RÖPORTAJLAR
19 Ekim 2015 Pazartesi

Biz dikme çiçek değiliz

Ege’de Sonsöz Sohbetleri’ne konuk olan CHP İzmir 2. Bölge milletvekili adayı Atila Sertel, gazeteciler Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Gönül Soyoğul, Fatih Yapar ve Hanzade Ünuz’un sorularını yanıtladı.

Biz dikme çiçek değiliz

O şimdi yine aday...

Atila Sertel.

CHP İzmir 2. Bölge milletvekili adayı.

7 Haziran seçimleri öncesi yapılan bir şikayet üzerine YSK kararıyla 6. sırada bulunduğu adaylık listesinden çıkarılmıştı.

Derin bir hayal kırıklığı yaşadı.

Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, olmadı.

Sabretti, acısını bastırdı, positif tavrını korudu.

Ama burası Türkiye...

Gün oldu devran döndü, 7 Haziran seçimlerinin yenilenmesi zorunluluğu doğdu.

Kendi deyimiyle siyasi işkence çeken Atila Sertel, ‘İlahi adalet’ dedi.

1 Kasım seçimleri için yine eski yerinde 2. Bölge 6. sıradan listeye girdi ve CHP İzmir milletvekili olarak TBMM’ye gitmek için daha büyük bir hırsla kolları sıvadı.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu eski Başkanı Atila Sertel, yerli aday olması yönüyle kendisini kır papatyası ve gelincik gibi gücünü toprağından alan doğal çiçeklere benzetirken, Binali Yıldırım gibi bazı siyasi rakipleri için ‘mevsimlik dikme çiçek’ benzetmesi yaptı...
 


EGEDESONSÖZ: Seçim çalışmaları için yollardasınız, koşturuyorsunuz...

SERTEL:
Karşılığını da alıyorum. Altındağ’da yürürken insanlar kolları açıp bana doğru koşarak geliyorlar. Hem MHP’li hem HDP’li insanlar geliyor. ‘Ben Milliyetçi Hareket Partisi üyesiyim ama yemin ederim, sen geldin seninleyim’ diyor. Çok insan biriktirmişim. Silivri davalarından... Bir tane çocuk ben MHP’den istifa ediyorum dedi gömleğine rozet taktım. Resimler çekildi. Çocuk MHP üyesi. ‘İstifa ediyorum bitti’ dedi. Ve rozet taktım. Çok iyi bir şey bu. Bir de Murat Koç falan gitti ya...

EGEDESONSÖZ: İnsan biriktirme meselesi güzelmiş…

SERTEL:
Gerçekten kimileri para biriktirdi, kimileri arsa arazi biriktirdi. Biz insan biriktirmişiz. Her ev açılıyor bize. Çamdibi’de Altındağ’da, Pınarbaşı, Işıkkent’te… Günde 17 km yürüyorum ben. Saat 07.00’de kalkıyorum, ahvaltımı yapıyorum. Başlıyorum yürümeye… Naldöken’deki yürüyüş parkuru. Mesela dün Altındağ’da gezerken insanlar nasıl sarılıyor, inanılmaz. Dokunmayı özlemişler. Binali Bey oraya 15 koruma, üç polis arabasıyla gelmiş. Bu çok itici. Altındağlı da diyor ki, ‘Biz ona ne yapacağız sanki bu kadar korumayla geliyor’.  Adayın insanlarla kucaklaşması lazım. Korkarak siyaset yapılmaz. Biz insandan niye korkalım ki…
 
ÜÇ GÜN İZMİR’DEYİM

EGEDESONSÖZ: Bakan olursanız eğer?

SERTEL:
Ben yine koruma istemem. Uzaktan korurlarsa korusunlar. Diyarbakır’a gittim Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı olarak. O zaman terör hızlıydı. Korumayla yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum. Çünkü tuvalete giriyorsun, tuvalete giriyorlar. Rahat edemiyorsun. Yemek yemeye çalışıyorsun başında dikiliyorlar. Yakın korumayla yaşayamazsın.

EGEDESONSÖZ: Atila Sertel’in Ankara macerasında ne gibi farklılıklar göreceğiz?

SERTEL:  
Bir kere ben insanların içinde olacağım. Eğer tabii yetkili bir yerde olmayıp da milletvekili olursam haftanın dört günü Ankara’da, üç günü İzmir’de olacağım. O bir kere şart. İnsanların içinde olacağım telefonlardan kaçmayacağım. Bayramlarda köylerde olacağım. Musa Çam’ın o yönünü çok severim mesela. Hiç olmadık yerlerde dolaşır. Her tabutun altında vardır. Öyle şeyler çok önemlidir. Zaten insanımız dokunmak istiyor, görmek istiyor. Sorunu olmasa da hoşuna gidiyor vekille oturup muhabbet etmesi. Kişisel olarak en önemli şey halkla olan bütünleşme. AKP’nin ilk döneminde bu eksiği yoktu. Gerçekten her yerde varlardı. Şimdi hiçbir yere giremiyorlar.

EGEDESONSÖZ: Atila Sertel’in siyasal yolculuğuna baktığımızda kaç yıllık bir emek bu?

SERTEL:
16 yaşından beri solcuyum, devrimciyim. Biz hayata öyle başladık. Abilerimiz bizim herhalde 68-78 kuşağını yarattı. Elimize kitap verdiler, ‘Oku, Türkiye’nin sorunları bunlardır, bu ülkeyi beraber kurtaracağız hadi bakalım kolları sıvayın’ dediler. Ülkeyi kurtarmaya kalkıştık çok küçük yaşta. Belki yaşamamız bile mucize. Çok arkadaşımızı o süreçte kaybettik. O süreçten beri, Türkiye’nin sorunları ve halkıyla ilgili sorunları çözmek için gayret sarf ettik. Ama asıl siyaset 91 seçiminde adaylık süreciyle başladı.
Ben kendimi hep böyle gelinciklere benzetirim, kır papatyalarına benzetirim. Doğal açanlarız biz, dikme çiçekler gibi değiliz. Mesela buraya gelen adayların birçoğunu dikme çiçeklere benzetiyorum. Mevsimlik çiçek bunlar. Bir mevsim geliyor İzmir’de dikiliyorlar, sulanıyorlar, bakılıyorlar. Özel onlar. Ama papatya öyle değil. Doğaya direniyor, güneşe direniyor. Tohumu toprakta. Binali Yıldırım bana göre mevsimlik bir çiçek gibi. Her seçim döneminde birileri geliyor buraya dikiyor, ondan sonra mevsimi geçince soluyor.

EGEDESONSÖZ: Sizde mevsimlik çiçek yok mu?

SERTEL:
Olabilir. Ama onlarında tohum vereceğini düşünüyorum ben. Tohuma kaçanlar da olur da… Gelgeç vekillik yapmayacaklarına inanıyorum.

EGEDESONSÖZ: Siz siyasi ve mesleki yolculuğunuzda hep yerli yani İzmirli olmayı savunanlardansınız değil mi?

SERTEL:
İşin aslına bakarsan ben de aslında Türkiye yerlisiyim. İzmir’de yerli nüfus da çok az kaldı. Eskişehirliyim ben aslında köken olarak. Şimdi 40 yıldır İzmirliyim ama daha çok hayatım İzmir’de geçtiği için... 18-19 yaşında İzmir’e gelmişim. İzmirlilik çok güzel bir ruh. İlk geldim, garajda indim. Taksiciye verdim pusulayı, Eskişehir’den beni bir yakınımızın evine yolladılar yani.


ÇIKMAZ SOKAKLARI BİLİRİM

EGEDESONSÖZ:  O günkü 20 yaşındaki Atila İzmir’i görünce ne dedi?

SERTEL:
İlk gittiğim yer Gaziosmanpaşa Mahallesi. Gecekondu gibi tabii. Şimdi de öyle. Bizim gibi evler, yatay yapılar vs. Ama dostluğu ve dayanışmayı gördüm. Oraya ilk gittiğimde seni oğlu gibi karşılayan insanlar… İzmir’de medeniyet, kucaklama, sevgi, saygı gördüm. Türkiye’nin bütün bölgelerinden gelen insanlara ev sahipliği yapmışlar. Biz o dönem bir koloni gibi yaşıyorduk. Yani kendi kabuğumuzda bir yapı içerisinde yaşıyorduk. Belirli ilke, duruş ve yapılanmalarımız vardı. Halkın Kurtuluşu sempatizanıydım o dönem. Çamdibi’nde çok güçlüydü. Çamdibi’nde mesela çıkmaz sokakları ben o dönemde öğrendim. Polislerden kaçtığında çıkmaz sokaklara girersen yandın. O yüzden bütün çıkmaz sokakları bilirim.

EGEDESONSÖZ: Peki siyasette çıkmaza girmemek için ne yapmak lazım?

SERTEL:
Valla çok çıkmaza girdik çıktık. Ama bir kapı açılıyor yine. Hiçbir aşkı yarım bırakmadım. 91’deki aşkı tamamlayacağım derken hakikaten halka güveniyordum. O dokuya çok güveniyordum. O dokunun her türlü sıkıntı veya imkansızlığa rağmen beni çıkaracağını biliyordum. Bir de kendi kendime aday çıkmadım. Yemin ederek söylüyorum en az iki bin kişiye sormuşumdur. Kafamda vardı ama ‘Aday olayım mı’, çünkü onu sormayıp çıktığın zaman nereden çıktın diyorlar.

EGEDESONSÖZ: Cemiyette de mi öyle yaptınız?

SERTEL:
Tabii orada da herkese sordum. Çıkalım mı zamanlama doğru mu diye. Çünkü onu sormadığın zaman dımdızlak ortada kalabilirsin…

HİDAYET KARACA’YA MEKTUP YAZDIM

EGEDESONSÖZ: Çıkma diyen olmadı mı?

SERTEL:
Oldu. Bir kısmı ‘Ön seçimleri kazanamazsın, zor durumdasın. Ekonomik olarak çok güçlü olman gerekir’ dediler. Benim eşim bile ‘Yapma bırak artık bu işleri’ diyen bir insan. Kayınvalidem de, eşim de bu son olsun dediler. “Kazandın kazandın, kaybettin bırak artık” dediler. Öyle de yapacaktım. Yoruluyorsun, emek harcıyorsun, hayal kırıklığı oluyor. Boşa zannediyor onlar. Halbuki hiçbir şey boşa değildir hayatta. Yaptığın her konuşmanın bile bir başkasına faydası olduğunu düşünüyorum ben. Yapılan her eylemin bir sonucu vardır.
Mesela şimdi yedi kanal kapatılıyor. Doğru değildi onu anlatıyorduk. Şimdi aynı noktada ‘Evet biz hata yaptık şimdi bizim başımıza geliyor’ diyorlar. İnanç, kültür ideolojik yanı herkesin var. Her gazetenin kendi ideolojisi ve siyasi yapısı vardır bunları kabul ederim. Ama meslek ve basın özgürlüğü açısından bakıldığı zaman... Böyle bir gazetecilik olmaz. Şimdi bizi en iyi anlayanlardan biri Ekrem Dumanlı’dır, Hidayet Karaca’dır. Hidayet Karaca’nın siyasi düşünce olarak yanından geçmem ama tutuklandığında onu da ziyaret etmek için Adalet Bakanlığı’na başvurdum. İzin vermediler ama Karaca’ya mektup yazdım. Çünkü üyemiz. Bizim arkadaşlarımızın içeride yatması sırasında Samanyolu Tv’de vs. birçok günahları var. Ama günahları var diye biz iyi oldu yatsınlar diyemeyiz. Demokrat olan insan onu yapmamalı.

EGEDESONSÖZ: Bu mücadele meclis sahasında nasıl devam edecek?

SERTEL:
Ben bir kere Atila Sertel olarak hayatım boyunca haksızlıklara karşı mücadele ettim ve asla o konuda bir adım geri adım atmadım. Bundan böyle de kim haksızlık yaparsa onun karşısında, kim haksızlığa uğrarsa onun yanında olacağım. Bu benim temel ilkem. Haksızlığa uğrayanın yanında olmazsan, yarın haksızlığa uğradığında senin yanında kimse olmaz.


AKP BUZDAĞI GİBİ ERİYOR

EGEDESONSÖZ: Hidayet Karaca’nın da haksızlığa uğradığını düşünüyor musunuz?

SERTEL:
Düşünüyorum. Bir kere suçlandığı konu terör örgütü üyeliği. Basın suçu işleyebilir insanlar, ideolojik anlamda birtakım yanlışlar da yapmış olabilir. Başkalarının hakkını da çiğnemiş olabilir. Ama onun bedelini bambaşka suçlarla donatarak içeride yatırman yanlıştır. Beraber yürüdükleri yolda, 17 – 25 Aralık’a kadar her şeyin olağan geçtiği ortamda ve ‘ne istediniz de yapmadık’ denilen ortamda bunların yapılması çok yanlış.
 Ne oldu da bu olay oldu, işte bunun ipuçlarını veriyor mesela AKP’nin içinde müthiş bir parçalanma var. Ali Babacan’ın dedikleri bunu açık ediyor. AK Parti demekle ak olunmuyor, siz bu konuda zafiyete uğradınız çekin elinizi diyor. AKP’nin içerisindeki herkesin soyguncu talancı olduğunu söylemek gibi akılsızlık yapmam ama işin başında olanların bu işin içinde olduğunu söylerim. Ondan dolayı büyük bir kavga var. Bakın göreceksiniz bu seçimde de yenilecekler ve AKP büyük bir parçalanma sürecine girecek, onu kimse tutamaz. AKP buz dağları gibi eriyor. Bir günde erimiyor ama bu seçimde baya eriyecek.

EGEDESONSÖZ: İzmir’den beklentiniz nedir?

SERTEL:
İzmir’de bizim bölgeden ben 8 milletvekili çıkaracağımızı düşünüyorum. Bu bölgeden de 7 veya 8.

EGEDESONSÖZ: Başınıza gelenlerden dolayı bir kırgınlığınız var mı?

SERTEL:
Yok. Ama şöyle insan olarak kim üzülmez ki. Mevlana’nın güzel sözünü hep söylemişimdir ‘Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni bir gün yeni şeyler söylemek lazım.’ Geçmişteki hatalardan ders alınarak ileriye bakmalı. Ben öyle yapmaya çalıştım. Ve öfkem, kinim olsa bile asla beynimi yönetmesine izin vermem. Benim beynimi öfke yönetmez.

DENİZ BAYKAL ARADI...

EGEDESONSÖZ: Olmadığını öğrendikten sonra evde neler hissettiniz?

SERTEL:
Ailece üzüntü hissettik bir kere. İkincisi üzülmemize rağmen bunun partiye mal edilmemesi için gayret sarf edilmesi gerektiğini düşündük. Tabii insanın içi yanıyor, öyle kolay mı? Mesela benim 19 yaşındaki küçük oğlum geldi bana ‘Baba bu nasıl bir şey, bu nasıl bir değerlendirme’ dedi. Bir şey diyemedim doğru düzgün. Özmen çok üzüldü. Bir hafta 10 gün kadar yakın arkadaşlarım beni yalnız bırakmadı sanki ben kendime bir şey yapacağım diye korkuyorlardı herhalde psikolojik olarak. Hanım gitti üzüntüden kayınvalidede kaldı. Ben evde kendimi tavlaya verdim. Sonra hanım ‘Bu böyle olmayacak’ dedi. Seferihisar’a gittik, yerleştik. O sırada Deniz Baykal aradı beni. 7 Haziran seçimlerinden sonra oldu bu olay. ‘Çok üzüldüm ama tatilini iyi değerlendir bol bol yüz, erken seçim olacak’ dedi. Sonra Kemal Kılıçdaroğlu’ndan mesaj geldi. Örtülü bir sinyal verdi. Koalisyon görüşmeleri yapılırken adamların koalisyon teklifi vermediklerini o zaman öğrendim ben. Koalisyonu yapacaklar-mış gibi yapıyorlardı.

EGEDESONSÖZ: CHP de bu durumda o tiyatronun bir parçası olmuyor mu?

SERTEL:
O tiyatronun parçası olmaktan ziyade zorluyorlar. Türkiye’nin koalisyona ihtiyacı var. Bu koalisyon kurulsun yoksa bu ülkede hem ekonomi çöker, hem kan gövdeyi götürür. Orada yapmak istedikleri şuydu: CHP’yi masadan kaçan parti konumuna düşürmek. CHP de ‘Masayı ben devirmem’ dedi. Ona direndi. Fakat her şeye rağmen CHP kanadında koalisyon hükümeti kurulması talebi vardı. Onu zorladılar ama Davutoğlu’nun öyle bir niyeti yoktu.


İLAHİ ADALET

EGEDESONSÖZ:
Kadere inanır mısınız?

SERTEL:
İlahi adalete inanıyorum. Bir de mazlumun ahının şahı devireceğine inanıyorum.

EGEDESONSÖZ: Erken seçimin sizin uğradığınız haksızlıkla ilgili olduğunu düşünüyor musunuz?

SERTEL:
Yok canım… Müjdat Gezen’in yorumu çok enteresan, ‘Yat kalk Recep Tayyip Erdoğan’a dua et’ dedi. Her şerde bir hayır var, buna inanıyorum. Bana yapılan o şer öyle bir hayra dönüştü ki… Türkiye’nin her yerinde beni inanılmaz derecede tanıttı. Ben mesela o bütçeyi düşünüyorum şimdi kendimi tanıtmak için 15 - 20 trilyon harcasam bu kadar topluma mal olur muydum…

EGEDESONSÖZ: Sokaktaki CHP’li olmayan kesimden nasıl tepkiler aldınız?

SERTEL:
Çok güzel tepkiler aldım. Ya berber mesela adamı tanımıyorum çıkıyor elinde usturayla koşuyor sarılıyor.

SİYASİ İŞKENCE ÇEKTİM

EGEDESONSÖZ: Adaylığınızın düşürülmesi sürecinde sizi en çok üzen şey YSK kararıyla düşürülmek miydi, yoksa CHP’lilerin bu işin içinde olması mıydı?

SERTEL:
Yani tabii kendi içimizden bu işin yapılması insanı çok üzen bir durum. Çünkü bir hata etmiş olabilirdim, zamanında istifa etmemiş olabilirdim ama ön seçime girmişiz. Ön seçim sürecinde oylar açıklanmadan bu operasyon bana yapılmış olsaydı benim bütün iddialarım boş olurdu. Ama 13 bin oy var. O emek var. Toplum demiş ki, al senin adayın budur ondan sonra bu operasyon yapılmış. Milli irade var.
Bu işin altında sadece onlar yok ki. Proje temelinde bu iş var. Yani Basın İlan Kurumu’nun üst düzeyinde oradaki arkadaşların buradaki yerel ufak bir gazeteyle yaptıkları yazışmalar, o gazetenin yaptığı yayınlar, o seçim günü 10 bin gazetenin birileri tarafından satın alınıp ön seçimde dağıtılması… Bunlara rağmen 13 bin oy alınması. Bunlar önemli şeyler.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Bey’e gittim. Biz 5 yıl birlikte görev yaptık Basın İlan Kurumu’nda. Polis Akademileri Başkanıydı kendisi. İnsan Hakları konusunda doktora yapmış ve son derece önemli bir hukuk adamı… ‘Siz bizim dosyamızı esastan görüşmeyi kabul ettiniz, baştan reddedebilirdiniz’ dedim. Tam 78 gün beklediler. En son ‘Biz YSK’nın kararlarını tartışamayız’ dediler. 7 Haziran seçim oldu 8 Haziran’a bana randevu verdi. Ben zannettim ki bu dava benim lehime sonuçlanıyor. Gittim görüşmeye dedim ki bu dava niye bu kadar gecikti. ‘İşte önemli davalar, işkence davaları falan vardı’ dedi. ‘İyi de siyaseten ben de öldüm, benim de siyaset yapma hakkımı öldürdüler. İşkenceyse en büyük işkenceyi çekenlerden biri benim. Sizden bir şey rica ediyorum YSK beni memur yaptı tamam kabul ediyorum. Sizden de bir şey rica ediyorum: benim memuriyetimi onaylamanızı istiyorum. Mahkeme olarak alın evet Atila Sertel memurdur ama tayin de bekliyorum’ dedim. ‘Türkiye’nin neresi olursa olsun masamı bileyim maaşımı bileyim’ dedim. Başladı gülmeye.

EGEDESONSÖZ: Oradan bir şey çıkmayınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittiniz. Devam edecek mi?

SERTEL:
Devam ediyor, devam edecek. Orayı kazanacağız. Oradan elde ettiğimiz tazminatla da ben ne yapacağımızı çok iyi biliyorum. Oradan kazandığımız parayla çok iyi bir iş yapacağız.

EGEDESONSÖZ: Bu kadar badire atlattıktan sonra meclis koltuğuna diğer vekillerden daha farklı oturacaksınız sanıyoruz…

SERTEL:
Onu farklı hissettiriyorlar zaten. Aday tanıtımına gittiğim zaman hemen hemen bütün illerin il başkanları ve milletvekili adayları sarmaş dolaş oldular. Onu hissettiriyorlar zaten. Sana bir sevgi yumağı oluşmuş gibi hissettiriyor. Bir sağ salim görelim de… O dersi aldık çünkü.

EN İYİ BEN YAPARIM

EGEDESONSÖZ: CHP tek başına iktidar oldu veya koalisyon kuruldu diyelim. Genel Başkan’dan Bakanlık talebiniz olacak mı?

SERTEL:
Bu işi en iyi ben yaparım. Balbay var, Enes Berberoğlu var, Utku Çakırözer var… Ama ben o arkadaşlarla konuştum. Utku, Tuncay ve Mustafa ile konuştum. Basından sorumlu Bakan benim olmam lazım neden çünkü Anadolu’daki bütün medyanın başındaki adam benim. Türkiye’ deki bütün medya sorumlularını en iyi bilen benim. Bütün medya kuruluşlarıyla birebir göz göze tanışmış, oturmuş sohbet etmiş, telefon numarası olan benim. Basın özgürlüğü konusunda partimizin açıklamaları son derece tutarlı ve yerinde. İnsanları yargılayan, korkutan vergi memurlarıyla insanları özgürlüklerden alıkoyan… 154. sıradayız biz basın özgürlüğünde. Benim Bakan olmam noktasında, CHP’de bu görev düştüğünde ben bu ülkenin dünyada ilk 10 arasına girmesini isterim.

EGEDESONSÖZ: Sizin Bakanlığınızda herhangi bir gazeteye fiili bir saldırı gerçekleşir mi?

SERTEL:
Olmaz. Zaten medyanın büyük bir bölümü iktidara göre şekillendiği için hiç zorluk çekmeyiz. Bizim yanımızdakiler gene bize muhalefet eder (gülüyor). Onlar iktidara göre rotalarını çizdikleri için siz geride kalabilirsiniz yaklaşmada. Öyle bir Bakan olsak siz ancak karşıdan bakan olabilirsiniz. Kaplarlar etrafı çünkü siz görmeyin diye. 


BASINA İTİBAR İADESİ YAPILACAK

EGEDESONSÖZ: Medya ile ilgili reformist adımlar atacak mısınız? Bununla ilgili hazırlıklarınız var mı?

SERTEL:
Hazırlığımız Cemiyet ve Federasyon Başkanı iken de vardı. Bir kere basın özgürlüğü ve geleceğin medyası. Gazetecilerin güvenliği, güvenceli iş hayatı… Gazetecilik de çok erozyona uğradı, gazetecilere de güven kalmadı. İtibar iadesi yapacağız. Bir kere gazeteciliği temel ilkelerine oturtmak lazım. Suçlayan, karalayan asan kesen anlayıştan uzak tutmak. Birçoğu tetikçi mesela gazeteci değil. Bir adam çıkıyor kim olduğu belli değil, herkesi hedef gösteriyor, sallıyor, arkadan gidiyor operasyon yapıyor. Prim ve para kazanmak için yapıyorlar.

EGEDESONSÖZ: Sizin döneminizde bir gazeteci başka bir gazeteciyi köşesinden ölümle tehdit edebilecek mi?

SERTEL:
Eder mi niye etsin ya, öyle bir ortam kalmayacak zaten. Onu körükleyenler gidecek çünkü. Ama internet medyası açısından bakıldığı zaman neyin doğru neyin yanlış hangi haberin manipüle hangi haberin tek kişilik olduğunu bilemiyorsun. Bunu yasaya uygun hale getirmek lazım. Yani çalışanıyla, basın kartıyla yasalara uygunluğuyla bu işi yapmak lazım. Gazetecilik standardı neyse öyle olacak. Çok samimiyetle söylüyorum: Tarım ve hayvancılığı çok çabuk ayağa kaldırırız Türkiye’de ama basını çok çabuk düzeltemezsin. Çok uğraş vermek lazım. Gazeteciliği gazetecilik yapan kuruluşlara teslim edersen, meseleyi düzelteceksin. Bir yasa maddesi koyacaksın büyük holdingler, büyük gazete patronları devlet ihalelerine giremez diye bir madde koyacaksın. Bu kadar basit.

EGEDESONSÖZ: Kürt sorunu konusunda değerlendirmeniz nedir?

SERTEL:
Önce insan diye yaklaşırsan, merkeze de insanı koyarsan doğruyu bulursun. CHP’nin o yönünü çok seviyorum. Bu politikasını asla değiştirmemesi lazım. 1989’da Kürt raporunun Türkiye’ye kazandıracağı çok şeyler vardı. Tam 25 yıl kaybetti Türkiye ve 25 yılda şehitler 25 bin oldu. Her iki çizgide de yanlış vardı. HDP’nin mecliste olup bu sorunu mecliste çözmesi lazım. Ama HDP’nin de PKK ile olan bağını koparıp, Selahattin Demirtaş'ın son dönemde izlediği yol gibi teröre karşı net bir çizgi oturtması lazım. Yoksa bir yandan terörden beslenerek o çözüm yolunu bulamazsınız. İki tane kuruluş Türkiye’de önemli. Biri AKP biri PKK. Bana göre ikisi de HDP’nin meclis dışında kalmasını istiyor. HDP, PKK’ya dinletemiyor sözünü. AKP’nin de işine geliyor bu. PKK ile HDP arasındaki bağı kaşıyıp meclisten düşürmeye çalışıyor. 


ÖRGÜTÜN YANINDAYIM

EGEDESONSÖZ: Belediye Başkanlarının delege seçimleri ve örgüte müdahalesine nasıl bakıyorsunuz?

SERTEL:
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyeler sosyal demokrat belediyecilik anlayışı içerisinde hangi faaliyeti yapıyorlarsa İzmir milletvekili olarak tamamen yanında olacağım. Ancak yerelden siyasete ve özellikle örgüt seçimlerine yönelik müdahale söz konusu olursa da karşısında olacağım. Bu Genel Başkanımızın da talimatı olduğu için böyle. Yereldeki arkadaşların örgüt ve delege seçimlerine, ilçe seçimlerine müdahil olmamasını bizzat isteyen Genel Başkanımız. Genel Başkana karşı mı olalım şimdi. Ama ben de katılıyorum çünkü yereldeki siyaset yapan belediye başkanlarının duruşu, koltuğu, görevi değil parti içerisinde ayrıştırma. Sana şehir emanet edildi. Belediye Başkanının parti içerisinde siz kenara çekilin, siz yönetimi şöyle belirleyin, sen ilçe başkanı ol demesi durumunda hem kendisi yıpranıyor hem parti zarar görüyor.

EGEDESONSÖZ: Siz milletvekili olarak bu güç savaşında nerede duracaksınız?


SERTEL:
Ben bu güç savaşı içerisinde örgütümün yanındayım. Ben hiçbir şekliyle o tip bir şeyin içine girilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Delege dizayn edilir mi? Delege kendini dizayn etsin ama şunu talep edeceğim genel merkezden: Mahallelerde delege seçimleri çarşaf listeyle olsun. Kaç tane aday var 40. Kaç kişi seçilecek 15. 40 tane adayı yazsınlar, 15 kişiye çarpı koysunlar. Böylece iki liste birbirine girip kavga çıkacağına, tek listenin içerisinde herkes kendi gücünü görsün. Bu doğrudur.

 
Mutabakata kararlıyız
 
Normal bir vekillik istiyorum…
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Selahattin Güzel 21 Ekim 2015 Çarşamba 21:54

Harika bir röpertaj olmuş. Sertel'in siyasi deneyim ve birikimleri CHP'ye bir kazanç olarak dönecektir. Önce Türkiye... Önce insan... sloganı altında herkese çok görev düşüyor. Sevgiyle yaklaşırsak herkese çok şey değişir bu ülkede.

Yorumu oyla      10      2  
Hüdai 19 Ekim 2015 Pazartesi 18:28

Atilla Sertel bey ,herkonuda kendini kanıtlamış birisin,chp parti içinde ve gazeteciler cemiyetine iyi hizmet ettiniz,şimdi millet için yapacağına inanıyorum milletvekilliği hakettiniz,size güveniyorum..

Yorumu oyla      13      4  
Hür düşünce 19 Ekim 2015 Pazartesi 11:10

Tek kelime ile 'Adam gibi adam'

Yorumu oyla      14      4  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Mutabakata kararlıyız
Ege’de SonSöz Sohbetleri’ne konuk olan MHP Grup Başkan Vekili, İzmir 1. ...
AKP'nin 1 Kasım'da İzmir'deki oyu...
Egedesonsöz Genel Yayın Yönetmeni Fatih Yapar sordu, Büyükşehir Belediye ...
Hayatım İzmir, hayalim İzmir
AK Parti İzmir 1. Bölge milletvekili adayı Binali Yıldırım, Ege’de SonSöz ...
 
Bizde ekip her yerde!
Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila, Ege’de SonSöz Sohbetleri’ne konuk ...
Hayallerim Çeşme için...
Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, Ege’de SonSöz Sohbetleri’ne konuk ...
Siyaseti hayatta bırakmam
Ege’de Sonsöz Sohbetleri’ne konuk olan Narlıdere Başkanı Abdül Batur, ...
 
Benim hedefim siyaset
Ege’de SonSöz Sohbetleri’ne katılan Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali ...
Sonuna kadar giderim
Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, Ege’de Sonsöz Sohbetleri’ne ...
Çiğli'nin borcuna kefil oldu!
Çiğli Belediye Başkanı Hasan Arslan, Ege’deSonsöz Sohbetleri’ne konuk ...
 
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Veda zamanı geldiğinde…
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Bir Başkadır Artistik Kanıtlar
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Sarışın fettan efsane!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Yalanın gücü
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Al sana mücbir sebep!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Derdim bir olsaydı ağlamak kolaydı
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Yalnızlık senfonisi
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Çevreyi, Çevre Bakanlığı’ndan korumak!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Vazgeçmenin zamanı
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Tombaladan başkan!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva