RÖPORTAJLAR
28 Aralık 2015 Pazartesi

'Dev Ajans'ın minik kuşu!

Hanzade Ünuz, Fark Yaratanlar’da Dev Ajans’ın “Minik Kuş”u Erhan Gölbey ile konuştu…

 Dev Ajans ın minik kuşu!

Erhan Gölbey.

İsim annesi Sezen Aksu “Minik Kuş” dedi, adı öyle kaldı. 

Minik dediysek lafın gelişi tabii…

2 metre boyunda, 175 kilogram ağırlığında bir minik kuştan bahsediyoruz.

Erhan Gölbey 15 yıl önce kurduğu Dev Ajans ile halkla ilişkiler sektöründe önemli bir marka oldu.

BKM’nin Ege Bölge temsilcisi, en önemli organizasyonların perde arkasındaki isim.

İşi gereği hep sanki düğün telaşındaymış gibi yaşayan, on parmak on marifet kişi.

Kulislerin Efendisi…

Sivil toplum kuruluşları ve yardım derneklerinin “Bizim Erhan”ı, olmazsa olmazı…

Renkli ve şakacı kişiliğiyle sürprizlere gebe her daim neşeli, hazır cevap ve her daim çocuksu, yardımsever adam.

Çocuk kalpli dev.

Birgün üniversitede hocalık yapar, birgün bir sinema filminde ilginç bir rolde karşınıza çıkar ya da yurtdışında katıldığı bir fuardan yanıt verir telefonunuza Erhan Gölbey.

Birçok İzmirli’nin kardeşi ya da oğlu yerine koyduğu, benim de 25 yıldan bu yana kadim dostum olan Dev Ajans’ın patronu Erhan Gölbey, motivasyonla yani sade bir teşekkürle beslendiğini söyleyecek kadar naiftir aynı zamanda.

Onca şaşa ve depdebe içinde son derece sade bir hayat yaşayan Erhan Gölbey bugüne kadar birçok markayı parlatmıştır ama kendisi de İzmir’in önemli markalarından biri olmuştur…
 


Erhancım, Hopdediks gibi çocukken sihirli iksir kazanına mı düştün sen de?

-Muhtemelen düşmüşümdür. İzmir’de Beyler sokağında, Keçili Ayşe Nine’nin sokağında doğdum. Her sabah sıra bekleyip keçi sütü alırdık. Her gün bir şişe keçi sütü içerdim. Bir şişeyi dikerdim çocukluğumda.

Kaç kilo doğmuşsun ayıptır sorması?

-Tam 6.5 kilo. Henüz 6 aylıkken babam hastaneye kontrole götürmüş, doktor inanmamış 6 aylık olduğuma. Olamaz olamaz diyormuş. Babam sinirlenmiş, testere getirin diye bağırıyor. Madem bu çocuk 6 aylık olamazmış, doktorun istediği ölçülere getireceğim çocuğu diyor.

BİZ DEV BİR AİLEYİZ

Baba da iri midir ailede?

-Tabii tabii annem, kardeşim de iridir. Biz dev bir aileyiz. Ama en kocaman benim (gülüyor).

Çocukken de girişken miydin, ilk paranı nasıl kazandın?

-Ben ilkokuldan itibaren her yaz babamın yanında çalıştım. Babam Ergür Gölbey Türkiye’nin en eski, en iyi antika tamircilerinden biridir. Herkes babamı bilir, sever. Bütün levantenler müşterisidir. Ne zaman ben de onun gibi iyi iş çıkarmaya başladım, başka iş yapmazsın, okumazsın diye beni atölyeden uzaklaştırdı. Biz erkek kardeşimle birlikte Kemeraltı’nda babamın atölyesinde büyüdük, hayatı öğrendik.


SUMO GÜREŞÇİSİ OLACAĞIM

Spor yaptın mı, şimdilerde yaptığın bir spor var mı?

-Mahallemizde Karantina Spor’dan abilerimiz vardı, idollerimizdiler. Bizi spor yapmaya kanalize ettiler. Beni de ilkokulda Fatih Koleji’nin efsane beden eğitimi öğretmeni Kel Vedat hocamız tespit etti. Basketbol ve voleybol oynadım. Voleybol, basketbol hakemliği yaptım. Şu an fiziksel özelliklerimi tamamlayıp, ülkemizin ilk milli sumo güreşçisi olmak için çalışıyorum (kahkahalar)…

İş hayatına nasıl atıldın?

-Üniversitede iktisat okurken babam beni inşaat sektöründe çalışan Semih Tanık ve Ahmet Sarı’ya teslim etti. Gül sokaktaydı işyerleri, bizim oğlan kıvamında herkesin her işine koşardım. Bakanların, belediye başkanlarının, işadamlarının evleri bana emanetti, ne arıza olursa ben koşardım. Kışın yazlıkları, yazın kışlıkları tamir ettirirdim. Herkesin evladı gibiydim. Üniversite bitince Hürriyet halkla ilişkiler sorumlusu olarak Kadın ve Çocuk Kulübü’nde çalışmama da vesile olmuşlardır.

NEDİM DEMİRAĞ OKULU

Organizasyonlar dönemi başlıyor…

-Evet, o noktada Nedim Demirağ’ın ben de emeği çoktur. Nedim Demirağ büyük bir okuldu. 1989’da beni işe aldı, şans verdi. İşi de büyük bir ustadan, Hüseyin Baradan’dan devraldık. ‘Hüseyin Baradan, çekil aradan’ derlerdi. Türkiye’de bu işi iyi yapan insandı. Ama yemin ederim işe ilk girdiğimde soluksuz 20 saat çalışıyordum. “Senin evin yok mu, hadi evine git artık” diyorlardı.

Neden sevdin halkla ilişkiler, organizasyon işini?

-Birincisi çok hareketliydi, çok geziyorduk ve her işimizin sosyal bir faydası vardı. Edirne’den Kars’a denir ya… Aynen o şekilde Türkiye’yi geziyorduk. 23 - 24 yaşlarında çok genç bir insansın ve inanılmaz insanlarla birlikte oluyorsun. Sanatçılarla, Bakanlarla, Federasyon Başkanlarıyla oturup kalkıyorsun. Eğlence dünyasının bütün ünlü isimleriyle çalışıyorsun, hepsini tanıyorsun. İş öğretilen, koşup duran bir gencim. Bir anlamda ikinci üniversiteyi okudum o yıllarda. İyi ustalarla çalıştım ama yanlarında kalabilmek için de çok azmettim. Onlara iyi çırak olmaya çalıştım. İyi ustalar zor beğenir, biraz huysuzdur. O şansı kaybetmemek için çok çalıştım.

Daha sonra…

-Sonra bir dönem İZFAŞ İzmir Fuarı'nın Koordinatörü olarak halkla ilişkiler ve kültür sanat, organizasyon işlerini yaptım. Konserler, tiyatrolar, etkinlikler, fuarlar, kongreler devam etti.


BENİ GAZLADILAR

İktisat oku, organizatör ol…

-Benim parayla hiç işim olmadı. Başıma gelen bütün güzelliklerde belalar da bundan kaynaklandı. Bugün dahi parayı tanımam, bilmem. Paradan hiç anlamam. İşyerinde bu konuda on numara bir arkadaşım var, parayı ondan alıyorum, harcamayı çok seviyorum. Vermediği zaman kendisine ciddi negatif enerji yolluyorum (gülüyor).

BKM, yani Beşiktaş Kültür Merkezi dönemine gelirsek…

-Ben önce Hürriyet zamanı Ahmet San'la sonra da Most Production’dan Mustafa Oğuz’la tanıştım. Onların çok tutmuş işlerini, konserlerini Fuar Açıkhava’ya getiriyorduk. Çok iyi organizatörlerle çalışınca işi doğru öğreniyorsun, sıradan bir organizatörün dışına çıkıyorsun. Daha sonra hayatımdaki en önemli insanlardan biri olan Beşiktaş Kültür Merkezi'nin kurucusu değerli ağabeyim, ustam Necati Akpınar'la tanıştım ve birbirimizi hiç bırakmadık. Dev Ajans olarak BKM’nin Ege Bölge temsilciliğini yürütüyoruz.


Dev Ajans’ı kurdun…

-Dev Ajans’ı 2000 yılında kurdum. Başarılı yılların ardından herkes, “Senin ajans sahibi olman lazım” diye gazladı. Buradan onları esefle kınıyorum… 15 yıllık ajans hayatı, ömrümün en az 15 yılını almıştır. İzmirli İzmirli’den hizmet almayı çok sevmiyor. Hizmet alırsa da karşılığını vermeyi istemiyor. Bizim oğlan diyerek geçmek istiyor. İzmir’de bu tür hizmetleri almaya aday kişiler pazarlama iletişimi, promosyon, halkla ilişkiler, reklamcılık gibi hizmetleri satın almasını bilmiyor.



SEZEN AKSU’NUN MİNİK KUŞU

Sana Sezen Aksu desem…

-Erhan Gölbey için herkes değerlidir ama hayatında bir kişi vardır, o da Sezen Aksu. 1989’da tanıştım ve Minik Kuşu oldum. O günden beri hayatında bana açtığı her alanda yanında olmaya çalıştım. Koruması oldum, çantasını taşıdım, sohbet edeni olma şansına eriştim. Şarkılarını doğru dinleyen bir insan en büyük modern filozoflardan biri olduğunu anlar. Sezen Aksu her şarkısıyla roman yazmış bir kadındır. Onun eteğinin dibinde olmak, etrafındaki insanların manevi olarak nasıl beslendiğini görmek, Sezen Aksu’nun yanında olmak büyümek, zenginleşmek, olgunlaşmak demek. Ben onu kalbimde yaşatma şansına eriştim, Rabbim bana bunu lütfetti.

İşini yaparken en çok neye dikkat edersin, neden keyif alırsın?

-En son sanatçı alkış alırken bis yaptığında çok keyif alırım. Bir de seyirciler gösteriden ayrılırken “Eline sağlık, çok keyif aldık” dediklerinde, mutlu olduklarında çok mutlu olurum. Ben o etkinliği yönetmeyi çok seviyorum, o alana hakim olmayı. İnsanların düzgün şekilde içeri girmesi, güvenliğin ve çalışanların kibar olması, etkinlik alanların temiz ve düzenli olması, etkinliğe gelen insanların kendilerini rahat ve güvende hissetmeleri benim için çok önemli. Sanatçısıyla, seyircisiyle orada keyifli bir gece yaşanırsa çok mutlu oluyorum.

O esnada sen de izleyebiliyor musun?

-Asla… Ben bugüne kadar bini aşkın konser, stand up, dans gösterisi, sinema ve tiyatro benzeri etkinlik düzenlemişimdir. Özel gittiklerim dışında sanmıyorum ki, oturup yirmi gösteri izlemiş olayım. İzleyemezsin… Çünkü kapıda, kuliste her an bir yerde bir şey olur.

TEŞEKKÜR PİNTİSİYİZ

Hayal kırıklıkların?

-Bir konserden sonra örneğin engelli bir kardeşimin kuliste sanatçıyla sohbet etmesine küçük bir katkıda bulunmak, onun duyduğu mutluluğu izlemek benim için çok değerli. Bana para verilmesindense, memnun kalınması ve samimiyetle çok teşekkür ederim denmesi benim için çok kıymetli. Ama nedense biz teşekkür etme, gülümseme konusunda çok pinti bir toplumuz. Ben çünkü motivasyonla beslenen ve yaşayan bir insanım.

Kızdığın zaman…

-Bu kadar açık ve duygusal yaşarken, beni kırdıklarında çok çabuk lanet olsun diyorum ama pes etmiyorum. Ben kendimi çok fazla dayak yiyen bir boksöre benzetiyorum. Sürekli ringdeyim ama ben rakibimden ziyade hayata çakmayı seviyorum. Bugüne kadar hiçbir rakibimi ezmedim, zarar vermedim. İzmir’de hiç kimse Erhan benim elimden şu işi aldı, şöyle yaptı diyemez. Ben her şeyimi karşılıksız paylaşabilirim ama istismar edildiğimi hissetmeyeceğim.

İzmir’in eksikleri neler desem?

-İzmir’de biz sürekli toplantı yapıyoruz ya, bu çok nefret bir durum. Kocaman kocaman lacivert takım elbiseli adamlar bir şeyleri çözmek için sürekli toplanıyor ama çözüm yok. Halbuki İstanbul’da fuar nasıl yapılıyor? İstanbul da Fuar merkezlerinde bir çok kurumun katkı koyduğu alanlar var, Sektör hızla büyüdü. İzmir İstanbul'u inceleyerek hızla ilerleyebilir. Toplantı salonu mu yapacağız, neresi Lütfi Kırdar, Uluslararası Kongre Merkezi, Haliç’teki Sütlüce'ye git, bak, uygula, İzmir'e kazandır.



CAZGIRLIĞI SEVİYORUM

Mikrofonu da çok seviyorsun laf aramızda…

-Ben şu an Türkiye’nin son modern cazgırı olma noktasında kendimi hızla yetiştiriyorum. Seviyorum cazgırlığı. Spor, siyaset, tarımsal ürün alanlarında cazgırlık yapıyorum. Ben inşallah bir gün Kırkpınar güreşlerini de sunacağım. Cazgır hem sunuyor, hem ortamı yönetiyor, motive edip makara yapıyor ve coşku veriyor. Türkiye’nin en iyi, aranan bir numaralı cazgırı olacağım. Mesela benim Seferihisar’daki koyun ve keçi panayırını 4.5 saat hiç susmadan sunmam var ki, dillere destandır. CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir İzmir ziyaretinde alana varış saatinin gecikmesiyle hiç susmadan mikrofon elimde 2.5 saat konuşmuşluğum da vardır...

Politikacı olmayı düşünüyor musun?

-Çok düşünüyorum. İmkan vereceklerini sanmıyorum ama düşünüyorum …(kahkahalar)

Tepelenirsin diye mi ?

-Tepelenecekler listesine bile girmem (gülüyor). Yirmi yıldır siyasetin çok fazla içinde olduğum bir çok önemli siyasetçiye danışmanlık yaptığım için yüzde bir şans bile vermem kendime. Ama yerel yönetimlerde görev yapmayı isterdim. Çünkü ben iyi yöneticilerin bir kente neler kazandırabildiklerine yakından şahit olmuş birisiyim.
 

İzmir’deki STK'ların da vazgeçemediği bir isimsin…

-Sivil toplum hayatımın baş öğretmeni avukat sayın Neşecan Hürtürk hanımefendidir. 1989 yılından itibaren onlarca sivil toplum kuruluşuyla, yüzlerce başarılı projeye imza attık. Şu an Sokak Çocuklarını Koruma Çocuklar Geleceğimizdir Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği, İzmir Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güçbirliği Basın Halkla İlişkiler Danışmanlığı (20. yıl), İzmir CVB yönetim kurulu üyeliği ve birçok STK'da danışmanlık ve üyelik, İzmir Reklamcılar Derneği AS Başkanlığı görevlerini yürütüyorum. İzmir'i yöneten tüm değerli büyüklerimin STK'lara karşı biraz daha anlayışlı ve bonkör olmalarını rica ediyorum.

Sinemada zaman zaman boy gösterip, farklı karakterleri canlandırıyorsun…

-Organize İşler filminde Kahveci Sadık, Niyazi Gül Dört Nala filminde Olta Balıkçılarının Kaptanı, Sermiyan Midyat’ın son filmi şu an çekiliyor. Bir Baba Hindu filminde mafya babasının koruması rollerinde oynadım. Birçok filmin çekim aşamasında prodüksiyonda çalıştım. Bu işten çok büyük zevk alıyorum.



KÜLTÜRPARK KUTSAL HAZİNEDİR

Sen kalbi Kültürpark’ta kalanlardansın öyle değil mi?

-Kesinlikle. Sahne tozu denen şey var ya, fuarın tozunu yutanın aklından fuar gitmez. Çocukluğumuzun efsane mekanıdır Kültürpark. Hem öğrencilik yıllarımda, hem Hürriyet’te çalışırken hem de İZFAŞ döneminde hayatımın bir parçası oldu. Bölgenin yıldızıdır, tarihi çok anlamlıdır. Kültürpark İzmir’in yöneticilerine emanettir, miras değildir. Bu emaneti doğru anlamamız ve hepimizin sahip çıkması lazım. Atatürk’ün bize emanetidir. Behçet Uz ruhunun daha iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum. 

Yenilenmesi planlanan Kültürpark’ta neler olmalı?

-Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Kültürpark’ta ne olmalı? Yeşil alan olmalı, kültür sanat, spor, otopark, yeme içme ve toplanma alanları olmalı. Sadece mescit değil, diğer dinlerin de küçük odaları, temsil alanları olmalı. Marka İzmir restoranları ve büfeleri olmalı. Akdeniz mutfağının çok kaliteli unsurları Kültürpark’ta olmalı. Lunaparkın modernizasyonu konusunda katkı konmalı. Hatta Kültürpark’taki tuvalet kalitesini bile konuşmalıyız, şu anda bu standartın yeterli olduğunu düşünmüyorum. İnsanların spor yapabilecekleri, nefes alabilecekleri, dinlenecekleri, yemek yiyecekleri, nitelikli salonlarda kültür sanat etkinlikleriyle buluşabilecekleri, belki içinde bir büyük akvaryumun olacağı, belki bir arbitriumun olacağı bir Kültürpark hayal ediyorum. Kültürpark için yıllık festivaller, tiyatrolar, sinemalar, sergiler, workshoplar takvimi ortaya konmalıdır. Hayata, kent yaşamına dokunmayan çalışmaların sürdürülebilir olması mümkün değil. Kültürpark hakikaten değerlidir, bu emanete sahip çıkmak önemlidir. Kültürpark İzmir’in kutsal hazinesidir, kim korursa İzmir onlarla birlikte olur.

 
Şifayı arılarda buldu!
 
Kırmızı Pazartesi’ye doğru gidiyoruz…
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Ferah Bayramoğlu 24 Nisan 2019 Çarşamba 18:40

Süper bir insanla çok geç tanışıyorum. Yazık, bir İzmirli olarak bana:( Ne kadar çağdaş, enerjik,çok yönlü ve güzel yürekli bir insanmış Erhan Gölbey???? Bundan sonra takipte olacağım ve en kısa zamanda tanışmak isterim. Bu güzel röportajınız nedeniyle sizi yürekten kutluyorum ??????

Yorumu oyla      2      2  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Şifayı arılarda buldu!
Hanzade Ünuz, Fark Yaratanlar’da Prof. Dr. Rafet Gök ile arı ve arının ...
Sen değişirsen, dünya değişir
Hanzade Ünuz, Fark Yaratanlar’da kişisel gelişim uzmanı Leyla Bilen ile konuştu...
Kocaoğlu+Yıldırım=İzmir kazanır!
Hanzade Ünuz, “Duayenler Anlatıyor” adlı yazı dizisinde Samim Sivri’ye ...
 
İzmir’de 70 bin değil, 300-400 bin mülteci var!
Gönül Soyoğul sordu, Prof. Dr. Cem Terzi yanıtladı...
Güç baştan çıkarır!
Hanzade Ünuz, “Duayenler Anlatıyor” adlı yazı dizisinde Dr. Ali Nail Kubalı ...
Nasıl Uğur Yüce oldu?
Hanzade Ünuz, “Duayenler Anlatıyor” adlı yazı dizisinin ilk konuğu olan ...
 
Dünya 0 ve 1 değil... Arada sonsuzluk var…
Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Zeki Yüncü ile ‘galip’lerin ve ‘mağlup’ların dünyasını konuştuk…
İzmir inşaatın yıldızı olacak
Hanzade Ünuz Ege’de Sonsöz için sordu, Müteahhitler Federasyonu Başkanı Necip Nasır yanıtladı…
Umudun adresi CHP
Hanzade Ünuz Ege’de SonSöz için sordu... CHP Genel Başkan yardımcısı ve ...
 
Tayfun MARO
Tayfun MARO
İzmir aşkı
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
ABD, CHP’yi istemiyor!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Kime ‘Kovid-19’ hastası denir?
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Yunan halkı ile kalıcı dostluk nasıl kurulabilir?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Amasanga…
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Çiğli güneş ülkesi...
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Mini mini 1'leri denek mi yaptık?
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Kadın Türkler
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
Yeni dönemin favorisi göçmenler
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Kapatalım gitsin!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva