RÖPORTAJLAR
13 Mart 2012 Salı

Her belediye başkanının gönlünde Büyükşehir vardır

Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Gönül Soyoğul ve Can Özlü’nün sorularını ‘dokuz’ boğumdan geçirdikten sonra… 15 Temmuz-3 Ağustos 2011’de Andy-ar şirketince Türkiye genelinde yapılan araştırmada, ‘Türkiye’nin en başarılı 10 ilçe başkanı listesine 7. sıradan girmeyi başaran tek ilçe belediye başkanı’ olarak, siyaset ve akademisyenlik kariyerini buluşturmuş kimliğiyle yanıtladı.

Her belediye başkanının gönlünde Büyükşehir vardır

BAŞLARKEN…
 
 
Zarafete/inceliğin baz alındığı bir oylama yapılsa eğer, İzmir ölçeğinde birinciliği zorlayacak bir belediye başkanının konuğuyuz bugün Egedesonsöz ekibi olarak…
Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı’yken (ve üzerinde daha pek çok STK gömleğini taşırken) CHP’den Bornova Belediye Başkan adayı olan, 2009 seçimlerinde halkın onayıyla başkanlık koltuğuna oturan Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır’la, üç yıllık başkanlık sürecini konuşuyoruz.
Adaylığı sırasında "Tüm semtlerimizde sosyal belediyeciliği egemen kılacağız. Bu kentte yaşayan herkesin ‘İyi ki Bornova’da yaşıyoruz diyeceği bir kent oluşturacağız’ sözünü veren Sındır’a, hedeflerinin neresinde olduğunu ve gelecekte onu/Bornova’yı neyin beklediğini soruyoruz.
 
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile adaylık sürecinden itibaren yan yana pek çok görüntüde bir araya gelseler de kalben ve fikren bir türlü buluşamayan, ancak bunu hiçbir zaman dile getirmeyen Başkan Sındır, röportajda da bu konuyla ilgili ne geçmişten, ne de gelecekten yana konuştu; sadece ipuçları verdi.
Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Gönül Soyoğul ve Can Özlü’nün sorularını ‘dokuz’ boğumdan geçirdikten sonra… 15 Temmuz-3 Ağustos 2011’de Andy-ar şirketince Türkiye genelinde yapılan araştırmada, ‘Türkiye’nin en başarılı 10 ilçe başkanı listesine 7. sıradan girmeyi başaran tek ilçe belediye başkanı’ olarak, siyaset ve akademisyenlik kariyerini buluşturmuş kimliğiyle yanıtladı. 
Her zamanki zarafetini ve inceliğini koruyarak elbette…
 


EGEDESONSÖZ: Adeta bir laboratuar ortamından çıkıp, belediye başkanlığına geldiniz. Akademik bir ortamdan, siyasi bir ortama… Nasıl oldu, hangi güçlükleri beraberinde getirdi bu durum?
 
KAMİL OKYAY SINDIR: Bir ben şunu kabul etmiyorum. Üniversite öğretim üyeliği ile belediye birbirinden çok ayrı şeyler değil. Tam tersine birbiri ile örtüşen şeyler. Bir üniversite öğretim üyesi, önce kendi mesleki alanında akademik bir süreçten geçer. Yüksek lisans, mastır, doktora… Doktoranın yurt dışındaki karşılığı da doctor of philosophy’dir… yani filozof doktorudur. Doktora yapan bir kişi, sadece mesleki alanında değil, aydın bir kişi olur. Topluma her konuda, her alanda, meslek ve meslek dışı her alanda topluma ışık tutacak bir bireyin gelişim sürecini de tamamlaması gerekiyor. Sosyal alanda, kültürel alanda, sanat alanında, edebiyat alanında, spor alanında, mesleki alanında, ekonomik alanda mutlaka ve mutlaka kendisini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi gerekiyor. Bir kişiye profesör olarak tabir kullanıldığında, o kişinin, inanın bende ‘meslek alanı nedir’den önce o kişinin aydın bir birey olma ihtimali öne çıkar. Belediye başkanlığı da aslında görev itibariyle tam da bu aydın bir bireyin düşüncelerini yaşama aktarabilme imkanı veren bir pozisyon, bir görev birçok alanda. Benim mesleki alanıma bakacak olursanız çok yaygın. Ziraat mühendisliği, şu anda birçok diğer mühendisliğin doğmasına neden olmuştur. Bilgisayar mühendisliği de dahil buna. Çevre mühendisliği de gıda mühendisliği de dahil. Biyo kimya dahil, biyo mühendislik dahil, enerji mühendisliği dahil. Birçok mühendislik alanı ziraat mühendisliğinden doğmuş alandır. Benim kendi kişisel birikimimde bilişim teknolojileri, bilişim mühendisliği, bilişim sistemleri yönetimi var, bu alanlarda ders verdim. Çevre ve çevre ile ilgili konularda üniversitede ders verdim, çevre teknolojileri konusunda özellikle bir birikimim ve alanım var. Onun dışında tabiî ki tarım teknolojileri vs… Ziraat Mühendisleri Odası yönetiminde, 15 yıl görev yaptım. Neden Oda yönetimine girdim? Üniversitedeki meslek alanı dışında topluma bir şeyler katabilmek için Ziraat Mühendisleri Odasında yönetime ve başkanlığa talip oldum. O süreç seni ister istemez başka yerlere de götürüyor. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nde biraz etkin, biraz öne çıktığınız taktirde TMMOB’un yönetimine davet ediliyorsunuz. İKK başkanlığına davet ediliyorsunuz. Öyle olunca, TMMOB bünyesinde mimarlık, mühendislik, inşaat mühendisliğinden tutun çevre mühendisliğine, iç mimarlığa vs tüm jeoloji, jeofizik mühendisliği bütün bu alanlarda artık onlarla birlikte çalışarak, onlarla birlikte düşünce üreterek, bu konularda toplumun genel sorunlarını sıkıntılarını da öğreniyorsunuz, mücadele ediyorsunuz.
 
EGEDESONSÖZ: Yaygın kanı, akademisyenlerin üniversiteden/kampustan  çıkmadıkları… Oysa siz bir Bornovalı olarak çeşitli yollar çizmişsiniz kendinize ve topluma bir şeyler vermek için uğraşmışsınız. Nedir sizi farklı kılan?
 
SINDIR: Neden çıkmıyor akademisyenler kolay kolay? Çünkü Türk siyasetini iki kavramda değerlendiriyorum. Bir içerik itibariyle siyaset, bir de artık ona ne dersiniz bilemiyorum; şekil itibariyle siyaset. İçerik itibariyle siyaseti ben kendimi bildim bileli yapıyorum. Kendimi buldum bulalı. Lise yıllarımda da siyasetin içindeydim. O içeriği büyüterek geliştirerek ben bugüne geldim. Ben siyasetin ideolojik temelinde hep vardım ama şekil itibariyle yani bir partinin bünyesinde, o parti içi ilişkiler, o parti içi ilişkilerde var olabilmek, yükselebilmek ve onun gerektirdiği kurallara riayet edebilmek veya onları değiştirebilmek ayrı bir şey. O kişilerarası ilişkilere giriyor, o farklı bir şey. Orada biraz kişilik nitelikleri öne çıkıyor. Bilgi birikimi değil. Biraz oralarda sıkıtılar çektim zorlandım.
 
EGEDESONSÖZ: Açığı kapattınız gibi görülüyor.
 
SINDIR: Neden biliyor musunuz? Ben kendi temel ilkelerimden, kişisel niteliklerimden ödün vermemeye özen gösterdim. İyi niyetten ödün vermemeye özen gösterdim. Hoşgörüden ödün vermemeye özen gösterdim. Nezaketten, insani ilişkilerden, insan haklarından ödün vermemeye özen gösterdim. Ve biliyorum ki doğrular elbet bir gün geniş kitle tarafından kabul görecektir. Bugün doğru bildiğiniz bir şey üzerinde ısrarla durursanız belki zarar görebilirsiniz bugün için, ama elbet bir gün o geniş taban o doğrunun ‘ya hakikaten doğrusu oydu’ diyeceğini bilerek doğru bildiğimi yapmaya gayret ettim. O nedenle, siyasetin o kısmında ilk girdiğimde acemi siyasetçi, siyasetten ne anlar, diyenler, aslında hep bu şekil itibariyle siyaseti tartıştılar. İçerik hiç tartışılmadı bu konuda. Kamil Başkan ne bilir ne eder? Siyasetin neresinde vardır, neresinde yoktur? Türkiye’nin gündemi, dünya gündemi nedir? Sosyal demokrasi nedir, bunu bilir mi? Kamil Başkan kimlerle birlikte, çevresinde kimler var? Nasıl bir gücü var? Yani bu şekil itibariyle onu da dengelemek gerekir. Onu bir kenara ittiremezsiniz, onu yok sayamazsınız. Yok saydığınız taktirde bir siyasi parti bünyesinde var olmanız güç. O zaman döneceksiniz ya gazeteci olacaksınız, siz orada yoksunuz. İçerikte varsınız. Ya da döneceksiniz, akademik yaşantıda siyaseti o pencereden irdeleyeceksiniz.
 


EGEDESONSÖZ: Prof. Dr. sıfatı halka mesafe gibi algılandı başta belki ama o açığı kapattınız. Akademisyenin kendisini koyduğu bir nokta vardır. Bir prof’la iletişim kurmak, siyaset yapmak, aynı masaya oturmak sık rastlanan bir durum değil. İletişim kurarken zorlandınız mı?
 
SINDIR: Sık rastlanan bir şey değildir demek bana çok üzücü geliyor. Evet, öyle üzücü. Ben üzücü buluyorum. Profesörlük bir meslek alanında gelişmeniz, bunun yanı sıra diğer insani erdemlerle donatım, kendini gerçekleştirme yolundaki bir süreç ve gelinen bir nokta. İnsanlarla ilişki kurabilme, kuramama nedeni değil. O başka bir şey. Halkın gözünde profesör dediğinde bir saygınlık var. Saygınlık konusunda bir şey demiyoruz. Profesör olmuş bir kişi kendisini sürekli eğitmiş ve insan eğitmiş. Bir kere öğrenci ile sürekli iletişim halinde. Hepsi için bunu söyleyemem tabii. Bazısı var dersini verir gider. Kapıdan içeriye kimseyi sokmaz. Sınav kağıtlarını okur ve kimseyle görüşmez. Benim öğrencilerimle ilişkilerim çok farklıydı. Ama benim, bir meslek alanındaki, meslek kuruluşlarındaki, demokratik kitle örgütlerindeki yöneticiliklerim, diyaloglarım ziraat mühendisi olarak köy köy dolaşıp çiftçilerle olan sohbetlerim, anketlerim, çalışmalarım… Ben diğer yandan elit bir aile ortamından büyüyerek gelen biri değilim. Babam işçi emeklisi, annem memur emeklisi, memur ve işçi ailenin çocuğuydum. Kendi yaşam çevrem, sosyal çevrem… Çok dans etmeyi çıkıp oynamayı bilmezdim. Bütün arkadaşlarım kalkıp oynardı gecelerde ama ben sevmezdim. Şimdi keyif alıyorum. Çünkü insanlarla bütünleşiyorsunuz. Sevgi yumağını fark ediyorsunuz. Her fırsatta çıkıyorum. Halkın benden beklentilerini onlara vermeye gayret ediyorum.
 
EGEDESONSÖZ: Politika sevdanız milletvekilliği hayaliyle başladı. Bütün bu süreçleri yaşamış bilim adamı olarak, şu makama gelirsem şunları yaparım demişsinizdir mutlaka. Ne kadarı gerçekleşti istediklerinizin?
 
SINDIR: Milletvekili adaylığım da belediye başkanlığı adaylığım da kişisel olarak birilerini çağırıp ben aday olmak istiyorum noktasında hiç olmadı. Kulisini bırakın, ben gidip de milletvekili aday adayı olmak istiyorum demedim. Bir grup partili arkadaş üniversiteye gelip birkaç kez ziyaret edip gel milletvekili ol, hazırlan önümüzde 5 ay var diyerek ısrarcı bir şekilde benim aday adaylığımı kafama sokmaları ile sürece girdim. Belediye başkanlığında da milletvekilliğinde de... Yoksa ben aslında hep şu meslek odası yöneticiliğini üç dönem başkanlık yapmışım artık bitsin de çocuklarıma zaman ayırayım noktasındaydım. Yani üçüncü dönemi oda başkanlığını bitirip biraz da freelance gibi, kendi başıma Türkiye ve dünya gündemini yorumlayayım, internet gazetelerine yazılar yazayım. Daha rahat bir ortam özlemi çekerken bu noktaya geldik. Her ikisi de aslında böyle başladı. Milletvekilliği çok ayrı bir alan. Belediye başkanlığı gibi hizmetle ilgisi yok. Belediye başkanlığı okulu yok. Milletvekilliği de belediye başkanlığı okulu da; aslında geçmişin yaşamın, geçmişte ne kadar dolu yaşadıysan, hani başarılı olursun demeyeyim ama o kadar etkili olur. Başarılı olmak anlamına gelmeyebilir. Milletvekilliği olsa idi o dönem, Türkiye dünya ekonomisi özellikle tarım sektöründe ve emek sektöründe ağırlıklı olarak birikim, duygu düşüncelerimi meclise aktarma azmim vardı; olmadı. Belediye başkanlığında da yine uygulamaya yönelik, halka yönelik.. Daha üst düzeyde parlamentoda değil de bir takım pratik projeleri hayata geçirmeye yönelik bir alandı.
 
EGEDESONSÖZ: İkisinden birini seçme şansınız olsaydı…
 
SINDIR: Aslında belediye başkanlığı yapmış kişinin milletvekili olması daha yararlı olacaktır. Olduğunda görebilirsiniz. Çünkü belediye başkanlığı okulu yok. Yaşayarak halkın içinde onlarla birlikte, onların duygularını düşüncelerini beklentilerini yaşıyorsunuz. Bu birikim sonrası meclise gittiğinizde bu konulara bir endişeniz tereddüdünüz yok ya da bir söz, bir ifade bir yazı yazdığınızda bilerek yazıyorsunuz. İçi boş değil içi dolu bir anlam çıkıyor. Birbiriyle karşılaştırılacak şeyler değil gibi düşünüyorum. Süreçleri farklı. Şimdi bir de ben şuna da karşıyım. Milletvekilleri halkın arasında dolaşmalı, zaman ayırmalı, gelip gitmeli ama sokak sokak, kahve kahve dolaşacak halleri yok. Milletvekilinin de esas görevleri mecliste el kaldırmak indirmek değil; düşünce üretmek, kendi partileri üzerinde baskı kurmak, halkın isteklerini parti aracılığı ile meclise taşımak, halkın nabzını yoklamak. Bütün dinamiklerle STK’larla, medya ile üniversiteler meslek odaları olsun, bunlarla sürekli temas halinde olmak. Onların taleplerini mecliste yansıtmak. Yani bir aracı kimliğine sahip olmak. Bunu iyi yapan milletvekili başarılıdır.
 
EGEDESONSÖZ: Buradan çıkan sonuç?
 
SINDIR: İyi ki belediye başkanı olmuşum diyorum. Bunu da çok rahatlıkla gururla söylüyorum. Son günlerde yaşanan bu şeylerin de yıldırmaması lazım. Bir korku imparatorluğu, baskı acaba falan.. Yaptığımız hiçbir şey yok. Önemli olan boğazımızdan bir lokma haram geçmemesi ama tek başına bu da yeterli yeğil.. Attığınız imzaların da bilerek değil belki ama bilmeden yanlış işlere neden olmaması. Buna dikkat etmek… Bunlar işin zor, sıkıntılı ateşten gömlek kısmı. Onun dışında halkla birlikte olmak, onların isteklerini yapmanın mutluluğu hazzı müthiş bir şey. Milletvekilliğinde bunu yaşayamazsınız. Halk sizden park istemiş yapmışsınız, gitmişsiniz orada gururla yaptım diyorsunuz. Milletvekilliğinde böyle bir şey yok. Hiçbir zaman, ben hayatım boyunca bir karıncayı bile incitmemek misali, hiçbir insanı incitmeme konusunda hep özen göstermişimdir. Bir kişinin istemeden kalbi kırılmışsa on kez arar özür dilerim, unutturmaya, kafasından kazımaya çalışırım benim hakkımdaki olumsuz düşüncesini… Belediye başkanlığındaki en zorlandığım şey de bu oldu ve siyasette. Herkesi memnun etmeniz mümkün değil. Baştan bununla çok uğraştım, inanılmaz mücadele ettim ve çok yordu beni. Stres yarattı, tansiyon ilaçları almaya başladım ama sonuçta genelin menfaatini düşüneceksiniz. Toplum içinde çok farklı düşünce yapısında, çok farklı ruh halinde olan insanlar var. Yani öyle yazılar geliyor ki bazen. Bir bakmışsınız ki üniversite profesörü yazmış zannedersiniz. O kadar güzel yazmış. Adamın psikolojik sorunu var gerçi, ama size öyle bir yazı yazıyor ki bütün gün uyuyamıyorsunuz. Gününüz zehir oluyor.  Halbuki bunları çok fazla önemsemeden, genelin menfaatini düşündüğünüzde sorun ortadan kalkıyor. Ben şundan mutluyum: Seçildikten sonraki süreçte beni seçerek oy vererek beni buraya getiren halk kitlesini daha azaltmış mı artırabilmiş miyim konusu. Beni tatmin eden durumda, ama yeterli değil.
İstanbul merkezli bir anket kuruluşu, ağustos ayı bütün ilçe belediyeleri itibariyle yapmışlar Türkiye’de, İzmir’de belediye başkanının performansını başarılı buluyor musunuz diyen bir anket. Yüzde 51,2 evet, yüzde 13,3 kısmen demiş. Yani 64-65…60 civarında… Yüzde 49’la seçildim.. bu ankete göre 60 civarında… Ben sonar’a yaptırdım. Bir daha yaptıracağım. Yılda iki kez belediye başkanları, belediye hizmetlerinin memnuniyet anketi yaptırır. 10 ilçe belediyesi arasında beni mutlu eden 7’nci sırada ilçe olmuşum. Türkiye genelinde 7. sıradayım ama ilk altıda CHP’li belediye yok.
 
EGEDESONSÖZ: ‘Böyle giderse Bornova’yı kaybederiz’ açıklamanız için ne diyeceksiniz peki?
 
SINDIR: Benim şundan bir gram şüphem yok. CHP ilçe örgütü, belediye başkanı ile belediyeyle birlikte bir sinerji yaratabilirse, bir birlikte mücadele etme, paylaşma, dayanışma, tabii bunu yaparken samimiyetle güvenle olursa; bu rakamlar çok çok daha yükseğe çıkar. Benim halkla hiçbir sorunum yok. AKP’lisi de MHP’lisi de BDP’lisi de benimle ne zaman bir araya gelse sevgisini çekinmeden ifade ediyor. MHP’li bir üst düzey, kanaat önderi olan kişi ‘Bornova’nın gülüsünüz’ diyebiliyor ve bunu mecliste söylüyor.
 
EGEDESONSÖZ: O zaman bir kişi var bunu söyleyebilecek…
 
SINDIR: Ben çok sevgi duyuyorum kim olursa olsun. AKP’li bir ilçe yöneticisi başkanımız ‘bir tane o bizim gönlümüzde her zaman var’ diyebiliyor. ‘Aday olsa oy verebilirim’ diyebiliyor. CHP’li bir meclis üyem, o meclisten sonra benim yanıma gelip diyor ki ‘başkanım utandım’ diyor. ‘Yani bugüne kadar size bu kelimeyi biz kullanamadık. Bir başka partiden bu arkadaşımız söyledi, ben utandım’ diyebiliyor. Bornova’da halkın bir güveni var. Güveniyor. Ben anketlerden biliyorum kişilikle ilgili, nezaketi, sevgi dolu, insanlara sevecen yaklaşımı, mütevazılık… Bu değerler bizim toplumumuz için çok değerli. Halk bunlara göre değerlendirme yapıyor. Yeter ki halkı şüphe noktasına indirgemesin parti ve bu düşünceleri hep diri tutsun. Ama parti bu konuda şüphe yaratmaya başlarsa… Halk bunu… Bu konuda ilçe yönetimiyle bir türlü böyle bir diyaloğum olamadı. Enver Dündar’ı severim sayarım ama ben iki yıldır kendi partimden bir şey istiyorum; ‘örgüt toplantısı yapın belediye çalışmalarını projelerini anlatayım.’ Bir kere olsun bana bu fırsat verilmedi. Ben toplamasını bilmez miyim? Bilirim ama bu benim işim değil, partinin işi. Özeleştiri ne zaman gerekiyorsa yaparım. Siyaseti içerik ağırlıklı yapmaya çalışıyorum. Şekil itibariyle de hep yeterli düzeyde tutmaya çalışıyorum, doğru bildiğimden de –benim öyle bir huyum var- bile bile lades yapmam. Yapmam gereken bir işlem var bunu mutlaka yapmam gerekir. Yapmaya da bilirsin ama benim kendi etik kurallarıma göre, o projeyi hayata geçirmem lazım. O projeye karşı çıkan bir grup kalkıp siyaseten seni karalamaya başlıyor parti içinde. Ben yine doğru bildiğimden vazgeçmiyorum. Siyaseten yok olmaya kadar da doğru bildiğimden şaşamam.
 


EGEDESONSÖZ: Bir yerlerde iletişim kopukluğu vardır, iki taraftan da kaynaklanıyordur. Yüzde 50-50 olmaz da 70-30 olur..
 
SINDIR: Ben kimseye tavırlı değilim. Dün bana küfreden bir kişi ile el sıkışıp öpüşebilirim. Bende kin ve nefret duygusu hiç yoktur. Belki zor inanırsınız ama… Bu konuyu aslında çok ucundan/köşesinden konuşuyoruz. Bu konuda çok farklı unsurlar var.
 
EGEDESONSÖZ: Aziz Başkan neresinde bu unsurların? Beni çok şaşırtmıştı, sizle Aziz Başkan arasındaki doku uyuşmazlığı. Çünkü… İkisi de Bornovalı, ikisi de aydın insan diye düşünüp, nasıl oluyor da bu sıkıntılar oluyor diye sormuştum. Çok kaba bir tabir belki ama bir çöplükte iki horoz olmaz anlayışından mı kaynaklanıyor bu durum?
 
SINDIR: Bu konu benim için çok rahat ve açık şekilde konuşulacak bir konu değil. Kamuoyu önünde konuşulmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Ben siyasi olarak veya bir örgüt disiplini içerisinde, o örgüte zarar verecek görüş ve düşüncelerden hep kaçınmışımdır. Örgütü derleyecek, toparlayacak bir şey varsa, o zaman onları ifade etme gereği duyarım. Geçen günkü basına yansıyan ifadelerimde, partiyi ve delegeleri uyarma vardı. ‘Ayrışmaya doğru gitmeyin, yerelde iktidar olduğunuz belediye başkanınıza sahip çıkın, kavga ve çatışma ortamından kaçının ve birlikte paylaşarak yerel yönetim sürecine gidilsin’ diyordum bu sözlerle. Benim bu koltukta bir daha olup olmamam önemli değil ama benim partimin bu koltuktaki devamlılığı, benim için önemli.
 
EGEDESONSÖZ: Etkili oldu mu?
 
SINDIR: Etkili olduğunu söyleyebilirim. Birçok işi hak verdi ve bundan sonra oluşacak. Aziz Bey konusundan uzaklaşmak istiyorum. Aziz Bey konusu, sadece belediye başkanlığında olan bir şey. Aziz Başkan’la hiçbir zaman sert ifade bile olmamıştır aramızda. Saygıda kusur olmamıştır. Benim ona karşı sevgimde de hiç kusur olmamıştır. O da ilişkilerini düzeyli ve bu çerçevede tutmaya özen göstermiştir. Hem kendi aramızda, hem de örgüt içi bir arada olduğumuz platformlarda, hem de basın ve medya önünde. Hiçbir zaman ne benim Aziz Bey hakkında, ne Aziz Bey’in de benim hakkımda olumsuz bir düşüncesini görmemişsinizdir. Bu ‘çok doğru bir süreç, çok doğru bir yönetim, çok doğru bir ilişki içerisinde miyiz’ noktasına bu anlamı getirmiyor.
 
EGEDESONSÖZ: Büyükşehir Belediye Başkanının Bornovalı olması, Bornovalılar açısından bir şans mı?
 
SINDIR: Bunun bir kere bir şans…. Zorluyorsunuz ama ben de dikkatli konuşmaya özen gösteriyorum. Büyükşehir Belediye Başkanı artık büyükşehir belediye başkanı olduktan sonra birçok kimliğini/gömleğini çıkarıp bir kenara koymak zorundadır. İlçe kimliğini ve gömleğini bir kenara koymak zorundadır. Parti kimliğini, örgüt çalışmaları hariç, örgüt değil ama üyesi olduğu örgütün siyasi düşünceleri doğrultusunda uygulamalarını hayata geçirir o ayrı. O nedenle Bornova’ya bir şans demek doğru değil. Bundan Aziz Bey de çok rahatsız olur aslında. Bornovalı olmak Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunuzda Bornova’ya ayrıcalık getirmeliyi gerektirmez ama Bornova’da Büyükşehir açısından yatırım yapılabilecek alanları, yatırım alanlarını Büyükşehir Belediyesince değerlendirmiştir. Aşık Veysel rekreasyon alanı İzmir’e bir kazanımdır Bornova’ya değil. Bu pencereden bakmak lazım. Büyükşehir Belediye Başkanı, bütün Büyükşehir sınırları içerisinde yatırımlarını yapar ve Konak’tır, Buca’dır, Bornova’dır diye bakmaz.
 
EGEDESONSÖZ: Siz de, Aziz Bey de CHP’lisiniz, dişe dokunur işler yapıldığında onun yaptığı iş size, sizin yaptığınız da ona katkı koyar, öyle değil mi?
 
SINDIR: Tabiî ki aynı partiden iki belediye başkanı olmak bir avantaj ama kimi zaman da bir dezavantaj da olabiliyor. Bunu bir açayım istersen. Bazen Bornova’daki bizim temel ihtiyaçlarımıza yönelik bir karar aldığımızda Büyükşehir’de bu karar kabul görmeyebiliyor. O durumda iki seçenek var; ya dişe diş mücadele edeceksiniz ya da o kararın gerekçelerini haklı bularak bir kenarda duracaksınız. O noktada kötü olabiliyor. Farklı siyasi partilerin belediye başkanlıkları arasında bu olmaz. Bunun kamuoyuna da yansıyan, basına da yansıyan dişe diş mücadelesini örgüt disiplini adına yapamıyorsunuz, sineye çekmeniz lazım.
 
EGEDESONSÖZ: Bornova Belediye Meclisi’nde 5-10 meclis toplantısında sıkıntı yaşandı. Toplantıya katılmayan bir grup var. 10 kişilik bir grup. Bazen önemli bir konuda AKP ile meclisi toplamak gibi bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu durumun 2 yıla yayılması halinde ne olur? ‘Seçim kaybedebiliriz’ derken böyle bir mesaj var mıydı?
 
SINDIR: Tam anlamıyla böyle değil. Ben belediye başkanıyım ve meclis başkanıyım. Asli görevim meclisi toplamaktır. Grupları ayrı ayrı ya da CHP’liyim diye CHP’lileri meclise toplamak benim asli görevim değil. Meclis başkanının değil, belediye başkanının da değil. Her grubun kendi grup başkanı bu işi yapar. İlçe başkanı grup başkanıdır. Büyükşehir’de de CHP grup başkanı il başkanıdır. Grupların meclise devamını sağlamak grup başkanının görevidir. Genellikle bu, benim partimden olduğu için ‘belediye başkanı meclis üyelerini getiremiyor’ diyorlar. Böyle bir şey yok. Benim grup üyelerimin meclise gelip gelmeme konusunda bir sorumluluğum yok. O grup başkanının sorumluluğunda. AKP için de bu böyle. Bizim grubumuzda ciddi bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Bornova Belediye Meclisi’nde ciddi veya kalıcı kronikleşmiş bir sorun olduğunu düşünmüyorum.
 
EGEDESONSÖZ: Beklentiler mi var, talepler mi var?
 
SINDIR: İki şey yaşandı. Bir tanesi bir konu üzerine tartışma oldu. Olabilir, grup üyeleri kendi arasında evet ya da hayır konusunda tartışabilir. Grup içinde oylama yapıldı, diyelim evet çıktı ve bu konu meclis üyelerini yarın öbür gün hukuki sıkıntıya sokacak hiçbir şeyi de yok yani. Bir grup kararı alındı. Grup kararı alınıp meclise girilince herkes bu karara uymak zorunda, kimse aykırı hareket edemez. Ettiği anda parti suçu işlemiş olur. Şimdi grup kararına hayır diyen bazı arkadaşlarımız, o mecliste, bana söylemediler, baktım mecliste yoklar. Grup sonrası meclise girmek istemediler. AKP’liler de CHP’liler eksik, biz de olmazsak meclis çalışmaz, bunun siyasetini yapmak istediler ve meclisten çekildiler ama ilk mecliste herkes imzasını atmıştı katılım çizelgesine ve ben o imzalar üzerine meclisi açmıştım. Dolayısı ile yaptıkları bu eylem meclisin iptalini ve ertelenmesine neden olmadı.
Ben şunu kabul edemiyorum, bana göre her bir meclis üyesi meclisin toplanabilmesi için çaba göstermeli; CHP, AKP, MHP fark etmez. Ben yoksam, meclis yeter çoğunluğu sağlanmıyorsa, o toplantıyı yaptırmak adına gayret ederim. Meclis halk için kararlar alıyor. Meclisi toplamaktır esas olan. Bornova halkına hizmet etmek için karar alınıyorsa ve o karar için bir kişiye de ihtiyaç duyuluyorsa, o kişinin yerini doldurmak gerekir. ‘Siyaseti kullanıp çekilelim onlara ders verelim’ şeklindeki anlayışlar meclise değil, halka karşı yapılan bir eylemdir diye düşünüyorum. Bunu kabul edemiyorum. Aynı şey bir kere daha yaşandı. Orda bir tavır tepki de yoktu, gelmeyen arkadaşlarımız vardı. Ben baktım arkadaşlar grupta eksik. Sayıyorum AKP’liler yine gelmezse meclis toplanamayacak. Bu sefer katılım çizelgesine de imza atmayacaklar, öğrendiler artık. Gittim AKP’li meclis üyeleri grup toplantısından çıkmıştı, ilçe başkanları da ordaydı. Hepsini topladım. ‘Çok rica ediyorum, benim bildiğim kadarıyla siz katılmazsanız meclis toplanamayacak. Eylem yapmayın, bu konuda duyarlılık bekliyorum sizden’ dedim. Bunun mesajını yine verdiler. Yani şimdi bu konu meclis grup üyeleri arasında kronik bir sorun değil. Komisyonlar hızlı hızlı toplanıyor. Belediye başkanının hiçbir komisyonunu üzerinde etkisi yoktur. Hiçbir komisyonu arayıp böyle bir karar alın dememişimdir. Denetim komisyonu da dahil. Benim için bütün meclis üyeleri verilen görevi en iyi şekilde yaparlar. Benim meclis üyeleri ile polemiğe girmem söz konusu değil.
 
EGEDESONSÖZ: Bornova, bir Buca olur mu?
 
SINDIR: Benim biraz muhalif gibi görünen 5-6 meclis üyesi arkadaşım, tanıdığım arkadaşlar çoğu daha önceden tanıyorum. Parti üyeliğinden bile önce, STK’lardan tanıdığım insanlar. Sorun olması söz konusu olamaz.
 


EGEDESONSÖZ: Siyasetten uzaklaşıp Bornova’nın sorunlarına dönersek… Yolun 5’te 3’ü geride kaldı; genel hatlarıyla projelerin ne kadarı tamamlandı?
 
SINDIR: Projelerin büyük kısmını tamamladım. Önerdiğim, düşündüğüm, taahhütlerin doğrultusunda 4’te üçünü tamamladım. Şimdi şunu da söyleyeyim. Sırrı Bey döneminde 2008 yılında temeli atılmış üç projeyi temelinde aldım. Temelinde alıp 2009-10 yılı yarısına kadar yapımını tamamladığım projeler var. Ciddi yatırımlar ayırdım. Her yılın bütçesi bir önceki yılın ekim-kasım aylarında belirleniyor. 2009 yılı bütçesi de… Ben 29 Mart’ta göreve geldiğimde bütçesi programı belliydi. Benim yerel yönetim seçimlerinde önerdiğim projelerin büyük bir kısmını hayata geçirme şansım zaten yoktu. Şimdi artık performanslara ve faaliyetlere dayalı bütçe uygulaması var. Artık bütçede olmayan faaliyeti yapamıyorsunuz. Mevlana Toplum Merkezi’ni bitirdik. Toplum merkezi olarak yapılmıştı, fonksiyon değişikliği yaptım. Toplum ve Bilim Merkezi’ne dönüştürdüm ve orası tamamen farklı bir fonksiyonda bilim merkezi olarak çalışıyor. Türkiye’ye örnek bir proje. Bugün Şanlıurfa Belediyesi uzman gönderiyor ve proje detaylarını istiyor ve uygulamaya çalışıyor. Gök bilim laboratuarımız var. Felsefe laboratuarımız var. Kimya biyoloji vs.. orada uzman doktorasını yapmış bilim insanlarıyla Eğitim Bilimleri Fakültesi burayı kendisine uygulama alanı olarak aldı…
Naldöken Toplum Merkezi yapıldı cemevi olarak, o da temelinde aldığım bir projeydi. Bunlara tabiî ki Sırrı Bey’in projesi diyebilirler ama Sırrı Beyin başlattığı, benim bitirdiğim projeler. Onu bitirdim, orası bir cemevi olarak görev yapıyor. Ama oraya bir kütüphane yaptım. Büyük bir kütüphanesi var. Giysi Bankası’nı oraya, çok ciddi bir mağaza gibi giysi bankasını açtım. Eşya erzak bankasının merkezi üssü oldu orası. Eşyalar oraya geliyor, erzak oradan dağıtılıyor. Orası çok ciddi bir sosyal projeler merkezi oldu.
Ben bir belediyenin hizmetleri ile esas değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yatırımları hizmete dönüştürmezseniz o yatırımların hiçbir anlamı yoktur. Siz bir yatırım yaparsınız, o yatırım hiçbir işe yaramazsa o yapılanın hiçbir anlamı yoktur. Bu insana yatırımdır.
Halk sağlığı eğitimi yaptım. Üniversiteye orada hizmet desteği verdim. Düşüncesi ve projesi bana ait olan Sağlık Köyü- Halk Sağlığı Merkezi yaptım. Bir bir geliyor…
Şimdi kadın sığınma evini bitirdik. Orası da temeldeydi. Orasının dün itibariyle itfaiye raporu bitti. Pazartesi rapor geliyor.
Pazar yerleri Bornova’nın en ciddi sorunu. Ben sokak arasında pazaryeri gördüğümde Türkiye’ye yakıştıramıyorum. Mevlana’da Doğanlar’da pazaryerlerini bitirdim. Şu anda çalışıyorlar. Işıkkent’te büyük oranda pazar yeri bitti sayılır. Açılışını yapacağız bu ay. Pınarbaşı teslim edildi ancak açılışını yapmadık. Evka-4 mahallesinin tek isteği vardı, pazaryeri. O da bitiyor. Önümüzde bir Bornova Merkez Pazaryeri var. O büyük bir sıkıntı oldu benim için. Çamkule mahallesi Pazar yeri var. Evka-3 var..
Bornova merkezde 6,5 milyon liraya kamulaştırma yaptım. Ben geldiğimden beri merkezde pazaryeri olsun istedik. Plan değişiklikleri, tadilatlar yaptık. Pazaryerini ikiye böleyim istedim, genel alana hitap eden, çok merkezi ve geniş bir kitleye hitap eden bir pazaryeriydi. Orayı dedim ikiye böleyim. Bir tanesi bu tarafta kalsın merkezde Kazım Dirik’te, bir tanesi de Erzene’ye doğru bir yer bulayım. Plan değişiklikleri Büyükşehir’den kabul görmedi. Geri döndü. Mecbur, Bornova’da kapalı pazaryeri olabilecek başka hiçbir alan yok. Şu anki alanı pazaryeri olarak, kamulaştırmaları yapıyor idim, ben çoktan bitirmiş olacaktım. Oradaki bir mülk sahibi, kamulaştırmaya itiraz olmuyor biliyorsunuz. Siz kamulaştıracağım diyorsunuz vatandaş sizi mahkemeye veremiyor ben burayı satmam diye. Kamu satın almak istediğinde mutlaka alıyor. Ve bir bedel belirliyor. O bedele imza atmazsa mülk sahibi siz kamu olarak vatandaşı mahkemeye veriyorsunuz. Bedel tespiti için mahkemeye veriyorsunuz. Vatandaş mahkeme kararını kabul etmek zorunda. Siz kamulaştırma kararı aldığınız bir yerde bunun geri dönüşü yok. O noktada süreci başlattık, bitmek üzereyken bir vatandaş plana itiraz etti. Plana itiraz edebiliyorsunuz. Ve yürütmeyi durdurma kararını hemen çıkardı, nasıl olduysa bir haftada çıktı. Çok uğraştık bir sene falan en sonunda o itirazından feragat etti. Kamulaştırma süreci devam etti. Mart ayı sonunda, nisan ayı başında kamulaştırma süreci bitiyor çok şükür. Biz orda yatırıma gideceğiz.
 


EGEDESONSÖZ: Bornova’nın değerlerini öne çıkarma, koruma noktasında Bornova’nın üzümü, bamyası, Homeros’u, Yeşilova’sı… Onlar biraz ikincil noktada mı kaldı? Sizi en mutlu eden hizmet ya da hizmetler ne diye sorsak bir de…
 
SINDIR: Belediye başkanı olarak bir sürü yatırım yaptık. En çok beni mutlu eden ne var derseniz, bilim merkezini söyleyebilirim bir… Ondan daha önemli gördüğüm: Türkiye’de sağlık sistemi biliyorsunuz sorunlu bana göre. Eski sağlık ocağı yapısı yok. Artık hekimlerin olduğu, farklı uzmanlıkların yer aldığı tam teşekküllü ebe-hemşirelerin olduğu ve sağlık ocağı sayesinde ev ev dolaşıp bebeklerin aşılarının yapıldığı sağlık sistemi yok. Aile hekimliği var. 3-4 bin kayıtlı hasta; aile hekimi muayenehanede oturur, vatandaş hasta olursa gelir, olmazsa bir şey yok. Ben bundan son derece rahatsızım. Yıllarca sağlık emekçileri sendikası odası olsun, sağlık sisteminin dönüşümü hakkında… koruyucu hekimlik adına, sağlık taraması adına yapılması gereken şeyler olduğunu düşünmüşümdür. Özel iki projem olduğunu düşünüyorum. Bir tanesi evde bakım hizmeti veriyorum. 60 yaş üzeri her mahallede muhtarların bildirildiği veya bizzat konu komşunun belediyeyi arayarak bildirdiği 5 bin eve girdik. Beş bin kez girdik. Bazı evlere 3-4-5 kere girdik. Ciddi anlamda hizmet veriyoruz. 4 ayrı ekip 10.00-12.00 arasında giriyor her gün. Evin temizliği, gerekiyorsa yemek yapımı, yatak, sağlık, hemşire bakımı…. ‘Mehmet amca nasılsın’ demeniz bile yetiyor ve bu kamu vicdanında belediye adına büyük bir artı değer gözüküyor.
Gebe kadınlarımıza ev ev gidiyoruz. Gebelik sürecini anlatıyoruz. Hamilelik sürecini anlatıyoruz. Bu iki hizmet bir sosyal belediyenin, sosyal devletin yapması gereken hizmetler olduğunu düşünüyorum. Halk sağlığı sektöründe bunlar belediye adına hep öne çıkan projeler olarak konuşuluyor.
Belgem Dersanesi önemli bir proje idi. Ancak sınavla öğrenci alınıyor idi ben onu ikiye böldüm. Dersaneden sosyal yardım amacıyla faydalanacak çocukların illa başarılı olması gerekmiyor. Başarısız da olsa oradan destek almak isteyen çocuklar var. Bu kontenjan onları kendi içerisinde biraz.. 1500’dü 3500 kapasitesi var. Merkezi Çamdibi’nden dağıttım, Mevlana’ya, Naldöken’e etüd sınıfları açtım ve yaygınlaştırdım.
 
EGEDESONSÖZ: Büyükşehir adayı mısınız?
 
SINDIR: Olmalı mıyım? Ben Bornova belediye başkanlığında, hiçbir belediye başkanının bir dönem yapıp çekilmesini doğru bulmuyorum. Belediye başkanı seçildiğiniz andan itibaren projeler sizin projeniz değil. Bütçe sizin bütçeniz değil. İlk yıl belediyeyi, personeli tanıyorsunuz. Meclis üyeleri ile yeni yeni tanışıyorsunuz. Belediye başkanı seçildikten sonra ilk 6 ay konuk ağırlamaktan başka bir şey yapamıyorsunuz. Birinci yıl plan tadilatları, ikinci yıl planlarla geçse, ikinci yıl sonunda belki projelere başlıyorsunuz, açılışlar yapılabilir. Üçüncü yıl daha sağlıklı, daha akılcı projelere yönleniyorsunuz. Şu an üçüncü yıldayız zaten.
Benim Bornova’da, daha uzun vadeli, çok önemli projeleri hayata geçirmem lazım, buna zamanım yok. Mesela Bornova Belediyesi’ne hizmet binası gerekiyor. Burası kaçak değil de kaçak binamız var.
 
EGEDESONSÖZ: İnsan üçüncü yılında mı ben belediye başkanı oldum der?
 
SINDIR: Üçüncü yılında ciddi projeleriniz var. Bunlar zaten üçüncü yıl içerisinde, dördüncü yılda başlıyor şeyler. Büyük projeler zaman alan şeyler ve 5 yıllık süre, büyük projelere zaman tanımıyor. Yanım yamalak bırakır gidersiniz. Büyük projelerim var ama. Bornova’da ciddi bir kentsel dönüşüm gerekiyor. Çamdibi, Altındağ için,, Kızılay bölgesi için. Çalışmalarımı yaptım. Kızılay’da kentsel dönüşüm adına sınırları belirledim ve kentsel dönüşüme başladım. Çok fazla kamuoyuyla paylaşmıyorum. Dillendirirseniz elinde çanta ile mülk almaya çalışan rant peşinde koşan insanlar türüyor. Çamdibi Altındağ da var. Bunları ben hayata geçirmek istiyordum ama bu dönem içinde hayata geçirmek çok zor.
 
EGEDESONSÖZ: Hacılar köyü?
 
SINDIR: TOKİ aldı, orada konutlar yapacaktı, vazgeçti satıyor. TOKİ satsın orayı, konut yapıyor ama tek tip projeler ile konut yapıyor. Mimari özgünlüğü olmayan çirkin konutlar yapıyor. Proje maliyetlerini düşürmek adına tip projeleri var ve onları uyguluyor. Satılığa çıkartmış, TOKİ’den satın alan nasıl yapar bilemem. Ben orayı stadyum yapmak istedim. Bakana kadar gitti bu, dillendirdim ama Çiğli ile Gaziemir arasında gitti geldi. Otobana yakınlığı açısından uygun bir mekandı. Bornova bir spor kenti ve spora ciddi destek veren bir belediyeyim. Ciddi anlamda nakdi destek veriyorum. Bütün spor kulüplerine tek tek her birisine her yıl, zaruri gereksinimlerini karşılayacak destek veriyorum. Amatör spora nakdi destek verebilirsiniz. Sayıştay daha önce zimmet çıkardı ama Sayıştay temyiz kurulu iptal etti. Amatör spor kulüplerine fatura karşılığı veriyoruz bu desteği. Sadece nakdi destek vermek, destek anlamı taşımıyor. Şuanda 3 tane Pınarbaşı’nda, seyirci tribünleri, soyunma odalarıyla kafeleriyle dört dörtlük şehir stadyumu var. Zemini suni çim yaptım. Doğanlar’da var yine aynı özellikte. Bunların her birisi 400-500 bin liralık yatırım yaptım en az. Bizim spor camiası havalarda. Bornova’nın 5 tane stadyumu federasyon tarafından müsabakalar için kullanılıyor. Karşıyaka’nın bir tane var federasyon tarafından kullanılan. Benim bütün statlarımı federasyon kullanıyor. Hem de çatır çatır kullanıyor, sabah akşam, gece gündüz haftaiçi müsabakaları yapıyor. Bana bir kuruş katkısı yok Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nün, Spor Bakanlığı’nın… Kapalı spor salonu var biliyorsunuz. Jimnastik amaçlı kullanılıyor. Orası da belediyenin. Orayı da kullanıyor federasyon. Sayın bakan, şu kente gelin de bir yatırım yapın!
 
EGEDESONSÖZ: Bornova’ya ikinci kez aday olma koşullarının oluşabileceğini düşünüyorum. Büyükşehir’i şimdilik ekarte ettiniz!
 
SINDIR: Bir belediye başkanı veya bir siyasetçinin milletvekilliğinden çok belediye başkanlığı isteği olur. Milletvekili olan arkadaşlarımız da belediye başkanı olmayı arzu ederler. Çünkü belediye başkanı olunca sadece siyaseten bir erk sahibi olmuyorsunuz, maddi anlamda da bir erk sahibi oluyorsunuz. Bir kente doğrudan yatırım yapma imkanına sahip oluyorsunuz. Bu çok önemli. Büyük bir haz alıyorsunuz.
İlçe belediye başkanlığı tabiî ki birincil ilk düzeyde bir talep olabilir ama Büyükşehir… Herkesin isteyeceği, herkesin o görevi yapmaktan mutluluk duyacağı bir pozisyondur bana göre, herkesin gönlünde vardır. Şu an da bir ilçe belediye başkanı yoktur ki ‘ben Büyükşehir’i istemem’ desin. Herkes ister, ben de dahil ama Büyükşehir belediye başkanlığı noktasında istek mutlaka var ama ‘aday mısınız’ derseniz, ‘hayır’ derim. Adaylık için söz ifade zamanı değil, daha önümüzde iki yıl var. 6 ay kala olur ya da olmaz ama bunun tartışılması için zaman çok erken. Zaman ve süreç sizin bu konudaki düşüncenizi, kararınızı şekillendirecek. Niyetiniz varsa şimdiden bir takım önlemler almak, bir takım düşüncelerinizi kamuoyu ile paylaşmak isteyebilirsiniz ama bir belediye başkanı görevdeyken, hele sizin partinizden bir belediye başkanı görevdeyken, kalkıp onun koltuğuna ben talibim noktasında söz ve eylemde bulunmak yanlış diye düşünüyorum. O belediye başkanına karşı haksızlık. O belediye başkanın motivasyonunu kırarsınız. Partinize zarar verirsiniz.
Bornova Belediye Başkanlığına yeniden talibim. O konuda tereddütsüz söylüyorum. Önce örgütümün bunu kabul etmesi gerekiyor. Her şeyden önce de halkın bunu talep ediyor olması gerekiyor. Halka rağmen bir adayın örgüt tarafından çıkartılacağını tahmin etmiyorum. Halkın tercihlerini göz ardı ederek bir adayı CHP’nin çıkıp da ortaya, adayımız bu diyeceğini tahmin etmiyorum. Halkın tercihi, örgütün tercihi ve adaylık. Mutlaka belediye başkanlığı için düşüncem bu.
 
EGEDESONSÖZ: Soruşturmalar, operasyonlar malum. İlçe belediye başkanları üzerinde baskı var mı? Bornova’da müfettiş sıkıntısı var mı?
 
SINDIR: Bir tane bile müfettiş yok Bornova Belediyesi’nde. Teftiş olabilir ama şu var. Hepimiz dinleniyoruz. Kayıt cihazına gerek yok. Böcek değil, sinekler dolaşıyor. Onlara bile ajan mı diye bakıyoruz. Ne diyeyim, Büyükşehir’e yapılan büyük bir operasyon var. Sonucunun ne olacağı belli değil, belirsiz. İddianameye baktığınızda çok anlamsız, çok sudan hatta hiçbir şekilde bana göre hukuki gerekçesi olmayan konularda bir iddianame. Yargı kararını verecektir. Bu hepimizin üzerinde bir sıkıntı, baskı yaratıyor. Ben diyorum ki Büyükşehir bu iddianame, yargı sürecinden alnının akıyla çıkacaktır. Çıkmasını da diliyorum. Ufak tefek birkaç gedik ortaya çıkabilir, onlar da yargıda hesabını verecektir. Teftiş konusunda İzmir’de diğer illere göre biraz daha fazla, İçişleri Bakanlığı soruşturma izni veriyor. Belki başka bir belediyede buna gerek yok denebilir ama İzmir konusunda bakan bey daha rahat davranıyor. Şu an Bornova’da yok ama gelecek dediler. Rutin bir teftiş için müfettiş gelecek dediler. Geçen yıl da geldi. Her yıl birkaç kez geliyor. Belediyede bir baskı  hissetmiyorum. Teftiş baskısı, yani benim üzerimde onlarca müfettiş teftişte, incelemede, denetlemede değil… Şunun baskısını hissediyorum. Dinleniyorum, takip ediliyorum, ne yaptığım/ne ettiğim takip ediliyorum. Belediyede belli bürokratlar takip ediliyor, izleniyor. İzlensin, takip edilsin, kimse yanlış yapmasın, ben de bunu istemiyorum zaten ama benim endişem şu. Bir kişi yanlış yapabilir. Tepesine ben de binerim; operasyon havası ile gelinip kamuoyunda bir infial yaratacak şekilde belediye üzerinde uygulanırsa buna üzülürüm. Benim korkum bu. Ben yanlış yaptığımdan değil, iftira üzerine veya sudan bir takım idari hatalar, eksiklikler üzerine yapılacak şeylerdir. Bunun baskısını hissediyorum, bunun korkusunu yaşıyorum. Başka bir şey değil. Hiçbir şeyden, hiçbir şeyden korkum yok. Benim bürokratım da benim memurum da… Benim hayatımda kira gelirim dahi olmadı. Sahip olduğum tek gelirim maaşım ve eşimin maaşıdır. Başka hiçbir gelirim yoktur. Başkanlık maaşım şimdi yetiyor. Profesörlük maaşında sıkışıyorduk ama şimdi başkanlık maaşı profesörlükten biraz fazla; o da kızımın üniversite masraflarını karşılıyor. Benim bir beklentim yok. Çocuklarımın eğitim hayatlarında onları başarıya götürecek bir ortam yaratayım, başka da hiçbir derdim yok.
 
EGEDESONSÖZ: Hem bu 5 yıllık süreç için, hem de tekrar aday gösterilir yeniden seçilirseniz, sonunda nasıl bir başkan olarak anılmak istersiniz? Adınızın başına nasıl bir sıfat istersiniz ya da?
 
SINDIR: Hayatım boyunca hep kendi karakterimi iyileştirmeye ve insani erdemlerimi çoğaltmaya çalışıp, bunu da mümkün olduğunca topluma yansıtmaya çalışmışımdır sözle ya da davranışımla. Belediye başkanı olduğunuzda çok geniş kitlelere bunu gösterebilme, örnek bir insan olabilme fırsatı buluyorsunuz. Yani iyi niyet ve hoşgörü ve nezaket konularında anılan birisi olmayı tercih ediyorum. Zaten bunlara sahip olan bir kişinin dürüstlüğü, şüphe götürmez.
 
EGEDESONSÖZ: İlçe kongresinde taraf olacak mısınız desek, olmayacağım dersiniz...
 
SINDIR: Ben taraf olursam Aziz Bey de taraf olabilir diye taraf olmuyorum. Aziz Bey de taraf olmayacağını ifade etti.
 


EGEDESONSÖZ: Eklemek istedikleriniz…
 
SINDIR: Kentlilik bilincini halka verebilmek adına ciddi bir çalışma içindeyim. Dünya kenti olabilecek niteliklerimiz ve özel değerlerimiz var Bornova’da. Az önceki sorunuza da yanıt olsun bu. Bornova misketi özel bir değerdir. Bornova misketi dünya literatüründe çilek olarak geçer. Şarap sektörü bunu böyle bilir. Bu misket çeşidi Bornova’da yaygın olarak üretilir. Şaraplık üzümdür ve şarap yapılır. 5 dönüm bir arazide üretimini yapıyoruz. Manisa bağcılık araştırma enstitüsü ile birlikte yaptık. Çeşitleri oradan aldım. Tabii bunun dışında Bornova’nın tarihi değerleri var. Yeşilova Höyüğü var, 8500 yıllık kent yerleşim tarihini ortaya koyuyor. Cilalı taş devrinden bugüne kadar Bornova’da yerleşik uygarlıklar, toplumlar yaşamış. Bu hem Bornova, hem de İzmir’in değeri. Yeşilova höyüğüne kazı desteği veriyorum. İsveçlilerle zaman yolculuğu projesi yapıyoruz. Yeşilova höyüğü çevre düzenleme projesi yaptım. Yeşilova çevre düzenleme projesi. Mimari proje açtık. Ödül aldım Tarihi Kentler Birliği’nden, oradaki mimari yarışmamızla ilgili. Homeros gibi bir değerimiz var. Bornova için Homeros heykeli teklif aldım. Bu heykelleri yapabilecek olan birisinin teklifi, Homeros değerini ortaya çıkarmak kente kimlik katabilir.
Dramalılar Köşkü restorasyonu bitmek üzere, orayı Bornova Kent Müzesi yapacağım. Çok özel bir müze, Bornova tarihini bir vatandaş, tarımı ile kültürel değerleri ile Bornova tarihini yaşayacak. Büyük çarşı sokak sağlıklaştırma projesinin valilik özel idare onayını bekliyoruz. Küçükpark’ta şu anda bir yol düzenleme çalışması başladı. Bornova Büyük Çarşı sokak sağlıklaştırma ve çevre düzenleme projesi. Burada bizim az önce söylediğimiz, Bornova çarşısını nasıl yapmak istediğimizin projesi. Oradaki bütün mekanların nasıl olacağı, cephesi ile burada var. Projesi hazır. Bu dönem yapılacak. Esnaftan olur vermeyen oldu. Biz vermeyenlere rağmen yapacağız. Onlar da kendisi yapacak. Tabelaları da projelendirdik. Üretken belediye ödülü aldım. Mahalli idareler Derneği’nden. Yeşilova ziyaretçi merkezi projesi. Yatırım ihalesine geçeceğiz. Dünyaya örnek olacak kazı alanı. Sosyal kültürel bir proje. Yanında da ziyaretçi merkezi. Arkeoloji tarihini orada yansıtacağız.

 
Müfettişlere yolu açan, bizimkiler…
 
Hedef, her 4 kişiden 3’ünün oyunu almak
YORUMLAR
Toplam 14 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
güle güle kamil 22 Şubat 2014 Cumartesi 20:20

gerçekten sana güle güle nerede verdiğin sözler.şimdi bekle seçilirsin:):) yandaşlarında bana gülmüştü şimdi ben onlara gülüyorum.

Yorumu oyla      9      2  
BORNOVASPORLU 10 Nisan 2012 Salı 11:36

YENİ BORNOVA SPOR KULÜBÜ BAŞKANI SAYIN MURAT KESERE TEŞEKKÜR EDERİZ.BORNOVA SPORU,BORNOVAYI TEK BAŞINA HİÇ BİR YARDIM ALMADAN EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL ETMİŞTİR.SEZON BAŞI BELEDİYE BAŞKANIN BİRE BİR AĞZINDAN VERMİŞ OLDUĞU HİÇ BİR SÖZ YERİNE GELMEMİŞTİR.MURAT KESERE BORNOVA SPOR TARAFTARI ,BORNOVALI OLARAK KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDERİZ.

Yorumu oyla      25      5  
bornovasporlu 7 Nisan 2012 Cumartesi 14:18

SAYIN BELEDİYE BAŞKANIMIZ SEN İLK ÖNCE BORNOVAYI KALKINDIR GELİŞTİR GÜZELLEŞTİR BORNOVANIN İSMİNİ DUYUR ONDAN SONRA BÜYÜK ŞEHİRE ADAYLIK KONUSUNDA FİKRİNİ SÖYLE.EĞER SEN YENİ BORNOVA SPORA DESTEK VERSEYDİN BORNOVA SPORUMUZ 3.LİGE ADINI YAZDIRIRDI.LİDER ÇİĞLİYİ HEM BORNOVADA HEMDE ÇİĞLİDE YENDİ.SENİN YÜZÜNDEN ÇIKAMADIK.BEŞ KURUŞ YARDIM ETMEDİN. BORNOVA SANAYİİCİ İŞ ADAMLARI İLE DOLU YARDIM ETMELERNİ YARDIMCI OLMALARINI SÖYLEYE BİLİRDİN.2014 SEÇİMLERİNDE GÖRÜŞÜRÜZ.UNUTMAYACAĞIZ BU YILI

Yorumu oyla      30      5  
latif 15 Mart 2012 Perşembe 21:36

Rektörlük seçiminde kanaat bildircekmisiniz sizi destekleyenemi yoksa diğer adayamı yakınsınız tarafsızmısınız hocam

Yorumu oyla      14      127  
EMEKÇİLERDEN KIRMIZI KART 15 Mart 2012 Perşembe 09:01

SAYIN BAŞKAN GENE EGEDE SON SÖZDE DEMİŞTİNİZ BORNOVADA AÇ YATAN VATANDAŞIM VARKEN TOK YATAMIYORUM DİYE DEMEÇ VERMİŞTİNİZ.PEKİ İŞÇİLERİN BORÇLARLA BOĞUŞURKEN AİLECE AÇ YATARKEN ÇOCUKLARININ OKUL HARÇLARINI BİLE YATIRAMAZKEN SEN HALA ADAYLIKTAN BAHSEDİYORSUN YAZIK ÇOK YAZIK SENİ BORNAVA HALKINA HAVALE EDİYORUZ ONLAR SANA EN GÜZEL CEVABI 2014 DE VERECEKLERDİR........

Yorumu oyla      156      8  
önce yerinizi garantileyin 14 Mart 2012 Çarşamba 17:29

sevgili başkanım,siz değilmiydiniz her yerde taşeronu bitirecem diyen,artık sizde çarka ayak uydurdunuz emekçilerin hakalrını yiyenlere göz yumar oldunuz,unutmayınki işçiler hep alkışlar ama sandıkta sadece yüce yaradan ve o yanlızdır tabiki alkışlıcaklar yoksa o çok güvendiğiniz bürokratlarınız gereğini hemen yaparlar, bornova için çok iyi şeyler yapmış olabilirsiniz ,ama taşeronlar için neyaptınız bizlere onu söyleyin,BORNOVA BELEDİYESİNDE AÇLIK SINIRININ ALTINDA ÇALIŞAN İŞÇİLER VARDIR YAZIK.

Yorumu oyla      153      8  
Bornovalı...Merkezden değil..!! 14 Mart 2012 Çarşamba 14:26

Biliyorum ve eminimki Başkan bu yorumları takip etmektedir.Biraz önce yaptığım imar yorumu herkesin sorunu.Her semtin meclis üyeleri ve Bornovalının her semtiyle masaya yatırmanızı bekleriz.Yoksa haksız uygulamalar kaçak yapılaşmaları doğurur ve Önleyemezsiniz, zaten bu tip yanlış uygulama gecikmeler semtleri çarpık yapılaşmaya itmektedir. Bilginize sunarım saygılar Başkanım

Yorumu oyla      142      3  
Bornovalı..Merkezden değil.!!! 14 Mart 2012 Çarşamba 14:16

Sayın Başkanın samimyetle yaptığı açıklamalara katılıyorum.Fakat Kent yenileme ve İmar uygulaması açıklamasındaki birileri öğrenmesin söylemine katılmıyorum.Başkanım öğrenmek isteyen sağır sultanda duyar.!!! fakat halktan bu uygulamayı gizlemek... Art niyetlilerinin ekmeğine yağ sürer.Hem bornova bütünse Merkez kadar, hersemt yıllardır imar uygulaması beklemektedir.Şeffaf ve her semtle ele alınmalı bence .Yoksa soru işaretleri kalkmaz.???

Yorumu oyla      144      3  
Salih Günerergin 14 Mart 2012 Çarşamba 13:13

Sayın Başkanım, Aziz Başkana, Sırrı Başkana ve size yazılı ve sözlü bildirmemize rağmen Bornova Hükümet konağı arkasındaki rezil görüntüden maalesef kurtulamadık. Dedelerimizden beri CHP'liyiz ama herdahle AKP'li bir belediye başkanına bu kadar yalvarsak sorunumuzu çözerdi. Kamyonetler, hammallar, taksiler, hapçılar, esrarcılar ne ararsınız var. Doğduğum, büyüdüğüm Bornovamdan ailecenek aldığımız karar doğrultusunda bu yaz sonunda taşınıyoruz. bilgilerinize arz ederim.

Yorumu oyla      148      11  
NİHAT KAYA 14 Mart 2012 Çarşamba 13:00

Kamil beyin 3 yıl içinde çok çaba sarfettiğini örgütü ve bornovayı özümsemeye,tanımaya çalışmış ve her biri birbirinden güzel projeleri hayata geçirmiştir.sol sosyaldemekrat yapısına akedemisyenliğinide katarak bornovaya gülen yüzüyle hizmet vermeye çalışmaktadır.bir CHP emekçisi olarak kendisine yardımcı olmaya çalışsamda parti içindede sıkıntıları olmuştur ve doğaldır.sayın başkanı iyi anlamak, analiz etmek en doğrusudur.Kamil beye karşı bende bazen haksızlık yaptım ve özeleştiride bulunuyorum

Yorumu oyla      15      160  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Müfettişlere yolu açan, bizimkiler…
Egedesonsöz ekibi Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Gönül Soyoğul ve Fatih ...
Büyükşehir için yanıp tutuşmuyor; ölüp bitmiyorum
Egedesonsöz'ün Başkanlarla Başbaşa yazı dizisinin ilk durağı Konak Belediye ...
İzmir’in patronları almayı seviyor, vermeyi bilmiyor
Yazarımız Gönül Soyoğul’un ‘Patron Gözüyle İzmir’ röportajları serisinde ...
 
İzmir denince, göbek atıyorum
Gönül Soyoğul’un İzmir iş dünyasıyla yaptığı röportajların bugünkü konuğu, ...
AKP’yi destekleyenler, bariz kayırılıyor!
Son yılların en çok tartışılan kenti İzmir’le ilgili iş dünyasına mikrofon ...
Artık o koltuğa talip olmam, arayışa girmem sözkonusu olamaz
CHP’ye 18 yıl genel başkanlık yapan ancak Mayıs 2010’daki beklenmeyen ...
 
İzmir 40 fırın ekmek yedirmeli!
İzmir’in önde gelen işkadınlarından, yaptığı projelerle herkesin takdirini ...
Doktorlukla yetinmedi; 10 parmağında 10 marifet
Bir doktor düşünün, kitapları elden ele dolaşıyor. Tenis oynuyor, dalgıçlık ...
Devletin o meşhur memesinden süt emmedik
Yazarımız Gönül Soyoğul’un ‘Patron Gözüyle İzmir’ röportajlarının üçüncü ...
 
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
MI6 Yeni Direktörü Richard Moore:  İçeriden birinin empatisi, dışarıdan birinin perspektifi
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
BİSİM bisikletimiz!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Kim korkar hain Korona'dan?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Anahtar liste
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Kurbansız bayramlar
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Eski sabahlığım için pişmanlık
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Demokrasi derken…
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Salgın sonrası bilim-teknoloji politikalarında geleceğin planlanması
Kemal ARI
Kemal ARI
“Ayasofya” Tartışmalarında “Üslup” Sorunu ve Demokrasimiz
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Skandal!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva