RÖPORTAJLAR
8 Mart 2015 Pazar

'Leydi değilsen, hiç şansın yok!'

CHP’nin İzmir’deki ilk kadın belediye başkanı ve milletvekili aday adayı Nurgül Uçar, Gönül Soyoğul’a ‘siyasette kadın’ olmayı anlattı...

 Leydi değilsen, hiç şansın yok!

7Haziran 1992’de yeni kurulan Seyrek Belde Belediye Başkanlığı’na seçildi, kapatıldığı 2009 tarihine kadar da belediye başkanlığı görevini yaptı. Atatürk’ün kadına seçme ve seçilme hakkını verdiği 1930 yılı ile 2013 arasındaki dönemde, CHP’nin İzmir’deki ‘ilk ve tek kadın belediye başkanı’ olarak görev yapan Nurgül Uçar’ın kişisel kariyerinde… Bunun yanı sıra, “İzmir Kuş Cenneti Koruma Geliştirme Birliği’nin seçilmiş ilk başkanı, 2004-2009 arası CHP İzmir Büyükşehir Meclis üyeliği, 1992-1994 yılları arasında SHP Kurultay delegeliği, KAMED (Kadın belediye meclis üyeleri derneği) yönetim kurulu üyeliği, KADER (Kadın Adayları Destekleme Derneği) üyeliği, Kadın Koalisyonu Çalışma Grubu üyeliği, Ege Balkan Rumeli Dernekleri Platformu yönetim kurulu üyeliği, İzmir Bakırçay Havzası Balkan ve Rumeli Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği 2. Başkanlığı, Menemen Atatürkçü Düşünce Derneği aktif üyeliği” sıfatları da var.

1930’dan bugüne kadar görev almış Türkiye’deki kadın belediye başkanlarının bir araya getirilmesinin koordinasyonunu ve bir platformda takibini de yürütmekte olan Nurgül Uçar, bugünlerde ‘kadınlarımızın biraz daha sesi olabilmek’ için koşturuyor. CHP İzmir 2. Bölgeden milletvekili aday adayı olarak önseçime katılmak üzere 16 ilçeye yayılmış 67 bin parti üyesiyle birebir görüşüyor, gecesini gündüze katarak önseçimden çıkıp halkın oylarıyla Meclis’e gitmeyi hedefliyor.

Hem meslektaşım, hem hemcinsim, hem arkadaşım olarak, bu anlamlı günde, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ben de onunla ‘siyasette kadın’ı konuşuyorum. Umarım önseçimden çıkar, umarım seçilebilecek sıralarda yer alanlardan biri olur da… Dediği gibi (ve tüm kalbimle şans dileyerek) TBMM’de kadınların sesi olmayı sürdürebilir…



-Siyasette kadın olmayı en iyi anlatacak isimlerdensin, iki dönem belediye başkanlığı yaptın; nasıl, kolay mı, zor mu?

NURGÜL UÇAR:
Siyasette adın olmak çok zor. Bir kere yaşamda kadın olmak çok zor, siyasette kadın olmak çok daha zor. Bedeli çok ağır. Ben 1992’de küçük bir beldede başladım siyasete. Ama şöyle yaşama dair bir şey var, yaşama dair söyleyecek bir şeyin varsa o zaten kendi başına bir ağır. Kadının kimliğini fark etmişsen, kendi kimliğini fark etmişsen o zaman zorluklarını daha çok fark ediyorsun. O zaman daha çok ağır.

-Ama sen başarmışsın…

NURGÜL UÇAR:
 Benim şöyle bir şansım vardı. bir kere 10 yaşında Seyrek’te okumuştum ilkokulu. 10 yaşında benim ailem ortaokulu okumam için ilçeye taşınmıştı. 10 yaşında diğer kızlardan daha şanslıydım. O zaman bilmiyordum o neyi ifade eder. Ama bunu çok anlıyorum ki benim kadın kimliğimin farkına varmam, değeri aramam, vefayı aramam bana o 10 yaşında verilen değerden kaynaklı. Babam, benim için, kızının okuması için evini taşıdı. Şimdi bile kardelenler var. Ben 1960 doğumluyum. Düşünsenize, ailem 40 sene önce çocuğunun arkasından gitti. Ama o birey olma sorumluluğu da getirdi beraberinde. Ben de 10 yaşından beri değerli olmanın sorumluluğu var. Aslında bunun da bir yükü var. Bana verilen değeri incitmemek, kırmamak için hep başarmak zorunda kaldım. Hiç yanlış yapma şansım olmadı. Ömür öyle geçti. Gazetecilik okumuştum. İlk defa üç kız liseye kadar gelmiştik. Üniversiteyi bitiren ilk kız bendim.

-Gazetecilik okudun/yaptın, küçük bir köyden çıkarak hem de. ‘Kadın’ kimliğinin zorluğuyla ilk nasıl yüzleştin?

NURGÜL UÇAR:
 Seyrekköy, bir muhacir köyü, Selanik’ten gelmiş bütün atalarımız. Bizim köyde aslında Türkiye’nin başka şeylerinin olduğunu ben daha iyi anlıyorum. Balkanların İzmir’in rengi olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü 1 milyon 800 bin Balkanlı var İzmir’de, galiba farkı bu. Biraz daha güven var. Çok bağnaz değil değerlerine saygılı. 1992’de gördüm ben belediye başkanı olduğumda. Bir gazetecilik yaptım 11 yıl. O da zordu ama ben 10 yaşında bana verilen değerle ben gazeteci kadının ne kadar zor olduğunu fark etmemiştim. Çünkü ben evden çıkıyordum, gece eve dönmüyordum. İşte Salihli’de tütün alayı vardı oraya gidiyordum. Neden geldin neden gittin diye sormamıştı bana ailem. Ben 2004’te kadının nasıl olduğuyla karşılaştım. 2004’te başlamıştı kadın hareketi. KADER de bizi Ankara’ya davet etti. İkinci dönemimdi benim. Aslında hayatın iki yüzlülüklerini, sahtekarlıklarına çok tanık oldum, tecrübelendim ama iki tarafını da yaşadım masanın. Bir bu tarafında oturdum bir diğer tarafında. Mesela gazetecilerden iyi belediye başkanı olur. iyi bir belediye başkanından sonra milletvekili olunmalı, böyle iddia ediyorum. Çünkü yerinden yönetim kamuya ilk adım attığımız alan.

-KADER’e dönersek…

 NURGÜL UÇAR: 2004’te Ankara’ya davet edildim. O zaman 2004 – 209 arası 26 kadın belediye başkanı vardı. Ben de oraya gideyim ki görünür olayım, daha çok faydası olsun bizim belediyeye. Ama o zaman kadınlarla tanıştığımda aslında öyle olmadığını, kendimce karşılaştığım sorunların anlamsız bulduğum özlerin bir anlam bulduğunu gördüm 2004’te. O şuydu, kadın olmak çok zor. Sonra kendi çevremdeki kadınların dönüştürülme zamanıydı. Çünkü belediyenin teknik şartları bitmişti. Köye döndüm, sivil toplum geliştirme projesinin bir pilot projesi vardı. oraya biz de dahil olduk. 5 belediye vardı. işte Mardin Kızıltepe, Eskişehir Odunpazarı, Samsun Gazi, Nevşehir Kaymaklı, bir de biz. 7 şer kişilik gruplar halinde işte biz oraya ilk defa köyden bir kadın, ben ve 5 tane muhtar birlikte gittik. İlk defa kadınlar ve adamlar yol arkadaşı oldu. O ilk bizim köydeki kadın ev kadını; o zaman diğer belediyelerle ilişkilerimiz oldu. Birbirimize mektuplar yazmıştık. O kadın o mektubu hala çantasında taşır. Çünkü onun adına gelen bir mektuptu. Değerliydi. Biz işte o zaman hep birlikte kadının bir değer olduğunu, bir güç olduğunu, bir araya gelirsek paylaşırsak daha çok şey çözeceğimizi gördük. Ve bu kararı verdik köyde. 2004 sonrasında belediyede belediye binamız zaten bitmişti. Aşağıda bir kreş vardı. 2004 yılında bütün kadınlar belediyedeydi. Çocuklarını kreşe bıraktılar, yukarılara gittiler. Neleri yaptık biz? Devrim yaptık aslında.

-Belediye başkanıyken kadınlarla yaptıklarından önce orada siyasette kadın olmanın zorluklarından bahsedelim biraz.

NURGÜL UÇAR:
Küçük yerlerde kadının kendi ailesinin getirisiyle bir şeyler olabilir. Belediye başkanı olabilir. Ama ölçek büyüdüğünde öyle bir şansı yok.



-Nasıl yani?

NURGÜL UÇAR:
İlçe belediyelerde kadının başkan olması mümkün değil. 1930’dan 2013’e kadar CHP tarihinin İzmir’deki tek kadın belediye başkanıyım ben. Şimdi 2014’de bakıyoruz, artık ilçelerde kadın belediye başkanları çıkmaya başladı. İzmir’de iki tane. Var mı şansı, hiç yok. Kadın şöyle görüldü, biz 34 kadın aday adayıydık İzmir’de belediye başkanı.

-Ne zaman için söylüyorsun?

NURGÜL UÇAR:
2014. 2014’te CHP İzmir’de 34 kadın aday adayı vardı. Ankara’ya gittik hep birlikte kadınlar olarak artık birbirimizle dayanışmayı öğrendik. Yani kıskanmamayı, çünkü kıskansan da yok zaten. Ama yan yana yürürsek bir arkadaşımızı çıkarabiliriz. Ankara’da şöyle denildi; şimdi sırası değil, ülke çok zor dönemden geçiyor, kadının yeri değil şu anda bir bakalım. Yani erkekler kurtaracak bu ülkeyi.

-Bu açık açık bu şekilde ifade mi edildi?

NURGÜL UÇAR:
Tabi ki. 34 tane kadın vardı herkes söyleyebilir bunu. Çünkü kadınlar hep kapıları açacak, görev istiyoruz. Söz hakkını onlara vermiyoruz. Bu ölçekte kadınların şansı çok azalıyor. Nasıl olabilir? Birisinin bir şeyi olman gerekir. Yani ben kadın Nurgül Uçar olarak önseçim olmasaydı yine şansım hiç yoktu. Gerçekçi olalım. Siyaset kolay bir iş değil. Kimliksel olarak kolay değil, ekonomik olarak kolay değil, kadının zamanı olarak hiç kolay değil. Hem çocuk istiyoruz ondan, hem ev işi istiyoruz, hem annen hasta, ona bak istiyoruz. Hem de diyoruz ki önseçime gir kardeş, bak şartlar eşit! Siz de buyurun alın diyoruz. Ben cinsiyet kotasına karşı değilim. Kesinlikle pozitif ayrımcılık istiyorum. Ama cinsiyet kotasından erkek çıksın da istemiyorum. Yani bizim cinsiyet kotası çok iyi anlaşıldı erkekler olarak. Ben diyorum ki kadın kollarında hakikaten öğretmişiz cinsiyet kotasının inceliğini. Geçekten siyasette kadın hiç öyle lafla falan değil bütün siyasi partiler… Bir örnek vereyim. 2014 belediye başkanlığı 1329 belediyede   7 tane AKP’nin 7 tane CHP’nin kadın belediye başkanı var. Onların da baktığımızda tarihçelerine, sıradan kadının hiç şansı yok. Emek vermişsen gene şansın yok. Şansı olan, birilerinin bir şeysi olanlar. Her partide geçerli. Önseçim kadınlar için, emek vermiş kadınlar için… Ben 1922den beri yollardayım. Kırıldım döküldüm. Annem ev kadını, babam çiftçi, ben üniversite mezunuyum. Şanslıyım, değerliyim. O değeri hiç kaybetmedim. Ama benim de şansım olmadı, olamadı. Şimdi olur diye düşünüyorum.

-Peki Belediye başkanı seçildiğinde sen kimin nesiydin?

NURGÜL UÇAR:
Ben o köyde üniversiteyi bitiren ilk kız çocuğuydum. Yaşam herkesin gözü önündeydi. Bir de kadınlar 1992’de mağdurdu bizim. Bizim orada kadınlar evde değerliydi ama onlar için çeşme yoktu. Sokak çeşmesinde ihtiyaçlarını gideriyorlardı. Yol yoktu. Yani evde varlar, sokakta yoklardı. Kadınlar benimle birlikte gelişti. Benimle birlikte üniversiteyi bitirdi. Sonuçlarını da verdi. Şu anda kadınlar merkezde kocası ile birlikte lokanta işletiyor. Daha çok para kazanıyor. Daha şık, daha temiz. Artık kocaları ile konuşuyorlar, hayatı paylaşabiliyorlar bizim köyde. Ama bizim belediyemiz 17 senede ben kadın belediye başkanı olarak hiç insan yerine konulmadım. Hiçbir kurumda. Gazeteci olduğum için inatçıyım. Yoksa kadınları manyak etmek üzere sistem. İzmir serbest bölgeyi bir gazeteci olarak biliyorum ki ucuz yer bulunduğu için Yeşildere’den getirildi atıldı bizim oraya. Belediye başkanı olduğum için artık bunun nedenlerini araştırıyorum. Beni ilgilendiriyor. Burası acaba sanayi bölgesi midir diyorum. Acaba böyle mi lekelidir. Çevremizde ne vardır? Bunu soracağım o zaman Bayındırlık İl Müdürlüğüne, orada benim bir dövülmediğim kaldı. Ne biçim saçma sapan sorular. Sen kimsin ki? Bu kadın olduğum için. Mesela arıyorlar benim sekreterim açıyor. Reisi verir misin diyorlar, bana bağlıyor. Buyurun diyorum, reis beyi verir misiniz diyor? Belli bir zamana kadar böyleydi. 2004’ten sonra ben tanınmaya başladım. Belediye önünde duruyorum. O zamanlar takım elbise de yok normal kıyafetlerle duruyorum. Geldiler beni itip içeri girdiler. Başkan nerede diyorlar. Buyurun benim diyorum, bozuluyorlar hayalleri yıkılıyor. Maçlara gidiyordum ben. Çünkü en ortak dil futboldu. Çocukları kahveden kurtarmak için, hayata ortak etmek için bir yoldu bu. Onları kurtarmak lazım. Çünkü babaları içki içiyor. Saatlerce kahveden çıkmıyor. Gidiyorum kahveye soruyorum yahu size bir şey olmuyor mu? Kalkın diyorum bir hava alın. O çocuklar aynısını yapmasın diye futbol takımı kurduk. Hocaları onları yetiştiriyor. Şimdi maçlara gidiyorum. Arada bir küfür ediyorum tabi ki. Ama onların o kadar katkısı oldu ki belediye 17 yıl vardı. 12 yıl bir sosyal demokrat kadın vardı. Yoksulluk, işsizlik, yolsuzluk bitti. Şu an da kadınlar, çocuklar, erkekler hayatı birbirleriyle paylaşıyor. Ortak kararlarımızla yaptık her şeyi. Pazar yeri yaptık, park yaptık. Belediye kapandı, bu ortak yaptığımız Pazaryeri kapanmadı. Orada ben kendime bir cumhuriyet oluşturdum aslında. Oluşturduk birlikte. İnsanlar dışarı çıktığımızda bizim rüya bozuldu. Belediye kapandı rüya bozuldu. Sonra dedi ki bu kapatılmayı bu yasayı tanımıyoruz biz dedik. Belediye binasını kapatmış olarak algılıyoruz, buyurun belediye binası sizin olsun. Biz köydeyiz, kadınlar canlı, erkekler canlı, hayat canlı. Ömür boyu belediye bizim. Kimseyi de sokmayız. Ama üst ölçekte 2011’de kimsenin kimsesi olmadığım için milletvekili aday adayı oldum. Kale bile alınmadım. Kimse benimle görüşmedi. Sıradan kadınların durumu hiç öyle bir şansı yok. Gerçekçi olalım. Parası olmayanın da şansı yok. Ev kadını, emekli, dağdaki çoban şu anda onların hiç birinin her hangi bir partide aday olma şansı yok. Ben şu anda onlarında aday olması için parti içinde de mücadele vermek istiyorum.



-Bu anlattıklarını sosyal demokrat partide yaşıyorsun. Kadın kotaları koyuyorlar da kadına bakışları gerçekten nasıl? Kota, kadınların ağzına bir parmak bal çalmak için mi?

NURGÜL UÇAR:
Ben buna bal çalmak bile diyemiyorum. Çünkü çalınan bir bal yok. 30 ilçede 2 tane kadın belediye başkanı var. Ben bunu Türkiye’nin toplumsal bir sorunu olarak görüyorum. 2013 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde bir çalışma yapıldı. Kadınların belediye başkanı olduğu yerlerde kadına şiddet azalmış mıdır, çocuk gelin oranı azalmış mıdır? O dönem bu çalışmayı yapan hoca benimle de görüştü. O zaman dedim ki hocam ben arkadaşların telefon numaralarını alabilir miyim dedim. Kendi dönemimde çalışan belediye başkanları. O zaman Sürgücü Belediye Başkanı vardı, Hükümet Kadınının aynısı. Mardin Sürgücü, 10çocuk doğurmuş, ev kadını ve belediye başkanıydı. Ona ulaşmak istedim bulamamıştım. Sonra hocam dedim biz bu 39 başkanı ağırlamak istiyorum. Hem bir araya gelelim birbirimizi görelim. Hem dayanışma. Sonra dedim ki 2004 – 2009 kadınlarını toplamak bir şey söylemez bize. 1930’dan başlayayım 2013’e geleyim. Oradan başladım ben, sinirlerim bozuldu. Bozuldukça daha da çabaladım. Ne bir matematik, ne bir istatistik, hiçbir şey yok kKadın başkana dair. 1930’dan beri. Kayıt altına bile alınmamış. Ben bir sene bununla uğraştım. Meclise gidiyorum. Meclis kütüphanesine gidiyorum. İç İşleri Bakanlığı’na gidiyorum, her şeyi didik didik ediyorum, yok! 91 yaşında kadın bir belediye başkanın dan aldım ipuçlarını. Onunla görüştüm. Hepsiyle görüştüm bütün kadınlarla görüştüm. O kadar hikayeler var ki matematiği koyduğun zaman o sana her şeyi söylüyor zaten. Çanakkale Lapseki belediye Başkanı ile görüştüm. Zekiye Gülşen, hastanede görüştüm. Benimle görüştü kalça kırığı vardı. Ben dedim derdim budur. O başkandan Bozcaada’yı buldum. İstanbul’da yaşıyor. Bozcaada kadın belediye başkanı bir adanın dünyadaki de ilk kadın belediye başkanı Nagehan Akay. Aradım dedim ‘Nagehan hanım, Gülşen hanımdan aldım numaranızı’. 40 yıldır görüşmüyorlar. Görüştüler, bir hafta sonra kadın öldü. Başsağlığı için kızını aradım. Dedi ki ‘ben kendi annemi hiç tanımamışım. 1 haftada annemi tanıştırdınız bana. Annem neler çekmiş’ dedi. Bir kadın kendi annesinin neler yaşadığını bilmiyor. Sonra diğer rakamları araştırdım. 18 yerel seçim geçirdik. 31 bin erkek başkan, 119 kadın başkan. 11’i rahmetli, 108 canlı kadın. Aydın’ın ilk kadın belediye başkanı ile görüştüm. Zehra hanım, 2 yıl görev yapmış sonra 1980 darbesinden dolayı bırakmak zorunda kalmış. Ben dedi ‘hiçbir şey yapmadım’. Köye su getirmiş, köprü yapmış ben hiçbir şey yapmadım dedi. Ne kadar onurlu. Var mı böyle belediye başkanı? Kim diyebilir bunu? İşte bir kadın belediye başkanı söylüyor. Sonra ben o kadınları Foça’da topladım. 37 kadın. Birinci toplantım. Bir köşede Diyarbakır, Adana, Konya… kimse kimseyle görüşmüyor. Herkes birbirinden korkuyor. O kadar ötekileştirmişiz ki birbirimizi, kadını, erkeği, solcuyu, sağcıyı hep ötekileştirmeden gidiyoruz. Çünkü üretim yok gerginlik üzerinden iktidar. Üçüncü gün bir fotoğrafımız vardı. Diyarbakır, Konya, Bozcaada, MHP’li, BDP’li, CHP’li, BBP’li bütün kadınlar. Ortak noktamız kadındı. Yeri geliyordu dedikodu yapıyorduk. Diyarbakır’a gittik 3. Toplantıya. 68 belediye başkanı katıldı toplantıya. Diyarbakır’da Kürtçe konuşmak isteyen oldu. Kürt başkan ona cevap verdi. Dedi ki ‘burası şov yeri değil, sen Türkçe biliyorsun Türkçe konuş’ dedi. Orada açılım bitti işte. Ben cevap vermedim. Biraz sakin olsak aslında her şeyi çözeceğiz.

- Kürt kökenli politikacıların kadını ön plana çıkarmasını nasıl buluyorsun? En fazla belediye başkanı onlarda, eşbaşkanlık onlarda… Sence neden?

NURGÜL UÇAR:
Bir mücadele kesinlikle var. Ama şöyle hepimizin defoları var. kadın burada İzmir’de kapıları açmak için kullanılır, orada da böyle kullanılıyor, bizim gibi.. O sürecin artık yavaş yavaş Türkiyeleşmeye başladığını görüyoruz. Biz hepimiz Diyarbakır’ın son gününde Midyat’a gittik. Önce Kürtçe şarkılar söylediler. Biz İzmir’in Kavakları’nı söyledik. Hepimizin buluştuğu şarkı şuydu; Karlı Kayın Ormanı… Neydi bu? Sosyal demokrat, sol şemsiye. Olmadığında ona o kadar çok ihtiyacımız olduğunu hissettik ki benim de İzmir’de sıkışıklığım var. Gülten’in da Diyarbakır’da sıkışıklığı var. bunu aşacak olan büyük bir şemsiye. Sosyal demokrat bir şemsiye. Çünkü evrensel, hukuk var, kadın var. Biz kadınlar olarak sıkıldık artık. Son 4. Toplantımızı Gaziantep’te yapacağız. Bunu sürdüreceğiz, bu gönüllü. O kadar çok alan açıyor ki önümüze. Yani kimse kimseyi öldüremez ya. Çünkü dokunduğun zaman insana üretiyorsun zaten. Mesela bu İç Güvenlik tartışmaları herkesi bir araya getirdi.  Orada ortaklık, ‘nefes alamıyoruz’du.

-Sohbete başlamadan önce dedin ki ‘siyasette üst yöneticiler tarafından seçilmek için leydi olmak gerekiyor.’ Tercih edilenin de üstüne düşen bir eleştiri yok mu? Leydi olmayı kabul ediyorlar, bunu reddetmek çok mu zor?

NURGÜL UÇAR:
Bence bu işin kolayına kaçmak. Ben yine de benim tolerans kapım biraz açık. Şundan dolayı, eğer 31 bin erkek başkan, 119 kadın başkan varsa 80 yılda bu ülkede, kadınlar da bir şey yapmak istiyorlar. O açıdan bu yolu açmak istiyorlar diyorum. Çünkü kadın STK’larına çok katılıyorum. Mesela Kadın Koalisyonu var Türkiye’nin her yerinde. En son Ankara’dakine katıldım. O kadar güzeldi ki. Başörtülüler, mini etekliler. Kadınlar onları geçmiş şunu konuşuyorlardı, TÖRKAD diye bir dernek, Kadın Koalisyonu’nun da üyesi, kadın olmaktan dolayı miras hakkını aldığı için seviniyordu. Bunun iki boyutu var. Bir, bunun kadın STK’larda görülmesi bile büyük bir adımdır. Bunları tolere ediyorum. Çok leydileri çok haz etmiyorum o yüzden. Erkekleşir o zaman. Erkeklere de kızmıyorum. Seçici erkeklere kızıyorum. Seçici demokrasi, ileri demokrasi, sosyal demokrasi. Ama sonuçta 5 tane adam birilerini seçiyor. Ya bizde bir sorun var, gidiyoruz buna seçici demokrasi, ileri demokrasi diyoruz. Neresi bunun demokrasi? Ben reddediyorum. Genel Başkan beni alsın İzmir’den kontenjana koysun reddediyorum. Alsın İstanbul’a götürsün beni, kesinlikle reddediyorum.



-Ne öneriyorsun? O dünyaya girebilmek için kadınlar ne yapmalı?

NURGÜL UÇAR:
Ben her zaman şunu diyorum. Kadınlar önce yerinden yönetimi bilmek zorundalar. Kadın örgütlerinin de aynı sorunu var. Şöyle bir sorunumuz var; biz oyumuzu veriyoruz,  sonrası bizi hiç ilgilendirmiyor. Oysa adımımızı sokağa attığımız andan itibaren her yer belediye. Biz kadınlar, annem de dahil, önce belediyeyi tanımamız gerekli. Biz oraları tanırsak, yasaları okursak, bizim nerede durduğumuzu, belediyenin nerede durduğunu, sorgulayabilirsek… Bunun için para gerekmiyor. Buralardan başlanmalı. Mesela partilere gitmeliyiz. Önseçimdir bunun yolunu açacak olan. Sınırsız önseçim kontenjan olmadan. İnsan bulunmaz Hint kumaşı değil ki. Bazı insan üniversitede tercih yapıyor, kolayı seçiyor. Ben de 32 yaşında bu yollarda zoru seçtim. Şimdi ben leydi olamam, üniversiteden çok güzel süslü püslü leydi olur. ben bunu istemiyorum. Bu bir süreçtir. Sokaktan çıkacak kadın önce bir çatışıyor eşiyle. Diyor ki, sen bizi şimdiye kadar hep ihmal ettiniz, kavga ettiler bizimle. O kadar güzel kavgalar ettik ki biz. Adamlar kadınlar, hiç sesimi çıkarmıyorum seyrediyorum. Sonra arkadaş olmaya başladık. Sonra çalışma grupları oluşturmaya başladık. Evden çıkıyor önce bir değerli olduğunu fark ediyor kadın belediyeye geldiği zaman. Üstüne başına pantolonunu giyiyor , hazırlanıyor, sokaktakilerle selamlaşıyor. Sosyalleşiyor. Belediye aslında insanları yaşama da hazırlıyor, karar verme sürecine de hazırlanıyor. Eğer biz bunu fark edersek. Bu yol sonrasında önseçim. Bunu partide de her yerde söylüyorum sahip çıkalım, çok önemli. Beni seçin, seçmeyin umurumda değil. Ama bu bir şanstır bu şansı iyi kullanalım. Çıkışı da burada görüyorum, kadının çıkışını burada görüyorum.

Peki önseçimde şansını nasıl görüyorsun? İkinci bölgeden aday adayı oldun ve mesafesi bile hayli geniş bir alan, her yeri dolaşmak bile başlı başına zor… 

NURGÜL UÇAR:
400 kilometrelik bir alan. 16 ilçe 67 bin üye var, hepsine ulaşmaya çalışıyorum. Benim diğer kadınlara göre avantajım şu; ben 1992’den beri başkanlık yaptım. Diyorum ki bizim köye gidin, bir çay için, göreceksiniz zaten neler yaptığımızı. Telefonum da 24 saat açık. Arkadaşlar şunu söyledi, adaylığını açıklayıp mesajının altında telefon numarası olana iki kişi varmış biri Musa Çam, diğeri de benmişim. Bu iyi bir şey. Az önce sizin ordayken, benim numaramı bulamamış, İl’e gelmiş benim numaramı almak için. Çakmur’un döneminden encümen üyesi. Bizim insanımızda emeğe saygı var, vefa var. sadece onlara şans verisin. Ben şanslı görüyorum kendimi hep ulaşıyorum. Bir de sokakta olduğum için sürekli. Mesela Işıkkent’te ayaklarıma bakmışlardı, demişlerdi ki ‘tamam senin pabuçlar yürümeye alışık, tamam biz seni destekleyebiliriz.’  Çok ilginç şeylere rastlıyorum. Mesela Bergama’da bir kadın telefondan ulaştı bana dağ köylerinden bir çok kadın toplaştı ilçeye geldiler bana. Çiçek getirdi. Hiçbir şey istemiyorlar benden.



-Biz seni hiçbir zaman elbiselerle görmedik. Siyaset gereği mi diyeceğim ama sen gazeteciyken de böyle hep pantolonluydun…

NURGÜL UÇAR:
Evet olabilir. Ama benim kumaşımla da alakalı bir şey galiba. Kardeşim böyle değil.

-Annen?

NURGÜL UÇAR:
Annem Osmanlı annesi o daha özenli, eteği var mesela.

-Hiç eteğin olmadı mı?

NURGÜL UÇAR:
Olmadı. Yalnız bu sene bir etek aldım ama daha giymedim. Hayatımda hiç makyaj yapmadım.

-Evlenirken de mi yapmadın?

NURGÜL UÇAR:
Yok yapmadım. Ben evlenirken kendi nikah defterimde hatıra kalsın istedim. Ama onun için 3 gün üst üste izinli olmak gerekti. Ama ben bir türlü izinli olamadım. Bir gün Büyükşehir Meclisinden erken çıktık. sonra eşimle Menemen Belediyesi’ne gittik. Belediyede kimse yok Tahir cübbeyi giydi. Orada çalışanları seyirci çağırdı. Başladı iyi günde kötü günde… dedim onları geç biliyoruz bunları. Getir dedim imzalayalım defteri. İmzaladık bitti. Benim nikahım bu kadar.

-Peki nasıl bir milletvekili olursun?

 

NURGÜL UÇAR: Çok güzel bir milletvekili olurum bence. Kendim olurum her şeyden önce, bu çok önemli. Hiç siyasetçi olmuyorum. Ben sokaktakiyim. Sokaktaki olmak da sahtekarlığı da götürüyor zaten. Hiç gerek yok kıvırmaya da. Ben iyi bir mücadeleciyim, iyi mücadele ederim. Kimsenin kimsesi değilim çünkü.


-Kadınlar adına bir iz bırakırım diyor musun yani? Mesela ilk olarak ne yaparsın?

NURGÜL UÇAR:
Kesinlikle diyorum. Mecliste ilk yapacağım şey, Kadın Erkek Eşitlik Komisyonu’nun gerçekten Kadın Erkek Eşitlik Komisyonu olmasını sağlarım. Şunun için çok önemli, mış gibi yapıyorlar. Şu an mecliste kadın vekiller var ama Kadın Erkek Eşitlik Komisyonu çok önemli çok hayati; bütün meclisin kararları oradan geçmeli zorunda olmalı. Meclisteki komisyon şuna yarayacak, eğer bu komisyon zorunlu olsaydı iç güvenlik yasasında komisyondan geçseydi kadınlar da bu konuda bilgili olacaktı. Bu yasadan en çok kadınların etkileneceğini de anlatacaklardı. Ben mecliste olsaydım yollara çıkardım. Hangi partide olursam olayım. Bu komisyonun çok işlevi var. kadın hakkını da çocuk hakkını da insan hakkını da bu komisyon belirleyecek. Ama bunu kimse ciddiye almıyor. Laylaylom. Gösteriş değil burada gizli. Biz hayatı paylaşıyoruz. CHP açısından bakıyorum şu anda siyasette yüzde 50 kadın var yaşamda. Bu yüzde 50 ile samimi olmak lazım. Ben samimiyim. Ben diyorum ki benim elimi tutmak zorundayız biz. Ben bedelimi ödedim. Çok kolay yetişir miyim ben? Kimsem de yok benim elimi tutacaksınız arkadaşlar beraber gideceğiz, o zaman göreceğiz meclis nasıl yapılır.

 
2018'de rafineri tamam, 2019'da...
 
Hayallerim bile realisttir!
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Kerem can 24 Mart 2015 Salı 05:50

2. Bölenden en az 5 aday adayının telefon numarası SMS lerde var dr Erdal duman Ayhan Güneş gibi

Yorumu oyla      9      3  
Murat ORAL 24 Mart 2015 Salı 01:15

Sayın Nurgül hanım .bütün Karşıyaka sizi önseçimde sizi destekleyecek .bunu tüm üyeler olarak destekliyoruz..

Yorumu oyla      11      5  
ZFG 17 Mart 2015 Salı 18:59

DÖRT,DÖRTLÜK BİRİ.İNŞALLAH KAZANIR

Yorumu oyla      12      6  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
2018'de rafineri tamam, 2019'da...
Türkiye’de ve uluslararası arenada enerjinin güçlü oyuncuları arasına ...
Sertel'le yarışa Nietzsche yorumu: Amor fati!
Gönül Soyoğul sordu, önseçime girme tercihiyle dengeleri değiştiren Mustafa Balbay yanıtladı.
HDP olmasa, AKP İzmir’de 1. parti!
Gönül Soyoğul sordu, Alaattin Epözdemir merak edilen 'seçim' sorunlarını yanıtladı.
 
Ben Cumhuriyet'ten önce de vardım
Hanzade Ünuz Fark Yaratanlar’da sordu, tarihin canlı şahidi Ayşe Mayda anlattı…
Hamsi Finger’in yaratıcısı ekmek arası havyar yapacak!
Gürkan Gediz, bıkmadan usanmadan yeni girişimler peşinde koşan genç bir ...
İzmirli kırılırız demedikçe siyaseti düşünmem
EgedeSonsöz Sohbetleri’ne konuk olan usta gazeteci Uğur Dündar, Ümit ...
 
Şehir kurtaran kadın
Hanzade Ünuz, Fark Yaratanlar'da çevre davalarının vazgeçilmez avukatı ...
İzmir'in önü açık!
Gönül Soyoğul sordu, ekonomi profesörü Yaşar Uysal yanıtladı... Ekonomik veriler ışığında İzmir!
Maestro benim, kesinlikle!
CHP İzmir'in yeni patronuyla A'dan Z'ye... Gönül Soyoğul sordu, Bedri Serter yanıtladı...
 
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Dünya Sağlık Günü Hemşirelere Kutlu Olsun!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Korona'nın sonuçları
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Şarkılarda gizliydi onların büyük aşkı!
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Mutasyon
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Neler oluyor?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Turizmde sezon başlamadan bitti
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Amerika’dan Koronavirüs günlüğü-2/Morale ihtiyacımız var 
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Def-i Bela çorbası
Nuray KAYA
Nuray KAYA
Zambaklar çürüdüğünde
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Turlar
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva