RÖPORTAJLAR
11 Nisan 2014 Cuma

Binali Bey’le yarışmak benim için büyük bir zevkti…

Başkan Kocaoğlu seçimlerin ardından ilk büyük değerlendirmeyi Egedesonsöz’e yaptı.

Binali Bey’le yarışmak benim için büyük bir zevkti…

‘Bir acayip seçim’ geride kaldı ama o acayipliklerin ne olduğu/neden olduğu üzerinde hala duruyoruz. Sebep sonuç ilişkilerine kafa yoruyoruz, muhataplarıyla konuşuyor, sorular soruyoruz.
Aday belirlemeden başlayarak seçim süreci boyunca, içinde ‘Aziz Kocaoğlu’ geçmeyen bir cümle kurulmadığına, o da aylar öncesinden ‘aday olsam olmasam 2014 seçimlerinin sorumluluğu bana ait’ dediğine göre… Soruların ilk muhatabının da Aziz Kocaoğlu olması kaçınılmaz elbet.
Mazbatasını aldığı günün akşamı konuştuk Kocaoğlu’yla. İzmir siyasi tarihinde Eşref Paşa’dan sonra üç dönem üst üste belediye başkanı seçilmiş bir başkanın muzaffer ifadesinden uzak, her zamanki mütevazılığıyla yanıtladı sorularımı.
O kadar acayip bir seçimdi ki, ne kadar sorsam, sanki eksik kalacaktı. Belki, öyle de oldu… Cevaplarının kimi yeterince açıktı/netti/samimiydi; kimisi ise siyasi ve kapalı...
İzmir sonuçlarından dolayı ne mutlu, ne de mutsuz olduğunu çıkaramadım ama en keyif aldığı yanın… Müthiş bir reklam kampanyasıyla, 1414 projesiyle; gönülsüz girdiği seçime özellikle son ayda çok asılan, AKP hükümetinin en icracı ismi olarak bilinen ‘eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a karşı yarışı kazanıp Büyükşehir koltuğunu AKP’ye bırakmamak’ olduğu çok açıktı.
Söyleşi uzun, mesajlar çok, uzatmadan başlayalım…

 
GÖNÜL SOYOĞUL: Mazbatayı aldınız, üçüncü başkanlık döneminiz resmen başladı. Birinci dönem çıraklık, ikinci dönem kalfalık, üçüncü dönem ustalık mı?
AZİZ KOCAOĞLU: O iş biraz tehlikeli.

SOYOĞUL: Nasıl yani?
KOCAOĞLU: Ben usta olmak istemiyorum!

SOYOĞUL: Ne olmak istiyorsunuz?
KOCAOĞLU: Kalfalığa devam etmek istiyorum.

SOYOĞUL: Buradan şöyle bir şey çıkar mı? Kalfalık olarak devam etsin, bir dönem daha sonra ustalığa…
KOCAOĞLU: (gülüyor) Hayır, hayır, usta olmak gibi bir hedefimiz olmadığını söylüyorum. Usta olmak gibi bir hedefimiz yok. Hep kalfa, hep çırak, hep öğrenmek gerekiyor belediye başkanlığı yapmak için. Usta olduğunuz zaman ego problemi çıkabilir. Başka şeyler çıkabilir. O yüzden çıraklığa ve kalfalığa devam etmekte büyük fayda var.

SOYOĞUL: Seçim değerlendirmesine başlamadan önce, şunu netleştirsek... Bu seçim değişik bir seçimdi. Bunu seçimden önce de konuşuyorduk. Ne yerel seçim ne genel seçim. Sonuçlarını 2009 yerel seçimlerine göre mi değerlendireceğiz, 2011 genel seçimlerine göre mi? Ve tabii ‘başarılıyız’ açıklamasına neye göre yaptınız?
KOCAOĞLU: Tek taraflı bakmak zaten mümkün değil. Aslında konuya 2002-2004-2007-2009, bir trend bulmak istiyorsak bunlara da bakmak gerekir ama mutlaka 2009 seçimini göz ardı etmemek gerekir. 2011 seçimlerinin de son seçim olması dolayısıyla belirli bir ağırlığının olması gerekir. Tek seçime, tek ilçeye bakarak böyle bir değerlendirme yapılması doğru değil. Seçimde başarısızsın 8 ilçe kaybettin, iki ilçe aldın 6 ilçe kaybın var. Kayıplar söyleniyor da kazançlar niye söylenmiyor? Kayıplara baktığınızda çok küçük bir istisna harici burada Kiraz seçimlerini biraz istisna tutmak lazım; Kiraz’da manevi bir seçim olduğu aşikar. Diğerlerine baktığınızda uzun boylu bir fark olmadığını görüyoruz.

SOYOĞUL: İlçe ilçe değerlendireceğiz zaten ama neden o kadar geriye gittiniz, 2002 seçimlerine?
KOCAOĞLU:2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi başarılı. 16 milletvekili çıkartmış. Bugün 29. 2007’de yüzde 34. 2009’da il genel meclisi oylarımız yüzde 48 küsur. 2011’e baktığınızda yüzde 43 küsur. Bugün 46 küsur, il genel meclisine indirgediğinizde. Sürekli büyüme trendi gösteriyor az çok. Türkiye genelinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyuna baktığınızda 89’da yerel yönetimlerdeki çok büyük kazanımda oyu yüzde 28.7. bugün baktığınızda Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyu yüzde 28.6’yı yakalamış. 89’dan bu yana en yüksek oya ulaşmış. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne baktığımızda 2009’daki oyu 38 küsur, bugün 45 küsur. Oraya baktığımızda bir başarı görülüyor. 2011’de bir başarısızlık görülüyor. Bu son söylediğim 3 tane rakam AKP penceresinden baktığımızda seçimlerde ekonominin nasıl bir etki yaptığının çok büyük ispatıdır. 2009’da ekonominin büyüme oranı eksi 14, yansıma 38 küsur. Şimdi büyüme arttı yansıması 45’tir… Böyle bakmak gerekiyor. Birinci faktörün ekonomi olduğunu, büyüme olduğunu, lokmanın büyümesiyle bağlantılı olduğunu… Ama tabii ki ben sadece ekonomi ile değerlendirecek kişi değilim. Bunun yanında siyasi, sosyal, kültürel birçok etkenin, hukukun hepsinin etkisinin olması gerektiğine inanıyorum. Ve zaten onların da etkisi vardır. Ama birinci olan yaşam kavgadır, ekonomidir. Böyle bakıyorum. Bu seçimlerde AKP gerilemiştir CHP oyunu artırmıştır. CHP ileri gitmiştir. Bunu geçen gün bir yerde de söyledim. Cumhuriyet Halk Partisi uzun yıllardır muhalefette olmanın, uzun yıllardır bir sıçrama gösterememesinden dolayı hep iyimser, hep iddialı seçimlere gider. Zaten siyaset bir iddiadır. Ondan sonra da sıçrama olmadığı zaman birkaç seçimden sonra birkaç ay sarsıntı yaşar. AKP sayfa sayfa televizyonlara teşekkür ilanları verirken Cumhuriyet Halk Partisi sessiz kalmakta, Cumhuriyet Halk Partisi ilçe örgütleri günah keçisi aramaktadır.
İzmir’e baktığınızda, İzmir’de çok büyük bir proje hayata geçirilmiştir. Ben tabii ki Cumhuriyet Halk Partisi aday adayı olup, aday gösterilmeyince başka partilerden yahut bağımsız aday olanlar hakkında, demokratik haklarını kullanmalarından dolayı söz söylemek istemiyorum. Bugüne kadar söylemedim ama bunların İzmir’de yaptıkları tahribatın en güzel değerlendirmesini İzmirli hemşerilerimiz yapacaktır. O ilçelerdeki hemşerilerimiz yapacaktır. Mesela beni en çok yanıltan konu… Seçim öncesinde söylediğimiz sözlerin hepsi üç aşağı beş yukarı doğru çıktı, maksimum yüzde 10 yanılmayla doğru olduğu ortaya çıktı. Ama bu arkadaşların (CHP’den ayrılıp DSP’den veya bağımsız aday olanları kastediyor) bu kadar oy alacağını öngöremedim.

SOYOĞUL: Yani yanılmanız orada oldu.
KOCAOĞLU: Evet. Bu arkadaşların bu kadar oy alacağını öngöremedim. Normal şartlar altında da almamaları gerekiyordu. 

SOYOĞUL: Nedeni ne?
KOCAOĞLU: Bunun bana göre önemli nedenleri var. Önemli nedenlerden bir tanesi de bunu kimseyi suçlamak için söylemiyorum; sonunda AKP furyasına dönüşmesi. Ve AKP’yi destekleyen basın organlarının yandaş demek doğru değil göbekten demek daha doğru… Bu basın organlarının bu arkadaşları, neredeyse AKP’nin önünde desteklemeleriyle karşı karşıya kaldık. Onların pompalanmasıyla karşı karşıya kaldık. Bu kadar manipülasyonun olacağını öngöremedim iyi niyetimden dolayı. Ama Cumhuriyet Halk Partisi başarılı çıkmıştır. 5 ilçe, sadece adaylar yüzünden kaybolmuştur.

SOYOĞUL: Henüz aday olup olmama kararını vermediğiniz günlerde sizinle yaptığım röportajı hatırlatmak istiyorum. O gün size ‘İzmir’de 10-15 ilçenin CHP açısından riskli olduğunu söylüyorlar, ne dersiniz’ diye sormuş, siz de ‘o kadar değil; 3 ilçe, bilemediniz 4 ilçe’ cevabını vermiştiniz. Ve demiştiniz ki: 2009 öncesi genel merkezde tahmin yapılırken ‘siz hata yaparsanız, biz hata yaparsak örgüt hata yaparsak fire veririz. Nitekim Tire’de genel merkez, Bayındır’da örgüt hata yaptı oralar kaybedildi.
Siz yine o röportajda ‘2014 seçimlerinin sorumluluğu aday olsam da olmasam da bana ait’ de dediniz. Aday olduktan sonra da Büyükşehir’de yüzde 60 oy oranı beklediğinizi, 30 ilçenin de CHP tarafından kazanılacağını basınla da paylaştınız. Eli yüksek tuttunuz, oy oranı dediniz, sayı verdiniz. Şimdi ortaya çıkan tabloya bakınca ne diyorsunuz? Yüzde 60’dan başlayalım. Sizi yanıltan kamuoyu araştırmaları mı?
KOCAOĞLU: Hayır, beni yanıltan onlar değil. Yanıldığım noktayı söyledim. Çok farklı seçim atmosferi olmasıdır. Devlet kurumlarının yanlı davranması. Başta Vali’nin yanlı davranması, etken olmasıdır. Onları topladığınızda, DSP’nin kırdığı havaya baktığınızda… Bakın, İzmir’in en hassas ilçelerinde bir tanesi Karşıyaka’dır. Karşıyaka’ya dair kimsenin manipülasyon yapması kolay değildir. Karşıyaka’da yüzde 71 oy aldık. Diğer ilçelere baktığınızda 3 ilçe hariç Torbalı, Kiraz ve Kemalpaşa’da sadece Binali Bey bizi cüzi geçmiştir. Geride kalan yerlerde de kim kazanırsa kazansın, Büyükşehir’in oyu yüksektir.

SOYOĞUL: Sizin o röportajda kast ettiğiniz, riskli dediğiniz 3 veya 4 ilçe?
KOCAOĞLU: Bunların içinde Kemalpaşa hep vardı. Kiraz’da problem vardı. Kınık’ta adaydan dolayı, bizim adaydan değil, eski adaydan dolayı bir problem yaşanacağı; ki, orada partinin de bizim de tespitimiz doğrudur. Ama son anda kendi ayağına kurşun sıkmıştır Süleyman Kaya. Bunun dışında Kınık’ta DSP faktörü… DSP demeyelim de adayın başka bir partiden aday olması etkili olmuştur.
Aliağa’da yine bir aday adayının, başka partiden aday olmasından dolayı seçim kaybolmuştur. Orada başka nedenler de olduğu söyleniyor. İspat etmeden söylemek çok doğru değil. Zaten Bakırçay’da iki yer kayıptır.
Esas kaybı Küçük Menderes’te verdik. Küçük Menderes’te 370 oyla kaybettik Bağımsız ve DSP’den aday olan arkadaşların aldığı oy 5000’e yakındır. 370’e 5000 oy…
Torbalı bizim için çok büyük sürpriz oldu. Orada da DSP belirleyici oldu.
Konak’ta mesela oyumuzun düşmesi, ortalamayı etkiledi. Orada da DSP etkiledi. 
Urla’da yine DSP etkili oldu. Hepsini topladığınızda, mesela Ödemiş’te farklı faktörler oldu. Başkan çok başarılıydı. 3 tane büyük proje yaptık. Başkan da çok başarılıydı. Bunların arasında en enteresan gelen Ödemiş. 


SOYOĞUL: En şaşırdığınız ilçe Ödemiş mi?
KOCAOĞLU: Evet.

SOYOĞUL: Niye?
KOCAOĞLU: Ödemiş’te seçimi almamız lazımdı normal şartlar altında. Bekir Keskin teknik olarak çok başarılıdır. Arıtmasını, garajını, sebze halini, et entegre tesisini yaptık. Araştırılır, sandıklara tek tek bakılır. Köylerden düşük oy alınmasının etkisi var.

SOYOĞUL: 2009 seçimlerine baktığımızda, size en çok oy o bölgelerden, kırsaldan gelmişti. Ki bunu size muhalif milletvekili de söylüyordu o zaman, sizin kırsalda çok sevildiğinizi… Şimdi bu sonuçları nasıl açıklıyorsunuz?
KOCAOĞLU: Bayındır’da biz oy kaybetmedik. Tire’den de çok oy aldık. Burada birçok parti seçime girdi. 2009’da üç partili bir yarıştı. DSP, diğer partiler oldu. Bağımsız oldu. İşçi Partisi seçime girdi. Seçimin de kendine has atmosferi vardı.

SOYOĞUL: Belki de İzmirli seçmeni hayal kırıklığına uğratan, sevinçten sokaklara dökmeyen şey tam da buydu, o seçim havası... Gezi olaylarının biriktirdikleri, 17 Aralık olayı. Her gün yayınlanan tapeler, Binali beyle ilgili tapeler İzmir’deki seçimin rekor oyla kazanılacağı algısını uyandırmıştı. Ama öyle olmadı. Neden olmadı?
KOCAOĞLU: Genel değerlendirmeler de o yöndeydi. Bu çok yanlış bir değerlendirme değil. Başka faktörler var. Çok farklı faktörler de var.

SOYOĞUL: Bizim bilmediğimiz faktörler ne?
KOCAOĞLU: Çok farklı faktörler var. Başında da söyledim devletin acımasızca taraf olması, hükümetin acımasızca taraf olması. İşadamlarından tutun herkesin seferber olması. Son üç güne girdiğimizde çok şeyin değiştiğini.. Kamuoyu araştırmamızdan çok büyük sapma oldu. Bizim tahminimiz ve konuştuğumuz, değerlendirmeye dayanmaktadır. Yüzde 50 kamuoyu araştırmasında gelmedi bize. Son haftaya gelene kadar hep Yüzde 60’tı. Ne olduysa, son bir haftada oldu.

SOYOĞUL: İş adamları derken… Nasıl etkiledi?
KOCAOĞLU: Onlara sormak lazım. Düşünürseniz bulursunuz.

SOYOĞUL: Seçimin çok değişik ortamı vardı sözü…
KOCAOĞLU: Yaşadık yaşadık. Karabağlar’da müracaat ettiler sandığa, oyumuz 1000 oy arttı. Buca’da 1600 oy başkasına yazılmış. 1600 oy ne demek…

SOYOĞUL: Seçim hilesi yapıldı mı demek bu?
KOCAOĞLU: Her türlü manipülasyon yapıldı demek. Bakın bu seçim İzmir’de böyle yapıldı. Bir defa bunun gibi seçim yaşanırsa, bir daha bu ülkede seçim yapmaya gerek yok! Sonuç aynı çıkacaktır.

SOYOĞUL: Peki Cumhuriyet Halk Partisi niye organize olamadı, her sandıkta müşahit bulunduramadı? Bunu da sormak gerekiyor. Ben de biliyorum ki bazı sandıklarda Cumhuriyet Halk Partisi’nden müşahit yoktu. Benzer şikayet, bazı AKP’li adaylardan da geldi kendi partileri açısından…
KOCAOĞLU: Her partinin irili ufaklı zafiyeti var. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin olmaması gerekir. Şöyle… Sandık görevlileri yazma çalışması çok ayrı ve hassas bir çalışmadır. Onu ben örgüt içinde toplantıda vs. dilimin döndüğü kadarıyla anlattım. Söz gelimi Ahmet ya da Mehmet ya da Ayşe/Fatma çok iyi bir partili olabilir ama kişilik olarak sandık temsilcisi olmaya uygun değildir. Orada farklı nitelikler gerekiyor. Dirençli, bilgili ve iddialı olması gerekir. O iddianın peşinde olması gerekiyor. Her parti daha doğrusu siyasetçiler, o eski iddiasında değil. Daha çok bu işten kişisel ikbal bekleyen arkadaşların, çok farklı eğitimden geçmesi gerekir. Siyasetin ne olduğunu öğrenmeleri gerekir ama mutlaka ülkenin geleceği için hizmet etmesi gerekir. Benim menfaatim önemli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin menfaati önemli, Türkiye’nin menfaati önemli. Ben sıralamayı her zaman şöyle yapıyorum. Türkiye Cumhuriyeti ile çelişen bir şey varsa ben yanında olurum. Türkiye Cumhuriyeti devleti vatanı milleti, Cumhuriyet Halk Partisi, düşerse Aziz Kocaoğlu. Ben bunu yaşamımda gösterdim. Bu seçimlerde samimiyetle aday olmama tarafı ağır basan, herkes biliyor ki biz seçimi alacağımız bir arkadaşla yürümek ona destek olmak üzere bu sürece başladık. Şartlar böyle gerektirdi, aday belli olunca da gittik, kimseye de danışmadık. Görev verildi. Bunu düşünmek zorundayız. Efendim ‘ben aday olmadım benim hakkımdı beni aday yapmadılar ben olurum’ dedim olur mu? 10 kişi 20 kişi aday adayı olur, 1 kişi aday olur. Aday gösterilmedi diye onur zedelenir mi ya?



SOYOĞUL: Hiç değilse mevcut belediye başkanlarına Cumhuriyet Halk Partisi daha farklı yaklaşabilirdi; bu zarafetle anlatılamaz mıydı?
KOCAOĞLU: Böyle bir şey yapılsa olabilirdi. Ama biz ne yapıyoruz, bütün aday adayları müracaat ediliyor. Belediye başkanlığı yapmış olması bir avantaj sağlamıyor. Siz de ben de aday adayıyız. Eşit şartlarda yarışıyoruz. Mevcut belediye başkanlarına teşekkür etmek olabilir ama bu iş benim işim de değil. Ben çoğu arkadaşla da konuştum…

SOYOĞUL: Kızgınlığı ifade eden, niye aday olamadığını söyleyenler en çok ‘Aziz bey bize evet demişti’ dedi. Dediniz mi?
KOCAOĞLU: Böyle bir yetkimiz yok ki! Ben aday adaylarını kabul etmedim. Mesela Sibel Uyar. Ben hiç tanımadan aday oldu. Hiç elini sıkmamıştım. Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun. Ben hiç tanımamıştım. Aliağa Belediye Başkanı Barış Eroğlu. Ben hiç tanımamışım. Siz bana gelip ‘Aziz kardeşim ben aday adayı olmak istiyorum. Ne dersin’ diyorsunuz; ben de ‘hayırlı olsun. Başarılar dilerim’ diyorum. Ne demem lazım? ‘Aday olma mı’ demem lazım? 300 tane aday adayı vardı. 50 tane var yok bana ulaşmıştır. 50 tanesine de ‘madem niyetin var şansın var’ dedim. Başka da bir şey söylenmez. Cevabını bildiğin soruyu sormayacaksın. Aday olmak için yola çıkmış bir arkadaşa ‘aday olma’ denmez. Başka partiden ya da bağımsız aday olan arkadaşlar demokratik haklarını kulandılar. Demokratik hakkını kullanıp aday olmak isteyen arkadaşa nasıl set çekersin? Hangisine ‘aday olma’ deseydim aday olmayacaktı?

SOYOĞUL: Aliağa ilginç bir seçim oldu. Mesela Hakkı Ülkü’nün adaylığına nasıl baktınız?
KOCAOĞLU: Hiç karışmadım. Ne yüzüne ne genel merkeze bir şey söyledim. Son akşam da olmadı. Herkes bizden biliyor, olmadı. Ama Hakkı Ülkü’ye ben aday olmadan bir sene veya daha da önce bir sohbet esnasında bir laf söyledim. Dedi ki ‘aday olmayı düşünüyorum.’ Dedim ki ‘Aday olma. Sen milletvekilliği yaptın, belediye başkanlığı yaptın. Kaybedersen ne olur?’; ‘Mahvolurum’ dedi, ‘Senin gibi siyasette bu kadar iş yaptıktan sonra mahvolacak bir riske girmene ne lüzum var? Ben olsam girmem, sen bilirsin’ dedim. Bunu arkadaş olarak, bir sohbet anında söyledim.

SOYOĞUL: Siz 30 ilçenin belirlenmesi…
KOCAOĞLU: Ben 30 ilçeyi kendi bildiğim, dağarcığım çerçevesinde değerlendirdim sadece ve sadece Genel Başkan’a 2-3 defa yorum yaptım. Ve hiçbir ilçede mevcut adaylardan ‘bununla devam edelim’ dediği yerler hariç, hiçbir yerde, hiç aday önermedim. Aday adayları için de ‘şununla seçim alınabilir, bunun şu özelliği var’ dedim. Genel Merkez’e 30 ilçede denge kuracak bilgileri siz vereceksiniz. İlçe kendisine bakar, meclis üyelerini belirler. Biz 30 ilçeye bakarız. İlla şu aday olacak dediğim bir aday olmadı. Ama önerilerim oldu. Bu da en doğal hakkımdır.

SOYOĞUL: Ege Tv’de Söz Meclisten İçeri’de de ‘olmazsa olmazlarımı söyledim Genel Merkez’e’ dediniz. Onlara uydu mu genel merkez?
KOCAOĞLU: Onlar için uygun görülen yerlere uydu.

SOYOĞUL: Belli ki söylemeyeceksiniz.
KOCAOĞLU: Söylenecek bir şey yok. Genel Merkez’e bir şey yapamayız ki. ‘Ne yapılmaz’ı götürüyor söylüyoruz, gayet samimi, gayet art niyetsiz. Hep tarafsız kalarak doğruları söylememiz lazım. Bizim en önemli vasfımız, hiçbir zaman manipülasyon yapmayız. Hiç manipülasyon yaptığımı, eksik bilgi verdiğimi gördünüz mü? 10 yıldır çalışıyoruz, siz gazeteciler işinizi, ben işimi yapıyorum, gördünüz mü manipülasyon yaptığımı? Yansız bakmak zorundayım.

SOYOĞUL: Bornova’da Kamil Okyay Sındır’ın Genel Merkez’le güçlü ilişkilerine rağmen değiştirilmesi de çok konuşuldu. Bunun tümüyle sizin takdiriniz olduğu söylendi. Öyle mi?
KOCAOĞLU: Genel Başkan’ın takdiridir.

SOYOĞUL: Sizin değil yani?
KOCAOĞLU: Bizim haddimiz değil.

SOYOĞUL: Burada ‘siyasetçi cevabı’ aldığımı not düşüyorum…
KOCAOĞLU: Hayır, siyasetçi cevabı vermiyorum. Ben Bornova için bir değerlendirme yapmış olabilirim ama kararı veren ben değilim. Kararı veren Genel Başkan.

SOYOĞUL: DSP faktörünü, bu kadar oy alabileceğini öngöremediniz, bir de MHP faktörü var. O da çok oy aldı.
KOCAOĞLU: Yok. Belli yerlerde aldı. 2009’da 7.2 aldı, 2011’de 14 küsur aldı. Genel seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi’nin tabanı kendi partisine oy verir. Vermek zorunda zaten. Ama yerel seçimde kendi partisi kazanamayacağı için, ikinci tercihine oy veriyor. Bu sefer iki yerde, daha doğrusu her yerde asıldı; Aliağa ve Kiraz’da tutturdu.



SOYOĞUL: Büyükşehir adayı Murat Taşer’in iki hedefi vardı. Hem size hem Binali beye yüklendi.
KOCAOĞLU: Daha çok bana yüklendi.

SOYOĞUL: Size biraz daha fazlaydı ya da bazı medya sizinle ilgili kısmını öne çıkardı diyelim.
KOCAOĞLU: Öyle de olabilir. İktidarda olduğumuz için de yapmış olabilir.

SOYOĞUL: Buna karşılık siz seçim kampanyasında hiç MHP’yi hedef almadınız. Tek hedefiniz neredeyse Ak Parti ve Binali Yıldırım oldu. Bunu sorduğumuzda da dediniz ki, ‘seçimin sonuna kadar MHP’ye dokunmayacağım.’ Neden?

KOCAOĞLU:
Murat kardeşim oyunu artırmak için konuşuyor, konuştu. Murat’ın ben fakülte yıllarını biliyorum. Kardeşlerini, bütün kuzenlerini, amcalarını, hepsini tanıyorum. Hepsi ahbabımız. Yarın da yüz yüze bakacağız. Murat’a bir şey söylemenin, dostluk, arkadaşlık aynı çarşıda olmanın şeyiyle hoş görmek düşüncesindeydim. Hem de hedefi şaşırtmamak gerekirdi. Hedef belliydi. Hedef AKP’nin adayıydı tabii ki.

SOYOĞUL: Aliağa seçimlerinin birçok açıdan incelenmesi gerekiyor. Mesela Cumhuriyet Halk Partisi Aliağa’da 3. Parti. Büyükşehir oylarına baktığımızda Aziz Kocaoğlu birinci. Neden böyle sizce?
KOCAOĞLU: Aziz’i desteklerken Büyükşehir belediye başkanını seçiyor, ilçeye oy verirken de ilçe başkanını seçiyor. İlçe belediye başkanlığında CHP’nin AKP’nin DSP’nin MHP’nin adayını tercih ediyor.

SOYOĞUL: Selçuk sonuçları da enteresan. Selçuk’ta Vefa başkanın üç dönem belediye başkanlığı var. Genelde üç dönem yapmış olanları parti yeniledi. Çeşme bunlardan birisiydi. Dikili’de bu yönde karar verildi. Peki Selçuk’ta bu ısrar neydi? Çünkü Vefa Ülgür’den memnuniyetsizlik vardı ki Vefa Bey meclis üyelerinden daha az oy aldı.
KOCAOĞLU: Menderes’te de aynı. Menderes Meclisi’nde tek başımıza iktidarız.

SOYOĞUL: Bu neden? Selçuk ve Menderes örneklerini de alalım. Selçuk’ta neden?
KOCAOĞLU: Şimdi Selçuk’ta Vefa’ya karşı bir kampanya yürütüldü sanıyorum. Vefa’nın şahsına karşı bir kampanya. En azından Binali Bey’den oyumuz yüksek. (elindeki YSK sonuçları listesine bakarak) Yüzde 44/72 biz almışız, yüzde 35-21 Binali Bey almış, yüzde 14/38 de Murat bey almış. İlçe başkanlığına geldiğimizde… Vefa başkan 8607 oy, yüzde 36 almış, AKP 8622 oy almış, MHP de 5100 oy almış. Meclis üyeliğine baktığınızda Selçuk’ta 8828 CHP almış, 7939 AKP almış. 5200 de MHP almış. At başa giden bir seçim. Büyükşehir’e baktığınızda bizim oyumuz 23900, 10778 AKP. Binali bey, AKP adayından 200 oy fazla almış. Murat bey de 3450 oy almış. Demek ki MHP’den bize ciddi bir oy kayması var Büyükşehir’de.

SOYOĞUL: Bu sonucu tahmin edebildiniz mi yaptığınız araştırmalarda?
KOCAOĞLU: Vefa başkana karşı bir menfi kampanya yürütüldüğü 1-2 senedir bilinen bir şey ama parti tercihini bu yönde kullandı. Selçuk’ta kayıp, gerçekten sürprizdir.

SOYOĞUL: Siz bu öngörebilmiş miydiniz?
KOCAOĞLU: Siyasette şöyle bir kural vardır. Mevcut başkan kesin kaybediyorsa, mevcut başkanı değiştirmek zorunda kalırsınız. O riski genel merkez üstlenir. Çok güçlü olduğunuz yerde adayı değiştirmek istiyorsanız, o zaman rahat bir değişim yaparsınız. Ama kritik olan yerlerde adayı; Genel Merkez yetki tamamen kendisinde de olsa kolay kolay değiştiremez. Siyasetin kendine has böyle kuralları vardır.

SOYOĞUL: Konak’taki seçimlerde hakikaten çok kıyasıya, acımasız bir rekabet yaşandı. Yarışın ikincisi, eski danışmanınız AKP adayı İlknur Denizli’ydi. Başarılı buluyor musunuz aldığınız oy oranını? Duygularınızdan arınarak değerlendirebilirsiniz tabii…
KOCAOĞLU: Bizde artık duygusal takılmak söz konusu değil.

SOYOĞUL: İlknur Denizli başarılı mı? O kadar oy alabileceğini tahmin edebiliyor muydunuz?
KOCAOĞLU: Başarının kıstası ne? Bana göre başarısız.

SOYOĞUL: Sizin başarı kıstasınız ne?
KOCAOĞLU: Başarı ciddi bir oy alması, arayı açması gerekiyordu. Acımasızca bize vuran, acımasızca DSP’nin adayını göklere çıkartan, basındaki pompalamalara baktığınızda başarılı olmadığını düşünüyorum. Ve daha fazla oy alabilir miydi kısmına da pek ihtimal vermiyorum. Çünkü İzmirli seçmen değerlendirmesini yapıyor. Yaptı da…

SOYOĞUL: Yüzünüzden anlam çıkarmaya çalışırken, sözlerinizi dokuz boğumdan geçirdiğinizi görüyorum…
KOCAOĞLU: Ben Konak için yüzde yüz ifade edeyim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı dört dörtlük oturmuştur ve başarılı olacağına inanıyorum. Konak için söylenecek söz budur.

SOYOĞUL: Peki Binali Bey’i nasıl buluyorsunuz? Kendisi seçimin ertesi sonuçları ‘başarılı değilim çünkü kazanamadık, daha fazla oy kazanmamız gerekiyordu’ diye yorumladı, sizce?
KOCAOĞLU: Şimdi başarılı-başarısız… Binali bey hakkında yorum yapmak istemiyorum. Devlet yatırım bütçesinin çok büyük bir bölümünü harcayan bir bakan ile yarışmak benim için büyük bir zevkti. (gülümsüyor)

SOYOĞUL: Sırf onun için aday olmuş gibi bir hava estirdiniz zaten. Binali Yıldırım’ın aday olduğu açıklandığı anda gittiniz aday oldunuz.
KOCAOĞLU: Benim için büyük bir zevkti. Sonuç üç aşağı beş yukarı bekleniyordu. Ben bu konuda çok çetin bir seçim geçeceğini bilerek bu yarışa girdim ve sonuçta başarılıyız diye düşünüyorum her şeye rağmen! Benim tabii başka düşüncelerim de var. Onları belediye başkanlığı bittikten yazarız.

SOYOĞUL: Anılarınızı kaleme almayı düşünüyorsunuz…
KOCAOĞLU: Evet evet. Daha soğukkanlı, daha uzaktan bakarak… Sıcağı sıcağına olmaz bu işler. Ama Binali Bey’in seçimden sonraki konuşmaları benim için malum olan şeylerin İzmir kamuoyuna, basın da doğru bilgilendirirse malumun ilanıdır.

SOYOĞUL: Kınık, Kiraz ve Ödemiş’in sonradan Bütünşehir’e dahil olması da sonuçlarda bir etki yarattı mı?
KOCAOĞLU: Çok fazla ihtimal vermiyorum.

SOYOĞUL: Peki Gündoğdu mitinglerinin etkisi ne oldu? Hem AK Parti büyük bir kalabalık topladı hem Cumhuriyet Halk Partisi görkemli bir miting yaptı. Bunların etkisi oldu mu?
KOCAOĞLU: Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu kadar kalabalık miting yapmasının nedeni, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mitinge çok farklı şekilde asılmasıdır. Çok çalışıldı mitinge, çok farklı yerlerden insanların geldiğini görüyoruz. Bu sefer o mitingi görünce İzmirliler kendiliğinden çoluğuyla çocuğuyla geldiler. Cumhuriyet mitingini bir kenara bırakırsak, o miting İzmir’de yaşadığımız en kalabalık mitingtir.

SOYOĞUL: AK Parti eğer o kadar kalabalık toplamasaydı…
KOCAOĞLU: Bu kadar kabalık gelmezdi…

SOYOĞUL: Oy kullanma anlamında da artırıcı bir rol oynadı görüşüne katılıyorsunuz o zaman?
KOCAOĞLU: Katılıyorum… Etki-tepki.

SOYOĞUL: En şaşırtan sonuç Ödemiş demiştiniz. Şaşırtması aynı zamanda üzmesi anlamına da gelir ama en çok üzüldüğünüz Selçuk mu?
KOCAOĞLU: Hepsi için üzüldüm. Her yer için üzüldük. Ayrısı gayrısı yoktur.

SOYOĞUL: Bu seçimler Türkiye açısından bize ne anlatıyor? Nasıl bir mesaj verdi vatandaş?
KOCAOĞLU: Vatandaş her zaman doğrusunu yapar. Vatandaş vermedi de almadı da bunların hepsi boş laf. Vatandaşın verdiği karara öyle laf olsun diye değil, gönülden saygı duyacaksınız. Öpüp başınızın üstüne koyacaksınız. Siz kendinizde arayacaksınız. Biz kendimizde aramak zorundayız. Bana göre bu seçimin en önemli şeyi başında da söyledim ekonomi dedim. Başka faktörler de var. Onlar da yazılır çizilir. AKP’nin oylarında yüzde 5 civarında bir gerileme var. Bu yüzde 5 gerilemede birçok faktör vardır. Bunların içinde 17 Aralık sürecinden etkilenen insanlar da vardır. Ama böyle birdenbire şu oldu bu oldu diye, 17 Aralık sürecinin siyasete yansıması benim konum değil. Ben o işlerden yüzümün akıyla çıkmış bir siyasetçiyim. Ve seçim sürecinde de 17 Aralık sürecini değerlendirmedim. Onu, toplumun değerlendirmesine bıraktım. Benim işim de değil. Ben belediye başkanıyım. Ama sosyologlarımızın, tarihçilerin bu konuyla ilgilenmesinde fayda var. Ben etkilediğine inanıyorum ama ne kadar bilmiyorum.

SOYOĞUL: İzmir seçmeninin size verdiği mesajı birkaç cümleyle ifade edersek…
KOCAOĞLU: Çalış diyorlar. Daha çok çalış diyor. Ben öyle anlıyorum. Tamam çalışayım, zaten çalışmak için geldik, canhıraş çalışayım ama örgütle beraber biraz da tanıtım yapalım. Gördük ki, yaptığımızın bunca işi anlatamadığımızın bir payı var, bir de çok riskli bir iş yaptık siyaseten. 10 sene altyapıya çalıştık, altyapıdan hiç çıkmadık. ‘Hep altyapı yapıyorsun. Biraz üstyapı da yap’ dediler, biz temel sağlam olsun düşüncesindeydik. İzmirli hemşerilerimiz bizim o çabalarımızı idrak etti ki, bu oyu aldık.

SOYOĞUL: Şimdi buradan üçüncü döneminize gelelim. Bu bir ipucu veriyor. Bu dönem daha çok üstyapıyla ilgileneceğiz diyorsunuz.
KOCAOĞLU: Sıra geldi. Efendim ‘şunu yap bunu yap’ tamam yapalım olur da… Ya kardeşim, Körfez hariç bütün sahillerimizde kanalizasyon denize akıyordu. Onu mu yapayım, yoksa başka bir şey mi yapayım? Şimdi sıra geldi.

SOYOĞUL: Bugüne kadar ekibinizle ilgili değişik eleştiriler aldınız. Kimi kızım sana söylüyorum gelinim sen anla hesabına yaptı bu eleştirileri. Bir kısmı da samimiyetle söyledi. Şimdi buna da sıranın geldiği anlaşılıyor sözlerinizden ve açıklamalarınızdan. Nasıl bir yönetim şeması düşünüyorsunuz? Bütünşehirle işiniz daha da arttı…
KOCAOĞLU: Hemen acil yapılması gereken değişiklikler var. Mutlaka ekibin takviye edilmesi gerekiyor. Arkadaşlarımız eleştirildi ama bu eleştirilerin payında haksızlık payı çok yüksekti. Yorulmuş arkadaşlarımız var mı, var. Takviye edilmesi gerekir, eleştirilmesi gerekir. 10 senedir böyle gidiyoruz. Ama bu kadro namuslu bir kadrodur. Böyle bir fırtınada, 2011 Mayıs sürecinden çıkmak apayrı bir başarıdır Türkiye’nin bu koşullarında. Siyasetin bu kadar farklı konuşulduğu yerlerde yüzünün akıyla çıkmak ekibinle beraber, olağanüstü başarıdır.

SOYOĞUL: Ekibinizin hakkını teslim ediyorsunuz. Ama bir yandan da yeni döneme uygun değişiklikler de olacak işareti veriyorsunuz. Kısa vadede yapacaklarınız, uzun vadede yapacaklarınız…
KOCAOĞLU: Uzun vadede şöyle bir şeyi yapmamız gerekiyor. Organizasyon şeması ve iş tanımlarını Büyükşehir, bazı şirketler, İZSU bir ihaleye çıkarak bilimsel bir organizasyon şemasına iş tanımlarına ve emir komuta zincirinin belirlenmesine kadar, onu yaptıktan sonra performansına göre değerlendirme sistemini oturtmamız gerek. Göreve geldiğimden beri kafamda bu, soru işareti. Ben yönetim organizasyon mezunuyum. İhaleye çıkmamız gerekiyor. En azından 2-3 sene sürecek bir çalışmadır ama Türkiye belediyeciliğine örnek olacaktır.

SOYOĞUL: Üçüncü döneminizde nasıl bir çalışma, farklılık göreceğiz?
KOCAOĞLU: Çalışacağız. Daha programlı daha disiplinli çalışacağız. Belediyeye belediye başkanlığı yapmayacağım…

SOYOĞUL: Makamımda oturmayacağım diyorsunuz.
KOCAOĞLU: Evet. Sokakta olacağım. Sürekli halkın içinde olacağım. Ama kimseyle uğraşacak halimiz yok. Herkes ne yaptığını biliyor, biz de kimin ne yaptığını biliyoruz. Allah selamet versin. Halk en iyisini yapar, 5 sene daha Allah ömür verirse bu çukurda birlikte yaşayacağız, çalışacağız.

SOYOĞUL: Genel merkezde seçim sonuçlarıyla ilgili bir hesaplaşma bekliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partisi, Genel Başkan’ın dediği gibi gıdım gıdım oy artırıyor olabilir ama AK Parti ile baş edebilecek parti görüntüsünü vermemesini…
KOCAOĞLU: Hiçbir şey beklemiyorum. Olması da doğru değildir. Hesaplaşma olması doğru değildir. Hesaplaşma yapmak için beyanat veren arkadaşlarımın da İzmir ölçeğinde söylüyorum, hepsini tanıyoruz biliyoruz. Yaptıkları görevleri de biliyoruz. Saygı duyuyoruz tabii ki. Benim başından beri konuştuğum bunu da başta genel başkanımız olmak üzere paylaştığım… Konuşmamın başından beri ekonomiye vurgu yapıyorum. Partinin geneliyle bir ekonomik modeli, insana dayanan, üretime dayanan, tarımından sanayisine, hizmet sektöründen turizmine varıncaya kadar ülkenin kalkınmasına dayanan net, nedeni sonucu getirisi götürüsü belli olan, makro düzeyde, gerekirse bölgeler düzeyinde bir ekonomik kalkınma programını yapması ve bunu 76 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına anlatması gerekmektedir. Konu bellidir. Hiçbir sektörde üretemiyoruz. İstihdam politikası üretime yatkın değil. Enerji ile girdi maliyetlerimiz üretime yatkın değil. Üretim seferberliği yapmalıyız. Sıcak parayla ekonomiyi büyütmeye çalışarak hiçbir yere varamazsınız. Cumhuriyet Halk Partisi’nin dört dörtlük proje koyması gerekir. Tabii ki biz hükümet değiliz ama Büyükşehir olarak yasal çerçevede sanayide, kırsalda, hayvancılıkta, tarımda, turizmde ne özveride bulunduysak, buna da yerel kalkınma deyip Türkiye’de çığır açtıysak, çevre yatırımlarından tutun bu modeli yerel yönetimler açısında Türkiye’ye taşınması gerekir. Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde tarımda zaman zaman birinci-ikinci sanayi yelpazesinin çok geniş olduğu, turizmde var olmaya çalıştığı gibi bir kentte çok önemli yerelde kalkınma modeli var. Bu model de ipuçları verebilir. Böyle bir sistemi kurup, tabii ki demokrasi, cumhuriyet, özgürlük, insan hakları, hukuk devleti. Bunlar zaten vazgeçilmez. Ama ekonomide ne yapacağımızı nasıl bir yol izleyeceğimiz, nasıl yapacağımızı Türkiye ve dünyaya anlatmamız gerekiyor.



SOYOĞUL: Artı eksi hesabı yapmak derken Cumhuriyet Halk Partisi’nden istenenler de bu. Sen suçlusun ben suçluyum manasında değil. Neyi eksik yaptık, neyi doğru okuyamadık, neyi yapmamız gerekiyor diye sorgulanması kastettiğim. Ekonomi belli ki önemsenmedi…
KOCAOĞLU: Önemsiyor tabii ki. Ben biraz önce saydığım konulara hemen hemen hiç değinmedim. 2011’de meşhur(!) olduk ‘Adalet istiyoruz’ dedik. Sonra herkes adalet istemeye başladı. İlk adalet bayrağını biz açtık; Türkiye’de ondan sonra herkese lazım oldu. Çünkü ekonomiyi kentin sorunlarını insanların ihtiyaçlarını söylediğiniz zaman… Bizim ne olduğumuz tescilli zaten. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ben laikim, ben Cumhuriyetçiyim demesine gerek yok. Zaten tescilli.

SOYOĞUL: Başka bir şey söylemesinin gerektiğini söylüyorsunuz…
KOCAOĞLU: Evet. Ekonomi, ekonomi, ekonomi! Lokma, lokma, lokma! Lokmasını büyüteceksin. Her bakımdan kalkındıracaksın.

SOYOĞUL: İzmir’e seçim sürecine dönersek… Aday belirleme sürecindeki sancılar, hem meclis üyeliklerinin belirlenmesinin çok doğru olmadığı, kapanın elinde kaldığı…
KOCAOĞLU: Meclis üyelikleri konusunda en ufak müdahalem olmadı. En ufak müdahalem olmadı dediğim de şu, zaten yapacaklarımızda Sırrı Aydoğan’ı, Yılmaz Karakoyunlu’yu, Muzaffer Tunçağ’ı söyledim. Başka da yok.

SOYOĞUL: Vardır da…
KOCAOĞLU: Hayır hayır o kadar. İki kişi daha söyleyebilirim ancak..

SOYOĞUL: Niye? Meclis üyeliği önemsiz mi? O konuda da en azından fikirlerinizi de söyleyebilir miydiniz ya da neden yapmadınız?
KOCAOĞLU: Belediye başkan adaylığı konusunda haksız yere çok üstümüze gelindi. Meclis üyeleri konusunda müdahil olmak istemedim. 10 senedir meclis yönettim. Ben partinin sağduyusunu da güveniyorum, müdahale etme gereği duymadım.

SOYOĞUL: Peki dışarıdan baktığınızda beğendiniz mi, ilçelerde doğru listeler olduğuna inanıyor musunuz?
KOCAOĞLU: Evet evet. İki üç hata olabilir, her zaman olur. Hatasız kul olmaz.

SOYOĞUL: Genel anlamda bu seçime baktığımızda söylenenlere göre; herkes kaybetti herkes kazandı… Sizce?
KOCAOĞLU: Gerçekten bu seçimde herkes kazandı herkes de kaybetti. Türkiye geneline bakarak söylüyorum.

SOYOĞUL: Böyle seçim görmüş müydünüz siz?
KOCAOĞLU: Bu seçimin enteresan olduğu…

SOYOĞUL: Binali bey de ‘hiçbir tahminde bulunamıyorum’ demişti bizim programda…
KOCAOĞLU: Çoğu yeri doğru okuduk ama belediyelerde yanıldık.

SOYOĞUL: Ertan Avkıran’ın Güzelbahçe’de aldığı oy sizi şaşırttı mı?
KOCAOĞLU: Ertan beyin aldığı oy oranı yüksek evet..

SOYOĞUL: Bu seçim boyunca sizi en çok üzen kim oldu? Mesela benim aklıma dışarıdan baktığım zaman Selçuk Karaosmanoğlu…
KOCAOĞLU: Hiç üzülecek bir şey yok. Kendi özgür iradesiyle hakkını kullanıyor, ne diyeceksin? Kullanmasa daha iyiydi tabii. Ama ne yapacaksın üzülüp de. Olduğu gibi kabul etmekten başka çaremiz yok.

SOYOĞUL: Cumhuriyet Halk Partisi İzmir örgütüyle, il başkanlığıyla ilgili şimdi kongre sesleri var. Sizin fikriniz?
KOCAOĞLU: Yine taban isterse imza toplarsa gereğine merkez karar organları karar verecektir. Onu taban bilir. İl kongresiyle il delegeleri bilir. İlçe kongresiyle ilçe delegeleri bilir. Kurultaysa, kurultay delegeleri bilir. Söylenecek fazla bir şey yok. Benim fikrim bellidir. Zaten kongre zamanı geliyor, normal kongrede arkadaşların çalışmasıdır. Normal bir kongre sürecinin sonunda karar verilmesidir. Zaten peş peşe iki seçim var. Çünkü konuşan arkadaşlara baktığımız zaman, hepsi bir yerlerde belli görevler yapmış arkadaşlar. Nasıl yaptıklarını da, ne yaptıklarını da biliyoruz. Kimseyi de şöyle yaptı böyle yaptı diye eleştirmiyoruz. Herkes kendi koşullarına göre, kendi dönemine göre yapmıştır. Ama ben hem il başkanını, hem birçok ilçe başkanını başarılı bulduğumu, özverili çalışmaları yaptıklarını, yerel seçimin genel seçimden çok daha ağır çalışma gerektirdiğini, bundan da yüz akıyla çıktığına inanıyorum. Mevcut durumu başarısız gibi göstererek buradan bir parti içinde yarış havası estirmenin, ülkenin bu koşullarında pek doğru olmadığına inanıyorum. Düşüncem budur. Ne Bornova’da, ne ilde, ne de kurultayda bir toplantı yapılması için imza vermeyeceğimi de buradan açıklıkla beyan ediyorum.

SOYOĞUL: Kendi ilçemle ilgili sormazsam eksik kalır! Buca’daki yarış için ne diyorsunuz?
KOCAOĞLU: Buca’da hem belediye başkan adayımız Levent Piriştina hem ilçe örgütümüz, meclis üyelerimiz ve üyelerimiz çok başarılı bir sınav verdiler. Buca rakip partinin alacağına kesin gözle baktığı bir bölgeydi. Buna bazı ilçelerimizi de ekleyebiliriz. Ama ben metropolde, ne Buca’da, ne Karabağlar’da ne Bayraklı’da, Bornova’da, Karşıyaka’da, buna Çiğli dahildir, Gaziemir dahildir, Balçova dahildir, Menemen, Güzelbahçe, Urla… hadi onları bir kenara bıraktığımızda eski metropolde bir sıkıntı yaşamayacağımıza kesinlikle inanıyordum ve yanılmadım.

SOYOĞUL: Burada İzmir’in hassasiyetlerinin de devreye girdiğini mi düşündünüz, bu kadar kesin yargıya mı vardınız peki? Olmayacağını biliyorum derken ölçüleriniz nelerdi? Metropolü diğer ilçelerden ayıran özellikleri neydi?
KOCAOĞLU: Dikey yapılarda herkes daha özgür bir şekilde oy tercihini yapar ve kullanır. Yatay yapılarda farklı etkenler devreye girer. Komşuluk ilişkileri, meclis üyesi ilişkileri gibi çok farklı etkenler devreye girer. Metropoldeki arkadaşlarım oy verme ve siyasi değerlendirmelerine güvendiğim için. Diğerlerine de güvenirim. Yani buradan güvensizlik anlamı çıkmasın ama mesela farklı şeyler kırsalda etkili oldu. Kiraz örneğindeki gibi. Aliağa’da olduğu gibi bölünmüşlük oldu. Ulaşamadığımız yerler etkili oldu diye düşünüyorum. Ulaşabilseydik lehine çevirebildik. Yeni 9 ilçe bağlandı 430 köy bağlandı. Bundan sonra eksiklerimizi telafi edeceğiz..

SOYOĞUL: İlk defa seçilen belediye başkanları, Buca olsun Bornova olsun, Karşıyaka olsun genç ve başkanlık tecrübeleri henüz yok. İlk etapta onların ilçelerine katkı koymayı düşünüyor musunuz?
KOCAOĞLU: Bütün ilçelerde çalışmaları yapacağız ama daha fazla ağırlık vermemiz gereken ilçeler mutlaka olacaktır. Bunlar da Karaburun, Beydağ, Kiraz, Kınık, Dikili. Bizim uygulama yapmamız gereken ilçelerdi. Yerelde kalkınma politikamızı buralarda uygulayıp diğer ilçelere göre ekonomik yapısı zayıf olan Ödemiş’in köylerini, Bergama’nın köylerini dahil etmek üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

SOYOĞUL: Binali Bey, 2019 seçimlerine şimdiden asılacaklarını, merkezi de almak için çalışacaklarını açıkladı. Siz?
KOCAOĞLU: Herkes çalışacak. Her parti iktidar olmak ister.

SOYOĞUL: İzmir’le ilgili olarak 5 yıl sonra nasıl bir belediye, nasıl bir İzmir bırakmak hayalinizi kısaca toparlayalım… Nasıl bir İzmir hayal ediyorsunuz?
KOCAOĞLU: Tek kıstas, izinlerde süre kaybetmemek şartıyla. Sudan bahaneler üretip, yani benim üzüldüğüm konu Binali bey bir vurgu yapıyor 6 belediyede yatırım yapacağız diye. Bu çok farklı bir yaklaşım. 12 senedir İzmir’e yatırım yapmadığını söylüyor aslında. Bunu söylerken İzmir’e 12 senedir yatırım yapmadığının altını çiziyor. Ben böyle okuyorum. Başkası nasıl okur bilmem. Eğer bizim izinlerde bir engelle karşılaşmazsak, 5 sene sonra İzmir bugüne göre ekonomik olarak çok daha fazla büyümüş bir kent olacak; hizmet ve turizm sektörü ağırlıklı olmak üzere. Teşvikler eşitlenirse, sanayide büyüme yakalayacağımıza inanıyorum. İnciraltı’nın kentliyle beraber mutlaka sağlık konseptinde planlanması gerekiyor. Sadece Çevre Bakanlığı, Büyükşehir değil. Oturacağız kentliyle beraber, odalarla üniversitelerle beraber, orayı gerçek anlamda bir sağlık vahası haline getirmeliyiz.

Yarımada stratejik planını bitiriyoruz; bunu Karaburun’dan Çeşme’sine varıncaya kadar uygulamak zorundayız. Buca tramvayını biz yapalım dediler. Bu sistemleri kurup yaşatacağız. Statları yapmak istiyoruz. Daha çok spor aktiviteleri yapmak istiyoruz. Kongre merkezi çalışmalarımız var. 5 senede 3-4 misli büyüme düşünüyoruz. Çığır açmak istiyoruz fuarcılıkta. Bütün saydığımız projeler için ekonomik gücünüzün olması gerekir. Esas şey budur. Bizim tek zaman kaybımız izinler. Üç sene uğraştık tramvayların izniyle. Bu sefer uğraşmayacağım. Gideceğim, konuşacağım, geleceğim halka şikayet edip durumu anlatacağım. Zaman kaybetme lüksüm yok. Bir yere kadar. Kent bütünlüğü çok önemli.

 
Adalet için siyaset yapmak istiyorum…
 
Hukuk devletini savunmak Haşim Kılıç’a kalmışsa…
YORUMLAR
Toplam 22 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Tarafsız halktan 28 Nisan 2014 Pazartesi 01:01

Kim gelse yine başkan sensin Sn Aziz Kocaoğlu.

Yorumu oyla      21      11  
hatasız kul olmaz 20 Nisan 2014 Pazar 00:55

kendine dindar kendine hatasız kul olmaz başkasının üçyüzde bir hatasına infaz nerede istediğin adalet

Yorumu oyla      20      5  
Yorum 18 Nisan 2014 Cuma 06:28

Sayın Aziz başkan bu seçimi kazanmıştır gerçek budur ve bunun kabul edilmemesi gerçeği inkar etmektir Saygılarımla

Yorumu oyla      20      10  
Zafer 15 Nisan 2014 Salı 15:53

Aziz Bey kendi uzerine alinmis secimi. 'Binali Yildirim ile yarismak' falan diyor. Biz Izmir Halki olarak sadece akp ye oy vermedik o kadar. Akp gelmesin istedik o kadar. Karsisinda en guclu olan chp oldugu icin mecburen chp ye oy verdik. Birakin Aziz Bey'i chp bile kendi uzerine alinmasin Izmir'den onlara atilan oylara. Bu aslinda 'akp gelmesin' e atilan oylardir. Akp yikildigi gun de chp bir daha buradan oy falan alamayacak. Bu tembellik, beceriksizlik, is bilmezlik ile cok bile katlandik bunlara.

Yorumu oyla      30      11  
CHP'li vatandaş 13 Nisan 2014 Pazar 00:11

Sayın Kocaoğlu, kendi ilçenizde bile oy kaybettiniz. Çağdaş, vatansever, Atatürk'çü İzmir'liler başka seçeneği olmadığı için (size zaten değil) CHP 'ye kerhen oy verdi.Başarısızlığınızı kabul edin lütfen.

Yorumu oyla      39      10  
esnaf 12 Nisan 2014 Cumartesi 09:52

izmir önüne gelen şansı tepti,köy kalmaya devam.

Yorumu oyla      35      18  
Ali Osman 12 Nisan 2014 Cumartesi 09:50

Sayın Kocaoğlu CHP İzmirde sizin seçyiğiniz adaylar sayesinde başarısız olmuştur.Başarısızlığıda Genel Başkanımıza yüklemeyin lütfen.Siz Halkın istediği adayı değil,kendi istediğiniz adaylarla yola çıktınız.8 ilçenin dışında daha 4-5 ilçe gidebilirdi.Alınan oylar CHP ye dir.İzmir halkı CHP ye oy vermiştir.Ama sonuçlara bakarsanız bir dahaki seçimlerde halkın istediklerine kulak asın gibi mesajlar verilmiştir.

Yorumu oyla      51      10  
Kazım EMİR 12 Nisan 2014 Cumartesi 09:10

hızlı tren nin bergama -selçuk a ulaşımını hedefle yeter başkan yeni seçime kadar bitirmelisiniz

Yorumu oyla      28      3  
11 Nisan 2014 Cuma 17:33

izban'ın 3 seti izmir e doğru yola çıkmış.

Yorumu oyla      22      4  
TORBALILI 11 Nisan 2014 Cuma 17:14

torbalı da süprizi hazırlayanların başında siz geliyorsunuz sayın başkan.daha sonra ismail uygur,sonra ilçe başkanı.57 sandıkta sandık kurulu üyemiz yoktu.toplam 351 sandıktan 100 sandığın tutanakları var.diğerleri yok.acilen yönetimin istifa etmesi lazım değişim şart.el atın bu işe genel merkez.

Yorumu oyla      42      5  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Adalet için siyaset yapmak istiyorum…
CHP'nin genç Bornova Belediye Başkan Adayı vizyonunu anlattı...
Kendimize değil, partimize oy istiyoruz…
HDP İzmir'in Eş Büyükşehir Belediye Başkan Adayları partinin kent vizyonunu anlattı.
'İnanılmaz heyecanlıyım'
Karşımızda iddialı bir Başkan var. Vizyoner bakış açısını Alaçatı'da Türkiye'ye ...
 
Siyasette hiç dayım olmadı, örgüt emekçiyim ben!
Gönül Soyoğul, CHP Karşıyaka'nın örgüt emekçisi genç adayı Hüseyin Mutlu ...
Atatürkçülüğümü, bu adamlara test ettirecek insan değilim!
CHP'den Konak adayı olan Eski Baro Başkanı ile hakkındaki eleştiriler, ...
Özfatura-Gökçek karışımı bir başkan olurum
MHP Büyükşehir adayı Gönül Soyoğul’un sorularına içtenlikle yanıt verirken ...
 
İzmir için en büyük projemiz, ‘erdemli şehirler’
Saadet Partisi İzmir adayı Özüdoğru, Gönül Soyoğul’a konuştu. Özüdoğru ...
İzmir'in köylerini kalkındırmaya adanmış bir hayat
İzmir’de siyasetin ve yerel yönetimlerin en önemli isimlerinden İl Genel ...
Ben halkta örgütlendim
Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya, semt evleri projesine katkı ...
 
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Başkanım melek misin sen?
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Küçük bir mukayese
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Satın sahte balları yılbaşına kadar…
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Eğri zamanda doğru yerde durmak!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Zenginler yarımada sever
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk’ün mal varlığı!
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Cennetin tapusu
Erkan SEVİNÇ
Erkan SEVİNÇ
Kekelemeden!
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Ama Olmadı Sayın Soyer!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva