Halit TUNÇ - İzmir - 20 Ekim 2009 Salı
Yeni Süreçte PKK
Kürdistan İşçi Köylü Partisi (PKK) ’yı ilk kurulduğundan günümüze dek yakından izleyen bir gazeteciyim.
Sadece izlemedim. Kamplarını gördüm, nasıl yaşadıklarını, nasıl eğitildiklerini, nasıl yetiştirildiklerine tanık oldum.
Serseri Sorgulamalar (2004 basımı) adlı kitabımda da geçmişte olanları, gelecekte olacakları, bilgim, gözlemim, öngörülerim oranında anlatmaya çalışmıştım.
Bu terör örgütünün asıl amacı, parti tüzüğünde belirtildiği gibi(hala duruyor) Ortadoğu’da Marksist-Leninist temellere dayalı Komünist bir Kürt Devlet kurmaktı.
PKK baştan - sona Komünist bir yapılamaydı. Militanlar böyle eğitiliyor. Allahın varlığı inkar ediliyor, dinin eroinden daha tehlikeli, toplumsal bir uyuşturucu olduğu vurgulanıyordu.
Örgütün iki önemli hedefi vardı;
Din ve Devlet
Neden işe dinden başlamışlardı?
Çünkü Kürtleri ve Türkleri asırlardır bir arada tutan, etle kemik gibi kaynaştıran İslam diniydi. Müslümanlığın her türlü ırkçılığı yasaklayan temel ilkeleriydi.
PKK’nın Siverek-Hilvan Grubu Ana davasını adliye muhabir olarak izledim(1984-1987). Siyasi savunmaların büyük bölük bölümünde buna vurgu yapılıyordu. Bu dava ve savunmalar, daha sonra üç ciltten oluşan on binlerce sayfalık kitap haline getirildi.
PKK, silahlı propagandanın bütün acımazlığına rağmen, Kürt halkını Müslümanlıktan uzaklaştıramadı. Lakin 25 yıl devam eden 35 bin insanın öldüğü bu süreçte PKK bir şeyi başardı.
Ülkenin Güneydoğu kırsalında yaşayan Kürtlerin devlete olan güvenini sarstı.
Küçük çocukların güvenlik kuvvetlerine taş atmasını sağladı.
Bu olay, sosyolojik olarak çok ama çok önemlidir. Sıradan bir provokasyon, kışkırtma değildir. Devletin PKK tuzağına düşmesiydi.
Karanlık ve kirli dönemi iyi yönetemeyen politikacılar “Teröre karşı terör” yaklaşımıyla, kuralsız bir savaşın parçası oldular.
PKK’nın yaşam alanı olduğu gerekçesiyle, köyler, ormanlar yakıldı ‘’potansiyel PKK’lı ön yargısıyla’’ sayları binlerle ifade edilen(kesin veri yok) siyasal cinayetler işlendi. Hizbullah gibi fason devlet örgütleri halkın üzerine salındı. JİTEM adıyla ‘’Rutin dışı’’ çalışan devlet teşkilatları devreye sokuldu.
İşte dün, İstanbul’da Diyarbakır’da Güneydoğu’nun birçok ilinde sokağa dökülüp, zafer işareti yapan, PKK militanlarının dönüşünü kutlayan o kitle, savaşın yarattığı tramvayı üzerinden atamamış olanlardı.
Evi, köyü yakılan, yurdundan, yaşadığı topraklardan kopartılan, eğitimden yoksun kalan, ekonomik ve sosyal sistemin dışına itilenler kendilerine sığınma alanı olarak DTP’yi seçtiler.
PKK’nın eve dönüş süreci, demokratik açılımda atılacak adımlara ve gelişmelere göre hareket kazanacaktır. Zor ve sancılı, her türlü istismara açık bu dönemde, umarım süreç kesintiye uğramaz. Tek damla kan dökülmeden bu ülkenin tekrar huzura kavuşması sağlanır.
Ak Parti hükümetinin kararlılığı tüm siyasi risklere ve tuzaklara rağmen devam etmelidir.
Bundan böyle ‘’ne PKK eski PKK olabilecektir. Nede savaş rantçıları göbeklerini kaşıyabilecektir.’’
Üzerinde durulması gereken asıl önemli mesele, Doğu illeri ve savaş mağdurlarının DTP’ ye teslim edilmemesidir.
Sokaklara dökülmüş o yığınların mesajı doğru algılanırsa, sosyal kanamayı durdurmak daha hızlı olacaktır.
25 yıllık kanlı süreçten zarar görenlerin, eğitimi, rehabilitasyonu yaşama entegrasyonu için bir dizi sosyal, ekonomik ve kültürel projeler devreye sokulmalı.
Bu zor coğrafya DTP’ye bırakılmayacak kadar önemlidir.
Bir uyarım da CHP’ye olacaktır;
CHP Güneydoğu’da örgütlenmek için kimlerden izin bekliyor?
2 Yorum var |
|
Serkan (24) - ist / 23 Ekim 2009 Cuma - 20:04
Önce PKK'nin açılımını doğru yapın ondan sonra analiz edin.
Hüseyin Kaya (43) - Almanya / 21 Ekim 2009 Çarşamba - 18:04
Vay be.Yazara göre suclu bizmisiz haberimiz yok.Pkk ne yapsin yani.Garibanlari daga biz cikartmisiz.Simdide AKP basarili bir sekilde indiriyormus.Köstek olanlara lanet olsunmus.Ah birde bu yaziyi dösenmeden Sehit Ailelerinin duygularinida ögrenseydi.
|