RÖPORTAJLAR
21 Ocak 2014 Salı

İzmir için en büyük projemiz, ‘erdemli şehirler’

Saadet Partisi İzmir adayı Özüdoğru, Gönül Soyoğul’a konuştu. Özüdoğru ülkenin içinden geçtiği süreçten İzmir siyaseti ve kent için projelerine kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İzmir için en büyük projemiz, ‘erdemli şehirler’

Hiç tanımadığım/tanışmadığım ama gıyabında çok şey duyduğum Mehmet Ali Özüdoğru, Büyükşehir adaylarıyla başladığım bu sohbet serisinin ilk konuğu.
1994- 2004 yılları arasında Kemalpaşa Belediye Başkanlığı görevini yürüten, 2004 seçimlerine iki gün kala geçirdiği ağır kalp krizinin ardından yayılan spekülasyonlarla başkanlığı kaybeden (ve kendi anlatımıyla seçmenlerinin ölüsüne oy verdiği) Mehmet Ali Özüdoğru, bildiğiniz gibi Saadet Partisi’nin İzmir Büyükşehir adayı…
Sıcak, mütevazı, insanın gözlerinin içine bakarak konuşan, her duruşuyla ‘ben neysem oyum’ diyen sahici biri.
Ve hala Kemalpaşa’da yaptığı hizmetleri konuşulan, partisine sempati duymayan veya oy vermemiş insanların bile (özellikle yaptığı mezarlıkla, sosyal tesislerle ilgili) takdirle andığı bir isim. İzmir’de de…
 
10 yıllık belediye başkanlığında ilk işi Kemalpaşa Belediyesi’nin girişinde sol tarafa “evinize hoş geldiniz” sağ tarafına da “Rüşvet alan da veren de onursuzdur” yazısı astırmak olan Saadet Partisi İzmir Büyükşehir Belediyesi adayı Mehmet Ali Özüdoğru ile ülkenin genel durumundan, rüşvet iddialarından girdik, onun deyimiyle ‘mayın tarlasında’ yürüdük; “30 Mart’ta biz kazanacağız” dediği seçimlerden, İzmir’den çıktık.
Öyle akıcı, öyle renkli konuşuyor ki; saatlerce konuşabilirdik. Neyse ki, onun seçim çalışmaları, benim de sırada bekleyen röportaj konuklarım vardı; kısa kesmesek de tadında bitirdik.
Umarım aynı tadı siz de okurken alırsınız…

 
 
GÖNÜL SOYOĞUL: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğunuzun açıklandığı toplantıda siz, ‘ateşten gömlek aldığınızı’ söylediniz. Niye ateşten gömlek? Ve insan niye durup dururken ateşten gömlek giyer?
 
MEHMET ALİ ÖZÜDOĞRU: Biz Milli görüş belediyeciliği olarak, başkan adayları olarak toplumla alakalı yetkiyi ateşten gömlek diye değerlendiririz. Vali de olsanız öyle, bakan da olsanız öyle. Ateşten gömlekten kastımız 4 milyon insanın mesuliyetini ve sorumluluğunu alacaksınız. Eğer bunu güzel şekilde yaparsanız, adaletli şekilde yaparsınız o ateşten gömlek cennetten bir bahçe olur. Ama yapamazsanız, beceremezsiniz, sözünüzde durmazsanız, o insanlara vaat ettiğinizi yapmazsanız o ateş olur sizi cayır cayır yakar. Ben tabii Batı kültüründen ziyade bu milletin öz kültürüne dayanarak konuşmayı seven bir yapım var. Batı’dan yok Sokrates böyle demiş Eflatun böyle demiş. Adam Smith, Karl Marx, Enver Hoca böyle demiş. Bunlar boş sözler. Benim bir tarihim var. Geniş yelpazeli, hemen hemen 1000 yıllık bir dünya hakimiyetim var. Burada deniliyor ki, yarın vefat ettikten sonra hiç kimsenin kimseye fayda vermediği günde Allah’ın rahmet şemsiyesi altında gölgelenmesi gereken, gölgeleneceği vaat edilen 7 zümre insan var. Bunların başında adaletli yönetici. Eğer yönetici adil davranırsa o haktan yararlanıyor. Dolayısıyla biz ateşten gömlek derken sorumluluğumuzun bilincinde olduğumuzu kast ederek söyledim. İkincisi, bir toplumda; ki, belediyemizle alakalı bir durum bu. Bir toplumda 2 zümre insan var. Bunlar düzgünse toplum da düzgün olur. Bunlar bozuksa toplum da bozuk olur. Kim bunlar? Alimler ve amirler. Alim dediğimiz öğretmenden başlayalım dekana, rektöre, öğretim görevlisine… bütün öğreticileri alim olarak değerlendiriyoruz. İkincisi, yönetici düzgünse toplum da düzgün olur. Atalarımız balık baştan kokar sözüyle pekiştirmişler. Biz bu mesuliyetin idrakinde olduğumuz ve bunu da Kemalpaşa’da 10 yıl yaşadığımızdan dolayı ben o gün 4 milyon insanın vebalini, sorumluluğunu alarak ateşten bir gömlek giydiğimi söyledim.
 
SOYOĞUL: Ben belediye binasına hiç girmedim ama girenlerin anlattığına göre, sizin başkanlık yaptığınız dönemde Kemalpaşa Belediyesi’nin girişinde, ‘rüşvet alan da veren de melundur’ yazısının karşıladığını anlattılar. Niye bu söz? Bu öğretiyi unutmamak için mi astınız o sözü?
 
ÖZÜDOĞRU:Biz Batı Ege’de Milli Görüş olarak ilk belediye başkanlığını Kemalpaşa’da halkımızın teveccühüyle aldık. Hemen iki yazı yazdık. İçeriye giriyorsunuz geniş bir salon var başkanın odasına doğru çıkıyorsunuz tarihi bir bina. Sol tarafına ‘evinize hoşgeldiniz’ yazısı astık. Belediye halkın evidir. Belediye başkanı halkın kiracısıdır. Bu çok önemli. Evinize geliyormuşsunuz gibi olun. Benim hizmetimi yapacak bir müessese, rahat olmalıyım. Biz kapımızı 24 saat açık tuttuk. Benim kapım kapanmadı. Hello diyen giriyor, good morning diyen giriyor, selamünaleyküm diyen giriyor. Orası halkın evi, ben kapatma hakkına sahip miyim? Kapıların kapanması beni rahatsız ediyor. Encümen toplantısı yapıyorduk gruplar halinde masamız vardı. Vatandaşın biri geliyor, ‘başkanım toplantın var’ ‘hayır, gel dinle toplantıyı’ İnsanı bilgi şüpheden, kararlılık korkudan, iyilik ızdıraptan kurtarır. İyi insan korkar mı, ızdırap çeker mi? Ben gençliğimde Fransızca okumuştum biraz. Meşhur Diyojen’le İskender’in fıkrası vardır. Orada İskender bakıyor Diyojen pejmürde bir şekilde oturuyor, ‘ne var ne yok?’ diyor. İstifini bozmuyor Diyojen. İskender, ‘beni tanımadın mı’ diyor, ‘tanıdım sen Büyük İskendersin’ diyor. ‘Peki bende korkmuyor musun?’ diyor İskender. Bunun üzerine Diyojen, ‘sen iyi misin kötü müsün’ diye soruyor. ‘tabii ki iyiyim’ deyince İskender, Diyojen ‘o zaman iyilerden kim korkar’ cevabını veriyor. İskender, ‘İstekte bulun benden’ deyince de o meşhur sözü ediyor; ‘gölge etme başka ihsan istemem’ diyor. Onun için, iyi insan korkmaz. Bilgili insan şüphe etmez. Şüphe edince vücut rahatsız olur. Kararlı olacaksınız. Düşünecek, tatbik edeceksiniz. Sorunuzun başına gelirsek, belediyenin girişinde hemen sağ tarafta “rüşvet alan da veren de onursuzdur.” yazısı vardı. Melundur lafı biraz ağır kaçar. 

 
SOYOĞUL: Bu söz kime ait?
 
ÖZÜDOĞRU: Hadis bu. Konuşmaların çoğu İslami kaynaklı. Benim tarihimin, inancımın görüşleridir bunlar. Rüşvet, alan için kötü ama veren için de kötü olması lazım, değil mi? Biz her zaman ‘hırsız varsa hırsızlığa müsamaha eden de vardır’ diyoruz. Çalan varsa, çaldıran var demektir. Sen sandığa giderken beyninin işgali altında gidersen, önyargılı gidersen, vicdanının değil cüzdanının sesini dinlersen tabii ki gideceksin hırsızlara oy vereceksin! Her yerde konuşulan bir sözümüz var bizim, ‘akıllı adam kediye ciğer teslim etmez.’ Ben kediye ciğer teslim ettikten sonra ‘kedi ciğerimi yedi’ diye şikayet etme hakkına sahip olabilir miyim ben? Kedinin görevi ciğer yemek!
 
SOYOĞUL: Buradaki kedi kim oluyor?
 
ÖZÜDOĞRU: Kediye ciğeri teslim etmeyin derken arkadan da bir açıklama getiriyorum. Ey aziz milletimin aziz insanları, ey değerli İzmirli vatandaşlarım, kediye ciğer teslim etmeyin. Hangi kedi? Amerikan kendilerine teslim etmeyin. Siyonist kedilere teslim etmeyin. Bizim kalkınmamızı, büyümemizi, zenginleşmesinin istemeyen egemen güçlerin kedilerine ciğer teslim etmeyin! İzmir Türkiye’nin 3. büyük şehri 4 milyon nüfusu var. Bakın sağa sola. Üniversiteler var, Buca’da da var. Orada oturuyorum yıllardır; Kemalpaşa’ya da oradan gittim ben. Ben Kemalpaşalı değilim. Bakıyorum orada talebelere-çocuklara aman Allah’ım! Dün Milli Gazete’de vardı. Esrar kullanma yaşı 12’ye düşmüş. Nereye gidiyoruz? Bilgisayar hastalığı, otçuluk, hapçılık… Nereye gidiyoruz biz? Kadın kocasına güvenmiyor, akşam geldiğinde kocasının ceplerinde yabancı kadının saçı var mı diye şüpheyle bakıyor. Kadın kocasına güvenmezse o evde mutluluk olur mu? Koca karısına güvenmezse o evde mutluluk olur mu? Kaç kişiye güvenebilirsiniz? Efendimize geliyorlar, ‘dost ne demek, arkadaş ne demek’ diyor ki ‘paranı ve karını-kızını teslim ettiğinde aynen geri alabileceğin kaç kişi varsa o kadar dostun vardır’ diyor.
 
Şimdi otobüs parası ver 50 milyon yarın vereceğim desen, bana bunu belki vereceksiniz ama alacağınız şüpheli. Gönül bağlarımızı kopardılar. Yardımlaşma duygumuzu körelttiler. İnsanı insan yapan değerleri felç ettiler. Mekanik bir toplum olduk. Robotun sevgi duygusu var mı, yok. Milli Görüş belediyeciliği dünyayı içine saran anlayışa sahiptir. Taklit etmeyiz, taklit ediliriz. Biz insanları solcu, sağcı, ilerici, yobaz, laik, anti-laik diye ayırmayız. İnsanlara etiket takarak onları dışlamayı vahşilik kabul ederiz. Biz 76 milyon insanı değil 2 milyarlık İslam alemini kardeş kabul ederiz. 7 milyar insanlık alemini kardeş kabul ederiz. Evrensel bir düşünceye sahibiz.
Türkiye’de ne yaptılar, sen sağcısın, solcuyu vur. Sen solcusun, sağcıyı vur. Aynı fabrikanın sahibi veriyor tabancaları…12 Eylül’den sonra ortaya çıktı. Sağcının elini verilip solcu Mehmet’i öldürdüğü tabancanın seri numarasıyla solcu Ahmet’e verilip sağcı Hasan’ı öldürdüğü tabancanın seri numarası aynı. Gizli el. Ölen kim? Ahmet. Öldüren kim? Mehmet. Böyle bir şey olabilir mi? Tıpkı takım tutar gibi. Böyle bir toplum olabilir mi? Biz insanız. Ve İzmir’e de çok ama çok önemli projelerimiz var. Bu projelerimizi biz ana başlık olarak...
 
SOYOĞUL: İzmir’e gelmeden önce… Sizin Kemalpaşa Belediyesi’ne astığınız yazılardan devam edelim. Sizin girişe astığınız rüşvetle ilgili hadis, bugün ülkede yaşananları düşününce çok manidar! Ne dersiniz? İkinci olarak, şu anda çatışan/kavga eden taraflar sizin kardeşlerinizdi bir dönem; en azından fikir birliği yaptığınız kader ortaklarınız. Yorumunuzu duymak isterim.
 
ÖZÜDOĞRU: Bu çok önemli ve mayın tarlasına yönlendirildiğim bir soru. Sizin samimiyetinize inandığım için…
 
SOYOĞUL: Mayın tarlası? Tuzak soru diye mi düşündünüz?
 
ÖZÜDOĞRU: Sizinle rahat konuşuyorum. Ben sizin aynanızım, siz de benim aynamsınız. Peygamberimizin sözü ‘mümin müminin aynasıdır’. Bir adam geliyor peygamberimize, ‘sen ne çirkin adamsın. Ne çirkin gözlerin var, bakışların can sıkıcı’ diyor. Hakaret ediyor. Peygamberimiz, ‘haklısınız’ diyor. Ebubekir de yanında. Başka bir adam geliyor, ‘sen ne kadar güzelsin. Sen ne kadar zarifsin’ diyor. Ona diyor ki, ‘sen de haklısın’. Ebubekir diyor ki ‘ya resulallah ona haklısın dedin. Buna da haklısın dedin. Neden?’ Diyor ki ‘onlar bende kendilerini gördüler…’ Müthiş bir söz değil mi? Rüşvet, toplumu imha edecek kadar güçlü bir virüstür. Sıtma gibi, kolera gibi. Bu maalesef Türkiye’de ta bir zamanlar ‘benim memurum işini bilir’ zihniyetinin devamıdır. Bunu kimin söylediğini biliyorsunuz. Yaşanan örneklerden vereceğim sorunuzun cevabını. Ben belediyeye geldiğim zaman arkadaşları topladım. Dedim ki, ‘Ben Refah Partisi olarak bütün müdürlerim, daire başkanlarım ve arkadaşlarım olarak bir karar verdik. Burada yönetim tarzı bu andan itibaren değişmiştir. Sizin hiçbirinizin giyimi, kuşamı, partisi beni ilgilendirmiyor. Biz hep beraber halkımıza hizmet edeceğiz. Bunu yaparken de kaliteli, sevecen, halkımızı dışlayıcı konuşmadan beraber yapacağız. Ancak size bir şey söyleyeyim, bir ihtiyacınız olduğunda babanız gibi bana geleceksiniz. Sakın gözünüz, aklınız, tezgahınız, fikriniz vatandaşın cebinden çıkartacağı paraya bağımlı ve bağlı olmayın. Ben bunu anlarım, bunu görürüm ve işinizi bitiririm. Borcun mu var bana gel.’ Ben bunu söylemişimdir. Çok önemli bir şey söylüyorum, bu size vereceğim cevabın özü olacak. Onlara bir şey daha söyledim. ‘Ben çalmazsam siz de çalamazsınız. Ben çalarsam siz de çalarsınız. Rüşvet çünkü bir kişinin halledebileceği bir iş değil. Kimse tek başına rüşvet yeme şansına sahip değil. Ben başınızım, ben çalarsam çalarsınız. Ben çalmazsam siz de çalmazsınız!’ Ben çalmadım onlar da çalmadı.
Son olaylar görünen yüzü. Buzdağının üstü var altı var. Altı, görünen dört katı diyorlar. Çok fena. Böyle bir idarede ben insanlara nasıl güveneceğim söyler misiniz bana? Ben sonucun ortaya çıkmasından önce yorum yapmayı da yanlış buluyorum. Mahkemelere gitti, savcılara gitti. Savcıların başına gelenler ortada. Türkiye’de iki değerli grup diyelim. Birisi devlet. Devlet varsa ben vardım. Vatan varsa ben varım. Kimin yanlış kimin doğru kimin haklı kimin haksız olduğu yorumunu şimdi yapmayı yanlış buluyorum. Üzüldüğümü söylüyorum. Hem o açıdan üzülüyorum, hem karşısındaki muhatap açısından üzülüyorum. İnşallah bir an evvel sonuçlar çıkar da rahatlar. Bu soruların cevapları milleti tatmin edecek şekilde bulunmaz, açıklanmazsa; bu mikrobu biz taşıyamayız. Bu netleşmeli. Şimdi hırsızlık bırakıldı, senin adam, benim adam, paralel devlet… Çok tehlikeli bir noktaya gidiyoruz. Parçalanmaya gidiyoruz Allah korusun. 


 
SOYOĞUL: Bu çatışma sizin oylarınıza nasıl yansır? Bu ortam, bizim oylarımızı artırır diye hiç düşündünüz mü?
 
ÖZÜDOĞRU: Ben Kemalpaşa’da çok seçimlerde bulundum. Dün de söyledim. Biz başkalarının hatalarını, yanlışlarını, günahlarını kendimize merdiven olarak, başarıyı yakalamayı bayağılık olarak kabul ederiz. Ben kendimin yapacağı işleri söyleyerek, kendimi ifade ederek, partimin fikirlerini içeren konuşmalar yaparak bir yere gelmek istiyorum. Yoksa başkasının günahı benim mutluluğum olmaz. Geçen gün de söyledim. Ben Aziz (Kocaoğlu) Bey’e yaptığı bütün hayırlı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Ama 31 Mart’ta da görevi devralacağım. Binali Bey’e ithal aday diyorlar bir taraftan. Bu da yanlış. İzmir’de oturanla Van’da oturan bir başka yere gittiği zaman ithal olmaz. Hepsi bu vatanın evladıdır. Hepsi bu vatanın yurttaşıdır. Biz hükümetin bu düştüğü durumda ‘oh olsun, işiniz bitti’ diye sevinmiyoruz. Çünkü kaybedecek olan benim ülkem. Tayyip bey değil ki kaybedecek olan! Benim ülkem.
 
SOYOĞUL: Orada bir kirlenmişlik var. En azından algı bu yönde. Bu durum size yarar mı, yoksa tersi mi olur? Çünkü şu da var. ‘Bu milli görüş gömleğini giyip çıkaranlar ya da hala devam edenlerden bir şey olmaz’ diye düşünenler de olur. Yani bunun zararı size de dokunabilir. O anlamda soruyorum bu soruyu…
 
ÖZÜDOĞRU: Bir insanın üç tane vakti var. Dün, şu an, yarın. Dün geçmiştir geri gelmez. Yarın ne olacağını bilemiyoruz. Şu an önemli. Bu arkadaşlarımız uzun yıllar, mesela ben Tayyip beyle de çok yakın, samimiydim. Nazımız geçerdi. Omuz omuza koştuk, terledik, ağladık. Diyor ya beraber ıslandık biz bu yollarda. O şimdi kurumaya başladı, biz ıslanmaya devam ediyoruz. Onun için… Tayyip beyin bu yaptığı yanlış mı değil mi yargı karar verecek. Ama oh olsun deme lüksüm yok. Keşke şunu yapmasalardı. Ben sizin kötülüğünüzü istersem sadist bir insanım. Bizde şu var, bizde tenkitten ziyade insanları doğruya, hakka davet etmek, yaptığı yanlışları da onun onurunu, şahsiyetini, kimliğini zedelemeden tavsiye vermek. Tayyip bey bizim gömleğimizi sağ olsun uzun yıllar giydi, terletti. İstanbul belediye başkanı oldu. Sonra malum olaylar oldu. Ben de yargılandım Tayyip beyin yargılandığı maddeden. Gömlek çıkartmak ifadesi bir kere yanlıştır. İnsanlar 40-50 yıl gömleği bir makam uğruna çıkartabiliyorsa, bir şeyler ters gidiyor demektir. O terslik de ortaya çıktı. Cemaat bu ülkenin bir gerçeğidir. Yapılan hizmetler de orta yerdedir. Türkçe olimpiyatları vs. daha düne kadar ikisi can ciğer kuzu sarmasıydı. Ben bilemiyorum. Biz bilemiyoruz. Düne kadar ‘Pennysilvanya’dan gel kardeşim buraya. Özledik.’ Deniyordu. Şimdi de böyle bir bomba patlıyor. Bu konuyu kapatalım. Kapatalım derken sizi tenkit etmek için söylemiyorum. Biz Saadet Partisi haklının ve hakkın yanındayız. Kim olduğunu da şu anda bilmiyoruz. Ben yargı organı, değilim. Ben mahkeme değilim, savcı değilim, yargıç değilim. Bu zamanla ortaya çıkacak ama şunu söylemek istiyorum. Bir liderin, idare ettiği toplumun her kesimini kucaklaması lazım. Benim sayım çok. İstediğim kanunu yasayı çıkartırım anlayışını bırakıp azınlıkları… Bunları konuşmak ayrı, yaşamak ayrı şey. Bizim belediyede CHP’li meclis üyemiz vardı. AK parti o zaman yoktu. MHP’li kardeşimiz vardı. Doğru Yol partili vardı. Biz 10 yılda kararlarımızın yüzde 99.9’unu oybirliğiyle aldık. Ben bunu ispatladım. Çok olmak, haklı olmak sebebi değildir.
 
SOYOĞUL: 2009 seçimlerinde size AK Parti’den Kemalpaşa adaylığı teklif edildiği doğru mu?
 
ÖZÜDOĞRU: 2009’da edilmedi. 2004’de edildi. Biz 2004 seçimlerini yüzde 100 Allahın izniyle kazanacaktık. Seçime iki gün kala bir kalp krizi… Hiçbir şey garanti değil hayatta. 2004 AKP’li arkadaşlar daha o zaman yeni seçime giriyorlardı. İki gün kala kalp krizi geçirmeden önce ‘Başkanım AKP rüzgarı Türkiye’de esiyor. Biz sizi çok seviyoruz. Sizin bize çok emeğiniz var. Sizi aday yapalım. Yoksa Saadet’ten girince siz kaybedeceksiniz. Teklif ettiler. Ben ‘bir oyum var. Bir de karımın bir oyu var’. Teşekkür ettim. İzmir’in en yetkili ismiydi. İsim söylemek istemiyorum. Bunu bir teveccüh kabul ettim ama teşekkür ederim dedim. Sonra bölünmelerine yakın bir zamanda bana milletvekili ve bakanlık teklif ettiler. Dönüp bakmadım. Ben bir inanç uğruna siyaseti yapıyorum, bir ilke uğruna yapıyorum. Ben inancımı dünyada kupkuru kalacak bir makam uğruna terk edemem. DSP’den teklif geldi, CHP’den geldi. Çok partiden teklif etti. Ben hepsine buradan da teşekkür ediyorum. Bu benim için onurdur. Bizim tabanla bir derdimiz yok Gönül hanım. Tabandaki bütün insanlar benim kardeşimdir. Tepedekiler tepişiyorlar. Tepedekilerin gerilimi tabana yansıyor. Onların daha sakin, soğukkanlı, kucaklayıcı olması lazım.


SOYOĞUL: Tayyip Erdoğan’ı Tayyip Erdoğan yapan İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığı oldu.
 
ÖZÜDOĞRU: Bizi de İzmir’e yapan Kemalpaşa belediyesi olacak!
 
SOYOĞUL: Oraya da geleceğim, merak etmeyin. Tayyip Bey’in o dönemdeki seçim propagandasına katılanlar, belediye başkanlığında onunla birlikte çalışanlar meyhaneye de kerhaneye gidip oy istediğini, her kesime açıldığını, başkanlığı döneminde de bunu böyle devam ettirdiğini anlatırlar. Fakat şimdi gördüğümüz Tayip Bey, böyle değil. Siz konuşurken ben içimden diyorum ki, ‘Mehmet Ali Bey Kemalpaşa’da iyiydiniz, iktidar gücü artınca sizin de öyle olmayacağınız ne malum?’ Çünkü içinizden kötü bir örnek çıktı.
 
ÖZÜDOĞRU: Benim altı evladım, dokuz tane torunum var. Şimdi hiçbiri bana benzemiyor. Alimden zalim doğar, zalimden alim doğar. Bunu güzel söylemişler. Şimdi Tayyip Bey’le alakalı onun şahsiyetini, kimliğini, kişiliğini rencide edecek bir söz söylemekten haya ederim. Biz, yapılan fiillere düşmanız. Fiili yapan faile karşı olamayız. Ben içkiye karşıyım, içen adama karşı değilim. Yeşilay yazıyor, ‘içki bütün kötülüklerin anasıdır’ ama devlet de bir yandan gece gündüz şarap şampanya üretiyor. Sigara sağlığa zararlıdır, felç eder, çocuğunu öldürür ama boyuna sigara üretiyor. Tayyip Bey burada bir rol üstlenmiş onu yapıyor. Şunu söylemek istiyorum. Mehmet Ali Özüdoğru Tayyip Bey örneğine denklem kurmak mümkün değil. Özüdoğru şu anda İzmir’de yüzde 1.1 oy alan partinin Büyükşehir başkan adayı. Ve biz kazanacağız! 2009’da Aziz Bey 1 milyon 572 bin tane oy almış. Bizim adayımız 18 bin 428 oy almış. Arada 1 milyon 200 bin oy fark var. Farkı kapatacağız. Bizim inanç ilkemizde bir söz var. Son nefes çok önemli. Yaparsınız, yaparsınız, yaparsınız. Kötü yaparsınız. Ölmeden önce, ‘ya rabbim ben ne yanlışlar yapmışım, hatalar yapmışım. Affet dedim, iki dakika sonra da ecel aldı götürdü. Ama tersinden hayır yapmışım, hasaat yapmışım. Meyhaneye gitmişim, kerhaneye gitmişim. Şu kerhanenin varlığı bile insan düşmanlığı değil mi? Kadın düşmanlığı değil mi? Nerede bu feministler? Köpekler için yürüyüş yapanlar niye vücudunu satanlar için yürümüyor? Kadın satanların kasası dolsun diye mübarek bir kadının mübarek vücudunu ağzı sarımsak kokan, keş kokan, leş kokan, esrar kokan, içki kokan adama satıyorsunuz 10 liraya 50 liraya. Hangi demokrasi hangi insan hakları? Bunlar sahtekar. Hayır yaparsanız, namaz kılarsınız, cami yaparsınız. Ölmeden önce yoldan çıkarsanız, bütün o yaptıklarınız boşa gider. Müslümanın son nefesi çok önemlidir. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Dolayısıyla Tayyip kardeşimize ben buradan dua ediyorum. Kalbindeki prangalar kalkar da dua eder tekrar aramıza döner. Biz onu tekrar omuzlarımızda taşımaya devam ederiz. Hz. Ömer, efendimizi öldürmeye gitti geldi hala duayla anılıyor. Öldürmeye gidiyordu kendisi dirildi. Yani ben gerek Tayyip beye, gerek diğer arkadaşlara saygılarımı sunuyorum. Tövbe kapısı açıktır. Yargılayıcı melek değilim. Ben arkadaşlarıma söylerim. Biz insanları cennete sokan gişe memuru değiliz. Biz insanları cehenneme iten gişe memuru da değiliz. 


 
SOYOĞUL: Az önce yanlış duymadım değil mi, ‘biz kazanacağız’ dediniz. Oy farkını da söylediniz. Nasıl kazanacaksınız?
 
ÖZÜDOĞRU: Tılsımı söyleyeceğim ama aramızda kalacak.(gülüyor) Sizin vesilenizle bir insan yanlıştan doğruya dönerse sizin için o dünyanın en büyük zenginliğinden daha büyük bir kazançtır. Kazanmak ne demek, kaybetmek ne demek? Çok esnek bir kavram. Diyelim ki ben iş yaptım para kazandım. Onun hakkını yedim, bundan çaldım, kıymanın arasına tavuk eti kaktırdım. Katlar, yatlar, avratlar… Ben kazandım mı? Tam tersi. Cehennemdeki odunlarımın sayısını artırdım. Ben gittim. Asgari ücretten veya biraz üstünden. Asgari ücret 846 lira. Yazıklar olsun. Hocanın talebesi diye övünüyordu bir zamanlar, şimdi simit hesabı yapıyorlar. Şimdi 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınır 3 buçuk milyar. Bu haksızlık değil mi?. Mesela hocam işçiye, emekliye, BAĞ-KUR’luya, köylüye, mesela BAĞ-KUR’luya yüzde 700 zam yaptık. Memura yüzde 120 zam yaptık. Bu kardeşiniz Türkiye’de işçisine en çok zam veren belediye başkanı unvanı hala elinden alınmadı, alınamaz.. yüzde 120. Saadet Partisi, Özüdoğru 4 milyon nüfuslu 2 milyon 500 seçmeni olan bir yerde hakkı temsilen, gerçek doğruları temsilen, adaleti temsilen, insanlığı temsilen, gönülleri temsilen sahaya çıktığım an ben kazandım, değişmez! Sandık beni ilgilendirmiyor. Biz istiyoruz ki İzmir de kazansın. İzmir halkı da kazansın. Bize oy atsın kazansın. Benim kapımda ‘haksızlıklar önünde eğilmeyin. Eğer eğilirseniz yalnız hakkınızı değil, şerefinizi de kaybedersiniz’ yazardı. Benim kapımdan içeri öyle gir ki yanlışımın karşısında eğilme. Eğilirsen hem hakkını kaybedersin hem şerefini kaybedersin diyor. Ben İzmirli halkıma diyorum ki bunlara eğilmeyin, doğru olanın yanında yer alın ki siz de kazanın.
 
SOYOĞUL: Üç yazı varmış yani Kemalpaşa Belediyesi duvarlarında…
 
ÖZÜDOĞRU: Daha çok var. Bizim mayamız Milli Görüş, onların mayası Amerikan görüşü. Arada fark var. AB’ye Saadet Partisi’nden başka karşı olan var mı? Biz bu noktada yapılan yanlışa karşıyız. Tayyip’e karşı değiliz, Tayyip’in yaptıklarına karşıyız. Egemen Bağış diye bir arkadaşımız var. Bu Avrupa Birliği Bakanlığı yaparken bir söz söyledi. Arkasından da Tayyip Bey bunu teyit eden aynı lafı söyledi. Bağış, ‘Ey Avrupa biz size yük olmaya gelmedik. Gelmiyoruz. Sizin yükünüzü almaya geliyoruz’ dedi. Ben de dedim ki toplantıda ‘Sayın Bağış Bey, siz AB’nin hamal başı mısınız, yoksa Türkiye’nin bakanı mısınız?’ Hamal mıyız biz gavur yükünü alacağız? Bu mantık devlet ciddiyetine yakışır mı? Böyle bir şey olur mu Gönül hanım Allah aşkına? İnsanlar aç yaşayabilirler, belli müddet susuz da yaşayabilirler ama adaletsiz ve sevgisiz yaşayamazlar. Bir çiçek bulmuşlar, sevgiyle büyüyormuş. En vahşi hayvan bile sevgiyle eğitimle amuda kalkıyor. Bizim sevgiden başka bir şey aklımıza gelmemeli. Dün gördüm, adalet komisyonunda kavgalar. Böyle olabilir mi, kavgayla prim yapılır mı? Biz kavgayla, suçlamayla, bilmediğimiz konuları gündeme getirmekle halkımızın karşısına çıkmıyoruz, çıkmayacağız. Kemalpaşa’da yaptıklarımızı referans gösterip İzmirimize hangi hizmetleri yapacağımızı, seviyeli, kimseye sataşmadan seslendireceğiz. Umarım onlar da bizim bu çağrımıza katılırlar….
 
SOYOĞUL: Neler yapacaksınız? Ne hayal ediyorsunuz İzmir için?
 
ÖZÜDOĞRU: Bizim İzmir olarak en büyük seçim vaadimiz şu. Bütün diğerleri bunun altını dolduracak. Bizim projemizin adı erdemli şehirler. Evvelden marka şehirler vardı. Bu marka şehirler demode oldu çünkü markanın iyisi de var kötüsü de var.  Siz alevi olabilirsiniz, ben Rum olabilirim. Her şey olabilirsiniz. Bakın bizim Kemalpaşa’da Alevi mahallemiz vardı. Biz 2004 seçimlerini kaybettik ben by-pass oldum. Halk biz senin ölüne oy attık diyor. 600 oyla kaybettik o seçimi ama 300 oy gelse biz seçimi kazanıyorduk. Konvoy yaptık, hastaneden çıktık. İngiliz filozofunun çok güzel bir sözü var, tıpkı Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihati gibi, çok enterasan. Onu da yazdım ben belediyeye, ‘senin olur her şey. Dünyayı senin olmuş bulursun. Bundan daha büyüğü var oğlum, adam olursun’ onu da yazdım. Geldik Alevi mahallesine. 5-10 kadın konvoyun önüne geçmiş. Çok büyük bir konvoydu. Durdurdu kadın, ‘başkanım kahve içmeden bırakmam’ dedi. Hanım da yanımda. Osmanlı İmparatorluğu’nun son sultanı! (gülüyor) Şimdi İstanbul’da parti için çalışıyor. İndik, bahçesinde mütevazı bir avlusu var. Şu sözü söyledi, ‘başkanım sen ne biçim adamsın’, ‘anne dedim hayrola bir yanlışlık mı yaptık’, ‘yok. 94’te seçimi kazandın. Kazandın diye biz korkudan ağladık, ne yapacağız diye. Şimdi de 2004’te seçimi kaybettin diye ağlıyoruz’
Şimdi gönüllere girmek hem kolay, hem zor. Bana hep gönüllerin başkanı derler.
 
SOYOĞUL: Erdemli şehirler derken…
 
ÖZÜDOĞRU: Şimdi bizim erdemli şehirlerden maksadımız şudur. Tabii ki rutin olarak park bahçe şunu bunu yapacağız. Ama birbirini sevmeyen, kavgalı, küs… Aynı apartmanda oturan ama birbirinin ismini bilmeyen, birinin bir acısı olduğu halde onu görmemek için gözüne perde çekilen bir toplum huzurlu bir toplum değildir. Erdemli şehirlerden maksadımız… Bütün belediyelerin hizmetlerinin ana ekseni insanımızın manevi, gönül yapılarını onarmak, onları onlara iade etmek için tüm gücümüzü seferber etmek, insan olduğumuzun zevkini yaşatmak için büyük bir projemiz var. Bu projeyi devamlı gündeme getireceğiz. İnsanımız için, bedenen engelli ama ruhen özgür olanlar için mesela. Mesela ben engellilere öyle diyorum, ‘sizin ayağınız engelli ama benim kalbim engelli. Bakma benim gördüğümü zannediyorsun sen.’ Böyle bir projemiz var. Bu projenin altında İzmirimizin diğer sorunları var. Projemiz Erdemli Şehir. Bunun altını doldurmak için uzmanlarımız, kadromuz, akademisyenlerimiz harıl harıl çalışıyor. CHP’nin adayı Aziz Bey’e, teşekkür ediyorum. Ama görevi bana teslim edecek. Bakanımız sağ olsun, herhalde Başbakan benim adaylığımı duydu galiba. Haber alma örgütleri kuvvetli. ‘Özüdoğru’nun karşısına ben bir bakan çıkarabilirim’ diyerek onu gönderdi zannederim. Ben ne Aziz beye tek bir laf söylerim, ne Binali beye, ne de Murat Taşer beye. Kavgalar demode oldu artık. Biz diyoruz ki ‘ey diğer siyasi partilerin değerli belediye başkan adayları, sizi saygıyla selamlıyorum ama biz bu işi sizden iyi yaparız. Güzel de yaparız. Kemalpaşa’da 10 yıl denk bütçe yapan Türkiye’de tek belediyeyiz. 10 yıl denk bütçe yapan! Bir lira borç almayan belediyeyiz. Bütçesini 10 yılda 400 kat artıran belediyeyiz. Biz orada yaşadık. Onu daha büyük bir platformda 4 milyon insana yayacağız. Bizim en büyük sloganımız, ‘makamlara secde etmeden makamları Hakk’a secde ettirip halka hizmet etmek için geliyoruz.’ Belediye başkanlığı makamına secde edersem durmadan alırım, doldururum yatlar, katlar, çeşmeler bilmem neler. Ben bu makamı Allah’a secde ettirip halka hizmet edersem öbür dünyada kazanırım. Yunus Emre çok güzel söylemiş, ‘mal sahibi mülk sahibi’ ben buna ilave ediyorum ‘makam sahibi’. Mal da makam da yalan, mülk de yalan. Bir lira borç yapmadık. Kemalpaşa’nın iç kod numarası 878. Yanımda bunu yapın. Arayın. ‘anket yapıyorum. Mehmet Ali Özüdoğru size 10 yıl belediye başkanlığı yapmış. Ne diyorsunuz?’ arayın sorun. Yüzde 95’i dua edecek. Bütün insanlar kapalısı da açığı da Sünnisi de Alevisi de… Ben onlara ağabeylik ve babalık yaptığıma dua ediyorum. Burada her şey geçici. Benim olan yarın başkasının. Benim olan bir tek şey var, hayırla duayla arkadan anılmak. Hiç kimse başkasının sevgisini satın alacak kadar zengin olamaz. 


 
SOYOĞUL: Fakat bunu herkese duyurmak ve anlatmak için çok az zaman var. Herkes ulaşmanız, bunları anlatabilmeniz için zaman kalmadı. Fakatı o açıdan kullandım.
 
ÖZÜDOĞRU:Balonlar uçuracağız. Sizlerin yardımıyla yapacağız. Ben 5-6 ay önce Aziz beye bir ekiple gittik. Aziz beye dedim ki bizi uğurlarken ‘Aziz bey, benim sana dua etmem lazım. Nasıl dua etsem bilemiyorum ama. Buldum başkanım. İnşallah bir dahaki seçimlerde Saadet Partisi’nden aday olursun’ dedim. Ne dedi biliyor musunuz, ‘inşallah’ dedi. Nezaketen dedi de… Bizim kimseye kırgınlığımız yok.
 
SOYOĞUL: Peki Binali Bey’e nasıl dua edersiniz?
 
ÖZÜDOĞRU: İlk defa söylüyorum. Bizim sözümüz olacak. Seçimi kazandıktan sonra Saadet Partisi Başkanı Özüdoğru, Aziz bey, Binali Yıldırım bey, Murat Taşer bey, diğer arkadaşlara gideceğim. ‘Aziz bey, değerli başkanım siz 10 yıl hizmet verdiniz. Gelin tecrübenizden, bilginizden İzmir halkı adına yararlanma fırsatını benden esirgemeyin. Size bir makam odası tahsis ediyorum. Ara sıra gel bana akıl ver’ Binali beye gideceğim, ‘Sayın bakanım. Koca Ulaştırma Denizcilik bakanlığını yaptın. Madem halka hizmet esassa bunları benden esirgeme. Sana bir oda tahsis edeyim’ Onlardan yararlanacağız. Doğru evrenseldir. Ali’ye kızıyorum diye doğru söylediğini kabul etmeyecek miyim? O bağnazlık, yobazlık olur. Yobaz olan biz değiliz. Yobaz, bu insanı bu hale getiren düzenbazların düzenidir. Biz yobaz değiliz. Biz çağ atlamışız 1453’te. Bunlar ip bile atlayamıyor hala.
Gelin kalabalıkların, çoklukların değil haklı olanın yanında yer alın. Eğer insan haklı olanın yanında yer alırsa onun yaptığı bütün hizmetlerden hayır sahibi olur. Kötülük yapanlara destek olursa, onların yaptığı kötülüklerden pay alır. İmtiyazlı olmak hak sebebi değildir. Dil, din, renk hak sebebi değildir. Hak sebebi mütekabil, kamil, erdemli, olmaktır.
Biz insanı eksen alıyoruz. Vücut yapısında nasıl beyin sağlıklıysa kol çalışıyor, görev yapıyor. Erdemli şehirlerde de sağlık kurumları iyi çalışacak. Allah aşkına İzmir’de otopark sorunundan daha büyük sorun var mı? Ben Alsancak’a gittim geçen gün iyi ki burada oturmuyorum dedim. Otobüs bekliyorsunuz otobüsler geç geliyor. Yaşam bir zevk olmalı. Kasaba gidiyorsun tanımıyorsan kazıklanacağım diye korkuyorsun. Geçen gün hamile bir kadının evine iki hırsız giriyor. Bileklerini kesiyor, iki tane altın. Sizin de kapınızda 3-4 tane anahtar vardır. Bende de öyle. Böyle bir şehirde yaşamak insanı mutlu mu eder? Biz insana insani değerlerini vermediğimiz sürece kalkınamayız. Sen ne yaparsan yap. Dünyada kişi başı milli gelirin en yüksek olduğu yerler Benelüks ülkeleri. İşsizlik diye bir dert yok. Ahlaksızlık sonsuz sınır. Ama bir bakıyorlar ki maddenin bu kadar güçlü olduğu yerde herkesin para içinde olduğu yerde dünyanın en fazla intihar vakaları orada oluyor. Neden? Ruh boş kalıyor, gönül boş kalıyor. Kuşun iki kanatlı uçması gibi bizim bir kanadımız maddi doyum, şimdi onu da doyuramıyorsun. Futbolcu bir gol atmak için 30 trilyon alıyor; bizim işçi Mehmet onun aldığı 30 trilyonu almak için 3 bin yıl çalışıyor. Yemeyecek içmeyecek 3 bin yıl. Böyle bir şey olabilir mi? Ben takıma karşı değilim. Ben sömürüye karşıyım. Ben koyu bir Göztepeliyim. İzmir’in ilçelerinde yüzme havuzu yokken biz yüzme havuzu yapık Kemalpaşa’ya. 6 tane semt spor sahası yaptık. Ben 2004’e yetiştireceğim dedim Allah’a şükür yetişti. Ufak tefek işleri kalmıştı. Universiad oyunlarının bir kısmını buraya alacağız dedik. Aldık. Kore-İngiltere maçı orada oynandı. Mezarlığımız yapıldı. Türkiye’nin 1 numarası. Dere Kültür Merkezi’ni yaptıktan sonra diğer belediyeler bunu kaça yaptığımızı sordular. ‘Siz uzmansınız, siz söyleyin’ dediğimde bakın 1999’dan bahsediyorum 5 trilyon dediler. Ben gülüyorum. Biz burayı 950 milyara yaptık diyorum. Neden? Çalmazsan olur. Borç para da almadık. Bereket.
 
SOYOĞUL: Kemalpaşa deyince gözleriniz parlıyor. Ateşiniz yükseliyor. Bu heyecanı…
 
ÖZÜDOĞRU: İnancımdan alıyorum. Yaptıklarımızla şahsımız adına övünmüyoruz. Halkımızın mutluluğunu dile getiriyoruz. Ben kimim ki övüneceğim! O yürü demese ben yürüyebilir miydim?.
 
SOYOĞUL: İzmir projelerinizin tamamını ne zaman açıklayacaksınız?
 
ÖZÜDOĞRU: Bir kısmını açıkladık. Bununla alakalı kabaca söyleyeyim, sosyal merkezler kuracağız her mahalleye. O merkezlerde dinlenme yerleri, spor alanları, kütüphaneler, yeşil alanlar, düğün salonları olacak. her mahallede ya da yörede diyelim bir tane sosyal merkez. AVM’ler esnafımızı öldürmedi mi? Çok uluslu şirketler… biz onları hemen bir araya getireceğiz. Esnafı yaşatmazsanız kalkınamazsınız. AVM’lerle alakalı projelerimiz var. Üniversite yapacağız. Bugün bir vakıf üniversitesinde öğrenciden alınan para 20 milyar. Biz hesaplarını yaptık 6 milyar verecek 14 milyar cebinde kalacak. Gariban evlatlarımıza burs vereceğiz. Dehaları ortaya çıkaracağız. Sanayi de çok önemli. Sanayi olmazsa olmaz. Ben işçi kökenliyim. 25 yıl çalıştım. Elim de ondan sakat kaldı benim. Üçyol’dan Halil Rıfat Paşa’nın belli merkezlerinden denize yürüyen merdivenler yapacağız. Oradan inmek çıkmak ,arabayla gitmek mümkün mü şimdi? Yürüyen merdivenle çıkacak çayını içecekler birbirlerine serenad yapacaklar. Hızlı vapur seferleri koyacağız. Metro hattını Üçkuyular’dan Çeşme’ye, Bornova’dan Turgutlu’ya kadar uzatmayı planladık. Çöp büyük bir mesela. Şu anda Aziz beyi en iyi ben anlarım. Kimse çöpü istemiyor. 30 tane başkanımızı toplayacağız. Özgürce fikirler söylenecek. Bir yer tespiti yapılacak. Biz şu anda 4 merkez belirledik. Oralara yakın yerlerde çöpü geri dönüştüren fabrikalar kuracağız.   Bunu yapmak için de ilçe başkanıma teşviklerde bulunacağız. Bu tesise 50 liralık yapıldıysa bir 50 liralık daha o ilçeye yatırım yapacağız. Sanayi atıklarını enerjiye döndüreceğiz. Kamu-özel ortaklığıyla sanayimizi de yanımıza alarak. Tecrübesini finansmanını kullanmak üzere ilçelerde büyük AVM’ler kuracağımızı söyledim. Öğrenci siteleri kuracağız. İnternet erişimi için şehrin değişik merkezlerinde yerler kuracağız. Bütün ilçelerimize güvenlik kamerası yerleştireceğiz. Her mahalleye yerleştireceğiz. Bu düzen suçu yaptırtıyor, sonra gel diyor. Gerçek düzen suçu önler. Suçu önlerse suç olur mu? Şeffaf bütçe yapacağız. Her ilçenin nereye ne yapmış kaç para yapmış, internet sitesinden hesap vereceğiz. Halka hesap veremeyen Hakk’a hesap veremez. Tarihi ve kültürel değerlerimizi koruma altına alacağız. Tarım arazilerini imara açmayacağız. Tarım S.O.S veriyor. Aziz Beyin projelerini yemeyeceğiz. Güzel olanları devam ettireceğiz. Dağ delerek, mağara delerek soğutma sistemi yapacağız.
 
SOYOĞUL: İzmirlinin yaşam tarzı ile ilgili ne diyorsunuz?
 
ÖZÜDOĞRU: Seçimden altı ay sonraydı, Kemalpaşa’da bir gün caddede gidiyorum; üç tane kız ‘başkanım sizi arkadaşlarla görmek istiyoruz’ dedi. ‘Kapım açık’ dedim. Geldiler, oturdular. Birinin elinde çiçek var, ‘başkanım ben bu grubun sözcüsüyüm ve sizden özür dilemek istiyorum’’ dedi. Duygulu anlar yaşandı, ‘‘hayrola ne özrü bu?’’ dedim; ‘‘Bu basın bizi öyle bir yanılttı ki! Biz sizi seçim çalışmalarında sokaklarda gördüğümüz zaman korkumuzdan cadde değiştiriyorduk. ‘Eyvah bu gelecek giyimimize karışacak’ diyorduk. Ama 6 aydan beri buradasınız; gördük ki, siz bize babamızdan daha yakın, ağabeyimizden daha samimisiniz’ dedi. Ben insanın ne etek boyuna, ne pantolonuna, ne içtiğine karışmayacak kadar yüce bir davanın mensubuyum. Biz bu noktada kimsenin giymesine, yemesine, içmesine, konuşmasına karışmayız… Eğer ben burada aday olmasaydım… Arkadaşlar Kemalpaşa’yı çok istediler. Kemalpaşa da çok istedi. ‘Ben Bodrum’da Çeşme’de aday olacağım. Orada devrim yapacağız’ dedim. Gönül Hanım, beyin önemli, düşünce önemli. Ne diyor Mevlana, ‘öyle insanlar gördüm giyecek elbisesi yok, öyle elbiseler gördüm içinde insan yok…’  

 
İzmir'in köylerini kalkındırmaya adanmış bir hayat
 
Özfatura-Gökçek karışımı bir başkan olurum
YORUMLAR
Toplam 5 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
12 Mart 2014 Çarşamba 20:15

Vaadleriniz güzel ama İzmir yerine getirilmeyen vaadlerle yıllardır oyalanıyor.Yerine getirebileceğiniz projeleriniz nelerdir?

Yorumu oyla      9      3  
YALCIN ÖZTÜRK 13 Şubat 2014 Perşembe 02:03

BEN KEMALPAŞADA ESNAFIM ÜLKÜCÜYÜM İZMİRİ İZMİR YAPAR İNSANLARIDA ADAM GİBİ YAŞATIR KENDİSİNE KEFİLİM KEMALPAŞALILAR OLARAK SİZİ DESTEKLİYORUZ MAZLUMA YUNUS ZALİME YAVUZ GİBİDİR SİZİ ÖZLEDİK MEVLAM YOLUNUZU AÇIK ETSİN VESSALAM

Yorumu oyla      11      5  
SADECE VATANDAŞ 9 Şubat 2014 Pazar 11:57

Değerli bir aday İzmirin güzel renklerinden. Katkıları ile İzmir güzelleşiyor. Bir tek erdem konusunda tereddütlüyüm. İzmir gördüğüm şehirler içinde en erdemli şehirlerden biri... Özü doğrunun kast ettiği erdemli şehir için öncelikle tüm şehir halkının birbirine, siyasi düşünce ve inancı bir kenara bırakarak güvenebilmesi lazım. Bunun tesisinde, seçimlerden sonra başarılı olamasa bile rol almasını çok isterim.

Yorumu oyla      10      4  
ŞİRİNYERLİ 30 Ocak 2014 Perşembe 18:58

SİYASİ KÜLTÜRÜ, OLDUKCA FAZLA,HER SİYASİ FELSEFEYİ EN İYİ BİLENLERDEN,MEDENİ DAVRANIŞLARI BAKIMINDAN COK DUYARLI,SENDİKA BAŞKANLIĞINDAKİ TEŞKİLATCILIGI İLE,KENDINI KABUL ETTIRCEK ANCAK..**ANLAYANA** HAYIRLISI OLSUN..

Yorumu oyla      15      4  
misafir 22 Ocak 2014 Çarşamba 17:17

efsane başkan mehmet ali özüdoğru açık ara liderliği alacaktır.

Yorumu oyla      14      6  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
İzmir'in köylerini kalkındırmaya adanmış bir hayat
İzmir’de siyasetin ve yerel yönetimlerin en önemli isimlerinden İl Genel ...
Ben halkta örgütlendim
Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya, semt evleri projesine katkı ...
İzmir'de seçimin anahtarı Karşıyaka
40 yıllık Karşıyakalı, 40 yıllık CHP'li Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat ...
 
Benim gerçeğim kanunlardır
Vali Mustafa Toprak, İzmir'e bir geldi, pir geldi. Göreve başladığı ilk ...
2014’ün sorumluluğu bana ait!
Yazarımız Gönül Soyoğul, hem partisi, hem de kendisi için önemli olan ...
İzmir'de Gezi ruhu var
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun danışmanı, İzmir Akdeniz ...
 
Kafamdaki başkan profili…
CHP Genel Merkezi’nde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile EGE TV’nin prestij ...
Aziz Bey, Gökçek taktiği güdüyor
AK Parti İzmir’in Patronu ile seçim ve gündem üzerine… Gönül Soyoğul sordu, ...
Yıkıntıların arasından yeni bir şey doğacak
Gezi sürecinde ülke çapında ‘üne kavuşan’ Anti-Kapitalist Müslümanların ...
 
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Mutasyon
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Neler oluyor?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Turizmde sezon başlamadan bitti
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Amerika’dan Koronavirüs günlüğü-2/Morale ihtiyacımız var 
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Def-i Bela çorbası
Nuray KAYA
Nuray KAYA
Zambaklar çürüdüğünde
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Uzağı görmek uzakları yakın etmek!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Ahir zamanda felsefe…
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Turlar
Ahmet Aydın AKANSU
Ahmet Aydın AKANSU
Nesli tehlikedeki hayvanlar ÇOĞALMAYA başlamıştır
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva