RÖPORTAJLAR
2 Şubat 2015 Pazartesi

Maestro benim, kesinlikle!

CHP İzmir'in yeni patronuyla A'dan Z'ye... Gönül Soyoğul sordu, Bedri Serter yanıtladı...

Maestro benim, kesinlikle!

Biz gazeteci tabiriyle ‘çiçeği burnunda’ desek, o da ‘ne çiçeği, tomurcuk bile verdik’ latifesiyle karşılasa da… CHP İzmir İl Başkanlığı koltuğuna oturalı (söyleşi yapılırken) 20 günlük olan Bedri Sertel, pek çoğumuz için yeni bir isim…
Her ne kadar büro mobilyaları denince akla ilk gelen markasından, EGİAD’tan, İTO’dan, meclis üyeliğinden, milletvekili ve Karabağlar Belediye Başkanlığı aday adaylıklarından biliyor olsak da o yeni bir isim. Zira tanımaktan kastım, nasıl bir insan olduğu… Sert yüz hatlarının altında yatan kimliği, kişiliği ne? Duygusal mıdır, kolay pes eder mi, hırslı mıdır, rekabetten beslenir mi, kırmızı çizgileri nedir ve daha bir dolu soru… Elbette, seçime doğru İzmir’deki taşları yerinden nasıl oynatacağına dair ipuçlarını bulmak da vardı aklımda söyleşiye giderken. Bir saate yakın sohbette, bulduğum cevaplar da oldu, bulamadıklarım da… Bir saatte bir insanı çözmek ne mümkün ki zaten? Üstelik sohbet edecek daha çok zamanımız olacak bu süreçte; onları da tomurcuklar meyveye durduğunda sorarız elbet… 
Usul usul başlayalım, buyurun…


GÖNÜL SOYOĞUL: CHP İl binasına ilk girdiğinizde ne hissettiniz?

BEDRİ SERTER
: İlk derken tabi ki Basmane’deki İl binamıza çok iyi hatırlıyorum. Oraya çok gidip geldim.  Sonra buranın alındıktan sonraki bütün çalışmalarının içinde de ben varım.

SOYOĞUL:Teşrifini siz mi yaptınız?

BEDRİ SERTER
Bir kısmını ben hizmet için vermiştim.

SOYOĞUL:Mesela oturduğunuz koltuk sizin firmanızın üretimi mi?

BEDRİ SERTER:
Yok değil. Sonra tabi revize oldu, bir değişiklik oldu burada. Sonra grup olarak çalışmalar yaptılar onları değerlendirdiler. Ama tabii ki koltuk mülken benim değil ama il başkanı olarak bana ait.

SOYOĞUL:Siz kaç yılında CHP’ye girdiniz?

BEDRİ SERTER
: Ben 1998’de tanıştım. Ondan sonra 2004- 2009 yılları arasında Konak Belediye Meclis Üyeliği Başkan Vekilliği dönemim var. O arada 2005- 2007 yılları arasında kurultay delegeliği dönemim var. İzmir’deki 45 tane fertten biri ben oldum. Ondan sonra 2011 seçimlerinde milletvekilliği aday adaylığı söz konusu oldu. Tabi ki, partinin hiçbir kademesinde küskünlüğümüz kırgınlığımız olmadı. Her zaman çalışıyoruz. Benim bölgem işim gereği Karabağlar olduğu için Karabağlar’dan 2014 seçimleri için aday adayıydım. Orada çalışmalarımızı sürdürdük. Ama nasip olmadı tabi ki Muhittin Bey’e başkanlık tevdi edildi. Ondan sonra da mücadeleye partimiz ile ilgili mücadele devam etti. Son pozisyonda da Genel Başkanımız böyle bir görevi bize tevdi edince… Çok da onurlu ve gururlu bir görev, tüm partililere nasip olsun. Gerçekten öyle arzu ederim.

SOYOĞUL: Sizin partililiğiniz biraz  geç bir tarihte, o zamana kadar niye beklediniz?

BEDRİ SERTER
: Ben 1985 yılında evlendim. Önce iş hayatımızı organize etmemiz gerekirdi. Siyasi hayat çok farklı bir yapı. Önce iş hayatımızı organize ettik. Ben bir de kademe kademe gitmeyi çok severim. Önce 1985’te evlendim. Sonra çocuğumuz oldu. Sonra 1990 yılında kardeşimle bir ortaklığımız vardı onu ayırdık. Tekrardan bir revizyon başladı. Sonra 1991, 1992 yıllarında Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda komite başkanı oldum. 1992 Ege Genç İş Adamları’nın kuruluşunda bulundum. Bülent Şenocak başkan döneminde. Onun kuruculuğunu yaptık. Dokuz Eylül İşletme mezunuyum; benim için o dönem EGİAD’ın kuruculuğunda yer almamı ben bir master gibi görüyorum. Sonra 1996’da da İzmir Ticaret Odası’nda meclis üyesi oldum. Orası da bir doktora yaptım orada. Sayın Ekrem Demirtaş’la, Sayın Necip Kalkan’la ve diğer meclis üyeleri arkadaşlarla. Mehmet Akyel’le Yalçın Erdoğanlar’la, Hüseyin Porsuk’la hep beraber bir gruptuk. Hıızlı bir gruptuk. 2002’de seçimlerde ben ayrıldım. Siyasete girmek istiyorum dedim. 2004 seçimlerinde de hedeflediğim doğrultuda Konak Belediyesi’nden meclis üyesi olmam gerçekleşti. Yani periyot böyle ilerledi. Bu işi kademe kademe yapmak lazım. Bir koltuğa sahipseniz, başka bir koltuğa da sahip olmak yakışmıyor. Ben bunu da örnek olarak insanlara vermek istiyorum. Çünkü her koltukta her insanın olmasına gerek yok. Sivil toplum örgütlerinde de bu böyle, siyasi arenada da böyle, sanayi odalarında, ticaret odalarında da öyle. Herkes bir koltuğa sahipse başkalarının da önünü açmak mecburiyetinde, başka türlü gelişemeyiz. Gençlerin de önünü açamayız.

SOYOĞUL:Anlattıklarınız, sizin işlerinizi rayına soktuktan, belli bir maddi gücü sağladıktan sonra siyasete girmeniz, bana şunu düşündürttü.  Siyaset yapacak insanların maddi olarak özgürlüğe kavuşmuş olması gerekir. Böyle mi düşünüyorsunuz, aksi halde ne olur?

BEDRİ SERTER
: Bence gereklidir. Aksi halde bir şey olmaz. Çünkü herkes iş adamı değil. Bürokrasiden gelen siyasetçi arkadaşlarımız var. İşçi kesiminden gelen bürokratik arkadaşlarımız var. Biz büyük bir partiyiz. Herkese şemsiyemiz açık. Şemsiyenin altında herkesin olması gerekiyor. Hiçbir problem olmaz, yeter ki kişiler kendi kriterlerini, kendi çizgilerini iyi belirlesinler. Ondan sora da sorun olacağını düşünmüyorum. Olmuyor da zaten.

SOYOĞUL:Bu konu hep tartışılır. Ve denir ki, ‘İnsanlar özgür olmalı madden. Öbür türlü başka kaynaklardan yardım almak zorunda kalırsınız. Çünkü siyaset yapmak pahalı bir iştir.

BEDRİ SERTER
: E tabi bedeli var. Bunun hem madden hem manen bedeli var.

SOYOĞUL:Değişmesi gerekmiyor mu bu sistemin? Yani bu sistemde bir işçinin, dar gelirli bir insanın bir yere aday olması düşünülemez.

BEDRİ SERTER
: Düşünülemez. O zaman da saygısızlık olur. Hürriyetlere özgürlüklere sınır koyar.

SOYOĞUL: Biliyorum ama aday olmak için yola çıktığımda belli bir paranın olması gerekiyor. Seçim kampanyaları, aday adaylığı süreci demek para demek. Parası olmayanlar için bu sistem bir fırsat yaratmıyor. Yeni bir düzen gerekmiyor mu, ne olması gereklidir,?

BEDRİ SERTER
: Ama koyamazsınız ki böyle bir düzene. Herkesin bu özgür haklarını kullanması gerekir. Mutlaka ya ailesinden ya arkadaşından, eşinden dostundan destek alarak öyle bir kişiyi bir yere götürmek lazım. Hakikaten vatana millete cumhuriyete faydalı bir kişi ise neden desteklenmesin. İlla kendi imkanları ile değil, etrafındaki insanların imkanlarıyla bir yerlere getirilmesi lazım.

SOYOĞUL: Yani illa bir yerden destek alması lazım. Yanlış değil mi, bu sistem değişmez mi?

BEDRİ SERTER
: Değişemez. Dünyada da böyle. Amerika’daki devlet başkanları nasıl seçiliyor. Bir yığın holdinglerin desteği ile seçiliyor. Almanya da öyle Fransa da öyle İngiltere de öyle. En ileri batılı ülkeleri söylüyorum size. Sonra geliyoruz Türkiye’de de öyle. Bu değişim mümkün değil. O değişmeyi ancak orada kişilerin karakteristik özelliklerine bağlı, oradaki düzenlerine bağlı ne kadar mesafeyi kullanacaklar. Son dönemde görüyoruz hükümeti idare edenlerin ne farklı boyutlarda burayı götürdüğü, buralara varmaması lazım. Yakışık alacak bir pozisyon değil.



SOYOĞUL: Bedri Bey deyince Serter Mobilya geliyor aklımıza. Ama daha fazlasını bilmek istesek… İnsan olarak nasıl tarif edersiniz kendinizi?

BEDRİ SERTER
: Valla insanın kendisini tarif etmesi çok zor. Keşke eşim olsaydı o tarif etseydi. Genel olarak görüntü olarak sert bir mizaca sahipmişim gibi görünürüm ama aslında yumuşak bir adamımdır. Zaten çok yumuşak olmanız çok iyi bir şey değil. İkisinin ortasını dengeleyebilirseniz, çok başarılı. Biraz duygusalımdır. Bizim çocukluğumuzda o afacan filmlerini hep hatırlarız. Annem onlara götürdüğünde yarısında çıkartırdı beni. O kadar ağlardım ki o çocukların annesiz babasız kalmalarına. Hakikaten hala o duygusallığım devam etmekte. Öyle filmleri seyredemem. Gerçekten. Hatta eşim ve çocuklarım dalga geçer benimle, ‘sen bu filmi seyretme baba’ derler.

SOYOĞUL: Hala ağlar  mısınız çocukken ağladığınız filmlere?

BEDRİ SERTER
: Aynen! O yüzden kızım dalga geçiyor, sen bu filmi seyretme diye. Ama tabi ki iş hayatı insanı biraz sertleştiriyor. Rekabet insanı biraz daha törpülüyor. Artı iş hayatı ve siyasi arenaya girdiğiniz zaman bu törpüleme daha belli oluyor. Ama bugüne kadar siyasi hayatımda ve iş hayatımda insanları kırmamaya çalıştım. Onlara daha bir olumlu şekilde yaklaşmaya çalıştım. Çalıştığım arkadaş grubundan, çalışanlarımdan, siyasi arenadaki arkadaşlardan kimseden duymazsınız. ‘Bedri Serter böyle bir gruplaşma yaptı. Şunlarla kavga etti, hakaret etti…’ Yok öyle bir şey. Ben ailemden de öyle görmedim. Ailemizde de çocuklarımızı öyle yetiştirmedik. Daha toleranslılar. Çünkü hem biraz ekonomik gücünüz olduğu zaman biraz da duygusal bir yanınız olduktan sonra, mantığınız da el verdikten sonra, bir yerlere de ayaklarınız sağlam basıyorsa güveniniz oluyor kendinize. Bu özgüveni şimdi dağıtma ihtiyacı hissediyorum. Genç arkadaşlarımızla, bizden sonra çocuklarımızla, hepimizin çocuklarıyla bir şeyler paylaşabilirsek, bir nebze bir şey verebilirsek, onlar için çok faydalı olabileceğine inanıyorum. O noktaya gelmeye başladık yavaş yavaş.

SOYOĞUL: Yarışmacı, rekabeti seven bir insan mısınız?

BEDRİ SERTER
: Seviyorum. Hırslıyımdır o konularda. Ama hırsımı da dizginlemesini bilirim.

SOYOĞUL: Şimdiye kadar sizin iş çevrenizden olumsuz anlamda size yüklenilmemiş ama sıcak siyaset, siyasette yüksek mevki söz konusu olunca işler değişebilir. Hele CHP gibi kaynayan partilerde! Yani sert yanınız daha çok ön plana çıkabilir mi, ne dersiniz?

BEDRİ SERTER
: Aynı, aynı! Başlangıç itibari ile bütün arkadaşlarımla… çünkü burada ciddi bir idarecisiniz. İzmir’in patronusunuz yani burada. Arkadaşlarımıza eşit mesafede davranmak zorundayız. Bir de olumlu yapmak, çok önemli bir seçim atmosferine giriyoruz. Yapmacık değil ama doğal akışında bu işi götürmek mecburiyetindeyiz. Sevecen bir şekilde hareket edeceğiz. Ama gerektiği noktada yumruğumuzu masaya vurmasını da bilmek mecburiyetindeyiz.

SOYOĞUL: Peki neye müsaade etmezseniz? Kırmızı çizginiz nedir CHP İl Başkanı olarak?

BEDRİ SERTER
: Dürüst olmayan insanları sevmem. Bir de yalanla dolanla iftira eden insanları hiç sevmem. Yani doğru neyse o. Ben düzgün ve dürüst bir adamım. Hepiniz de göreceksiniz çalışmalarınızda. Doğruluk neyse, dürüstlük neyse, neye kafam yatıyorsa onu söylemeyi severim. Hatta paylaşmayı severim sizlerden de fikir alacağım noktalar var. Yani sizin gibi gazeteci arkadaşlarımızdan, yönetim kurulumuzdan, çalışan arkadaşlardan. Herkesin her şeye fikri yetmez. Benim bilemediğim bir konuda belki buradaki sekreter arkadaşım beni yönlendirebilir. Ona da çok saygım var. Hep de bu toplantılarda bunu dile getiriyorum. Benim için en önemli şey dürüstlük ve riyakarlık olmaması. Onları affetmek istemiyorum.

SOYOĞUL: Bu belki her yer için geçerli de, CHP’de ‘iki kişinin bulunduğu toplantı asla gizli değildir’ diye bilinir. Gizli toplantıları basından okuyunca, ne düşünüyorsunuz?

BEDRİ SERTER
: Zaten yapacak bir şey yok. Hayatın akışında da öyle. Eğer iki kişi bir şeyi biliyorsa üçüncü kişinin bilememe şansı yok. Ama tabi ki bazı gizemli, aramızda kalacak konular olabilir. Onları arkadaşlardan rica etmek lüks bir olay değil. Gereğini yaparlarsa yaparlar. Yapmazlarsa ilerleyen boyutlarda paylaşımlarımızı değerlendiririz.

SOYOĞUL: Sırdaşı bir insan mısınız?

BEDRİ SERTER
: Kesinlikle.

SOYOĞUL: Eşinizle paylaşır mısınız peki?

BEDRİ SERTER
: Çok şeyi paylaşırım. Ama bende kalacak şeyler de bazen bende kalır. Onun ilgi alanının dışında kalan şeyler bende kalır.

SOYOĞUL: Eşinizi dinler misiniz?

BEDRİ SERTER
: Dinlerim. Çok önemli. O konuda çok şanslıyım. Çok güzel şeyleri paylaşırız ve çok da iyi yön verir. Ve hakikaten ikimiz de bir sırdaşızdır. Her bakımdan. Hem aile içinde, hem özel hayatımızda, hem iş hayatımızda. Böyle bir beraberliğimiz var çok şükür.

SOYOĞUL: Genelde öngörüleri doğru çıkar mı?

BEDRİ SERTER
: Çok doğru. Ben kadınların öngörülerine çok önem veririm. Eşim, arkadaşlarımız, sonra benim kuzenlerim, kadın olarak da çok öngörülü olurlar.

SOYOĞUL: Peki yönetimde şu an etrafınızda…

BEDRİ SERTER
: Yarı yarıyarıya. Yani çok güzel. Ben zaten böyle bir grup ile çalışmayı istiyordum. Allah da öyle nasip etti. Hepsi de çok iyi arkadaşlarımız. Tabi ki birbirimize alışma zamanımız var. Ama alıştık diyebiliriz. Gözlemlediğim kadarıyla hepsi de çok samimi, çok açık, erkek arkadaşlarımız da kadın arkadaşlarımız da güzel bir birlikteliğimiz olacak.

SOYOĞUL: Başta sorum eksik kaldı, buraya ilk geldiğinizde, koltuğa oturduğunuzda ne düşündünüz? Ne hissettiniz? Ağladınız mı mesela?

BEDRİ SERTER
: Yok, ağlamadım ama rahmetli annemi babamı düşündüm; keşke görselerdi diye düşündüm. Bir de Allah’a şükür ettim. (gözleri doluyor)

SOYOĞUL: CHP’de böyle önemli bir göreve gelmeniz güzel ama önümüzdeki dönemde çok ağır bir sorumluluğunuzun olduğunu düşündüğünüzde, ne geçiyor kafanızdan? Yani buraya oturdunuz, duygulandınız ama kalıcı bir imza atmak da var, sıradan olmak da…  Ne geçiyor aklınızdan? 


BEDRİ SERTER
: Valla ben, ben demeyi sevmiyorum. Biz olaraktan değerlendirmek benim şiarımdır. Yani iş hayatında böyle, sivil toplum örgütlerindeki çalışmalarımda da öyle. Önemli bir yönetim kadrosuyla beraberim. Hepsi, benden daha deneyimli arkadaşlarımız var. Hatta birkaç seçim geçirmiş arkadaşlarımız, çok deneyimli bir çalışma kadromuz var. O arkadaşlarımızın desteklerini alacağımı biliyorum. Biz hiç olmazsa onlarla beraber yolun yarısını kat etmiş olacağız. Ve sokağa çıktık bu hafta itibari ile. Sokağa çıktık derken ilçelerle ilgili çalışmaları başlattık. Sağ olsun bütün arkadaşlarım da ellerinden geldiğince destek vermeye çalışıyorlar. O yüzden sorup öğrenmeyi çok severim. Dediğim gibi biz olarak hareket etmeyi seviyorum. Ondan dolayı da başarıya ulaşacağımıza inanıyorum. Hatta aday adayı olan arkadaşlarımıza da danışıyoruz. Hepsi de gerçekten çok kıymetli, milletvekilliğine yakışacak bir yığın arkadaşımızla beraber çalışacağımıza inanıyorum. Halkımızın da sanki biraz rahat çalışmaya ihtiyacı varmış gibi. Ben seçildikten sonra toplumda bir sinerji oluştu. Yani bir yığın sivil toplum örgütünün çalışmalarımız da olduğu için… İnanın burada bizim il örgütümüzün yolunu bilmeyen arkadaşlara bu yolu öğretmeye başladık. Çayımızı kahvemizi, çikolatamızı ikram ediyoruz. Burada onlarla birlikte sohbet ediyoruz. Onlar neler yapabiliriz diyorlar. Çok gönülden diyorlar. Hiçbir şey talep etmeden. O çok güzel bir şey.

SOYOĞUL: CHP, İzmir’de güçlü bir parti ve hala yolu bilmeyen insanların olması, şimdi sizin vasıtanızla il örgütünü tanıyor olmaları, sizden dolayı buraya gelmeleri, aslında partinizin bir eksikliği değil mi?

BEDRİ SERTER
: Şimdi şöyle söyleyeyim; insanların parti merkezleri ile pek alakaları yok. Belediyelerle daha içli dışlı insanlarımız. Çünkü belediyelerde hizmet alım olayları var. Ancak siyasi arenaya gönül vermiş insanlar ilçe merkezlerimizi, il merkezlerimizi, öğrenmek mecburiyetinde kalıyorlar. Ama benim bir düşüncem vardı uzun zamandır. Sanki düşündüğümüz de gerçekleşti dedim. ‘Yarın öbür gün bir il başkanı olursam gerçekten bütün toplumda, sivil toplum örgütlerini bir çay içmeye davet edeceğim’ dedim. İli görsünler, bizi bir tanısınlar. Nasılız, kimiz, buradaki arkadaşlarımızla bir tanışsınlar istiyorum. Ona göre onların da bize yön verecekleri olaylar olur. Bu çok önemli. Çünkü onlar halk; partili değil. Partili olaraktan bizler bir hedefe kitlenmiş vaziyetteyiz. Halkın vereceği mesajlar daha farklı boyutta olacak.

SOYOĞUL: Biraz önce dediniz, insanlar daha çok belediyelerle ilgili diye. Belediyelerle il-ilçe yöneticileri arasında sanki bir kopukluk söz konusu… Neden kaynaklanıyor bu sizce? Ve neden bu CHP’de daha çok oluyor?

BEDRİ SERTER
: Geçmişi irdelemek bana yakışmaz, şu an itibari ile… Ama her insanın fikir birlikteliğinde olması gerekmiyor. Herkesin kendine özgü bir düşüncesi var, belki farklı düşünebilir. Ama böyle bir kurumsal yapıda çalışırken belediyelerimizle, illerimiz ve ilçelerimizin ortak bir sinerji içerisinde olmasında fayda var. Belediyelerimizin illerine ve ilçelerine katacağı çok büyük faydalar olacaktır. Seçilen bütün belediye başkanlarımız CHP’nin belediye başkanlarıdır. Bizim partimizden çıkan arkadaşlarımızdır. Onlar da bunun çok farkındalar. Hep bu birlikteliğimizi sürdürmek mecburiyetindeyiz. Belki geçmişte, şu anda gördüğüm kadarıyla yok; kişisel diyalogların oluşmamasından kaynaklı bazı şeyler olur. Onları da ben dedim ‘hepiniz için köprü olacağım.’ Nerede olursa olsun. Hakikaten de bu köprü görevini göreceğim, göreceksiniz.

SOYOĞUL: Bu size iş dünyasının öğrettiği bir uzlaşma kültürü mü?

BEDRİ SERTER
: Bir kere çok önemli nokta var. İki tane atasözü gibi söz var. Bir, ‘gülmesini bilmeden dükkan açılmaz.’ Buraya gelen kim olursa olsun güler yüzle karşılamak mecburiyetindeyiz. Benim mekanıma gelip de alış veriş yapsın yapmasın nasılsınız iyi misiniz diyorsa, buralarda onu oturtmamız gerekir. Ve oturmuş vaziyette. O hoşuma gidiyor. İkinci güzel söz de ‘işinin başını, teknenin kıçını boş bırakmayacaksınız.’ Bu iş de böyle politikada da böyle. Çok önemli. Devamlı olarak irtibatınız olacak, diyaloğunuz olacak, görüşmeleriniz olacak. Gelemeseniz bile telefonla e ulaşma şansınız var. Yani diyaloğunuzu hiç kesmemeniz gerekiyor. Bir kere her şey diyalog, Hayatımız diyalog. Eşimizle, çocuklarımızla diyalog kurmazsak nereye varabiliriz ki? İş hayatında da öyle. Siyasi hayat dokunmak, diyalog ve görüşme sanatı. Yani bunun üçünü bir arada yapmak mecburiyetindeyiz. Bunlar olmazsa olmazlarımız.

SOYOĞUL: Burada yaptığınız belediye başkanları ile görüşmeniz, dışarıya gazetelere biraz farklı yansıdı o zaman?  

BEDRİ SERTER
: Evet maalesef. Veya dışarıya duyuranlar farklı yansıttı diyebiliriz. Belki içeriden doğru yansımıştır da dışarıdakiler işlerine geldiği gibi yansıtmış olabilir. Belki biraz hafiften kurcalamış olabilirler. Kesinlikle çok güzel geçti toplantımız. Çok verimli de geçti. 1 sat 15 dakika sürdü. Her şeyi paylaştık. Benim de bütün belediye başkanlarının da ortak noktasını, ‘seçime gidiyoruz neler yapabiliriz’i değerlendirdik. Hiçbiriyle de sıkıntımız yok. Hepsiyle de güllük gülistanlığız, hepsiyle çok güzel işler yapacağız.

SOYOĞUL: Şöyle bir durum var. Aziz Bey ve onun ekibi olarak adı geçen bir grup milletvekilinin, sizin adınızı değil de bir başka ismi desteklediği basında yer aldı. Ne diyorsunuz bu konu ile ilgili?

BEDRİ SERTER
: Ben onları çoktan aşmış bir adamım. Yani öyle bir şeyimiz olmaz. Aday adayı olan arkadaşlarımızın hepsi de benim can ciğer arkadaşlarım çoğu. Bir tek Uğur Büke’yi tanımıyorum. Sizin de sitenizde Uğur Büke’den çok sitayiş ile bahsettiğiniz noktalar var. Ben takip ettim o süreci. Bir tek onu tanımıyorum. Diğer bütün arkadaşlarımı tanıyorum siyasi arenadan, iş hayatından tanıyorum. E burada da bir koltuk var, keşke iki üç tane olsa, yan yana otursak ne diyeyim ki yani.

SOYOĞUL: Genel başkanla diyaloğunuz ne zaman, nasıl  başladı?

BEDRİ SERTER
: Genel başkanla 2011 yılında milletvekili aday adaylığı döneminde tanışmaya başlamıştık. 2014 yerel seçimlerinde beni daha sıcak tanıdı genel başkan. İz bırakmışız demek ki kendisinde.

SOYOĞUL: Özel görüşmeleriniz?

BEDRİ SERTER
: Özel görüşmelerimiz olmadı kendisiyle ama iyi bir araştırma yapmış sağ olsun genel başkanım. Verdiği kararı da biz mahcup etmemeye çalışıyoruz.

SOYOĞUL: İl başkanı olarak atandıktan sonra?

BEDRİ SERTER
: Görüşüyoruz kendisiyle. Telefonla ama. Daha Ankara’ya gitmedim. İnşallah önümüzdeki hafta herhalde bir ziyareti olacak. Bu hafta Kuşadası’na gelecek. Belki orada beraber olacağız. Ama her dakika ne gerekliyse görüşme yapıyoruz.

SOYOĞUL: Eski il başkanlarınızdan Tacettin Bayır’ın örgüt ve belediye başkanları hakkındaki sözleri hakikaten tarihi bir laftı ve hepimizin aklında kaldı ‘Bundan sonra arabaları atlar çekecek, atlar önde olacak’ sözüyle… Tacettin Bey, ‘örgüt belediye başkanlarının önündedir’ diyordu; siz ne diyorsunuz, atlar mı önde olacak, arabalar mı?

BEDRİ SERTER
: Sizin sözlerinizle bilgilendim, o sözler Tacettin Bey’i bağlar. Beni ve il başkanlığını bağlamaz. Kendisini bağlar. Ben eşit mesafede hem belediyelerimizle, hem ilçe örgütlerimizle, il örgütümüzle hep kol kola yürümek mecburiyetindeyiz diye görüyorum. Ne araba önde olacak, ne at arkada olacak; yan yana, aynı hizada yürümekte fayda var çünkü halkımız da bunu istiyor bizden. Tek önde olacak insan var, o da genel başkanımız.

SOYOĞUL: Siz uzaktan izlerken CHP içindeki bu tartışmalar belki biraz basında...

BEDRİ SERTER
: Abartıyor. Basın biraz abartıyor. 


SOYOĞUL: Olabilir ama partinizin geneli için söyleyeyim; kimse de bundan rahatsız olmuyordu. Hoşuna gidiyordu hatta bazılarının. Ama vatandaştaki hissiyat ‘bunlar hep böyledir’ şeklinde. Belki siz de ticari çevrenizde bu yorumları duyuyordunuz…

BEDRİ SERTER
: Tabi ki. Onları kaldırmak için elimden gelen bütün mücadeleyi veriyorum ve şu anda iki haftadır, 20 – 21 gün oldu onları rafa kaldıracağız. Bizim çok önemli bir seçime gitmemiz söz konusu. Bir de değmez ki. İki insanız, oturup konuşabiliriz. Belediye başkanı, ilçe başkanı, il başkanı, paylaşmayacağımız hiçbir şey yok. Ama sadece CHP’de değil ki bu, tüm partilerde var. İnsanın olduğu her yerde dedikodu var.

SOYOĞUL: Bir gazeteci olarak dedikodunun ötesinde özellikle seçim yarışlarında birçok çatışmaya şahit oldum, kastım dedikodular değil. İlçe yöneticileri ile ilçe belediye başkanları, il başkanı ile Büyükşehir Belediye Başkanı arasında… Şimdi yeni bir seçim dönemine giriliyor. Pek çok organizasyon olacak, herkesin üzerine düşen görevler var. Akortsuz sesler çıkmaması için bu orkestraya bir maestro gerekiyor. Bu seçim döneminde maestro kim olacak, siz mi?

BEDRİ SERTER
: Kesinlikle! Ben burada sayın genel başkanımı temsil ediyorum. Maestro benim olmam gerekiyor. Ben olacağım zaten. Ona göre organizasyon şemasını oluşturacağız. Diğer bütün örgüt arkadaşlarım, belediyelerimiz de bize destek olacaklar. Çünkü genel seçim. Yerel seçimlerde belediye başkanları ön olanda olacaklar ama bu genel seçim. Buradaki maestroluğu il başkanının yapması gerekiyor. Ben de genel başkanıma bağlıyım. Oradan gelen talimatlarla hareket edeceğiz. Ben de alt kademelerime bunu yaymak mecburiyetindeyim.

SOYOĞUL: Mesleki tecrübeme dayanarak en zor anların aday belirleme sürecinde yaşandığını söyleyebilirim. Biraz önce söylediniz çok aday adayı olduğunu. Ama milletvekili sayısı da belli, dolayısıyla aday adayı kadar, küskünler de çok olacak. Bu konuda da mı siz maestro olacaksınız?

BEDRİ SERTER
: E tabi, hepsine kucak açmak mecburiyetindeyim. Bütün arkadaşlarımız da çok değerli arkadaşlar ama 13 birinci bölgede, 13 ikinci bölgede 26 tane milletvekili seçilecek. Herkes de bu yarışa giriyor. Giren arkadaşlarımız da 13, 13 olacağını biliyorlar. Ama seçilirler, ama seçilmezler. Hepsinin söylediği tek bir şey var, “Bu saatten sonra biz seçilsek de seçilmesek de partimizle beraber el ele kol kola yürüyeceğiz.” Onun acısını biz geçtiğimiz yerel seçimlerde yaşadık. Aramızdan aday olmayan arkadaşlarımız başka partilere geçip bize 8 tane ilçeyi kaybettirdiler. Hoş bir şey değil. Bunu kesinlikle hiç kimse yapmayacak. Ve olması gereken bir olay. Artık bu şahsi kaprise giriyor. Bizim Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için bu şahsi kaprisleri bir kenara bırakmak mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin gittiği nokta belli. Ne milli eğitim kaldı, ne sağlık teşkilatı kaldı. Ne orman kaldı. Hiçbir şey kalmadı, artık bunun farkına varalım. Hırsızlıklar hat safhada. Bunlar çok daha önemli! Bırakın o şahsi gelişmeleri… Bırakacağız yani bunun başka yolu yok.

SOYOĞUL: Yerel seçimler öncesi, siz Bedri Serter olarak bu koltukta oturuyor olsaydınız, 
küskünlerin başka partilerden aday olmasını önleyebilir miydiniz?

BEDRİ SERTER
: Önlemek istedim. Diyalogla önlemek isterdim. Ama ne kadar başarılı olacağımı o gün görmek lazımdı. Hakikaten diyalog lazım insanlarda. Ben de aday adayıydım. Ben de seçilemedim. Ama partim için çalıştım. Yani diğer arkadaşlar da aynı davranışlarda… Yani seçilemeyeceğini bilip de bizim partimizden oyu çalıp niye partine seçim kaybettiriyorsun. E günah. 11 oyla Selçuk kayboldu.

SOYOĞUL: Ama sanki söylediğiniz şey onların hatası olduğu kadar...

BEDRİ SERTER
: Bizlerin de hatası var. Hep diyorum ya, diyalog. Hepsinin özü diyalog. Belki arkadaşlarımızın gönlünden geçen başka bir nokta, bir şey olabilirdi. Belki onların gönünü alabilirdiniz birebir temasla. Niye olmasın ki? İnsanlar çok ketum değildir. Bazı yerlerde de tolerans tanırlar karşılarındakilere. Ama kimse ile görüşmezseniz… Bu çok basit… Diyelim çocuğunuz çok yaramaz, evi darmaduman ediyor. Çocuğun üzerine giderseniz daha berbat ediyor. Ama onun seviyesine inerseniz ya oğlum kızım şunu yapma derseniz daha mantıklı oluyor. Zararlarını gösterirseniz daha mantıklı oluyor. Biz de insanız, bir de o duygularda hem fikiriz. Çocukluk hep içimizde olan bir şey.

SOYOĞUL: Küskünlüğü önlemenin en net formülü önseçim ama hala netleşmedi. Tamam, bir fermuar deniyor ama…

BEDRİ SERTER
: Dün Yüksek Seçim Kurulu’ndan müracaatı oldu MYK’nın fermuar sistemine izin çıktı ama yapılacak mı yapılmayacak mı, o genel merkezin inisiyatifi..

SOYOĞUL: Bu belirsizlik pek çok söylentiyi de beraberinde getiriyor. Deniyor ki bir bölgede önseçim, diğerinde genel merkez belirlemesi olacak. Bu kadar uzaması…

BEDRİ SERTER
: Yani uzaması değil olması gerekenler. Fakat artık bütün partililerden ben şunu bekliyorum. Bu türlü diyaloglarla ilgilenmelerine gerek yok. Önemli olan çalışma atmosferine hepsi girdi. Sokakta herkes kendini ve partimizi tanıtmaya çalışıyor. Çok önemli bir noktadayız. Bu olması gereken değerlendirmeler. Basının da bu değerlendirmeleri verme mecburiyeti var, zaten önemli haberler. Biz artık o konuda değiliz. Seçim Haziran ayında olacak ve bu konuları artık bir kenara çekmemiz lazım. MYK’dan ve genel başkanımızdan önemli bir tarif çıkacaktır. Biz de o tarife uymak zorundayız.

SOYOĞUL: Siz aday listeleri belirlenirken İzmir için ne arzu ediyorsunuz? Ne isteyeceksiniz genel başkandan? 



BEDRİ SERTER
: Ben doğma büyüme İzmirliyim. Hassasiyetim çok yüksek. Seçilecek adaylar arasında mutlaka büyük bir kısmının İzmirli olmasını arzu ediyorum. İzmir’in sorunları ile hem fikir olmuş arkadaşlarımızın oraya gitmesini arzu ediyorum. Ama iktidara yürüyen bir parti olaraktan belli kademelerde genel başkanımın değerlendireceği isimler olabilir. İsimleri de tabi ki doğru noktalarda işte İzmir, Ankara, İstanbul, Edirne, Tekirdağ gibi yerlerde de değerlendirme şansı olur. Çünkü kendi bakanlar kurulunu oluşturmak mecburiyetinde. Tabi ki her milletvekili adayımız da seçildikten sonra bir bakan adayıdır. Onda da hiç gocunacak bir şey yok. Ama kadrolaşmasını da genel başkanımızın elinin daha bollaşması ve rahatlaması için destek vermek mecburiyetindeyiz. Ama diğer kesimde hepsinin ben yerli adaylardan olmasını tercih ediyorum. Kontenjanda da kendisine göre değerlendirmesi lazım.

SOYOĞUL: Siz bakan adaylarından bahsettiğinize göre CHP bu seçimlerde iktidara…

BEDRİ SERTER
: Yürüyoruz. Umuda yolculuktayız yani. Gerçekten umut Türkiye’nin umudu, halkın umudu.

SOYOĞUL: CHP’nin yeterli muhalefeti yapamadığı eleştirilerini siz de biliyorsunuz. Umuda yolculuk diyorsunuz ama bu halkta karşılığını bulmuyor gibi görünüyor, ne dersiniz?

BEDRİ SERTER
: Aslında biliyorsunuz kimlerin elinde. Hangi kanallarda bizim genel başkanımızı doğru dürüst görebiliyoruz ki? Hangi kanallarda genel başkan yardımcılarımızı görebiliyoruz? Biz yerel olarak sizlerle diyalog halindeyiz. Çok teşekkür ediyoruz bize bu kadar değer verdiğiniz, haberlerimizi sunduğunuz için. Ama ulusal basında maalesef ki her yer engelli. İşte doğru düzgün Halk TV gibi birkaç kanal var. Bir de haberlerde böyle çok kısa metraj saniyelik haberler veriyorlar. Genel başkanımızın Salı günleri gerçekleşen toplantılarının bile ilk 10 dakikasını veriyorlar gerisini vermiyor kanallar. Biraz da halkımızın ne söylediğimizi bilmesi gerekiyor. Biz çok dil konuşuyoruz. Olması gerekenleri konuşuyoruz. Ama bu olması gerekenleri hiçbir kanal doğru düzgün vermiyor. Nerede farklı bir haber var, nerede sizin düşündüğünüz gibi genel başkanımızdan, genel başkan yardımcılarımızdan çıkacak haber var, asparagas tarafını veriyor özünü unutuyor geçiyor. E burada bizim de sıkıntılarımız var. İnşallah iktidar olduktan sonra artık bütün basına daha özgürce haber vermesini sağlayacağız. Taraflı değil özgürce.

SOYOĞUL: Anlıyorum, basında iktidar partisi kadar yer alamadığınız gerçeğine katılıyorum ama şöyle de bir durum var. Baskı altındaki ülkelerde bunları farklı yollarla delen örnekler de oldu. Televizyonla olmuyorsa, başka bir yol bulup yol açan siyasi örnekler çok. Yaratıcı yollar bulunup, yeni iletişim kanalları açılabilir…

BEDRİ SERTER
: Bakın şimdi benim düşüncem… Tabi yani ulaşamadığımız noktalarda bütün aday adayı arkadaşlarımız il yöneticilerimiz, ilçe yöneticilerimiz hepimiz sokakta kapı kapı dolaşacağız. Mahalle delegelerine kadar. Pazar günü Narlıdere’de mahalle delegeleriyle toplantı vardı, oraya gittim. Orada ricam şu, herkes mahallesine sahip çıksın, komşusuna sahip çıksın. Bu bizim artık asli görevimiz. Ve her mahallede mahalle bazında yerel seçimde aldığımız 100 oy varsa onu 110 oy yapmamız lazım. Yüzde 10 arttırdığımız zaman hakikaten çok güzel bir ivme yakalayacağız. Bunu bütün Türkiye’ye yaydığımız zaman tüm Türkiye’nin de böyle yapmasını istiyoruz.

SOYOĞUL: İzmir’de ne bekliyorsunuz seçim sonuçlarından?

BEDRİ SERTER
: Seçim sonuçlarında beklentim dediğim gibi, şu an ki aday sayımızdan fazla olacağımıza eminim. Minimum benim alt limitim 8 + 8 düşünüyorum. Onun üstü de Allah bereket versin.

SOYOĞUL: Geriye doğru baktığımda, il başkanların hemen hepsinin belediye başkanlığı veya milletvekilliği için başvurduğunu görüyoruz. Alaaddin Yüksel, Selçuk Ayhan CHP İl Başkanlığı da yapmış milletvekili seçilmiş isimler. Sizden önce bu koltukta oturan Ali Engin de şimdi aday adayı. Şart mıdır bu? Siz de deneyecek misiniz bu yolu?

BEDRİ SERTER
: Şimdi bu koltuklar deneyim koltukları. Demin bahsettim ya, ben EGİAD’ta ben master yaptım. Sonra Ticaret Odasında doktora yaptım. Sonra siyaset hayatına girdim; şimdi profesörlüğe doğru gidiyoruz. E bu kademe burada kalacak diye bir şey söz konusu değil. Hakikaten mutlaka bu aday olan arkadaşlarımızın da tabandan bir tepkileri vardır. Yeter artık senin belli bir noktada başka yerlerde de görev yapman gerekir ki bu koltuklar ayrılsın. İşte Ali Bey ayrıldı biz geldik. Şimdi biz de yarın öbür gün inşallah kongrelerde seçilerek de aday oluruz. Ta 4 yıl sonra seçimler var. Bu 4 yılda Hak var rahmet var, ne diyeceğimizi bilemeyiz. Biz doğru yapmak istediklerimizi, düşündüklerimizi, ekip olaraktan yapmaya çalışacağız. 2019’da ne olur onu bilemeyiz. Türkiye’de 1 günde 1 saatte çok şey değişiyor. Takip ediyoruz. Ama tabi ki hedef burada il başkanı olarak kalmak değil. Benim hedeflerim vardı zaten, ben 2011’de milletvekili adayı oldum. 2014’te belediye başkan adayı oldum. Eğer partide böyle bir imkan bulursam, buradan da edinimlerimle niye bunu Türk toplumuna daha güzel bir noktada sergilemeyeyim ki? Ama çok önemli bir noktadayım ben şu anda. Burada seçilen milletvekillerimin de il başkanıyım. Belediye başkanlarının da il başkanıyım. Bunu da unutmamam lazım, burası önemli bir koltuk. Hepsinden önemli bir koltuk. Belki bundan daha güzeli. bakanlık koltuğu. İnşallah bakan oluruz ileride. Hedefimiz o olsun.

SOYOĞUL: Hangi bakanlığı isterdiniz?

BEDRİ SERTER
: Sanayi Bakanlığı olabilir, Ticaret Bakanlığı olabilir, Turizm Bakanlığı olabilir. Bu tür bakanlıklar tercih ettiğim bakanlıklar olabilir. İnşallah partimle beraber hükümet olalım da...

SOYOĞUL:Aziz Bey çok uzun süredir kentte Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyor ve siyasette  hakim bir konumda. Nasıl buluyorsunuz kendisini?

BEDRİ SERTER
: Aziz Beyi ben geçmişten beri tanıyorum. İş hayatından da tanıyorum. Tabi ki belediye başkanlığı döneminde de başarılı işler yapıyor. Bir kere İzmir’de şunu oturttu. İzmir’in ağabeyi oldu. Aziz ağabey diyebiliyor herkes. O kadar sıcak insanlarla, bu çok önemli. Bir belediye başkanı şehrin babası, ağabeyi, hamisi. Aziz Bey bunu çok güzel oturttu. Bir kere oradan çok beğeniyorum. Elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyor. Güzel de şeyler yapmaya çalışıyor. Daha da yapacak. Başarılı çalışmalarına biz de elimizden gelen katkıyı koymak mecburiyetindeyiz. El birliği ile yürüyoruz zaten.

SOYOĞUL: Bu koltuğa oturmadan önce sade partiliyken veya oturduktan sonra, çevrenizden size belediyelerle ilgili hangi şikayetler geliyor, en çok hangi aksaklıkları iletiyorlar size? Gelmiyor demeyin diplomasi yaparak, illa ki gelmiştir…


BEDRİ SERTER
: Valla toplumumuz şikayet etmeyi çok seviyor. Yani her yerde hangi şehre girersem bir şikayet alıyorum. Olmayacak şey değil. Dün buraya bir arkadaşım geldi. ‘Koridorda dolaştım bana kimse hoş geldin demedi’ dedi. Bu da şikayet. Yani sokaktaki insanı mutlu etmek mümkün mü? Bir kere biz toplum olaraktan sigara izmaritini ne zaman yere atmamayı öğrenirsek, peçetemizi kıvırıp yere atmamayı öğrenirsek, affedersiniz tükürmemeyi öğrenirsek o zaman bazı şeyleri istemeyi hak ederiz. Çünkü belediyelerimiz bu hizmetleri sonuna kadar vermek istiyorlar. Ama biraz saygılı olmak lazım. Ne zaman şoförleri dövmemeyi öğrenirsek, birbirimizle kırmızı lamba kavgası yapıp sen benim niye önüme geçtin dememeyi öğrenirsek, saygı sevgi ile küçüklrimizi seversek, kadınlarımıza saygılı olursak, o zaman zaten toplum gelişecek, o zaman sorunlar da ortadan kalkacak. Bu sevgi bağını yaymak zorundayız.

SOYOĞUL: Son bir soru. Hasan Karabağ’ın Bayraklı Belediye Başkanı’nın, sizin adınızı Hasan Karabağ’ın Genel Merkez’e zikrettiği konuşuldu da, soruldu da. Sizin için iyi çocuktur dedi o da. Ne diyorsunuz, bu koltuğa oturmanız bir kişiye bağlı olabilir mi?

BEDRİ SERTER
: Ben genel başkanın adayıyım. Hasan Karabağ’la da biz ta 1970’li yıllardan benim baba dostumdur. Tabi ki 1970’li yıllarda onların mobilya işleri vardı, biz onlardan ürün alırdık ağabeyi ile beraber. Zaten çok güzel bir şey söyledi. Çocuk derken, ‘bu çocuk uzaydan mı geldi’ dedi. Daha ne desin ki? Yani uzaydan mı geldik? Siyasi arenada vardık. Her noktada bulunuyorduk. Aday adayı olduk, meclis üyeliği yaptık. Bunu da söylemesi benim eski dostum. Siz de beni önceden tanısaydınız aynı şeyi söylerdiniz muhtemelen. Hiç kimseye de bugüne kadar bir yanlışımız olmadı. O sevgisinden ve bana yakınlığından kaynaklanan bir cevap verdi orada.

SOYOĞUL: Yanlış anlamaya gerek yok diyorsunuz yani.

BEDRİ SERTER
: Hiç gerek yok. Yani biri atanıyor, belediye başkanı, meclis üyesi olur, uzaydan mı geliyor? Partimizin bir ferdi. Partiye emek vermiş insanlarız, hepimiz de mutlaka bir yerlerde görevler alacağız. O da o cevabı verdi. Ben dinledim onu Ege Tv’de, güzel de bir cevap verdi. Gerçekten doğru bir nokta.  Onun desteği beni gocundurmaz, benim çok sevdiğim bir dostumdur. Öyle arkadaşlarımızla beraber yol yürümekten de ben gurur duyarım.

SOYOĞUL: Kapanış mesajı vermek ister misiniz?

BEDRİ SERTER
: Bütün halkımızdan bizi takip etmelerini ve bize destek vermelerini rica ediyorum. Kapımız herkese açık. Güzel olması için elimizden gelen her şeyi fazlası ile yapmak mecburiyetindeyiz. Öncelikle halkımıza, bir de genel başkanımıza mahcup olmamamız lazım. Bunu el birliği ile yapacağız.

 
Dünyadaki her eve Türk malı girmeli
 
İzmir'in önü açık!
YORUMLAR
Toplam 5 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
LAZ_53 13 Şubat 2015 Cuma 16:09

YOLUMUZ AÇIK OLSUN .....SİZİ YAKINDAN TANIRIM DOĞRU DÜRÜSTLÜĞÜNÜZÜ YANINIZDAN ÇALIŞANLARDAN BİLİRİM...

Yorumu oyla      10      2  
İzmirli 3 Şubat 2015 Salı 09:20

29 Haziran 2014'te İzmirliye dayatılan aktarma rezilliği yüzünden chp izmirde kendi ayağına kurşun sıkmıştır. Milyonlarca izmirlinin feyadını halen daha duymamazlıktan geliniyor. Eskiye dönüş halen olmadı. İzmirli 2015 Genel seçimlerinde chp'ye büyük tokat atacak. Hiç şüpheniz olmasın. Oylar akepe harici başka partilere kaydı.

Yorumu oyla      11      4  
haha 3 Şubat 2015 Salı 08:35

maestroymuş hahahahaha ipler kimin elinde?

Yorumu oyla      13      6  
vatandaş 2 Şubat 2015 Pazartesi 19:32

Genel seçimlerde geçen dönemlerde olduğu gibi İzmir'le ilgisi olmayanların tekrar m.vekili olursa sizin maestroluğunuzun hükmü olmaz.İzmir seçmenine ve parti çalışanlarına hep haksızlık ediliyor.Ankara'da bir iki tane m.vekili dışında İzmir'i temsil eden yok.

Yorumu oyla      16      3  
halk 2 Şubat 2015 Pazartesi 18:48

Kazanan chp olması için er olmak ve cok bağlılık olmamali

Yorumu oyla      15      19  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Dünyadaki her eve Türk malı girmeli
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, EgedeSonsöz ...
Berkinler milletvekili olmak için mi öldü?
Ege’de Sonsöz Sohbetleri’ne konuk olan Yüksel Çakmur gazeteci Ümit Yaldız, ...
Ne istediler, vermedik!
AK Parti İzmir Milletvekili Aydın Şengül, Ege’deSonsöz Sohbetleri’nde ...
 
Ben Erdoğan değilim, yerime Davutoğlu bırakmam
Ege’deSonsöz Sohbetleri’ne konuk olan Atilla Sertel, gazeteci Ümit Yaldız, ...
Ankara İzmir'i yozlaştırıyor!
Ege’deSonsöz Sohbetleri’ne konuk olan İzmir Mimarlar Odası Başkanı Hasan ...
Ege'de yatırım yok!
Batıçim Genel Müdür Yardımcısı Feyyaz Ünal, Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin ...
 
Çöp nimettir!
Dünyada atık yönetimi konusunda lider isimlerden Alman Remondis firmasının ...
En ucuz pamuk olmayı hak etmiyoruz!
Ulusal Pamuk Konseyi Başkanı Barış Kocagöz, Türk pamuğunun dünyanın en ...
İktidar delikanlı olsun, göz boyamasın!
Tariş Zeytin ve Zeytinyağ Birliği Başkanı Cahit Çetin Ege’de Sonsöz Sohbetleri’nin ...
 
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Kelle Paça, 5Geyik, enformasyon, dezenformasyon
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
‘Evinizin sınırlarını kapatın!’
Kemal ARI
Kemal ARI
Tarihe not düşelim, camiler yine kapalı!
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Erkan SEVİNÇ
Erkan SEVİNÇ
Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz?
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Korona'nın sonuçları
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Mutasyon
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Neler oluyor?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Turizmde sezon başlamadan bitti
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Amerika’dan Koronavirüs günlüğü-2/Morale ihtiyacımız var 
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva