RÖPORTAJLAR
24 Aralık 2014 Çarşamba

İktidar delikanlı olsun, göz boyamasın!

Tariş Zeytin ve Zeytinyağ Birliği Başkanı Cahit Çetin Ege’de Sonsöz Sohbetleri’nin konuğu oldu. Gazeteci Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak ve Hanzade Ünuz’un sorularını yanıtladı…

İktidar delikanlı olsun, göz boyamasın!

Türkiye’de öyle bir isim var ki, zeytin dediğinizde ilk akla gelen, danışılan, ilk kapısı çalınan kişi o oluyor. Tariş Zeytin ve Zeytinyağ Birliği Başkanı Cahit Çetin’den bahsediyoruz. Cahit Çetin, gönlünü zeytine kaptırmış, hayatını zeytinyağına adamış bir isim.

Cahit Çetin, 26 yıldan bu yana Ege Bölgesi’ne yayılmış 32 kooperatife bağlı 28 bin zeytin üreticisinin sesi, gözü kulağı oldu. Ege'nin gururu Tariş, özerk yapıya kavuşmasıyla birlikte Başkan Çetin öncülüğündeki bir ekiple tasarımdan, satışa kadar çok çarpıcı bir dönüşüm geçirerek dünya markası olma hedefine doğru yürüdü. Tariş zeytinyağını adeta yeniden yarattı. 

49 ülkeye ihracat ve Ta-Ze mağazalarıyla Toronto, Singapur ve Gent’te dünya pazarına açıldı.
Türkiye’de kooperatifçiliğin, üretimde ve pazarlamada ülke politikası haline gelmesi gereken planlamanın önemini üstüne basa basa, yılmadan anlatan Başkan Cahit Çetin, zeytin alanlarına yapılan hukuk tanımayan müdahaleleri de eleştirdi. Cahit Çetin, zeytin ağaçlarının acı çektiği, adeta üreticisiyle birlikte gözyaşı döktüğü günümüzde hükümete “Delikanlı olun, göz boyamayın” çağrısında bulundu.  

Cahit Çetin Ege’de Sonsöz Sohbetleri
’nin konuğu oldu. Gazeteci Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak ve Hanzade Ünuz’un sorularını yanıtladı…


ÜNUZ:
 Siz Edremit’in Güre Köyü’nden 7 yaşında babanızla ilk defa çıktığınızda çok şaşırmışsınız. Öyküsünü anlatır mısınız?

ÇETİN:
Ben çocukken dünyanın her yerinin zeytin ağacı ile kaplı olduğunu zannederdim. Benim muhitimde hep zeytin ağacı vardı. En yüksek tepeye çıksanız bile zeytin ağacı görürdünüz her tarafta. Bir gün babam beni Balıkesir’e götürdü. Havran’ı geçtikten sonra çam ağaçları başladı. Biraz sonra Balıkesir’de baktım çam ağacı da yok, çorak bir yer. Dünyam karardı, Allah dedim meğer zeytin ağacı bütün dünyayı kaplamıyormuş.

YALDIZ: Sonra zeytin için kolları sıvadınız…

ÇETİN:
Hep söylerim zeytin ağacını iyi savunduk, iyi anlattık. Zeytin ağacı kendi kendini savunan tek üründür. Hepsinin lobisi vardır, tarafları vardır. Zeytin ağacını kim savundu biliyor musunuz? Zeytin ağacını basın savundu. İnanın bana bunu hoşunuza gitsin diye söylemiyorum. Bizim yerel basın ve İzmirli Ertuğrul Özkök de bana sahip çıktı. Başka gazeteci arkadaşlarımız da sahip çıktı. Jale Özgentürk, Leyla Tavşanoğlu falan savundu.  Yine bizim insanlarımız sonuç itibariyle. Beni sevdiler, benim heyecanımı benimsediler. Hiçbir menfaat gözetmeden 30 senemi Tariş’e  verdim. En güzel yıllarımı, gençliğimi ben buraya harcadım. 

ÜNUZ: Tariş süreci nasıl başladı?
Ben tesadüfle atandım Tariş’e. 1984 yılıydı Anavatan Partisi yeni gelmişti, beni buraya yeni tayin ettiler. Edremit Kooperatifi’nin ortağıydım. Dönemin Tariş Genel Müdürü Ahmet Çetin Budaklar’dan bir telgraf geldi. Açtım, Zeytinyağı Birliği yönetim kuruluna atandınız, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın emriyle. Şaka gibi. Ben tabi benim ismim Hüseyin Cahit ya, isim benzerliğinden beni seçtiğini düşündüm. Çünkü ben CHP’liyim, sosyal demokratım. İzmir’e geldim, Ahmet Çetin Budaklar’ın odasına girdim kendimi tanıttım. Dedim Ahmet Bey bakın bir hata var gibi geliyor bana. Ben sosyal demokratım, Anavatanlı falan değilim. Yanlışlık olmasın dedim. Atamalı görevler bana ters gelir, benim dünya görüşüme ters gelir. Ben zor bir adamım işine gelmem dedim. Bana da baskı gelirse söz veriyorum sana, ikimiz birden gideriz dedi. Samimi buldum ve kaldım. Kalışımın nedeni, sorumlusu, suçlusu Ahmet Çetin Budaklar’dır. Ama Türk köylüsü doğruyu bilen insandır. Türk çiftçisi, o kadar bilir ki kim ne derse desin kimi seçeceğini bilir. Ben de o tercihe hizmet etmeyi kendime şeref ve haysiyet bilmişimdir. Bundan ibarettir kalışım. Türk çiftçisi istemiştir ben de görevde kalmışımdır.

ÜRETİM VE PAZARLAMA PLANLAMASI ŞART

YALDIZ:
Sayın Başkan üreticiyi en fazla tehdit eden şey nedir?

ÇETİN:
Zeytin üreticisini en fazla tehdit eden şey, karşısında belirli bir projenin tam oturmamasıdır. Bugün Türkiye’de üretim anlamında ciddi bir gayret  olmasına rağmen elde edilen ürünün var yılında yerlerde sürünmesini, yok yılında değer kazanmasını dengeleyecek bir mekanizma yok.
Şimdi bütün şartlar bir araya geldi. İspanya’da üretim yok, Yunanistan’da üretim zayıf, Tunus’ta, İtalya’da kendi ihtiyaçlarını aşan bir durum yok. Suriye zaten bitmiş batmış. Antalya’da, Adana’da hatta Nizip’te, Antep’te zeytin yok, yağ yok. Sadece Ege Bölgesinde kalmış zeytinyağı değer kazandı. Bu kaç senede bir insanın önüne çıkar? Üretici şu anda para kazanıyor.  Böyle bir fırsat kaç kere gelir. Ben üreticinin kazancının sabitleşmesini istiyorum. En azından gelir seviyesinin korunmasını istiyorum. Bu arada iç pazarda yeni hedef pazarlarının bulunması, dış pazarda markalaşarak genişlememiz ve kendi üreticimize değer kazandırmamız gerekiyor. Marka konusuyla da dünyada bir yer edinmek, kalıcı bir pazar elde etmek istiyoruz. İsteğimiz bu.

400 BİN TON NASIL PAZARLANACAK?
O bakımdan Tarım Bakanı iyi yapıyor,  güzel yapıyor, hedefler doğru. Fakat Türkiye iki sene sonra 350 – 400 bin ton üretimi çat diye gördüğü zaman ülke bunu pazarlamaya hazır mı? Ben hazır olduğunu zannetmiyorum. İşte onun için dertliyim, bu yüzden söylemeye çalışıyorum. Bu hedefi ilan etsinler. Ve kurumlara hedef versin, sen şunu yap, sen şunu yap. Yani hep beraber sektör olarak planlı işler yapalım. Çok değerli arkadaşım Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Gürkan Renklidağ ile beraber oturup konuşalım. Benim bilmediğim bir şey varsa Gürkan gelsin düzeltsin. Pazarda ne kadar hedefleri var , ne kadar kulvarları var? Bunu söylesin.  Benim buradaki derdim şu, devletin üretim konusunda gayretleri sırasında sadece “malı ürettik oldu” gibi bir anlayışı olduğu kaygısını taşıyorum. Defalarca söyledim. Bir politika kuralım, o politikayı namusumuz gibi savunalım ve o politikadan taviz vermeyelim.  İçerideki üretimi  ve tüketimi arttıralım. Dışarıda kendi markamızla kalıcı olalım. Çok ham pazarlar var. Uzak Doğu gibi, Japonya, Kore gibi. Belki İtalyanlar Amerika’ya yerleşmiştir ama bu dünyada Türkiye’nin zeytinyağını talep edebilecek başka birçok yer var.


HEDEF, ÜRETİMDE DEVAMLILIK

DOKAK: Zeytinyağı bu sene daha fiyatlı olacağı için sofralık zeytinler de zeytinyağı olacak deniyor, doğru mu?

ÇETİN:
Sofralık zeytinden zeytinyağına kayma hadisesinin şu aşamada doğru olduğunu düşünmüyorum. Önceki yıllarda pazarlanamayan, salamuradaki zeytinin sıkıldığını, zeytinyağı yapıldığını bilirim. Ama bunlar yemeklik zeytinyağı olmaz. Ham zeytinin, sofralık zeytinin zeytinyağına kaydığını duymadım. Ama ne yaparsanız yapın, sofralık zeytin zeytinyağından daha çok gelir getirir. Zeytinyağının kilosu örneğin 9.5, 10 lira olsa, 5 kilogram zeytinden 1 kilogram zeytinyağı elde edilir. Zeytini sofralık olarak değerlendirmek, yağ olarak değerlendirmekten iyidir. Şu anda da daha iyidir. Bu sene Marmara Birlik’te de rekolte bakımından eksik üretim olduğunu biliyoruz. 

YALDIZ: Bu sene zeytinyağının fiyatının artmasının nedeni nedir?

ÇETİN:
Zeytinyağının pahalılaşmış olması üretici açısından güzeldir. Üretici, ürettiği malı en uygun fiyat sıkalasını yakaladığı zamana kadar saklama hakkına sahiptir. Demirci demiri saklayamaz, ona stokçu denir ama zeytinyağcı, üretici ürününü saklar, bu haktır. Sonuna kadar da ürününün değer kazanmasını isteyecektir. Burada önemli olan üretimin sürekli olmasıdır, üretimin devamlılığı esastır. Türkiye için 700 bin ton zeytinyağı rekolte hedeflendi. Türkiye bu sene henüz 190 bin ton rekolteye ulaştı. Geçen sene 130 bin ton idi.

ÇİFTÇİYE PRİM, TÜKETİCİYE DÜŞÜK KDV MODELİ

DOKAK:
Bu sene çiftçi her halükarda geçen 10 yılda yapamadığını, kazanamadığını bir 
parça kazanmış olacak.

ÇETİN:
Evet doğru, bu sevindirici. Ama benim daha çok sevinmem için her sene aynı istikrarı, kazanç seviyesini koruması gerektiğini düşünüyorum. Benim korkum eğer devlet  üreticiyi desteklemezse, KDV’yi düşürmesi gibi  tüketiciye de uygun bir zemin yaratmazsa, üretim azalır. Tüketim olmazsa zaten ürettiğin malı ne yapacaksın sorusu var. Devlet tedbir almalıdır. Benim söylediğim şu; üretici değerini alsın, tüketici de ucuz yesin. Bu aradaki organizasyonu yapacak olan devlettir. Devlet çiftçiye pirim verir, tüketiciye yüzde 8 KDV’yi düşürür.

YERLİ ZEYTİN KORUNMALI

YALDIZ:
Sizin dikkat çektiğiniz bazı tehlikeler vardı zeytinciliğe dair. İşte bir takım gen problemlerinin olacağı, kuzey zeytinlerinin güneye ekilmesinin başka sonuçlar doğuracağı ile ilgili. O tehdit ortadan kalktı mı?

ÇETİN:
Kalkmadı. Mesela Tirilye zeytini Marmara’nın rutubetli serin ikliminde ince kabuklu olur. Ama aynı Tirilye zeytini, Muğla’ya Antalya’ya, Adana’ya doğru gelirse o sıcaklıklarda o bitki su kaybını engellemek için kabuğunu kalınlaştıracaktır. Tıpkı kaktüs gibi. Bu da kalite kaybına neden olacaktır. İlk çıkışta bundan on yıl önce Tarım Bakanı projeye başladığı zaman Gemlik zeytini çabuk yetişir, çabuk verime geçer diye Gemlik zeytinini tercih etmişler. Ve valilikler kanalıyla bütün Türkiye’nin her kanalına Osmaniye’den, Adana’ya kadar Gemlik zeytini diktirdiler devlet eliyle. Ve bunlar, şu anda problemdir. Oradaki zeytin anlamında Mudanya Tirilye zeytini haksız rekabet sağlamaktadır. Ayrıca bunlar çok zaman sofralık olarak değil, yağlık olarak intikal ettikleri için onların yağı da oradaki yerel yağlık çeşitlerin diğerleri ile karıştırılarak miks bir yağ gibi bir görüntü vermektedir.

ÜNUZ:
Bu gen meselesine de dikkat etmek gerekiyor diyorsunuz.

ÇETİN:
Tabi. Gen meselesi şöyle; dışarıdan zeytin ithal ediyorlar. Bakın, elinizde bir zeytin fidanıyla İspanya’ya sokmazlar sizi. Hollanda’ya elinizde bir çiçek saksısıyla giremezsiniz. Ama Türkiye’ye oradan buraya maşallah tırlarla zeytin getirebiliyorsunuz. Şimdi İspanya’da Arbequina diye bir zeytin var. Bu cins Türkiye’ye  hızla taşındı. Bu yağlı bir cins. Katalan bölgesinin, Barcelona civarlarında yetişen bir cinstir. Ve meyve özellikleri öne çıkan bir bölgedir. Bu güneyde, Sevilla bölgesinde de yetişebilir. Ama en çok Katalanya’da yetişen bir cins. Verimli ve bitkinin yapısına uygun bir alandır. Nasıl ki Gemlik zeytini Gemlik’te daha verimliyse. Türkiye’de bu cinsler ithal edildi. Ve bunlarla birlikte genetik hastalıklar ülkeye girdi. Son zamanlarda yaşanan kök çürüklüğü hastalığı ithal girmiştir Türkiye’ye. İthal edilmiş ürünlerden girmiştir. Tabi ki bunların denetlenmesi lazım. Kendi ürünlerimiz varken dışarıdan ithal ürün getirmenin mantığını görmüyorum. Çünkü bizim Memecik zeytini, Domat, Gemlik, Akhisar’ın Uslu zeytini, işte Edremit, Ayvalık yağlık cinsler gibi çok çeşitli zeytinlerimiz var. Bu ülkede zeytin varken başka ülkeden zeytin getirmenin alemi yok.

YALDIZ:
Ben Karaburun’dan örnek vereceğim. Devlet o teşvik sürecinde hazine arazilerini isteyen iş adamlarına verdi. O iş adamları da oraları zeytinle doldurdu. Karaburun’dakilerden daha fazla yabancı zeytin ekildiği zaman Karaburun’un zeytini bundan etkilenir mi yarın öbür gün?

ÇETİN:
Etkilenebilir. Çok özen gösterdiğimiz, ilgilendiğimiz o koruma zeytini bile erozyona veya dejenerasyona uğrayabilir. Bilemiyoruz tabi.  Ben ziraat mühendisi değilim bu konuda yorum

YALDIZ:
Ben bir iş adamıyım devletle ilişkilerim de iyi,  dönüm yer kiraladım ve buraya zeytin dikmek istiyorum. Hangi yoldan geçiyorum. Bana kim izin veriyor, hangi tür zorunluluk getiriyorlar? Ya da ben kafama göre ekiyor muyum?

ÇETİN:
Kimse izin vermiyor. İstediğiniz gibi ekiyorsunuz.

YALDIZ:
Planlı tanım yok yani…

ÇETİN:
İzmir’de hakikaten gurur duyduğumuz Bornova Zeytincilik Enstitüsü var. Gen Bankası falan da var burada. Çok değerli uzmanları var. İzmir’in, İzmirlinin gurur duyacağı bir şey daha var Bornova Zeytincilik Enstitüsü. Başvurduğun zaman yardım ediyorlar.  

DOKAK:
Sizin kaç ağacınız var?

ÇETİN:
Benim 5 bin, 6 bin ağacım var.

YALDIZ:
Peki üretici dediğiniz, siz ve sizin gibi olanlar mı yoksa 50 ağacı olan…

ÇETİN:
50 ağacı olan üreticidir. Hatta 50 ağacı olan üretici daha saygı değer üreticidir. Çünkü o 50 ağaç kendi geçimini sağlayacak, kendi hasat etmesiyle, kendi aile tarımını yapan üreticilerdir. Bizim sadık üreticilerimiz o küçük üreticilerdir. Bu ülkede bir tek ağaç yetiştirecek insan bile kutsaldır.



ZEYTİN AĞACINA ŞÜKRAN BORÇLUYUM
YALDIZ: Nedir zeytin ağacı size göre?

ÇETİN:
Ben zeytin ağacının dibinde doğdum. Ben zeytin ağacının çalısıyla çırpısıyla pişen ekmekle karnımı doyurdum. Zeytin ağacının geliriyle karnımı doyurdum, onun geliriyle okudum ve üniversite bitirdim. Ben zeytin ağacına şükran borçluyum. Ve bugüne kadar zeytin ağacıyla uğraşmamın temelinde ona duyduğum şükran borcumu ödeme duygusu vardır. Minnet duygusu. Şimdi zeytin ağacından ekonomik tercihle karşı karşıya kalmış, sahildeki ağaçlarını müteahhitte ağlayarak teslim eden üretici gördüm. Ağacını öpüp okşayıp ağlayanını gördüm. Üretici ile ağaç arasında duygusal bağ vardır.

ÜNUZ:
Zeytin ve üretici nasıl korunacak?

ÇETİN:
Şöyle bir sorun var birkaç yıldır bölgede. Ege’deki zeytin ağaçlarının bulunduğu alanlar dik sarp yamaçlar ve dağınık alanlar. Oradaki ağaçlar bir süre sonra kesilecek. Çünkü toplamaya adam gelmiyor. Maliyetini kurtaramıyor çiftçi. Son dönemlerde özellikle pamuk ve narenciyeden boşalan düz bir arazilere ekildi. Şöyle bir talihsizlik var, Kilis’teki yağı Ayvalık yağı diye satıyorsa veya Osmaniye yağını Ayvalık yağı diye satıyorsa öncelikle oradaki üreticinin yağını değersizleştiriyor. Hem buradaki ürünü almadan buradaki ürünü düşürüyor. Geçenlerde Borsa’ya bir davet üzerine gittim. Borsa Başkanı Işınsu Hanım sağ olsun plaket falan verdi. Eskiden Akdeniz pamuğunun Ege’ye gelmesi yasaktı. O yasak duruyor mu dedim, duruyor dediler. Şimdi siz Antalya’ya gidip de bir kamyon pamuk sarıp Ege’ye getiremezsiniz.

ÜNUZ: Şu an hala var mı bu yasak?

ÇETİN:
Hala var, neden biliyor musunuz? Ege pamuğu ile Akdeniz pamuğu arasında lif uzunluğundan, lif parlaklığına bir sürü teknik farklılıklar vardır. Akdeniz pamuğunun Ege pamuğuna karıştırılması yasaktır. Bölgelerde geçiş yasaktır.

YALDIZ:
Gen korumak için mi?

ÇETİN:
Gen korumadan çok, kaliteyi korumak için. Ege’nin zeytinyağının, Akdeniz zeytinyağının ve güneye doğru gittikçe zeytinyağının nefaseti değişir. Kokusu yoğunlaşır. Bazı organik değerlerinde değişiklikler olur. Şimdi pamukta olan bu geçiş yasağı zeytinyağında neden yok? Geçen sene Adana’da, Antalya’da çok dehşetli bir üretim vardı. Hiçbir tüccar Ege’den  yağ almıyordu. Gidip güneyden alıyordu

TARİŞ, AKDENİZ YAĞI ÇIKARACAK

ÜNUZ:
Ege yağı diye mi satıyorlardı?

ÇETİN:
Tabi ki. Zaten ben önümüzdeki sene Akdeniz yağı diye bir yağ çıkaracağım . Tariş olarak bunu yapacağız. İlk defa burada söylüyorum. Seneye Tariş Zeytinyağı Birliği güney yağı, Akdeniz yağı diye bir yağ çıkaracak. Orada bir cins yağ var. Edremit yağlık cinsi orada yetiştiriyorlar. Ama bu aynı Gemlik yağlık zeytinin Ege’de yetiştiği gibi kabukta ve lezzette farklılıklar gösteriyor. Buradaki fark oradaki yetişmenin iklimsel özelliklerini bünyesinde taşımasındadır. Geçen sene bütün alıcılar Akdeniz bölgesinden yağ tedarik ettikleri için buradaki müstahsil yağ fiyatı dibe vurdu.  6.5, 7 lira seviyelerinde kaldı.

ÜNUZ:
 Siz demiyorsunuz ki oradakiler satılmasın, ama Ege yağı diye satılmasın diyorsunuz.

ÇETİN:
Satılmasın. Akdeniz Zeytinciler Birliği Başkanı Mehmet Güler,  doçent doktor, çok değerli bir kardeşim. 10 sene evvel bu zeytin ağaçları dikimi başladı. Bana geldi dedi ki, “Ya Cahit Bey ben ne yapayım? Hangi zeytin türünü önerirsin bana”. Ben de, sen Antalyalısın. Orada atalarımızın belirlediği zeytinler var. Bunlar bilinçli yapılmıştır. Dedim sizin o bölgede hangi zeytin var dedim. Sarı Ulak diye bir cins var dedi. Hocam bunu ihya edin ve bunu yaygınlaştırın dedim. Bu ataların sana bin yıllık emaneti. Coğrafi patent alın, Antalya Sarı Ulak diye de piyasaya çıkın reyting yapın. Bu yağı falanca yağın gölgesine sokmayın. Kendi markanız olarak yapın dedim. Peki onu yapalım diye gitti.

YALDIZ:
Yani devlet diyemez miydi Akdeniz Zeytinciler Birliği Başkan’ına, buraya Sarı Ulak ekeceksin.

ÇETİN:
Derdi tabi. Ben bunu önerdim ve Mehmet Bey gitti, Gemlik zeytini dikti.

YALDIZ:
Edremit’teki Edremit yağı ile Antalya’daki Edremit yağını aynı rafa mı koyacaksınız?

 

ÇETİN: Bizim bütün şişelerimizde yağın çıktığı coğrafi bölgeyi ve zeytinin cinsini yazıyoruz. Amaç yağın farkını algılatabilmek.

DOKAK: Ege yağı daha pahalı normalde…

 

ÇETİN: Ama üretim maliyetleri daha düşük güneyde. Bahsettiğim nedenlerden, yarım saatte hasat makineleriyle topluyorlar, saha dümdüz. Ege’de sarp arazide toplayıcı bulamıyorlar, toplayıcı ücretleri çok değişken.

DOKAK: Siz kooperatifçiliği savunuyorsunuz, geçmişte de savundunuz. Zaten Tariş’in bugüne kadar ayakta durmasının nedenleri olarak görülüyorsunuz.

ÇETİN:
 Zeytin çeşidi, Edremit Ayvalık yağlık Edremit körfez bölgesi. Şimdi ben Edremit yağlık yazdık. Akdeniz Mut bölgesi de yazacağım. Hem Mut zeytinyağının itibarı korumak, hem de bu bölgenin yağına karışmasını engellemek için. O insanlara da günah, buradaki insanlara da günah, tüketiciye de günah. Sen Edremit yağı yediğini zannediyorsun ama Mut yağı yiyorsun. Böyle bir şey yok.



POST MODERN SAHTEKAR YAĞCILAR

YALDIZ:
Sevgili Başkan, gerekli denetimler yapılmaz ise biz zeytinyağı içinde neler yiyebiliriz?

 

ÇETİN: Bir ürün pahalandığı zaman onun içine ürünün pahalılığından istifade etmek için bazı ürünler katılabilir. Bunlar son zamanlarda post modern sahtekarlarca kolon sızmasıyla yapılıyor. Kolon sızması, teknik bir hilekarlık o yüzden post modern…

DOKAK: Kolon sızması derken?

ÇETİN:
Isıl işleme tabi tutuyorlar. Isıl işlemle rengini değiştiriyorlar. Bazı rafine yağlarına çok ilginç esanslar koyup zeytinyağı kokusu veriyorlar.  Böyle durumlarda ayçiçek yağı, fındık yağı vesaire konur. Tüketicinin şuna dikkat etmesi  lazım. Seçici olması ve ucuz yağlar konusunda kaygılı olması lazım. Yani bu sahtekarlığı yapanlara pahalı satın falan demiyorum böyle bir sonuç çıkmasın. Ama bir marka ucuzsa , tüketicinin bunu sorgulaması lazım. Özellikle tanımadığı bir marka ise.Tarım Bakanlığı bunu kontrol ediyor ama bunlar bir ihbar karşısında harekete geçiyorlar sanıyorum. Kendiliğinden rutin kontroller olduğu kanaatinde değilim.

ÜNUZ:
Siz vatandaş olsanız, zeytinyağı alırken özellikle neye dikkat edersiniz?

ÇETİN:
Güvendiğim markalara göre hareket ederim. Tariş olmasa benim Türkiye’de seçeceğim bir marka var. Ama bunu söyleyemem tabi hoş olmaz. Her yerde bulabileceğim güvendiğim markalara göre hareket etmem lazım. Bunlar bir elin parmaklarını geçmez Türkiye’de.

DOKAK:
Siz Tariş olarak üreticiden alırken bir işlemden geçiriyor musunuz?

ÇETİN:
Biz genelde yüzde 95 hatta yüzde 98 kendi zeytinlerimizi kendi fabrikalarımızda sıkılanı alırız. Son zamanda tüccar da bu yöne kayıyor. Yani tüccar da kendi fabrikasında sıkılan zeytinden alıyor. Ama tabi çoğu tonajlı zeytinyağı alan firmalar böyle bir seçeneği yok tabi.

 

YALDIZ: Tariş’in sınırları aşan faaliyetlerinden bahsedelim biraz. İşte yurtdışında marka, Türkiye’yi uluslar arası marka, o nihai hedefe ulaştı mı daha başka yerlere açılmayı planlıyor musunuz neler var gündeminizde.

ÇETİN: Yurtdışındaki pazarlarda ülke olarak eksiğimizi biz biliyoruz.  Tabi bu eksiği tek başına Tariş’in giderebilmesi mümkün değil. Bu sektörel bir davranıştır. Bir grup işidir. Zeytinyağı grubu işidir bu. Şimdi biz uluslararası hedeflerde bir Türk imajı önceliğimiz olarak hareket ettik. Bunun için de il Chicago’da bir TaZe mağazası ile işe başladık. Marka tüketiciye verilmiş bir taahhüttür. Bir senettir hatta bir tüketim sözleşmesi gibidir. Marka olmak için birinci olmanız lazım. Birinciler hep akılda kalır, ikinciler unutulur. İlk Chicago’da İtalyan muhitinin orta yerine girdik. Atatürk’ün şapka inkılabını Kastamonu’da yapması gibi. Çok yüksek alım grubunun olduğu bir yerde başladık. Çok şık bir dükkan. Zeytinyağı butiği. Çok büyük bir mağaza, mücevher dükkanı gibi. Buraya girdiği girdiği zaman insanlar zeytinyağı aksesuarları, zeytinyağı dökme tabakları, salata tabakları vesaire bunla beraber  diğer gurme ürünleri dünyada zeytinyağı bir gurme…İtalyalar sırf zeytinyağını pazarlamadan da öte zeytinyağını yemekten turizmi var. 


TARİŞ’TE 2000 DEVRİMİ

ÜNUZ:
2000 yılında Tariş’e bir şeyler oldu. Yeni mağazalar, konseptler, Chicago’lar, Japonya’lar ödüllü internet sitesi… Çok başka bir şey oldu. Nasıl yapılıyor?  Türkiye’de az görülecek, İzmir’de çok seyrek gözükecek bir ufuk bu… 

ÇETİN:
Şimdi ben demek çok zordur bizim sistemde. Birileri desin onu. Ama bazı konularda mütevazi olma sahi sanırlar diye bir iddia vardır. Ana fikir benimdir ama bunun detayı bir ekip işidir. Bir noktaya geldik 2000 senesinde özerklik başladı. Özerklik başlayınca, elimizdeki birçok şeyi de aldılar. Banka bitti. Olumsuzluklar da beraberinde geldi. Evrensel kooperatifçilik ilkelerinden uzaklaşan ve başka sıkıntıları doğuran şeylerle karşılaştık. Şimdi ben dedim ki, eğer bir atak yapamazsak, bir yenilik yapamazsak biz bu sistemin içinde devletin eski yıllarından kalma yapısında yürürsek batarız. Birliği oluşturan 32 kooperatifimizde fabrikalar kurduk, altyapı yatırımlarımızı tamamladık, sistemi sağlamlaştırdık. Yeni iş bir pazarlama sistemi kurmamız kazım. Bölgesel bir markayı, ulusal ve dünya markası yapmak için bütün gücümüzü seferber ettik. Bizim bir pazarlama sistemimiz vardı, Zeytin A.Ş.’ yi kurduk.  Ben bu çiftçinin makus talihini değiştirmek için yola çıktık. Güçlü ve zayıf yönlerimizi belirledik. Güçlü yanlarımızı daha geliştirerek, zayıf yönlerimizi ise agresif çalışmalarla iyileştirdik. Markamızın pazardaki yeri, algısı ve değerlendirmelerini ölçümleyerek, hedef belirledik. Bu hedef için bir çalışma takvimi ve planıyla yola çıktık. Bugün ulusalda her yerde varız, 49 ülkeye kendi markamızla ihracat yapıyoruz ve hedefimiz Tariş zeytinyağını dünya markası yapmaktır.
DÜNYA PAZARINDAKİ TA-ZE MAĞAZALARI

ÜNUZ:
Tariş bu ufukta yürümeye devam edecek mi?

ÇETİN:
Daha ilerisine gidecek. Şunu ifade etmek isterim, kooperatif bilincinin ülkemizde daha da kökleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Henüz bu konuda yeterli seviyeye ulaşmış değiliz. Bir ekip kurarak bu yolda yürüdük. Ve başlayan bu serüven Toronto, daha sonra Düsseldorf’ta, şimdi Singapur’da. Şimdi bir İtalyan endüstriyel tasarım belgesi bizi örnek vaka olarak konseptine aldı. Ne yazıyor biliyor musun? Bizi övüyorlar, Zeytinyağı Birliği’nin Ta-Ze mağazalarını övüyorlar. Pazarlama stratejisini övüyor. Bu bir ilk diyor. Zeytinyağı paketli bir şişeye koymak, böyle kolonya şişesi gibi, butik gibi rafa koymak. Başka bir düşünce tarzı, başka bir yaratıcılık tarzı.

ÜNUZ: İnternet siteniz de ödül aldı…

ÇETİN:
Türkiye’de ilktir zeytinyağına özel internet sitesi. Ödülü almaya çağırdılar gittik. Bana geldi sıra, aldım mikrofonu çıktım. Dedim ki, bu ödülü ben bir grup Türk çiftçisi  adına alıyorum. Biz bir köylü sitesiyiz, çiftçi sitesiyiz. Ben bu ödülü 28 bin Türk köylüsü adına alıyorum, başka bir değişle milletin efendisi adına alıyorum dedim. Aman kardeşim bir kıyamet alkış koptu salonda millet ayakta alkışlıyor. Milletin efendisi lafını alkışlıyorlar beni değil.

TARİŞBANK’IN KELLESİ İSTENDİ

DOKAK:
 Tariş Bank’ı anlatırken üzüldüğünüzü farkettim. Size o dönemde IMF anlamında baskı var mıydı?

ÇETİN:
Şimdi IMF’in bize direkt bir baskısı olamadı. Dünya Bankası’nın verdiği kredilerle bu baskıyı koydular. Eskiden Adnan Menderes Havaalanı’na inen bir siyasi doğrudan soluğu Tariş’te alırdı. Ama artık kimse uğramıyor nedense. Artık Tariş’te istihdam imkanları az. Taban fiyatlarında 5 bin lira da benden diyecek  imkan da yok. Tariş’i kullanamayacaklarını anlayınca gelmemeye başladılar. Şimdiye kadar bize Tariş’i sevdikleri için değil Tariş’in imkanlarından faydalanmak için gelmişler. Şimdi biz yine buradayız yine gelmiyorlar, neden gelmiyorlar. Ben hepsini davet ettim. Bir tek Masum Türker Bey geldi. Biz bu konuşmalar sırasında Masum Bey’e Tariş’te dertlerimizi anlattım. Devletten hiçbir şey istemedim şimdiye kadar, istemem de. Sadece gölge etmesinler başka bir şey istemem.
Masum Türker bana dedi ki; Evet bizden Tariş Bank’ı istediler, şu işi halledin dediler dedi. Çünkü IMF ile yapılan Stand-By anlaşması içinde Tarım Zeytincilik Kooperatifleri’nin birleşmesi, şunun yapılması vardı. Ve bir madde daha vardı orada, “Birlikler bankalara kaynak aktarımında bulunamazlar” diye. Bu doğrudan Tariş Bank’ı tarif eden bir ibare. Bu kadar basit. Bir tane banka var, Tariş Bank sermaye artıracağımız yer orası. TMSF, Engin Akçakoca sermaye arttırın diyor bize. Hazine, hayır arttıramazsınız diyor. Devletin bir kurumu arttırın, bir kurumu arttırmayın diyor. Ve o zaman Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı, şimdinin DSP Genel Başkanı Masum Türker, aynen şunu söyledi: ”Tariş Bank’ın kellesini bizden istediler” dedi.
Şimdi dedim sayın Genel Başkanım bu yakın tarih kamuoyunun bilgisinin içinde olmalı, bunu saklamayalım dedim. Bunu gün ışığına çıkarmak lazım. Neler istendiğini bilmemiz lazım. Size şöyle söyleyeyim. Köy Enstitüleri vardı bu ülkede bir dönem. Kim kurudu? Atatürk ile İsmet Paşa kurdu. 1948 senesinde Köy Enstitülerinin kapatılması konusunda Amerika’nın talebinde Marshall Yardımı kapsamında deler ki yardım ederiz sana ama şu şartla Köy Enstitülerini kapatın dedi. Amerika neden kapatın dedi. Köy enstitüleri ne yapıyordu ziraat teknisyeni yetiştiriyordu, öğretmen yetiştiriyordu. Biz bu yardımlar karşısında Köy Enstitüleri’ni kapattık.
Yani Tariş Bank’ın kellesini istenince hükümetler verebiliyor. Bakın bugün kooperatiflere bütün dünyanın ihtiyacı var. Kooperatifçilikte  ne dedi Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ? Krizlere karşı kooperatif diyor. Bergama’da bir panel var ona katılacak önümüzdeki günlerde. Neden krizlere karşı kooperatif diyor ? Çünkü kooperatifler domino etkisinin dışında kalıyor. Neden? Çok uluslu sermayenin her alanda yatırımı var. İşte finans sektörüne, inşaata, turizme her alana yatırım yapıyorlar. Bir tanesine çaktığın zaman birbirinin üzerine devriliyor. İşte  Mortgage Krizi.

AB’DE 32 BİN TARIMSAL KOOPERATİF VAR

ÜNUZ:
Sıcak para etkisinden sıyrılmış oluyorsunuz.

ÇETİN:
Evet. Mortgage krizi başlayınca finans sektörü çöktü, başka bir sektörün üstüne çöktü. Ve zincirleme reaksiyon domino etkisi yarattı. Bu domino etkisi nerede duruyor? Ulusal milli sermayede duruyor. Milli sermayeler nerelerde oluşuyor, kooperatiflerde oluşuyor. Kooperatiflerin üstüne devrilemiyor bu meret. Kooperatifler arada kalıyor. Onun için kooperatifler krizlere karşı güçlü argümanlar. Bakın Avrupa Birliği’nin 32 bin tarımsal kooperatifi vardır. Ve bunun 360 milyar Euro cirosu vardır. Ve bunların İskandinav ülkelerinde kooperatifçilik ortalaması balıkçılıkta, hayvancılıkta, sütçülükte yüzde 90 - 95’tir. Avrupa’da kooperatifçilik ortalama yüzde 75’tir.
Bu ne demek oluyor? Avrupa’nın tarımsal ekonomisini kooperatifler götürüyor demek oluyor. Buradan Avrupa Birliği’nin tarımsal politikasını yönetebiliyorsunuz, dizayn edebiliyorsunuz, hedefleyebiliyorsunuz. Son derece güçlü ve küçük küçük bireyleri yan yana getirerek rekabetin içine sokarak, sürdürülebilir bir yapı kazanabiliyor. Türkiye’de kooperatifçilik oluşması istenmiyor. Çünkü büyük sermaye küçükleri kontrolü altına alıp, kendi yanında kendi mülkünün içinde ırgat yapmak isteyen bir anlayış var. Devletin bakış açısı bu. Yani devlet kooperatiflerin çok fazla etkili olmasını istediğini düşünmüyorum. Daha özerk daha bağımsız bir alan olduğu için.

ZEYTİN AĞACININ ALTI MI, ÜSTÜ MÜ?

ÜNUZ: Yırca’da yaşanan katliamda ne hissettiniz?

ÇETİN: Şimdi Yırca’da 6 bin ağacın sökülmüş olması çok dramatik bir şey. Tarım Bakanı’nın buna tepki göstermemesi beni çok rahatsız etti. Bir de Tarım Bakanı bana dedi ki, “Biz ağacın hem üstüne bakarım hem altına bakarız, hangisi daha değerliyse ona karar veririz” dedi. Ben de şunu söyledim, ona bakmak için zamanı geçti. Bu ülkede katrilyonlar harcandı, altına üstüne bakma zamanı o zamandı. Umudumu zeytin ağacına bağlamışım, yatırım yapmışım. Şimdi sen altı daha değerlidir diye elimdekini almaya kalkıyorsun devlet olarak. Bu söz talihsiz bir sözdür. Tarım Bakanı’nın bunu söylememiş olmasını umarım, ben bunu böyle demedim demiş olmasını umarım. Tabi ki burada başka bir şey daha var. Zeytin ağaçlarının üç kilometre yakınına toz, toprak bilmem ne zeytin işletmesi dışında başka bir şey kuramazsın. Duman çıkaran şeyler. Yasal olarak bunu yapamazsın. Mevcut yasa şu an yürürlükte. Bu yasanın varlığına rağmen orada ruhsat vermeleri…


DELİKANLI OLUN…

YALDIZ:
Ruhsat sürecinden hiç söz etmediler.

ÇETİN:
Şimdi diyor ki yöneticiler bizim haberimiz yoktu zeytin kesildiğinden. Yahu yapma ağabeyim delikanlı ol. Benim haberim vardı de. Rahmetli Özal, bir kere Anayasayı ihlal etmekle bir şey olmaz dedi. Sen de kanunu ihlal etmekle bir şey olmaz de, delikanlı gibi. Haberim yoktu demek doğru bir şey mi? Buradaki ağaçların katledilmesi telafisi mümkündür değildir ama mevcut bir yasayı yok saymak daha dramatik bir şeydir. Hukukun ihlaldir. Siyanürle maden çıkarıyorlar, eteklerine zeytin ağacı dikiyorlar. Yani ne yapmaya çalışıyorsun, bu siyanürün zeytine zararı yok demeye mi çalışıyorsun.  Buna ne denir? Bizim memlekette göz boyama derler, başka memlekette aldatma derler.

YALDIZ:
Ege’deki zeytinliklerin en büyük tehdidi zeytinin altı galiba.

ÇETİN:
Evet, bakıyorum da güvenlik sitemleri bizim zeytinlerin üstüne yapılıyor. İşte NATO bilmem nesi bizim zeytinlerin üstünde . Her şey zeytin ağaçlarının altında, maden orada, karayolu orada. Tesadüfe bak, biz her türlü değerli şeyin üstüne zeytin dikmişiz. Tam bir komedi. Komisyondayız işte Öztaylan iktidar partisinin Balıkesir milletvekili olarak ben kendi yaptığım kanunu yok edemem diye bağırıyor. Tarım Bakanlığı müsteşar yardımcısı düzeyinde katıldı toplantıya. Söyleyecek sözleri yok. Demek ki verilmiş sözleri var, demek ki adanmış şeyler var. Bunu açıkça ilan etsinler. Biz de destekleyelim ona göre. Bu ülkenin değerlerine biz de sahip çıkmak isteriz. Bu ülkenin tercihleri için değerlerin biz de tarafı oluruz. Bize söylesinler. Bir şey daha merak ediyorum ben. Ovacık’ta bir altın madeni var, birkaç yerde daha altın madeni var. Bu altın madenlerinde elde edilen altınların ne kadarı bu ülke kalıyor ben bunu merak ediyorum. Bunun cevabını versinler. O zaman bu ülkenin orasını burasını deşmenin yararlı olup olmadığının kararını verelim. Hep gördük. Avrupa’da Tuna nehri kıyısında patlayan bir siyanür havuzunun Tuna nehrine ne yaptığını bütün dünya gördü. Ve Avrupa’da en son Yunanistan’da siyanürle altın arama yasaklandı.  Şu an da Avrupa’nın hiçbir yerinde siyanürle altın aranmıyor. Altın aramanın başka yolları da var. Ve siyanürle altın aramak bizim gibi ülkelere itildi.
 
İKTİDAR İZMİR’İ CEZALANDIRIYOR

ÜNUZ: Değerlerimize neden sahip çıkamıyoruz?

ÇETİN:
Maalesef değerlerimize sahip çıkmıyoruz. İzmir de, maalesef değerlerine sahip çıkamayan bir kent. İzmir değerlerine sahip çıkmalı. İzmir her türlü imkana sahip, İzmir Türkiye’nin gülen yüzü. İzmirli olmak da, İzmir’de yaşamak da bir ayrıcalık. Türkiye’nin ilkleri İzmir’den çıkmıştır. İlk ihraç limanı, ilk tarım satış kooperatifleri, Batı Çimento, Persil, Tursil, ilk iktisat kongresi, incir, zeytinyağı, tütün, pamuk burada. Ciddi bir ihraç limanı. En iyi futbolcular, sanatçılar, gazeteciler İzmir’den çıkmıştır. İzmir’in İzmirliler tarafından daha çok sahip çıkmalı. Neden İzmirli İzmir’de kalıp mücadelesini sürdürmüyor? İzmir havaalanına iniyorum, terk edilmiş kovboy kasabası gibi. Ben bunu kaldıramıyorum. Eskiden uluslararası zeytinyağı konsey toplantılarına giderken İzmir’den uçağa biner, tak diye Madrid’te inerdim. Şimdi illa İstanbul’a yönlendiriyorlar. İstanbul Kabe gibi, illa oraya uğrayacaksın. İzmir’in dünya ile bağlantısı koparıldı.

YALDIZ:
İzmirli Bakan sayısı da azaldı, hatta kalmadı…

ÇETİN:
Düne kadar birçok Bakan vardı İzmirli.Bence iktidar partisi İzmir’i cezalandırılıyor. Kendisine oy vermeyen bölgeler çok fazla itibar görmüyor, gerekli ihtimam göstermiyor. Bence İzmir geri bıraktırılmıştır. İzmirli de buna seyirci kalmıştır.

 
İzmir de ilericidir, Diyarbakır da…
 
En ucuz pamuk olmayı hak etmiyoruz!
YORUMLAR
Toplam 6 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
ali 25 Aralık 2014 Perşembe 22:12

başkan şaşırmakta haklı.Zeytin yağı ilk defa üreticinin elindeyken mevsimindeyken daha 9 ila 12 TL arası satılmaya başlandı.normalde üreticinin elinden çıktıktan 3-4 ay sonra fiyatlar yükselirdi.

Yorumu oyla      10      2  
Ali Kemal ELİTAŞ 25 Aralık 2014 Perşembe 08:23

YIRCALI'YA Zeytin ağacı atamdan yadigar Onunla büyüdü dün bugün Yırcalı'da çocuklar Zeytini bilmeyenler anlamazlar Bilseler böyle zalimce saldırmazlar. Ekmeğe katıktır karası İyileşmez yıllar geçsede Yırcalı'nın yarası Emanet bırakmıştı zeytinliği atası babası Zalimce,haince,kanunsuzca katledildi yarınların mirası. Feryadımız büyük duysun halkımız, Gasp edildi dünümüz, bugünümüz,yarınımız, YIRCALI isyanda ekmeksiz kaldı oğullarımız ,kızlarımız Bize oyun etti ardından koştuklarımız. Ali Kemal ELİTAŞ Zeytin ağacı gelecektir. Bu gerçekliğin farkına varıp sahip çıkanlara selam olsun.

Yorumu oyla      10      2  
Ayşen ÇETİNKAYA 24 Aralık 2014 Çarşamba 23:06

Evet kendi üreticimizi desteklememiz ve kendi ürünümüzü almamız gerekli tebrik ediyoruz tarişi mücadeleye devam.Ayrıca konakpierdeki satış büronuz harika personelinizi de kutluyoruz çok ilgililer.

Yorumu oyla      10      2  
Şerafettin ZEYREK 24 Aralık 2014 Çarşamba 20:07

herkes kendini reklam ediyor. Şimdi ege ünv zeytincilik enstitüsü yöneticilerine ve tariş yetkililerine soruyorum. Yıllardan beri ekmek yediğiniz zeytinde BİR TÜRK TİPİ ZEYTİN AĞACI ÜRETEBİLDİNİZ Mİ? DAĞLARI ARAŞTIRIP, ÇEKİRDEĞİ KÜÇÜK ETİ BÜYÜK BİR ZEYTİN TİPİ ÜRETEBİLDİNİZ Mİ? HER YIl ÜRÜN VEREN BİR ZEYTİN TİPİ ÜRETEBİLDİNİZ Mİ? yok yok yok.BOŞU BOŞUNA KOLTUK DOLDURUYORLAR...

Yorumu oyla      9      2  
Sadık 24 Aralık 2014 Çarşamba 17:04

Zeytinyağının dostu, zeytinin dostu Cahit Çetini bölgesel zeytinyağı mücadelesi için tebrik ediyorum.

Yorumu oyla      14      3  
Şİrket 24 Aralık 2014 Çarşamba 13:41

Cahit bey yıllardır verdiğiniz mücadele için sizi kutluyoruz.Ayrıca Konak Pierdeki Ta-ze satış ve tanıtım yerinizdeki başta müdür hanım olmak üzere satış elemanlarınızı çok tebrik ediyoruz.Bizlerle mükemmel şekilde ilgileniyorlar ve oranın müdavimi yaptılar.

Yorumu oyla      20      3  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
İzmir de ilericidir, Diyarbakır da…
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kıt kanaat yapılan kampanyaya rağmen aldığı ...
Başkanlığımın en zor dönemini yaşıyorum!
İzmir Eczacı Odası’nın 12 yıllık deneyimli Başkanı Tuncay Sayılkan konuk ...
Ekonomide deniz bitti
Türkiye’nin 2015 yılında iç tüketiminin düşük olacağını, ihracat kanalıyla ...
 
Anasına bakıp oğlunu alıyoruz!
Egedesonsöz Altınordu Futbol Sosyal Girişimi Başkanı Seyit Mehmet Özkan’ı ...
Yatırım olmadan çözüm süreci eksik kalır!
İzmir iş dünyası 1990’lı yılların başında Güneydoğu Anadolu’ya bir yatırım ...
İzmir’i ikna eden hareket, Türkiye’yi kazanır
Kültür ve Turizm eski Bakanı, İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay EgedeSonsöz ...
 
Ekonomi için erken seçim olsun!
İç ve dış siyasetteki belirsizliğin ve hukuki sistemin yavaş işlemesinin ...
Her projeye sanatı ve enerjiyi ekleyecek
İzmir’de gayrimenkul sektörünün öncü kuruluşu Megapol Group, 2015’e yeni ...
İnanmış 5 insanla dünyayı ele geçirirsin
İzmirli Eski Adalet Bakanı'yla Haziran 2015 ve İzmir üzerine...
 
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Dünya Sağlık Günü Hemşirelere Kutlu Olsun!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Korona'nın sonuçları
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Şarkılarda gizliydi onların büyük aşkı!
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Mutasyon
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Neler oluyor?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Turizmde sezon başlamadan bitti
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Amerika’dan Koronavirüs günlüğü-2/Morale ihtiyacımız var 
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Def-i Bela çorbası
Nuray KAYA
Nuray KAYA
Zambaklar çürüdüğünde
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Turlar
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva