RÖPORTAJLAR
1 Ekim 2013 Salı

İzmir'de Gezi ruhu var

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun danışmanı, İzmir Akdeniz Akademisi Kurucu Onursal Başkanı Prof. Tekeli ile sohbet, İzmir'in Gezi ruhu, kamusal alanda özne olmak, kaliteli demokrasi talebi, İzmir'e telaş taşımak, yeni siyasi kültür, hizmetin ötesi kavramı, Başbakan Erdoğan'ın İzmir'e atadığı projeler ve emrivakiyi reddeden İzmir başlıklarında derinleşti.

İzmir de Gezi ruhu var

Hepimizden genç olduğu kesin.
76. yaşını sürmesi Prof. Dr. İlhan Tekeli'ye sınır tanımayan heyecanından bir şey kaybettirmiyor.
Yazdığı 65'ten fazla kitabı üst üste koysak boyumu iki üç kere aşar sanıyorum.
600'den fazla makalesi, konferans tebliği ve yakında yayınlanacak üç ciltlik İkinci Dünya Savaşı incelemesini de eklesem mi bilemiyorum.
İTÜ İnşaat Mühendisliği mezuniyeti ve ODTÜ Şehir Bölge Planlama masterıyla başlayan akademik kariyerine bakmamız kifayetsiz kalır.
Ekonomiden tarihe, sosyolojiden mimariye, felsefeden kentleşmeye diye başlayıp bitiremeyeceğimiz ilgi alanlarına yetişmemiz mümkün olmaz.
Doğma büyüme meraklı.
Bilgelik makamında yaşıyor.
Konuşurken karşısındaki vurgun yemesin diye ağır ağır dalıyor derinlere.
Ayıptır söylemesi bir de İzmirli.
Prof. Dr. İlhan Tekeli'yle zaman zaman sohbet etme şansı yakalamamızı ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun danışmanı olmasına borçluyuz.
Kıymetli İlhan Tekeli hocamız son olarak Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde kurulan, Kurucu Onursal Başkanlığını yaptığı Akdeniz Akademisi'nin açılışı için İzmir'deydi.
Sohbete Akdeniz Akademisi ile başlayıp, İzmir'in Gezi ruhu, kamusal alanda özne olmak, derinlemesine demokrasi talebi, İzmir'e telaş taşımak, yeni siyasi kültür, hizmetin ötesi kavramı, Başbakan Erdoğan'ın İzmir'e atadığı projeler ve emrivakiyi reddeden İzmir gibi başlıklar içinde seyrederken buldum kendimi.
İlhan Hoca'yı dinlerken kocaman beyaz bir Albatros'un kanatlarında okyanus üzerinde saatlerce gezmiş gibi hissettiğim için bu son yolculuk da yine çok renkliydi doğrusu...


 
İzmir Akdeniz Akademisi'nin kuruluş amacı nedir?
Akdeniz Akademisi, İzmirli'nin geliştirdiği vizyonu hayata geçirmek için tasarlandı. İzmirliler'in vizyonu, 2009 yılında gerçekleşen Kültür ve Sanat Çalıştayı'nda ortaya çıktı. Bu vizyonun üç ögesi var. İnovasyon ve tasarım kenti olmak. Bunu Akdeniz'in önemli bir kenti olarak gerçekleştirmek ve katılımcı demokrasi anlayışının bir parçası olarak sağlamak. Akademinin çalışmaları için dört ana başlık belirlendi; Tarih, tasarım, kültür sanat ve ekoloji. Akademi İzmir'e açık, İzmir'in kapasitelerini harekete geçiren bir düşünce kuruluşu olacak. Aynı zamanda bir demokrasi platformu olarak çalışacak. Dünyada böyle bir dizayn pek yok.

Neden Akademi dendi?
Bir vizyonu harekete geçirmek için bir kurum tasarlamak meselesi gündeme gelince Think Thank kurumu olmasıyla bir akademik yönü var, öteki taraftan bunu demokratik bir sistemin parçası olarak gerçekleştireceği için bir demokratik platform. Örneğin bir Tasarım Platformu toplandı ve Kıyı Projesi üretildi. Bu ekip Tevfik Balcıoğlu'nun önderliğinde bir araya geliyor ve tasarım tüneli planlıyor.

Peki neden Akdeniz, Ege değil ?
Ege, Akdeniz'in denizlerinden biri. Üst kimlik, Akdeniz. Akdeniz'in dünya uygarlığında müthiş bir derinliği var. Bütün modernitenin, aydınlanmanın doğduğu sanat İtalyan devletlerinin içindeki akademilerden doğmuş.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Akademi'nin neresinde?
Belediye de katkı koyuyor, para veriyor ama ne yapılacağına bir bürokrat karar vermiyor. Katılımcı bir süreçle karar veriliyor.

Bağımsız mı yani?
Bağımsız değil de, bağımsız olmayı hedefliyor. Süreç içinde sivil topluma terk edecek. Büyükşehir Belediyesi'nin İzmir'e kazandırdığı önemli bir vizyon kuruluşu. Bir yönetim kurulu var, İzmir'in önde gelen isimleri, fikir önderlerinin yer aldığı danışma kurulu var ve her konu için İzmir'in akademisyenlerinin katılımıyla örgütlenen platformlar var. Amacı İzmir'in potansiyellerini kullanmak. Örneğin Kıyı Tasarım Projesi'nde 100'den fazla tasarımcı çalıştı, ama hiçbirinin ismi yok. Kollektif bir çalışma yapıldı. İzmirliler'in projesi olarak ortaya çıktı. O projenin siyasal patronu yok, İzmirliler'e ait bir proje. Rant üretmiyor, yaşam kalitesi üretmeye çalışıyor. Tasarımı yıkarak yapmıyor. Var olan anlam alanına kalite katıyor. Yıkarak değil küçük etkilerle, ufak dokunmalarla yapmaya çalışıyor. Yaşam kalitesi bir kamu malı olarak üretiliyor. Kimseyi dışlamıyor, bütün kentliye hitap ediyor. Bu mevcut siyasi pratiğin bir projeyi kente getirmesinin tamamen tersi bir tutum. O projelerinin hepsinin bir siyasal patronu var. Adam, "Benim projem" diye ilan ediyor. Burada böyle bir şey yok. İzmirliler, İzmir'in mevcut yaşam kalitesini korumak ve artırmak için biraraya geliyor.

Başkan Aziz Kocaoğlu'nun rolü nedir?
Her yerinde rolü var. Aziz Bey'in iş yapma biçimi, bir işi yapabilmesi için o işin dayanaklarını öğrenip, kendi kafasına yatırması gerekiyor. Bütün çalıştaylara katılarak, strateji kararlarını içselleştirmiş oluyor. Kıyı toplantılarının hepsine katıldı, herkesi dinledi. Konuşulanların yapılabilirliği kendisine danışılıyor. Yani önüne pişmiş bir yemek sunulmuyor, o yemeğin yapılmasında kendisi de rol alıyor.

Projelerin eyleme geçişi nasıl olacak?
Tabi belediyenin bürokrasisine gidecek, başka çaresi yok. Ama bürokrat kendi karar vermeyecek.

İZMİR'DE STRESSİZ YAŞAM

İzmir'in yaşam kalitesini korumak ve artırmak derken neye işaret ediyorsunuz?
Şimdi İzmir'in yaşam kalitesinin en önemli özelliği ne? Stressiz bir yaşam olması. Bu stressiz yaşamı, İzmir'i kalkındırıyoruz diye İstanbullulaştırırsan İzmir'i bitirmiş olursun. İstanbul yaşanır olmaktan çıkmış.

Kaliteli yaşamdan ne anlamalıyız?
Birincisi, çok kaba olarak söylersem insan haklarının yerellikte uygulamaya geçmesi diye anlaşılabilir. İzmir için stressiz yaşam özelliğinin korunmasıdır. Kıyı Projesi'nin dayandığı iki özellik var. Bir, İzmir'in yaşam kalitesi denizle olan ilişkisinden kaynaklanıyor. İki, yaşamını eve hapis olarak geçirmemesi.

Açık mekanda yaşamanın avantajı nedir?
Bak, şimdi ben diyelim ki gündüz saatlerinde Konak'tan geçebilirim. Telaşla gitmek ya da akşam piyasası için orada bulunmak farklı. O mekanda başkalarıyla birlikte varolmak, yenilenmek, kendine özen gösterip dışarı çıkmak söz konusu. Aksilik yapmıyor, diğerlerine töleransla yaklaşıyor.

İzmir bu nedenle mi daha stressiz yaşıyor?
Tabi ama şimdi burada deniz çok önemli. Denizle ilişkiyi mevcut durumdan daha zenginleştirmek önemli.


KÖRFEZ ÇÖLÜ ANDIRIYOR

Şimdilik denize bakmakla yetiniyoruz...
Denizi görmek bile çok önemli. Ben Ankara'dan gelip denizi görünce omuzlarım düşüyor, gerilimim azalıyor. Her gün denizi görmek önemli. Ama denizi kullanmanın iki yolu daha var. Biri üstünde gidip gelmek, diğeri girip yüzmek. İzmir'in tarihinde denizle ilişkisi bu şekilde idi. Benim çocukluğumda İzmir böyleydi. İzmir'in denizle şu anki ilişkisini değiştirmeliyiz. Denizin üstü cıvıl cıvıl olabilir. Neden değil, çünkü kıyıda tekne bağlayacak yer yok. Kıyı Tasarım Projesi ile tekne bağlayacak yer, tekne parkları sağlanınca bu kullanım artacak.

İzmirliler her fırsatta deniz kenarına koşuyor ama...
Anketler gösterdi ki, İzmirli kıyı ile ilişki kurmak için kamu vasıtalarıyla 20 dakikada mesafeden birkaç arkadaşıyla birlikte geliyor ve 3-4 saat kalıyor. Ama tuvaletini yapacağı yer yok. Tasarımlar gerçekleşince iç körfez bir gösteri mekanına dönüşecek, şimdi deniz bir çölü andırıyor. Örneğin hıdırellez körfezin üç dört yerinde kutlanacak. İnciraltı'nda yeni plajlar da olacak. Ayrıca bir deniz aracıyla A noktasından B noktasına gittiğinde hayattan 20 dakika tatil alırsın. Rahatlar, sosyalleşirsin. Konak Meydanı'nın altından girip Karşıyaka'ya geçen bir tünel projesinin hiçbir anlamı yok. Stresin artarak ulaşıyorsun karşı tarafa. Tayyip Bey diyor ki, "Çevre yolunu denizin altından tamamlayalım". Sen kimsin? Bu nasıl bir demokrasi?

İNSANLAR OTORİTEDEN BOĞULDU

Gezi olaylarında talep neydi?
Eğer katılımına izin verirsen, insanlar kamusal özne haline geliyorlar. Gezi'deki talep de bu, kamusal özne olmak istiyor. Şu merdivenlerin boyanmasındaki talep aynısı. İhtiyar bir orman mühendisi boyadı orayı. Doyumunu yalnız tüketmekten almayı reddediyor.

Gezi, İstanbul'un sıkışmışlığından mı kaynaklandı?
Hayır, Gezi kaliteli demokrasi arayışından patladı. Çünkü şöyle bir demokrasimiz var: Ötekileştirmeye dayanarak oluşturulmuş, sadakatların oy çokluğunu, kişisel bir otorite haline getiren bir demokrasi anlayışı var. Ve o kişisel otorite hayatımın her yerini düzenlemek istiyor. Düzenleme kardeşim, ne karışıyorsun... Bu boğdu insanları. Şimdi kaliteli bir demokrasi talebi var.

BECERİKSİZ EDEBİYATI

Keskin bir ötekileştirme de yaşanıyor...
Ötekileştirme probleminin en önemli sonucu şu: Senin karşında diyelim bir politik grup var ve "Bunlar satılmıştır, bunlar beceriksizdir" diye anlatmaya çalışıyorsun. Kendisini muktedir göstemek için karşısındakini özsel olarak beceriksiz ve kötü adam olmaya ispata çalışan bir demokrasi pratiği var. Oylar nasıl dağılıyor? Sadakat üzerine... O da onlar adına iktidarı kişisel olarak kullanıyor.

Burada AK Parti mi örnek?
Bu bakımdan Türkiye'de partilerin birbirinden farkı yok. Her parti ötekileştirme üstünden siyaset yaptığı için gerçeği yanlış tanıyoruz. Gezi'de ne oldu? 150 grup insan, öteki olduğunu düşünen insanlar biraraya geldi, geceyi parkta geçirerek birbirlerini tanıdı. Öteki olmadığını gördü. Gece insanlar orada kaldı. Bir miting meydanı gibi kürsüsü olmayan, normal ilişki kurulan bir yer. Herkes aynı seviyede ve açık. Kürsüde konuşan bir adamın piyonları değildiler. Siyasetin kamusal alanının miting alanı değil, park alanı olduğu ortaya çıktı. Burada derinliğine bir demokrasi talebi var.

İZMİR GEZİ'DEN ÖNCE DAVRANDI

Tepemde durma diyor yani...
Her şeye karışma diyor, bana da kamusal özne olacak bir alan bırak diyor. Ben de merdivenleri boyayayım diyor. Aslında İzmir'de hazırlanan Kıyı Tasarım Projesi bunu Gezi'den önce gerçekleştirdi. Bir demokrasi projesi. AKP'nin projeleri İzmir'e tepeden atamasının tam karşıtı bir pozisyon olarak ortaya çıktı. Bunun da uygulanabildiğini gösterdi.

"Doğru budur" yaklaşımının aksi bir tutum...
Bugün karşımızdaki temel konu demokrasi problemidir. Bir demokrasi krizi var. Çoğunlukçuluk bize demokrasi gibi yutturuyorlar.

İZMİR'E TELAŞ TAŞIMAK

Seçim haritasındaki Ege ve Akdeniz farklılığına ne diyorsunuz?
Stressiz ortam insanları entegre edebiliyor. Yani adam İzmir'e geliyor ve İzmir yaşamına uyum sağlıyor. İzmir yaşamına tepki duymuyor. AKP'nin İzmir'deki politikasına bakarsan, şunu yaratmaya çalışıyorlar. "İzmir geri kaldı. Aman hızlı kalkınmıyor, hızlandıralım" diye bir telaş taşınmak isteniyor. Halbuki İzmir'e yapılacak en büyük kötülük o telaşı İzmir'e getirmek.

Bünyemizde yok gerçi ama ...
Burada İzmir'e satılmak istenen İstanbul. Aman, İzmir İstanbul olmasın.

Kentsel dönüşüm furyasına ne diyorsunuz?
Kentsel dönüşümler yapılıyor. Neyle yapılıyor? Güçlendirilmiş aktörlerle yapıyorlar. TOKİ'ye aşırı yetki yığıyorlar. Büyük kent belediyelerine yetki yığıyorlar, bir de gayri menkul yatırım ortaklıkları var. Halkla hiçbir konuda müzakere etmiyorlar. Müzakere etmeden dönüştürüyorlar. Böyle saçma şey olur mu? Bugün yerel demokrasi kalmamış durumda. 22 kadar merkezi kuruluş, belediyeye sormadan uygulama yapabiliyor. Şehirle müzakere edilmeyen bir yerde demokrasi olur mu? O yaratılan muktedirin iradesi gibi gerçekleşiyor her şey.

YENİ SİYASİ KÜLTÜR İHTİYACI

İtirazlar giderek daha yüksek seslendirilmiyor mu?
Aslında Türkiye'de spontan olarak üreyen bir şey var. Bir adam bir yeri boyadı. Her yer, her merdiven boyandı. Uygun cevabı koyunca pat diye yayılıyor. Türkiye'de bugün ihtiyaç olan eski siyasi kültürü reddedip, yeni bir siyasi kültür getirmek. Türkiye'deki gelişimin arkasında halkın bulduğu çözümler var. Siyasetçi bu başarıya sahip çıkarak Türkiye'yi yönetme hakkının kendisinde olduğu şeklinde bir tarih yazıyor. Halkın başarılarının öne çıkarıldığı bir tarih yazılmıyor. Türkiye'de AKP'ye karşı en önemli muhalefet olayı nedir? Gezi. Kim yaptı? Halk yaptı. Siyasetçiler bunu da yönetme hakkı talep ediyorlar. Burada bir terslik var. Bizim yeni bir siyasi kültüre ihtiyacımız var.

Gençlerde yeni, farklı bir damar var. Gezi de gördük...
Ben yeni bir siyasi hareket olarak bir şey geliştirmek istesem, bir program önermem. Bir siyaset kültürü öneririm. Ötekileştirmeye dayanmayan bir siyaset nasıl olur, kamu alanındaki konuşma biçimleri nasıl değişir, adaylık meseleleri nasıl değişir? Siyaseti sıfır toplamlı, birinin diğerini kötüleme oyunu olmaktan çıkartıp belirli işteki çözüm performansı üzerinden bir yarışmaya dönüştürecek bir çözüme ihtiyaç var.

Mevcut partiler bunu benimseyip, dönüşebilir mi?
Dönüşemez tabi. Sen öyle bir muhalefet oluşturmalısın ki, mevcut siyaset onu yapamasın. Mevcut siyasetin dönüşüp yapamayacağı bir muhalefet inşa ediyorsun.

Bakınız Gezi. Hiçbir yanıt veremediler.
CHP akıllılık etti çekilmekle. Öteki taraf ise bunu eski siyasete çevirmek için komplo aradı. Eski siyasetin terimleriyle düşündü. Ona en büyük yardımı da, bu hareketi kendi küçük siyasal görüşlerini duyurmak için fırsat olarak kullanan eski yıkıcı davranışlar yaptı.

Çok yeni bir dil vardı Gezi'de...
Neden? Çünkü son 15 senede siyaset dışı kaldılar. Bu önyargısız, temiz bir öneri getirmelerine olanak verdi.

İZMİR'DE BİAT KÜLTÜRÜ YOK

İzmir "Gavur İzmir", "Faşist İzmir", "Sümüklü İzmir" gibi söylemlere maruz kalıyor...
Gezi'deki çocuklar mesela böyle sözlere nasıl tepki gösterirdi? Onun dışında olmak için saçma sapan tavır takınmak yerine ironiye başvururdu. Esas İzmirli, Gavur İzmir denmesinden memnun olur. Faşist İzmir'in doğmaması için bunu ironiye çevirmiş olman lazım. İzmir'in farklılıklarını anlattığım bir konuşmamda, "İzmir'in vizyonu, İzmir olabilir mi" diye sormuştum. Nasıl bir İzmir? İzmir'in nitelikleri, temel özellik olarak konabilir.


İZMİR EMRİVAKİYİ KABUL ETMİYOR

Genellikle alkışlanmaya alışık AK Partili Bakanları İzmirliler zman zaman sokakta işaret parmaklarını sallayarak karşılıyorlar. Özellikle de İzmirli kadınlar. Bu özgüven nereden kaynaklanıyor?
Ezik değil. Yetişme biçimine, sosyal ilişkilerine bağlı. Biat kültürüne ait değil. Ben de öyleyimdir. İzmir bu niteliğini kaybederse biter. Türkiye'nin demokratikleşmesinde belirli öncü rol oynamış olan İzmir, bu rolüne devam ediyor. Hizmet denen hikaye var ya, ben hizmetin ötesi kavramını kullanıyorum. AKP'nin politikası şu: "Kardeşim hizmet yarışı var, ben sana daha çok hizmet vereceğim." Peki hizmet vereceksin ama karşılığında ne istiyorsun benden? Senin davranış biçimine onay vermemi istiyorsun. Ben ona onay vermiyorum. Ben hizmetin ötesini istiyorum. Hizmeti zaten yapman gerekiyor, o normal. Hizmetin ötesinde ise onurlu yaşam hakkıma saygı istiyorum. Lütfeder gibi hizmet istemiyorum. Ben Başbakan'ın İzmir'e proje atamasını istemiyorum, bunu onurlu yaşam hakkıma tecavüz  olarak görüyorum. Hizmeti oy satın almakta bir araç olarak kullanmamak gerekiyor. "Ben tepeden sana en iyi hizmeti vereceğim, sen de hiçbir şeye karışmayacaksın." Ben karışmak istiyorum. Sen bana siyasi gücüne dayanarak emrivaki yapıyorsun.

İzmir emrivakiyi reddediyor...
İstemiyor. İzmir bir anlamda Başbakan'ın siyaset yapma biçimine bir alternatif koyuyor. Aslında İzmir'in yaşam biçiminde Gezi ruhu var. Bunu da laf düzeyinde değil, fiilen gerçekleştirmiş durumda. İzmir emrivakiyi kabul etmiyor.

 
Kafamdaki başkan profili…
 
2014’ün sorumluluğu bana ait!
YORUMLAR
Toplam 12 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Güzel İzmirim 18 Aralık 2013 Çarşamba 10:57

İzmir de üç-dört yerde trafik sorunu var. Bunlarda yapılaşmanın, doğru düzgün yeni yol oluşturmasına imkan vermemesinden kaynaklanıyor. + Yol kenarına parkedilen araçlardan. Ama teknoloji ile en azından kavşaklarda sorun çözülecektir. Eğer yeni inşaatlarda park yeri yaparsa müteahitler ve milletimizde para vermemek için otopark yerine yola parketme alışkanlığından sıyrılırsa bu konuda en az maliyetle çözülür.

Yorumu oyla      11      3  
Güzel İzmirim 18 Aralık 2013 Çarşamba 10:54

Bilgisayar Tv başına oturmaktan ne kladar da tembelleştik. İzmir ile İstanbul2un en büyük farkı İstanbullu 15 gün tatili hariç hafta sonlarını şehirde geçirir, bolca araç kullanır. İzmirli 6 ay yazlıktadır. Bolca yer, içer, yüzer,gezer hareket eder. Köylü ruhu belkide buradan geliyor. İzmirli daha doğadan kopmadı. Deniz üstü ulaşım, daha az yatırım amaçlı araba alımı, toplu taşıma ağırlık çözüm getirir.

Yorumu oyla      14      2  
telvin'e diyene 8 Kasım 2013 Cuma 10:35

bornova, ege ü. için çevre yolu var. her bir olayda istanbulu kıyaslayan, izmire megaköy diyenlere sözüm, işinize gelince kıyaslayacaksınız gelmediğinde kıyaslamıyacaksınız...otobüse alternatif izban vapur ne kadar kullanılıyor...kullanılmıyor çünkü insanlar bu alternatif ulaşım araçlarının istasyonlarına yürümüyorlar...sırf karşıdan karşıya geçmeye üşendiği için veya iskele işyerine duraktan biraz daha uzak olduğu için otobüse binanler var...

Yorumu oyla      14      3  
Güler Sarıgöl 3 Ekim 2013 Perşembe 13:44

yaşadığımız ve sevdiğimiz İzmir için heyecan verici gelişmeler. Türkiye'nin böyle akıllı ve vizyoner insanlara ihtiyacı var. çok içten ve samimi bir ropörtaj olmuş sevgili Hanzade Ünuz. Tebrikler.

Yorumu oyla      24      10  
T E L V İ N' E 2 Ekim 2013 Çarşamba 23:07

insanlar vapurla karşıaya geçti problem bitti yani sen hiç altın yolda tıka basa otobüs içinde işe gidiyor musun telvin, işe arabayla gidenler o yolu nası tıkıyor ah bir bilsen tünel olsa onlar denizin altından gitse ler bizde otobüsle tek nefeste rahatça işe gitsek, binlerce insan çınarlı ya bornovaya ne bileyim EÜ tarafına gidiyor pardon oraya da vapurlar varmı birde nüfusu 12 milyonluk bir şehirle nüfüsu 4 milyon olna bir şehiri kıyaslamanızı da tebrik ederim analiz çok güzel di

Yorumu oyla      24      10  
bornovalı 2 Ekim 2013 Çarşamba 01:22

kıyı tasrım projesi halka faydalı olacakmı yatı olanlar faydalanıcak sadece .halkın faydalanabileceği projeler narde

Yorumu oyla      16      13  
ziyaretçi 2 Ekim 2013 Çarşamba 01:14

ilhan tekeli bey siz kimsiniz halk adına karar variyorsunuz tüp geçite karşısınız kentsel dönüşüme karşısınız .izmirin yüzde yetmnişi gecekondudan ibaret varmı halkı gecekondulardan kurtaracak bir projeniz

Yorumu oyla      17      14  
telvin 1 Ekim 2013 Salı 16:30

ara gülerin bir sözü var yanlış hatırlamıyorsam şöyleydi; çok şehirler gördüm herşeyi olan ama aslında hiç birşeyi olmayan!!! bunu newyork için söylemişti...herşeyi var; metrosu, yolu, altyapısı, plazası vs vs ama ruhu yok; bir istanbul gibi örneğin..ama istanbulun da her geçen gün bu ruhunu yitirdiğini avm lerle, beton bloklarla vs anlatıyordu. biraz bu açıdan bakmak lazım; sakin, soğukkanlı...izmirin tabi ki eksiklikleri var ama çözüm koşulsuz yol, tünel, avm vs yapmak değil...beni sömüren, doğal kaynaklarımızı, kültürümüzü yok eden, karar hakkımın olmadığı her türlü tek taraflı zenginleşmeye, bu coğrafyanın ve insanının sömürülmesine karşıyım...bursadaki toki leri gördünüz mü? bursanın ruhuna, kimliğine saplanan hançeri...yazın google bursa toki görürsünüz...izmire kimse telafisi olmayan bu tür hataların yapılmasına izin vermemeli...eğer bursa gibi şehirleşeceksek köy kalalım daha iyi...

Yorumu oyla      32      13  
telvin 1 Ekim 2013 Salı 16:12

şehirden kastınız nedir? istanbuldaki trafik sorunu izmir' den kıyaslanmayacak ölçüde fazla ve pahalı...karşıyaka konak arasında deniz ulaşımı varken neden tünel olsun, konak dışından geliyorsa çevre yolundan gitsin, konaktan gidiyorsa da kusura bakmayın wc ye bile arabayla giderim zihniyetini bıraksın vatandaş...

Yorumu oyla      30      10  
1 Ekim 2013 Salı 15:35

İlhan Tekeli, hükümetin İzmir'e uygun gördüğü projeler için çok haklı olarak eleştirel yaklaşıyor. Peki ama kendisinin başında olduğu projelere neden farklı bakıyor. Bu projeler İzmirlilere, İzmir'deki meslek kuruluşlarına, demokratik kitle örgütlerine danışılarak mı yapılıyor? Bunlar da emrivaki projeler değil mi?

Yorumu oyla      29      10  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kafamdaki başkan profili…
CHP Genel Merkezi’nde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile EGE TV’nin prestij ...
Aziz Bey, Gökçek taktiği güdüyor
AK Parti İzmir’in Patronu ile seçim ve gündem üzerine… Gönül Soyoğul sordu, ...
Yıkıntıların arasından yeni bir şey doğacak
Gezi sürecinde ülke çapında ‘üne kavuşan’ Anti-Kapitalist Müslümanların ...
 
''Göreve her zaman hazırım''
İzmir sanayisinin önde gelen isimlerinden biri olan Meba Reklam Yönetim ...
EXPO'dan kovulurlardı!
İzmir Mimarlar Odası Başkanı Hasan Topal, Uluslararası Sergiler Bürosu ...
Tayyip Bey’in ‘Karizmam çizildi’ diye hissetmemesi imkansız
Uzun süredir görmediğimiz kadar şiddetle karşı karşıyayız. Ya gazlanıyoruz, ...
 
DTO yeni başkanı denizciliğin rotasını çizdi
Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen Oda seçimlerinde Deniz Ticaret Odası (DTO) ...
Önceden ‘ithal’ diyorlardı şimdi ‘gel yönet’ diyorlar!
CHP’nin ulusalcı milletvekilleri arasında yer alan en önemli isimlerden ...
Palavrayı bırakın, gerçek İzmirli yok!
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı’ndan İzmir ve İzmirlilik üzerine ...
 
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
İzmir tartışmaya neden dahil olmadı?
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Hemşireleri dinleyelim
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Güzel habere de ihtiyacımız var!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Korona tecritinden öğrendiğim çok şey var
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Sokakta özgürlük vardı…
Işıl Öztürk BULUT
Işıl Öztürk BULUT
‘Biz bize yeteriz’ ve Soyer
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Birlik ve beraberlik üzerine
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Olmaya devlet cihanda
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Virüs kıtlık ve açlık yaratmasın
Erkan SEVİNÇ
Erkan SEVİNÇ
Vali
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva