbakır’da eski İzmir Valisi Cahit Kıraç’a sorduk, “Siz İzmir Valisi olsanız ne yapardınız” dedik. “Ben İzmir’e verirdim, çünkü ben buradaki BDP’li belediyelere de verdim” dedi.

ŞENGÜL:
 Eğer şöyle bir yaklaşım olursa bu samimi olmaz. Siz hep verilmeyeni gösterip, verileni göstermez iseniz bu ayıp olur. Önce kendi aldıklarını da söylesin.

YALDIZ: İzmir’e ne  verildi?

ŞENGÜL:
Bir sürü yerler, gayrimenkuller verildi. Özel İdare’nin neyi verilmedi?

ÜNUZ: Verilen bir şey var mı?

YALDIZ: Sıfır…

BİLMİYORUM, YORUM YAPMAYACAĞIM

ŞENGÜL:
 Ne istediler verilmedi?

DOKAK:
Büyükşehir dava açtı, verilen bir şey yok.

ŞENGÜL:
Ya ne istediler de vermedik? Şunu sormak lazım, özel idare sana bağlanmadan önce devletten aldığın gelirin ne idi? Gelirin ne kadar arttı onu da söyle.

YALDIZ:
Balıkesir’de belediye MHP’li iken İzmir’e benzer bir tablo var. Sonra AK Parti alıyor seçimi, gayrimenkuller belediyeye devroluyor. Pozitif ayrımcılık mı yapıldı? İzmir’de gayrimenkul anlamında sıfır çektik…

ŞENGÜL
: Ya neyi istedi, vermediler?

YAPAR: Köy malları dışında, hiç gayrimenkul verilmedi İzmir’e…

YALDIZ: İzmir’de 4 trilyon liralık Özel İdare malı olduğu söyleniyor. Çok kupon yerler, büyük tesisler var. Vali, belediye başkanı inatlaşması mı, Ankara’nın CHP’li belediyeye vermeyin talimatı mı?

ŞENGÜL:
Ben açıkçası, samimi olarak söyleyeyim o konuda hiç de araştırma yapmadım. O bizim eksikliğimiz. Özellikle Özel İdare’nin durumunu bilmiyorum, o yüzden de fazla yorum yapmayacağım. Özel İdare’nin ne kadar malları var, ne kadarı Bakanlıklara verildi, verilmedi. O konuyla ilgili bir araştırma yapayım sonra size bir açıklama gönderirim.

 
Ben Erdoğan değilim, yerime Davutoğlu bırakmam
 
Berkinler milletvekili olmak için mi öldü?
YORUMLAR
Toplam 17 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Akif Kireçyakan 2 Şubat 2015 Pazartesi 14:22

İzmir milletvekili, öncesinde AKP il başkanı fakat köşeye sıkıştığında konu ile ilgili hiç bilgisi yok. Helal olsun...

Yorumu oyla      10      2  
TSent 17 Ocak 2015 Cumartesi 00:52

İşte bugün metro yatırımları ile İstanbul-Ankara ve İzmir'e verilecek yatırım bedelleri AKP nin İzmir'bakışını net olarak ortaya koyuyor.Aydın Şengün neler söylüyor,rakamlar neleri anlatıyor.

Yorumu oyla      14      3  
TSent 15 Ocak 2015 Perşembe 22:34

Bu konuda söylenecek o kadar çok şey var ki.Alsancak Stadı sezon başlarken depreme dayanıklı değil diye kapatılıyor.Türkiye'de başka böyle kapatılan stad var mı bilmiyorum .Özel İdaerenin mallarından İzmir'e hiç bir şey verilmedi.Aydın Şengül bunlardan ya habersiz,ya da partisinin işine öyle geliyor.Ya defalarca iptal edilen metro ve teleferik ihaleleri.Ondan sonra İzmir Belediyesi beceriksiz.Ayrıca 130 kişiye soruşturma açıldı.O kadar insan hapiste yattı.Bu bürokratlar kolay imza atabilirler mi.Kendi yaptıkları haksızlıkları karşı tarafa beceriksizlik diye atıyorlar.Daha söylenecek o kadar çok şey var ki...

Yorumu oyla      16      2  
AHMET 15 Ocak 2015 Perşembe 22:13

GEREK YOK HİÇ BİRŞEY VERMEDİNİZ VERMESSİNİZDE SİZ İZMİRE HİÇ BİR ŞEY YAPMADINIZ YAPILANLARIDA ENGELLEDİNİZ YAPTIĞINIZ TEK ŞEY BU

Yorumu oyla      18      2  
konaklı 15 Ocak 2015 Perşembe 19:21

Bütün metro yatırımlarını, altyapı yatırımlarını, sanayi tesislerinin teşviklerini istanbula, ankaraya, konyaya vs yaptınız gidin oyuda onlardan isteyin.

Yorumu oyla      21      3  
ozan 15 Ocak 2015 Perşembe 19:14

Seçim geldi bunlar yine etrafta dolanmaya başladılar. Ne istediyse verdin neden izmir işsizlikte Türkiyenin en kötü şehri oldu o zaman.

Yorumu oyla      21      3  
15 Ocak 2015 Perşembe 18:00

izmire karşı ne kadar ilgisiz olduğu, sorulara verdiği; bilmiyorum, incelemedim, bi bakim cevap veririm gibi cevaplarla aslında,yetersiz ve ortalık karıştıran bir milletvekili olduğunu ortaya koymuş.

Yorumu oyla      22      3  
15 Ocak 2015 Perşembe 15:45

Başlığı okuyunca konuyu cemaat zannettim :)))

Yorumu oyla      18      3  
Mustafa Y 15 Ocak 2015 Perşembe 13:47

ben bir izmirli olaran şengül e tahammül edemiyorum, sanırım izmirlilerde öğle. bu kişi seçildiğinden beri izmir için ne yapmış, hangi projeleri desteklemiş. yaptığı iş varsa yoksa belediyeyi kötülemek. çok gürültücü biri. yani izmirli bunu istemiyor.gürültü istemiyor, iş görmek istiyor.izmirin malları ne oldu,neden lobi yapmadılar, izmirin körfez derinleştirme projesi neden 2 yıldır çed bekliyor?izmir limanı kruvaziyer iskeleleri neden yapılmadı?katı atık projesinde niye engel oluyorlar? bence bir dönem daha seçilemeyecek.

Yorumu oyla      24      3  
İzmirli Vatandaş 15 Ocak 2015 Perşembe 13:08

Sayın Şengül,partiniz iktitadra sizde İzmir'de seçilmiş bir miletvekilisiniz.Tüm konuşmanızda belediye başkanı için 'çalışmıyor,yapamıyor,beceremiyor,elemanları ile geçinemiyor' diyerek başarızızlıklardan kendinize bir menfaat çıkarmayı hedeflemişsiniz.Otogar metrosu,Narlıdere metrosu,kentsel dönüşüm projesi,Marinalar neden yapılmıyor.Çöp tesisi yeri için Kocaoğlu sizden yer önerilmesini bekliyor.

Yorumu oyla      26      3  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Ben Erdoğan değilim, yerime Davutoğlu bırakmam
Ege’deSonsöz Sohbetleri’ne konuk olan Atilla Sertel, gazeteci Ümit Yaldız, ...
Ankara İzmir'i yozlaştırıyor!
Ege’deSonsöz Sohbetleri’ne konuk olan İzmir Mimarlar Odası Başkanı Hasan ...
Ege'de yatırım yok!
Batıçim Genel Müdür Yardımcısı Feyyaz Ünal, Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin ...
 
Çöp nimettir!
Dünyada atık yönetimi konusunda lider isimlerden Alman Remondis firmasının ...
En ucuz pamuk olmayı hak etmiyoruz!
Ulusal Pamuk Konseyi Başkanı Barış Kocagöz, Türk pamuğunun dünyanın en ...
İktidar delikanlı olsun, göz boyamasın!
Tariş Zeytin ve Zeytinyağ Birliği Başkanı Cahit Çetin Ege’de Sonsöz Sohbetleri’nin ...
 
İzmir de ilericidir, Diyarbakır da…
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kıt kanaat yapılan kampanyaya rağmen aldığı ...
Başkanlığımın en zor dönemini yaşıyorum!
İzmir Eczacı Odası’nın 12 yıllık deneyimli Başkanı Tuncay Sayılkan konuk ...
Ekonomide deniz bitti
Türkiye’nin 2015 yılında iç tüketiminin düşük olacağını, ihracat kanalıyla ...
 
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
İzmir tartışmaya neden dahil olmadı?
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Hemşireleri dinleyelim
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Güzel habere de ihtiyacımız var!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Korona tecritinden öğrendiğim çok şey var
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Sokakta özgürlük vardı…
Işıl Öztürk BULUT
Işıl Öztürk BULUT
‘Biz bize yeteriz’ ve Soyer
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Birlik ve beraberlik üzerine
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Olmaya devlet cihanda
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Virüs kıtlık ve açlık yaratmasın
Erkan SEVİNÇ
Erkan SEVİNÇ
Vali
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva