RÖPORTAJLAR
5 Ocak 2015 Pazartesi

Ankara İzmir'i yozlaştırıyor!

Ege’deSonsöz Sohbetleri’ne konuk olan İzmir Mimarlar Odası Başkanı Hasan Topal gazeteci Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Gönül Soyoğul ve Hanzade Ünuz’un sorularını yanıtladı.

Ankara İzmir i yozlaştırıyor!

İzmir Mimarlar Odası Başkanı Hasan Topal, meslekte 35. yılını doldurdu. Hasan Topal, Büyükşehir Belediyesi’nde uzun yıllar üst düzey bürokrat olarak görev yapmış, masanın her iki tarafını çok iyi tanıyan bir mimar. Geçmişte, Konak meydanının ortasına inşa edilmek istenen ve Türkiye’nin ilk Avm’lerinden olmaya aday Galeria projesi ile Kordonyolu inşasına karşı yaptıkları soluksuz mücadelelerde İzmir’in ve İzmirlinin hakkını savunan Mimarlar Odası’na 7 yıldan bu yana Başkanlık yapıyor.
Türkiye’de son yıllarda yaşanan inşaat odaklı ekonomik döngünün kentlere ve mimari anlayışa büyük zarar verdiğini anlatan Topal, İzmir’in de bu anlamda dejenere edildiğini söylüyor. İzmir’i rant canavarlarına karşı savunurken arkadaşlarıyla beraber “istemezükçü” diye damgalanan ancak davasından vazgeçmeyen dirençli bir ekibe Başkanlık eden Hasan Topal, bir dönem daha aday değilim derken, politikaya geçiş yapıp yapmayacağı sorusuna, “Politika yaşamın bir parçasıdır” diyerek politik bir yanıt vermeyi tercih ediyor…
 
Ege’deSonsöz Sohbetleri’ne konuk olan İzmir Mimarlar Odası Başkanı Hasan Topal gazeteci Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Gönül Soyoğul ve Hanzade Ünuz’un sorularını yanıtladı.
 

 
SOYOĞUL: Mimarlar Odası’nda kaç yıldır başkanlık yapıyorsunuz?
 
TOPAL: 7. yılım doluyor Başkan olarak. Ama daha önce de 8 yıl kadar genel sekreterlik yaptığım için çoğu İzmirli beni o dönemde de Başkan sanıyordu.
 
SOYOĞUL: İzmir’de kaç Belediye Başkanı ile çalıştınız?
 
TOPAL: Ben 1980’den beri İzmir’de mimarlık yapıyorum. Yani 35. yılıma giriyorum. İlk geldiğimde darbenin belediye başkanı vardı. Ceyhun Demir’di yanılmıyorsam, sonra Burhan Özfatura geldi, Ahmet Piriştina geldi. Ahmet Bey’le bir dönem, Aziz Bey’in de bir döneminde birlikte çalıştık. Demek ki beş Büyükşehir Belediye Başkanı ile çalıştım.
 
PİRİŞTİNA ÖNDE…
 
SOYOĞUL: Mimarlar Odası yöneticisi olarak bu beş Belediye Başkanı’nı kente bıraktığı iz açısından değerlendirseniz, ne not verirsiniz?
 
TOPAL: Bu benim için çok zor bir soru. Çünkü ikisiyle doğrudan çalışma fırsatım oldu. O yüzden biraz soyutlayarak cevap vereceğim. Şimdi İzmir kentini ve dünya üzerindeki ayrıcalıklarını düşündüğümüzde doğrusunu isterseniz en yüksek notu Ahmet Piriştina’ya veririm. Bu kentin geçmişiyle barışık gelişmesinin vizyonunu koyabilen bir Belediye Başkanı olarak Piriştina’yı daha öne çıkarırım. Kuşkusuz Aziz Bey de göreve geldikten sonra önem verdi bu çalışmaya. O nedenle ben de Piriştina ve Aziz Bey’in yeri farklıdır.
 
ÜNUZ: Neyi kastediyorsunuz geçmişi ile barışık derken?
 
TOPAL: İzmir’in dünyada bize göre en ayırt edici özelliği başka hiçbir kentin yaratamayacağı sahip olduğu değerleridir. Bakın dünyada böyle bir metropolde, bir neolitik yerleşmeden başlayarak 8 bin 500 yıldan bu yana sürekli yerleşme alanı olmuş bir kent yoktur. Ya da çok azdır. Bu müthiş bir referanstır. Ve bütün bu uygarlıkların izini görürüz İzmir’de. Bu değer, İzmir’in dünya kentleri arasındaki yarışında bize göre en ayrıcalıklı pozisyonudur. Bunu kimse üretemez çünkü. Bunun dışındaki her şeyi, herkes üretebilir. Yapılar yapılabilir, AVM’ler, rezidanslar…
 
ÜNUZ: İzmir’in en kıymetli değeri tarihidir diyorsunuz…
 
TOPAL: Tabi ki, dolayısıyla bu kentin geleceğini, bu malzemeye saygılı olarak kurgulamak sorumluluğumuz var. Bunun da temel aktörü, yerel yönetimin Başkanıdır. Piriştina’nın bunu öne çıkarıyor olması  ve doğal olarak bu temel politikayı gözeten mekânsal kararları ve düzenlemeleri ön görüyor olması nedeniyle Piriştina’yı daha önde değerlendiriyorum.
 
EN İYİ BAŞKAN BEHÇET UZ
 
SOYOĞUL: İsteyerek olmamıştır belki ama İzmir’e en fazla zararı kim vermiştir?
 
TOPAL: İzmir kent tarihinde galiba en büyük problem yaratılan dönem, Kibar dönemi diye düşünüyorum. Çünkü ağırlıklı olarak bugün yakındığımız birçok kararın oluşmaya başladığı, gecekondu meselelerinin daha çok öne çıktığı, bir takım makro yanlış kararların alındığı bir dönem. Kemeraltı’nda büyük bir cadde öngörülüyor. Hatta Salepçioğlu İş Hanı o plana göre yapılıyor. Sonra Alyanak da bunu bir parça sürdürmeye çalışıyor. Konak’tan baktığında Basmane Garı’nı görmek istemek gibi bir hedef var. Dolayısıyla ben negatif olarak en büyük kırılmanın Osman Kibar dönemi olduğunu düşünüyorum. Fakat İzmir kentinin en başarılı Belediye Reisi, Behçet Uz’dur. Hala bu kentin bütün referans noktaları, Behçet Uz döneminden kalan noktalardır.
 
ÜNUZ: Nedir Behçet Uz’un ortaya koyduğu fark?
 
TOPAL: Kent yöneticisi olarak planlama kavramına saygısıdır diye düşünüyorum. Fark, kent planlamasına gösterilen özendir.
 
ÜNUZ: Bir de ufuk meselesi var…
 
TOPAL: Zaten ikisi birbiriyle çok ilişkili. Ufku olmayan birinin planlama ile ilişkisi olamaz zaten.

 
 
VİZYON SAHİBİ BELEDİYE BAŞKANI…
 
ÜNUZ: Ufku olduğunu zannedenler de oluyor ama...
 
TOPAL: Tabi o birbirini tetikleyen bir meseledir. Yani Belediye Reisinin bir vizyonu, bir ufku olacak. Ki o ufkun mekansallaştırıldığı alanlar planlardır. Bir başka şey yoktur elinde.
 
ÜNUZ: Kordon yolu da bazılarına göre bir vizyondu…
 
TOPAL: Behçet Uz dönemine baktığınız zaman İzmir 1926 - 1945 arasındaki asıl planlı döneminin üzerinde merkezîleşmiş durumda. Konak – Alsancak bölgesi o yılların planına göre yapılmış. Şöyle bir plan düşünün, merkezinde 42 hektarlık bir yeşil alan, doğru dürüst caddeler, bulvarlar, sokak hiyerarşisi, ulaşım hiyerarşisi kurulmuş.  1950 sonrasında ise bakın Buca, Bornova, Karşıyaka’ya. Her biri 300 – 400 bin nüfuslu birer Avrupa kenti büyüklüğünde ama  hiçbirinde bir bulvar, bir cadde doğru dürüst yok planlanmamış. 1930’lu yılların Türkiye’sinin belediyelerinin olanakları ile mukayese etmek mümkün değil. Behçet Uz’un o dönemdeki çalışmalarına baktığımızda, dünyanın en büyük plancılarıyla çalışmak gibi kavramları tartışıyorlar. Fransız kent plancı, mimar, dünyanın en büyük modernist mimarlarından Korbüzye çağırılıyor İzmir’e. Henri Prost danışmanlık yapıyor belediye mimar birimine.
 
SOYOĞUL: Hatırladığım kadarıyla Behçet Bey döneminde bir Alman ekolü varmış mimaride... Geniş meydanlar, caddeler planlanmış…
 
TOPAL: 1930’larda Hitler Almanya’sında baskılar arttığı zaman demokratik kente, demokratik planlamaya ve düzgün mimariye önem veren meslek insanları Almanya dışına kaçıyorlar. Büyük bölümünü Türkiye’ye davet ediyorlar. Türkiye önemli bir akılcılık evresine giriyor. O da cumhuriyeti kuran kadroların ayrıcalığı diye düşünüyorum. Türkiye’de mimarlık eğitimin çok köklü bir etkisi vardır Alman hocaların. Ama benim bahsettiğim, İzmir’in Alsancak bölgesinde iki Fransız kardeş mimarın planı. Bir ulaşım hiyerarşisi var. Yani bulvarlar var. Gazi Bulvarı’nın genişliği 60 metre planlanıyormuş ama kaynaklar çok kıt gerçekleştiremiyorlar. Bulvarı biraz daraltalım diyorlar. Çünkü altyapı üretmeleri de gerekiyor. Ve bugünkü ölçülerine indiriyorlar.
 
DOKAK: Bugünkü ölçüleri ne kadar?
 
TOPAL: Yanılmıyorsam yarı yarıya düşüyor. 30 metre kadar.
 
İSTEMEZÜKÇÜ DEĞİLİZ
 
YALDIZ: Masanın her iki tarafında da bulundunuz. Hangisi daha kolay, daha zor?
 
TOPAL: Dışarıda hiçbir sorununuz yok. İcra etme keyfiyetiniz yok. Söylersiniz, sallarsınız, atarsınız konuşmak kolay. Ama idarede öyle değil. Söylediğinizi yapmak gibi bir sorumluluğunuz var. Siyasetin kente bakış açısı, sizin çelişkinizi belirleyenlerden biri olur. Eğer siyasetin kente bakışında bir esneklik yoksa, aklı, yenilikçiliği ve yaratıcılığı önemsiyorsa çelişmeden çok rahat sürdürebilirsiniz. Mesele bu.
 
DOKAK: Bazı icraatlar, davalar ve karşı duruşlar sonunda kimi çevrelerce “istemezükçü” olarak anıldınız…
 
TOPAL: Bize demiyor da, biz de girdik o grubun içine. Bakın bu eleştirilerden bazılarını gündeminize getireyim siz değerlendirin. Konak Meydanı’nın ortasına 80 bin metrekare bir Galerya alışveriş merkezi yapılacaktı. Eleştirdiğimiz projelerden bir tanesi. Bakınız 80 bin metrekare diyorum, bir futbol sahası 8 bin metrekare. İşte yine Kordon yolu çok bilinen bir mesele.
 
YALDIZ: Bir savaş veriyorsunuz, bu savaşta ne durumdasınız?
 
TOPAL: Yargı şehircilik bilimine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırıdır diyor. Dava edilen konularda sonuçta bu ortaya çıkıyor. Çünkü bize göre böyle diye bir şey hiç kullanmayız.

 
AK SARAY CUMHURİYET’E KARŞI BİR DURUŞTUR
 
YALDIZ: Ankara’da Mimarlar Odası Saray ile ilgili müthiş bir mücadele sürdürüyor. Nasıl izliyorsunuz, desteğiniz var mı?
 
TOPAL: Doğrudan var. Ankara’daki meselenin bir Saray meselesinden çok, doğrudan cumhuriyet değerlerine müdahale olduğunu düşünüyoruz. Saray, Ak Saray, Kaçak Saray meselesini öyle bir orman alanı içerisine oturttuğunuzda şu sonuç ortaya çıkıyor. Artık oradan kimse Atatürk Orman Çiftliği diye söz etmeyecek. Mesele budur. Ak Saray diye bahsedilecek.  Doğrudan cumhuriyetle hesaplaşma olarak baktığımız için de Ankara şubemizi yürekten destekliyoruz gücümüzün yettiği kadar. Ankara’daki kent ölçeğinde bir karşı duruştur. Yani cumhuriyetin değerlerinin yok edilmesi konusunda bir karşı duruştur kuşkusuz. İkincisi de, mimarlığın niteliği açısından bir karşı duruştur.
 
DOKAK: İzmir için dünyada örnek aldığınız bir şehir var mı?
 
TOPAL: İzmir için, daha doğrusu bütün Türkiye için şöyle bir analiz yapabilirim. Göbekli Tepe 12 bin yıla tarihlendi şu anda. Çatal Höyük 9 bin yıla tarihleniyor. Çatal Höyük de insanlık tarihinin kurduğu ilk kenttir. İnsanlık tarihinde sahneye çıkan ilk yerleşimdir. İlk ızgara plan şemasının uygulandığı yerleşme Smyrna’dır. Bayraklı Höyüğüdür. Bütün bu uygarlık tarihi boyunca Bakırçay Havzası, Gediz Havzası, Küçük Menderes, Büyük Menderes Havzaları gerek kent tarihinin, gerek mimarlık tarihinin dünyaya referans olmuş noktalarıdır. Bütün dünya mimarisine esin kaynağı olan Ayasofya’nın mimarlarının bir tanesi Miletli’dir, bir tanesi Aydınlı’dır. Bu kadar tarih birikimine sahip bu topraklar, kendi mimarlarını yaratmak durumundadır. Kendi kendini yaratmak durumundadır.
 
İLK GÖRDÜĞÜM YERDE AZİZ BEY’E SÖYLEYECEĞİM …
 
YALDIZ: Konak Tüneli'ni de tartışmak lazım.
 
TOPAL: Birçok dünya kentinde merkeze araçla girmek yasaklanıyor. Ya da arabayla girmek istiyorsanız büyük bedeller ödüyorsunuz. Ama dakika şaşmayan bir toplu ulaşım sunuluyor size. Perşembe günü Ankara’ya gittim. İzban’a bindim, Gaziemir’de bozuldu. Bundan sonrakiyle gideceksiniz dediler. Vakit geldi, uçak kaçıyor. Allah’tan 10 dakika sonra geldi de, haydi koştur koştur elde çanta gidiyoruz.
 
ÜNUZ: Aziz Başkan’a söyleyin…
 
Şimdi o konudaki problemler bir yana, proje ortaya konduğu zaman yaklaşık 550 bin günlük bir taşıma kapasitesi vardı. Ben Mavişehir istasyonundan bindim İzban’a, içine giremedim. Eskiden otobüslere binerdik hatırlarsınız, aynı öyle tıklım tıklım. Şimdi inanın bana, üç beş tane kadın indi. Bağıra çağıra indiler. Yolda kavga çıktı. Ben de söyleyeceğim Aziz Bey’i ilk gördüğüm yerde. Yani ne yapın edin diye…
 
ÜNUZ: Peki sizin planladığınız zaman nasıldı, şimdi neden aksıyor?
 
TOPAL: Ulaşım ana planı, bu ulaşım türlerinin büyük bölümü yaşama geçtikten sonra merkezi otobüs sayılarını azaltın diyor. Ama körfez ulaşımı diyor, iskeleleri çoğaltacaksın da diyor. Eğer bu noktada bir aksama varsa, Aziz Bey bu politikayı önemsiyorsa o zaman bunun karşı tedbirini koymaları gerekiyor. Deneyim üzerinden paylaşıyorum. Saat sabah 08.00’di. Mavişehir istasyonundaydım. 15 dakika bekledim. Şimdi siz eğer böyle bir ulaşım yönlendirmesi koymuşsanız, otobüs hatlarını azaltıp sadece metro istasyonlarına besleme yapıyorsanız bu bir politika olabilir, doğru da olabilir öz itibari ile. Ama bunu dengeleyecek, katar sayınızı çoğaltacaksınız. Proje benim hatırladığım kadarıyla 5 dakikada bir dizi servisi koyabilecek kapasitedeydi.
 
YALDIZ: Ama işte demiryollarının hattı kullanmaması şartı ile.
 
TOPAL: Ama işte onun sağlanması lazım. Onun için zaten doğrudan Aziz Bey’e yönelik bir eleştiri kullanmadım.
 
 
PASAPORT’TA TOPLAM KALİTE SORUNU
 
DOKAK: Mimarlar AKP iktidarından memnun mu? Mesleki olarak, kazanç olarak.
 
TOPAL: Asla değiliz. Bütün bu sistem, ekonomik politikalardan bağımsız tartışılamaz. İş dağıtım düzeyinde eskiden bilinen açık şeffaf yarışmacı ortam yok. Mesela inşaat yoğunlaştı ama inşaatın büyük bir bölümünü TOKİ çeviriyor. İhaleleri o yapıyor, o dağıtıyor. Bunlar büyük oranda kendi çerçevesinde dönen bir iş dağıtımı oluyor. Dolayısıyla inşaatın çoğalıyor olması projenin de pazara çıkması anlamı taşımıyor. Toplumda mimarlık talebini  ortadan kaldıran bir geriye doğru gidiş de var. Bakın Türkiye’de kaç tane belediye var, İzmir çok modern bir kenttir. Batıya açık bir yüzümüz var, ekonomik, kültürel. Gidin bakın birçok belediye de mimar yok istihdam yok. Çiğli’ye bakın ikiden fazla mimarı yoktur. 
 
ÜNUZ: İzmir’de insanı odağına alan iyi ve kötü mimari örnek verir misiniz?
 
TOPAL: Mesela bu kıyı meselelerini, kıyı düzenlemeleri  ve yaya alanlarına ilişkin kentsel mekan düzenlemelerini çok önemsiyoruz. Ama bir koşulla, bunların hakikaten nitelikli olması koşulu ile.
 
ÜNUZ: Pasaport örneği gibi değil yani…
 
TOPAL: Tam da bunu söylüyorum. Politika ,strateji olarak son derece doğru. Önemlidir fakat bunu daha nitelikli, daha üst düzeyde bir uygulamayla yapılmasını becerebilmeniz gerekmektedir.
 
YALDIZ: İş mimarla bitmiyor. Müteahhitle de ilişkili.
 
TOPAL: Tabi ki, bu bir toplam kalite meselesidir. Orayı çok başarılı bulmadım. Nedenimiz şu, birincisi bir tasarım kararı yanlışlığı var orada. Katılım meselesi olduğu için çok önemlidir. O proje hazırlandığında, yaşama geçirildiğinde hiçbir bilgi verilmedi. Sadece proje bittikten sonra bir sunum yaptılar. Şunu yapacağız diye.
 
YARATICILIK SORUNU
 
ÜNUZ : Proje hazırlanırken paylaşılmadı mı?
 
TOPAL: Herkes proje üretebilir. İyi de olabilir o projeler. Projecinin ve bürokrasinin eleştiremediği şeyler vardır idarede. Kim ne derse desin, bu böyledir. Sizin her çalışanınız gelip her şeyi söyleyemez. Ama dışarıdaki kişi söyler onu. Strateji düzeyinde söyler, proje düzeyinde söyler. Biz trafiğin daha çok özendirilmemesini bekliyorduk.  Parklanmadan giderek arındırılması beklentisindeyken, Pasaport hattını baştan sona otopark yaptılar. Birinci hata o. İkincisi, artık İzmir çağdaş kent, modern kent, ülkenin batıya açılan yüzü hakikaten de öyle. Yani Hindistan’da, Pakistan’da olduğu gibi bisiklet yolu yuvarlaklarla falan ayrılmasın. Yani bir yaratıcılık meselesi.
 
YALDIZ: Yani meslektaşlarınızı mı eleştiriyorsunuz?
 
TOPAL: Tabi doğrudan. Kentsel mekan, bir mimarın projede görev almasının ötesinde bir şeydir. O projenin politikasını, stratejisini tartışırız. Bu konuştuklarımız onlardan bir tanesidir. Şimdi tasarım verisi olarak burada otoparkı çoğaltalım dediniz mi, zaten sisteminiz çöktü. Hangi mimar tasarlarsa tasarlasın. Çok bir şey ifade etmez. Bisiklet yolu o kodda mı olsun, bu kodda mı olsun bunlar çok önemli değil. 

 
TOKİ’LERE İÇİM ACIYOR
 
DOKAK: Nasıl olmalıydı?
 
TOPAL: Tamam oradaki insanlar otopark istemiş olabilirler doğaldır bu. Ama elinizi vicdanınıza koyduğunuz zaman bunun olmayacağını da görürsünüz. Reisin bunu söyleyebilmesi gerekirdi. Çünkü yoktu daha önce. İşte kötü olan o. Bir de ikincisi şu imalat kalitesi var. Yani tasarımda bu söylediğim eksiklikler. Bir de bu eksikliklerin kötü imalatla buluştuğu yerde artık bir şey…
 
SOYOĞUL: TOKİ imalatının yanından geçerken ne hissediyorsunuz bir mimar olarak?
 
TOPAL: İçim acıyor. Bu ülkenin gerek yapı kültürü, gerek mimari kültürü, gerekse harcanan ekonomik kaynakların bu kadar yanlış ve bu kadar kötü kullanılıyor olmasından dolayı, sahip olunan bütün bu birikimlerin yansıtılamıyor olmasından içim acıyor. Müthiş bir üzüntü içerisindeyim. Gidiyorsunuz Edremit Körfezi’nde dağın tepesinde 9 – 10 katlı şeyler. Yahu Kaz Dağları gibi bir yerdesin. Bırakın mimariyi kardeşim, bırakın mimarlığı mühendisliği. Bir tane usta çağırırsınız şuraya 200 konut yapalım deseniz, daha düzgün şeyler yapar.
 
KONAK’A ÇAKILAN TÜNEL
 
DOKAK: İzmir’de körfeze Manhattan’daki köprü projesi uygulanacak, alttan metro geçecek üstten araç geçecek türü projelere nasıl bakıyorsunuz?
 
TOPAL: Gerekçesi, hedefi, amacı  kimin tarafından öneriliyor olursa olsun biz önce kent planına bakarız. Çünkü kent planında bütün kentsel geleceği görebilirsiniz. Kenti okursunuz. Aksi halde
işte birisi de gelir, dünyanın en tarihi merkezine getirir Konak Meydanı’nın orta yerine bir tünel çakar. Üçyol’dan Buca’ya planlarda bir metro hattı varken çakar. Üstelik de o iki gidiş gelişli, iki çarpı iki izli bitirebilecek bütçe ile yapar. Şimdi bunun ikisini gördüğünüz zaman demin ki soru ile ilişkilendireceğim, bu kadar yanlışlıktan hakikaten ıstırap duymaya başlıyoruz.
 
Yani bir yandan 300 – 350 bin kişilik Buca’nın merkezle ilişkisini sonsuza kadar çözecek bir plan var burada. Ulaşım planınız da var, nazım planınız da var.  Şimdi Dokuz Eylül Kampüsü gibi bir üniversiteniz var zaman zaman 70 – 80 bin kişiye ulaşıyor. Öyle bir temel probleminiz dururken ve bu kadar da doğru tespitleriniz varken, şimdi o tüneli falan tartışmamız, bizim aldığımız eğitime, kent kültürüne, mimari kültürüne, planlama kültürüne saldırı aslında. Yani bu şu demektir. Bu ülkede plancı yok. Mimar yok, mühendis yok, düşünen adam yok demektir aslında.
 
ÜNUZ: İzmir için tramvay bir ihtiyaç mıdır?
 
TOPAL: Ulaşım planı böyle bir tanım yapmış böyle bir gereksinim koymuş. Ama tramvay hiçbir zaman metro kadar, hafif raylı sistem kadar, vapur kadar hızlı ve iyi olamaz.
 
KORDON YOLU HORTLAYABİLİR
 
YALDIZ: Önümüzdeki yıl Buca’da kontağı açan bir sürücü 10 dakika sonra Konak Meydanı’nda olacak. Sonra nereye gidecek? Kordon yolunun yeniden gündeme alınması ihtimali….
 
TOPAL: Şaşırmam. Neden şaşırmam? İnşaat odaklı ekonomik döngü nedeniyle hiç şaşırmam.
 
ÜNUZ: Yani Kordon yolu tekrar hortlayabilir mi?
 
TOPAL: Hiç şaşırmam çünkü ayakları yıkmıyorlar. Bize ulaşım derslerimizde öğretilen bir şey oldu. Kent merkezinde her alt geçit veya köprülü kavşak bir sonrakini tetikler. Bu bir tuzaktır. Bir tanesini yaparsanız artık arkasını yapmak zorundasınız. Başka şansınız yok. Buna düşen kentler var. Ankara bunlardan bir tanesidir. Bakın şu anda yine Ankara’da felç halinde trafik. Dünyada nüfusu 3 milyona ulaşmış metropol kentlerde raylı sistemleri temel almayan hiçbir programın çözümü hedef alması mümkün değil. 
 
YALDIZ: Ya da yapmayarak İzmir’i tam bir kaos içine düşürebilirler.
 
SOYOĞUL: Biz tüneli yaptık gerisini de siz yapın diyecekler.
 
TOPAL: Şu anda dünyada birkaç tane kent çok rahat sayabilirim. Bir tanesi Amerika’nın Boston kentidir, bir tanesi Seul’dür. Bunlar bu tür viyadüklerin tamamını kaldırdılar. Sıkışma nedeniyle caydırıcılık politikası uygulanıyor. Yalnız bir koşulla, toplu ulaşım seçeneğini sunarak. Sen karşı talepte bulunduğun zaman buyurun size 5 dakikada bir kalkan metrom var dediği anda zaten merkeze araçla gelme gibi bir talep olmuyor. 

 
SERMAYEYE GÖRE YÖNETMELİK
 
YALDIZ: Yüksek yapı yönetmelikleri belediyeleri bypas ediyor herhalde değil mi?
 
TOPAL: Yüksek yapılarla ilgili yönetmelik yok. Tüm Türkiye’de tek tip bir yönetmelik var. Planlı alanlar tip imar yönetmeliği. Zaten kusur da orada başlar.
 
DOKAK: O da her yeni gelen Bakanla değişiyor bildiğim kadarıyla.
 
TOPAL: Her yeni gelen Bakanla değil, her güçlü gelen sermayenin projesine göre değişiyor. Bakın İstanbul’da Zorlu’nun bir yapısı vardır. Tartışıldığı için örnek veriyorum. İmar planı 350 bin metrekare bir şey verir. Şu anda Türkiye’nin en büyük yapısı 650 bin metrekareye erişmiş, üç gökdelen ile boğazı ezen bir yapıdır.
 
YALDIZ: Ama bizde de Türk tipi bir komedi değil mi? Zeminin en çok tartışıldığı bölgede gökdelen dikiyoruz. Zeminin çok sağlam olduğu yerde 4 kat imarımız var.
 
TOPAL: Bakın ama sorun toplam kalite meselesi. İmar planı gökdelenleri zorlamıyor. Öyle bir şey yok. Gökdelen kentleşmede bir güç gösterisidir. Gökdelenin başka rasyonalitesi yoktur dünya üzerinde. Sermayenin kendi ağırlığını, gücünü ortaya koyduğu yapıdır.
 
AVM’LERİ YÜZÜMÜZE GÖZÜMÜZE BULAŞTIRDIK
 
ÜNUZ: Üçkuyular’daki pazar yerine yapılacak İstinye Park da bir güç gösterisi mi?
 
TOPAL: AVM’ler ticari mekanizmanın yarattığı son bir gelişmedir. Fakat Türkiye kentleri dünyada bunu en yanlış uygulayan kentler oldular. Bu da çok acı bir şeydir. En ilkel kentlerden, en modern kentlere kadar bu AVM meselesini yüzüne gözüne bulaştıran kentler, Türkiye kentleridir. Dünyanın neresine giderseniz gidin bu kadar bitişik nizam AVM falan göremezsiniz. Hele hele kent merkezlerinde.
 
Yoğunluk olabilir bir kentte. Ya da rant yaratılabilir o sorun değildir. Her kent, her plan bir rant yaratır. Bizim için mesele, o rantı kimlerin bölüştüğü meselesidir.  Siz sadece birilerine rant yaratıyorsanız, o ranttan kamu hiçbir şey almıyorsa, tam tersine o rant kamunun mevcut kıt kaynaklarını, yolunu, alt yapısını kemiriyorsa o zaman büyük bir tehdit oluşmaya başlıyor.
 
İnciraltı planına da, Balçova’daki o AVM kuşağında ne kadar AVM varsa hepsinin, hatta yapılacak olanların toplamından daha büyük bir AVM’yi koydular. Bu nasıl bir planlama yaklaşımıdır? Bu kente ne yapmak istiyorlar? Bunu hakikaten sorgulamak gerekiyor. Bu bir şeye karşı olmak falan değil. Yahu siz ne yapıyorsunuz, İzmir bir kabile kenti midir, bu kadar ilkel mi bu kent?
 
YALDIZ: Yani bir ilçe belediyesi mülkiyetindeki benzin istasyonunu satar, arsasını satar veya Büyükşehir Belediyesi garaj yerinin hakkını başka bir yere devrederse.... Projenin önünü açmış mı oldular?
 
TOPAL: Söylediğimi bir daha tekrarlayacağım. Ben önce plana bakarım. Eğer metro istasyonu, batıdan gelen araçları depolayacak bir alan olmadıysa bence bugün için dokunulmaz bir yerdir. Kimin ne işi zorlaşırsa zorlaşsın. Bozulmaması gerekir. Benim söylediğim tam bir kamusal işlevidir. İşte alışveriş merkezi yapılacak, iki katlı otopark yapılacakmış, bu değil. Kamuya ait olan, kimsenin yönetmediği kamu alanlarının kaybedilmemesidir.
 
KENT DEJENERE EDİLİYOR
 
YALDIZ: Liman meselesine de böyle mi bakıyorsunuz?
 
TOPAL : İzmir tarih boyunca bir ticaret kenti, bir liman kenti. Körfez de bu işlevini sürdürmesi gerekiyor. Ama bunun iyi düzenlenmesi gerekiyor. Turizmin, kruvaziyerin geliştirildiği bir liman kararı. Ankara kruvaziyer limanını ihaleye çıkarıyor, plan yapılıyor. Bir bakıyorsunuz 100 bin metrekare alışveriş merkezi. Nerede? İzmir trafiğinin en çözümsüz noktasında. İzmir’de en çok düğümlenen trafik noktası neresi derseniz, orasıdır. Kentin bu anlamdaki nitelikli beklentisinin nasıl dejenere edildiğinin,yozlaştırıldığının belgeleri bunlar.
 
DOKAK: Alsancak Stadı’nın yıkım kararı için ne diyorsunuz?
 
TOPAL: İzmir planlarında Alsancak Stadı, stat olarak görünüyor. İkincisi dünyada her kentin bir Spor Mastır Planı’nın olması gerekiyor. Önce semt stadından başlar, hatta semt oyun alanından başlar olimpiyat tesisine kadar giden bir skala çizer. Vizyonunuza göre hedefinizi belirler.
 
DOKAK: Peki Atatürk Stadı için ne düşünüyorsunuz?
 
TOPAL: Çok merkezi, böyle bir spor kompleksi için bir daha asla yaratamayacağınız bir alanı konuşuyoruz. Atatürk Stadı aslında bir stat değil, olimpiyat stadı. İçinde stat vardır, statlar vardır. Spor salonları vardır. Bu büyüklüğü nedeniyle bir daha yaratılabilecek bir alan değildir. Tam da bu noktada özenle korunması gereken, özenle restorasyonu yapılması gereken bir yerdir. Bunların hepsi modernize edilebilir. Yeniden işlevlendirebilir, yeni bir tasarımla kent yaşamına katılabilir.
 
YALDIZ: Ama yeniden stadyum yapılmayacağı açıklandı. Spor alanı olarak kullanılacak.
 
TOPAL: Spor alanı olarak kullanmak çok tehlikeli bir faaliyet. Türkiye’de kültür ne biliyor musunuz? Kültür merkezi yapıyoruz diye alışveriş merkezlerinin üzerine bir cep sineması yapma anlayışı var Türkiye’de. Spor alanı ifadesi böyle kuru bir söylem olamaz. Bizim baktığımız nokta şu, burası kent planlarında spor alanı olarak görülüyor. Spor alanı, şu anda stadyum olarak kullanılmaktadır. Bir kapasitesi vardır. Modernize, yenileme, çağdaş bir yapı olarak şey yapmanın dışındaki hiçbir kararı…
 
YALDIZ: Rezidansların yeşil alanına dönüştürmek gibi…
 
Topal: Ama İzmir kentinin buna izin verebileceğini düşünmüyorum. Yasal araçlarla da düşünmüyorum.
 
ÜNUZ: Karşıyaka Stadı’na nasıl bakıyorsunuz Yalı’daki?
 
TOPAL: Gerek Göztepe, gerek Karşıyaka planları semt spor alanıdır. Stat diye yazar üzerinde ama semt spor alanı niteliğindedir. Onlar sadece stat değildir .o semtin ayrıca spor yaptığı alanlardır. O nedenle gerçekten moderniz edilmiş, insanları ezmeden, bugünkü biçimlerinde çağdaş bir biçime kavuşturulup kentin spor yaşamına kavuşturulmalı.
 
SOYOĞUL: Ulaşım meselesi de gündeme gelecektir.
 
TOPAL: Tam da bu nedenle. Orada beşer, altışar katlı binalar var. Balkonunuza çıkıyorsunuz, karşınızda devasa bir konstrüksiyon bir gürültü bir patırtı. Onun yerine planlarda Örnekköy’de bir stat var, veriyorlar. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz. O eksikse oturulur revizyon yapılır. Aynı şey Uzundere’de  planlar vardı. Hatta belediye orada bir yarışma bile düzenledi. Göztepe için orası çok daha uygun olabilir. Göztepe Başkanı’nın bir açıklamasını okudum, burada bu stat olmaz dedi. Yani mantıklı bir şey. 

 
BAŞKANLIKTA SON DÖNEMİM
 
YALDIZ: Behçet Uz’u ayrı bir yere koydunuz. Ama bir de o dönemki valiler var. İzmir’in o dönem Kazım Dirik gibi de bir valisi vardı. Bugün vali ile Belediye Başkanı arasındaki ayrışma kentin diğer aktörlerine de yansıyor mutlaka. Nasıl bir manzara görüyorsunuz?
 
TOPAL: Doğrusunu isterseniz kent açısından bakıldığında hoş olmayan bir manzaradır. Bütün herkes kamu kaynağı kullanıyor. Bu kentin planları, bu kentin planlarını yapan otoritenin planıdır. Doğrudan böyle bakarız. Bu Aziz Kocaoğlu’na destek değildir, yerele destektir. Bu nedenle bu ayrışmayı hem suni görürüm. Hem de bu kentin geleceği açısından çok negatif bir sonuç olarak görürüm. Nitekim gelecekte de, bu kentin tarihini yazacak olanlar ve okuyanlar bu dönemler için bu tespiti yapacaktır. Çünkü hepimizin iyi ve doğru olana odaklanması gerekirken, takozlanma gibi bir noktaya doğru evriliyor sistem.
 
ÜNUZ: Oda Başkanlığı’na bir dönem daha aday mısınız?
 
TOPAL: Çok uzun soluklu şeyler kalıcı Başkanlıklar değildir. Dört dönemdir en çok. Benim de son dönemim. Bu sohbette şuna değinmek isterim. Alsancak’taki tekel depolarından bir tanesini satın aldık. İzmir mimarlık merkezi olarak yeniden işlevlendireceğiz. Şimdi Alsancak’ta kamunun bile elinde olmayan, bu kentte sunamadığı, yaklaşık 550 metrekarelik bir sergi alanı bir fuaye. Bununla doğrudan ilişkili zemin kattan kullanabilen 330 kişilik bir konferans salonu, 200 kişilik bir amfi ve kütüphaneyi kentin sosyal ortamına sunuyoruz.
 
HEDEFTE POLİTİKA VAR MI?
 
ÜNUZ: Bir sene sonra oda başkanlığı bitiyor. Politikayı düşünüyor musunuz?
 
TOPAL: Şu anda bile politika yapıyoruz. Stadı konuşuyoruz.
 
ÜNUZ: Daha reel politika…
 
TOPAL: Politika yaşamın bir parçasıdır. Ben şu an yönetim kurulu başkanıyım ve kendi görevlerim var. Bu sürecin tamamlanması lazım. Ben şu anda mimarım. 6 ay sonrası için mimarlık ve kent için yapacak çok şeyimizin olduğunu düşünüyorum.
 
KÜLTÜRPARK YÖNETİMİ OLUŞTURULMALI
 
SOYOĞUL: Kültürpark değil ama fuarın Gaziemir’de olmasıyla ilgili bir gazete Aziz Kocaoğlu’nu ikinci Behçet Uz ilan etti. Başkan Kültürpark’ta sınav mı verecek?  
 
TOPAL: Bu soru bence çok güzel bir soru oldu. Çünkü fuarın Gaziemir’e taşınması İzmir’in fuarcılık geleneğinde, vizyonun da farklı bir son nokta. İyi bir nokta, doğru bir karar. İyi bir politika.  Fuar özelliği çıktığı anda Kültürpark işlevinin olması lazım. Yeşil dokusunu güçlendirerek, restore edilerek, mümkünse bütün beton alanları kaldırılarak tamamen insanların yürüyebileceği, dinlenebileceği, çeşitli aktivitelerle yaşamlarını destekleyebileceği bir programa ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Biz bunu belediyeye böyle önerdik. Artık oraya fuar yönetimi değil park yönetimi olarak bakarsanız meseleyi çözersiniz. Kültürpark olarak baktığımız anda bütün meseleler çözülür. Şimdi bunun içerisinde yeşil alan oranının arttırılması gerekiyor. Mümkünse Kültürpark’ta beton hiçbir yapının bulunmaması gerekiyor.
 
AZİZ BAŞKAN İLE İNCİRALTI’NDA AYRIŞIYORUZ
 
ÜNUZ: Siz şimdi Aziz Başkan ile zaman zaman kent meselelerinde karşı karşıya geliyorsunuz. Başarılı bulduğunuz alanları merak ediyorum. Mesela İnciraltı’nda aynı noktadaydınız.
 
TOPAL: Çok ters, aksi şeyler düşünüyoruz İnciraltı’nda. Biz İnciraltı’nın kesinlikle yapılaşmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ama  İzmir tarih projesi, gerek Kemeraltı, gerek Agora, gerek Kadifekale, gerek Antik Tiyatro bunların hepsini birden çok önemli görüyoruz. Kültürel mirasla bağışık projeleri sonuna kadar destekliyoruz. Esasen belediye başkanının bu anlamda açık olması fikri, eleştirileri dinlemesi, eleştirilerden korkmaması gibi bir süreç bizim için çok önemlidir. Bunu önemsiyoruz. Hatta kararları değiştirebilme olgunluğu bir yerel yönetim için Türkiye’de en çok aranan şeylerden bir tanesidir. Hatta merkezi yönetim için. O açıdan bakıldığında bu anlamdaki politikaları hem önemli buluyoruz, hem destekliyoruz.
 
GÜCÜMÜZÜ ÜYELERİMİZDEN ALIYORUZ
 
YALDIZ: Hükümet kaynaklarınızı kesiyor. Peki bu, Mimarlar Odası İzmir Şubesi’ni yok etmeyi başarır mı?
 
TOPAL: Şimdi Mimarlar Odası ve Mimarlar Odasının bağlı olduğu TMMOB, Anayasa’ ya göre kurulmuş anayasal bir kurum. Anayasal bir kurum olarak toplumla ilişkilerini kendi yönetir. Son yıllarda kentsel politikalara ve bölgesel politikalara karşı yaptığımız eleştirilerin sonunda, bir şekilde meslek kuruluşlarını işlevsizleştirmek gibi içini boşaltmak gibi bir politika uyguladı. Mümkünse kapatmak gibi. Bunun yerine mesela mevzuatımızı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayına bağlamak üzere. Şimdi basit yeni bir öneri getirdiler Torba Yasa adı altında imar kanunda. İşte nisbi temsil sitemini getiriyorlar. İkincisi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın iznine bağlanıyor bütün yönetmeliklerimiz. O uygun görürse resmi gazetede yayınlanacak. Daha tehlikeli bir şey var. Programlarını hükümetin planı ile çatışmayacak şekilde hazırla diyor. Böyle bir şey olabilir mi ?
 
YALDIZ: Sivil toplum örgütü olmaktan çıkarıp bastona dönüştürecek. Şimdi programlarınızı hükümet programları ile birlikte düşündüğünüzde destekleyici...
 
TOPAL: Öyle olsa mesele yok. Öyle bir oda yönetimi gelirse bir gün daha zengin oluruz. Mesela sizinle yaptığımız konuşmaları “Konak Tünel felaket doğru bir şey” diye bitiren bir başkan olsa, bizim bütçelerimiz tavan yapar herhalde. “Alsancak stadının ne işi var orada” falan gibi. Bakın şu anda bir tek İzmir’de değil, bütün Türkiye’de Gaziantep’te, Kayseri’de merkez statlar için söylüyorum. Bir ayda yenisini yapıp hepsi ranta dönüştürülüyor. Yani kentsel politikalar gerçekten çok acı. Tarihin hiçbir döneminde böyle olmadı.
 
YALDIZ: Kanunla tanınmış haklardan dolayı ciddi bütçeler yönetiyorsunuz. Bunlar kesildiği zaman belki üyeleriniz olaya daha farklı bir mantıkla sahip çıktığında söyledikleriniz daha bağımsız olmayacak mı?
 

TOPAL: Kuşkusuz olacak ama şöyle bir şey var. Üye ile bağımızın koparılması bizim için çok tehlikeli. Bizde üye ile bağ çok önemlidir. Sabahtan beri konuştuğum şeyler, o üyelerle üretilen bilgidir. Dolayısıyla ben bundan kopartılırsam tehlikelidir. Ben bu konuşmaların gücünü üyelerden alırım.

 
Ege'de yatırım yok!
 
Ben Erdoğan değilim, yerime Davutoğlu bırakmam
YORUMLAR
Toplam 6 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Hasan beye 23 Ocak 2015 Cuma 15:35

Hasan bey izmirde osmanlı dan beri yapılmış düzgün bir mimari eser yok, saat kulesi dışında sembol eser yok. Bir de her yapılan işe olur olmaz dava açmak zorundalar mı, kentin yararına işleri de dava ediyorlar.

Yorumu oyla      10      5  
sadık 6 Ocak 2015 Salı 09:53

sizin gibi donanımlı birinin artık kenti başka mecralarda temsil etmesi gerekir.

Yorumu oyla      19      6  
Deniz 6 Ocak 2015 Salı 09:49

İnciraltının yapılaşmamasını istiyoruz demiş, siz örnek bir plan getirdinizde insanlar karşı mı çıktı? Bırakalım o zaman mezbelelik gibi kalsın, işletmesini kaçak diken kazansın kanuna saygılı vatandaş kaybetsin...

Yorumu oyla      13      4  
5 Ocak 2015 Pazartesi 19:10

Goruslerinizi sonuna kadar destekliyorum sayın baskan ve kutluyorum.

Yorumu oyla      21      8  
hasan altın 5 Ocak 2015 Pazartesi 12:03

hadi güle güle yeter izmirin önünü kapattığın kaçak yapılar harabe yapıla yapılırken balçovada kaçak otel dikilirken gecekondular yapılırken ses yok ne zaman izmirin önünün aççak bir proje var hemen istemeyüzz balçova 9 eylül karşısı baraka yapılarla doldu planlamasına karşı inciraltı keza öle ama gecekondular yapılırken mimarlar odası yok meydanda, tramvaya bile karşı çıkacaklar nerdese

Yorumu oyla      21      24  
m,naci bilce 5 Ocak 2015 Pazartesi 11:57

Izmire yazik etmeyiniz,

Yorumu oyla      15      11  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Ege'de yatırım yok!
Batıçim Genel Müdür Yardımcısı Feyyaz Ünal, Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin ...
Çöp nimettir!
Dünyada atık yönetimi konusunda lider isimlerden Alman Remondis firmasının ...
En ucuz pamuk olmayı hak etmiyoruz!
Ulusal Pamuk Konseyi Başkanı Barış Kocagöz, Türk pamuğunun dünyanın en ...
 
İktidar delikanlı olsun, göz boyamasın!
Tariş Zeytin ve Zeytinyağ Birliği Başkanı Cahit Çetin Ege’de Sonsöz Sohbetleri’nin ...
İzmir de ilericidir, Diyarbakır da…
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kıt kanaat yapılan kampanyaya rağmen aldığı ...
Başkanlığımın en zor dönemini yaşıyorum!
İzmir Eczacı Odası’nın 12 yıllık deneyimli Başkanı Tuncay Sayılkan konuk ...
 
Ekonomide deniz bitti
Türkiye’nin 2015 yılında iç tüketiminin düşük olacağını, ihracat kanalıyla ...
Anasına bakıp oğlunu alıyoruz!
Egedesonsöz Altınordu Futbol Sosyal Girişimi Başkanı Seyit Mehmet Özkan’ı ...
Yatırım olmadan çözüm süreci eksik kalır!
İzmir iş dünyası 1990’lı yılların başında Güneydoğu Anadolu’ya bir yatırım ...
 
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Karantina günlerinde ve akis odalarında
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Maske ve Eldiven’le yaşayacağınız aklınıza gelir miydi?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Yemek inceliktir, zarafettir
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Belalar
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Global mapus
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Değişimi yanlış okumak
Işıl Öztürk BULUT
Işıl Öztürk BULUT
Bu filmi izlemiş miydik?
Ahmet Aydın AKANSU
Ahmet Aydın AKANSU
Evde ülken ve dünya için yapacakların da var
Serdar DEĞİRMENCİ
Serdar DEĞİRMENCİ
Korona’nın ilacı: Rekonstrüksiyon
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Şeffaflık ve hızlı olmak
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva