HABERLER>TARIM
15 Haziran 2020 Pazartesi - 09:49

İzmir Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer, Egedesonsöz'e konuştu: Benim akçeli işlerle işim olmaz

İzmir Köy-Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, pandemi sonrası Türk tarımının durumu ve geleceği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

İzmir Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer, Egedesonsöz e konuştu: Benim akçeli işlerle işim olmaz

EGEDESONSÖZ- İzmir Köy-Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını gölgesinde Türk tarımının durumunu ve geleceğini gazeteciler Muhittin Akbel ve Ender Aldanmaz’a değerlendirdi. Neptün Soyer, salgın ile birlikte tarımın devletler nezdindeki önemi, Türkiye ve İzmir’in tarım potansiyeli, Köy-Koop’un gelecek dönemlerde yapmak istedikleriyle daha birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Soyer, başkanı olduğu Köy-Koop üzerinden İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Süt Kuzusu” projesine süt temin etmesi ve kuruma fatura kesilmesi ile ilgili olarak yapılan eleştirilere de “benim akçeli işlerle işim olmaz” yanıtını verdi. Soyer, " Bir tane hedefimiz var; memleketin kalkınması. Birileri için öleceksin hem de hiç tanımadığın birileri için hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken’ Nazım Hikmet’in sözleriyle. Biz buna çok inanan insanlarız. İnsanlara garip geliyor olabilir. Bir menfaatimiz yok. Benim ve Tunç’un akçeli işlerle hiçbir işi olmaz. Mülkiyetçi bir insan değilim" dedi.

İşte Neptün Soyer’in açıklamaları:

ŞU ANDA HASTAYIZ

-Salgın ile birlikte dünyada ve Türkiye’de tarımın ve üretimin önemi yeniden tartışılmaya başlandı. Neo-liberal politikalar ile tarımın ötelendiği, kırdan kente göçün daha da yoğunlaştığı 25-30 yıllık bir tablo yaşadık. Şehir nüfusu kır nüfusunu solladı. Pandemi ile üretim ve tarım odaklı ekonominin değerinin yeniden ortaya çıktığını düşünüyor musunuz?

N.S.: Dün sosyal medyaya düştü, doğru mu bilmiyorum ama ‘Türkiye hayvan ithalatına başlıyor’ deniliyor. Neden? Pandemi zamanında da buğday gemileri geldi Romanya’dan. Dolayısıyla ithalat devam ediyor. Önemli olan Tarım Bakanı’nın çıkıp ‘Evet pandemide gördük ki bizim önce kendi kendine yetebilen bir ülke olmamız gerekiyor ve biz bu ithalat politikalarından, verilen sözlerden vazgeçerek yavaş yavaş ülke içindeki üretimi güçlendirmemiz gerekiyor’ dediği anda rahatlarız. Çünkü köylü hiçbir zaman üretmekten vazgeçmedi. Asıl önemli olan şuydu: Nasıl bir ülke olacağız? Tarım ülkesi olacağız? İthalata dayalı bir sanayi ülkesi mi?’ 50 dönümün altında kalan küçük üretici ile ilgili hiçbir şey söylenmiyor. “Bize destek verin” diyoruz, “girdilerimiz çok yüksek” diyoruz. Bu memlekette önce toprağın ne kadar kıymetli olduğunu ve kimin sahip çıktığının bilinmesi lazım. Kırsalda yaşamını sürdürenlerin. İzmir’in herkesten farkı kırsaldaki yaşamın devam ediyor olması. Biz hala Ödemiş’e gittiğimiz zaman orada üretim yapan aynı zamanda çocuğunu da okutabilen, sağlığa da ulaşabilen, ülkenin kalkınmasından payını alan Ödemiş. Ülkenin kalkınmasında payını alabilen kırsalda yaşayan insanlar var. İzmir bunu o kadar güzel halledebiliyor ki, yüzde 45’lere yakın bir kırsal hayattan bahsediyoruz. İdeal bu. İstanbul’a bakıyorsunuz bütün memleket akın etmiş durumda ve biz İstanbul’u doyurmaya çalışıyoruz. Kar İstanbul’a yağar, trafik İstanbul’da sıkışır. Bir ülkenin bütün sorunlarını, kalkınmasını, payını bölüştürmemiz lazım zaman eşit oranda. Zaten adalet ve denge şifa getirirmiş. Dengeyi sağlamadığınız zaman hastalanıyorsunuz.  Şu an hastayız.

Peki gelecek günler için ışık görüyor musunuz?

N.S.: İzmir’deki pencereden baktığımız zaman, aydınlık görüyorum. Anadolu’ya gittiğiniz zaman değil. İzmir Köy-Koop Birliği olarak Edirne’den Ardahan’a, kuzeyden güneye herkesle buluşmaya çalışıyoruz. Tabii oralara gittiğiniz zaman hayvan nüfusu 3’te 1 daha az, meralar kullanılmıyor, karkas et burada 35 TL iken oralarda 20 TL. Ete katma değer kazandıracak tesisleri yok. Orada bu yokluklarla umudunuzu kaybedebilir misiniz? Hayır. Aydınlığı görmek zorundayız çünkü memleketi seviyoruz. Herkes pandemi bitsin Çeşme’ye gidelim diye derde düştüler çünkü şehirlerde yaşam çekilmez hale geldi.

TARIMIN HOBİ OLMADIĞINI HERKESİN BİLMESİ LAZIM

Genç kitlelerde kırsala dönme isteği var mı?

N.S.: Tarım hobi değildir. Bu gerçeği herkesin bilmesi lazım. Tarım ciddi bir iş. Dört yıl bunun üniversitesini okuyup, ziraat yapıyorsunuz ve elbette kadim bilgilerle çiftçilik yaparsınız. Birdenbire tarım geçmişiniz yokken şehirdeki hayatınızı bırakıp inzivaya çekiliyormuş gibi 30 dönüm zeytin bahçesine düştüğünüzde hasat zamanı bocalıyorsunuz. Şehirlerden kırsala gelip arazilerin el değiştirmesi tarımda sakınca yaratıyor. Tarımı geriye götürüyor. Alıyor ve 2-3 yıl sonra vazgeçiyor. Bu sefer gerçekten o tarım arazisinin sahibi olan kişilerden bir heveskâra geçiyor. Dolayısıyla bu tarımı geriletiyor. Kentlerden köylere geri dönüş yok. Ancak dönüş değil, göçüş sağlanabilir. Bir anda dönüşü sağlayamayız. Bu belki 50 yıl sürecek bir politika. Biz böyle bir politika duymadık. İsviçre’deki uygulamayı biliyorum. Çok yüksek bir para ödüyor, köye gidip tekrar tarım yapmaya teşvik anlamında. Örnek veriyorum bir Tokatlı, İzmir’de yaşarken ben köyüme geri döneceğim dediğinde İsviçre devleti çok yüksek para veriyor ama bana şu kadar sürede şu kadar ürünle geleceksin. Daha despot ülkeler gibi görünüyoruz ama Avrupa’nın yaptırımları böyle. Ya bunu yaparsın ya da sana bunu vermem diyor ama doğru bir politika gibi İsviçre gibi dünyanın her yerinde köyden kente göç var. Aslında kentlere göç cazip hale getirildi ama Türkiye’de sadece kırsalı çok ihmal ettiler. Yıllardır İzmir’de ihlal edilmemiş bir kırsal olduğu için.

1960’larda İzmir Köy-Koop’un birliğinin kuruluşunun (bir belgesel çalışmamız var çok az kaldı kooperatifçilik ve kırsalda yaşam üzerine İzmir Köy-Koop özelinde) göçe karşı. Bademler köyünde yaşayıp makine mühendisi olup köyüne dönen bir Mahmut Türkmenoğlu var. Köye dönüyor ve köyünün kalkınması için çabalıyor. Sadece kendi köyüne liderlik etmiyor; Seferihisar’dakine de liderlik ediyor, ödemiştekine de liderlik ediyor illa birini buluyor siyasette söz sahibi oluyor. Türkiye’nin tarımı ile ilgili bir şeyler söylüyor. Geldiğimizde noktalarda halen kooperatifçilik konuşuluyorsa 1960’lara gitmemiz lazım İzmir için. Hatta Osmanlı’ya kadar gidip anlatıyorum bunu. Mithat Paşa’ya kadar gidiyor bu. İzmir kooperatifçilik ruhunu 1960’larda yakalamış. Böyle bir ruhu var İzmir’in. İzmir’de kırsaldaki göçün olmaması; eğitim hayatına devam edebilir, hastanesi var ilçelerimizin, 50 km ile sağlık hizmetlerine ulaşabilir. Bu kırsaldaki yaşantıyı cazip hale getiriyor. Tarımı da güçlendiren yerel yönetimlerin -hem büyükşehir belediyesinin hem ilçe belediyelerin- destek vermesiyle. Bu sadece bakla-bezelye almak işi değil. Toprak analizi yaptırabiliyor, en sıkı zamanında onun ulaşımı ile ilgili pazar alışverişini sağlıyor. Dolayısıyla İzmir bunu çok önceden keşfetmiş ve devamında sahip çıkıyor.

TUNÇ BAŞKAN DOĞRU YOLDA…

Köy-Koop İzmir Birliği olarak 14 aylık süreçte Köy-Koop olarak ne kadar yol alabildiniz?

N.S.: Biz delege usulü seçim yapıyoruz iki yılda bir. Ben üç dönemdir Köy-Koop İzmir birlik başkanlığı yapıyorum. Arada bir de 6 aylık Türkiye genel başkanlığım var. 100 tane tarımsal kalkınma kooperatifini delege usulü seçim yapıyoruz. İzmir’deki 100 kooperatif -içinde Tire de var, Bademler de var. Tunç Soyer, seçimlerde hep şunu söyledi:  ‘Tarımda vereceğimiz desteği eşit bir şekilde paylaştıracağız’. Mesela zeytinyağı alırken belli bir kapasite çerçevesinde herkesten zeytinyağı alacağım, balı herkesten alacağım. Arıcılığı herkese yaymak istiyoruz. Arıcılar birliği ile protokol yapılıyor. Arıcılar birliği ile bir anlaşma yaptığınız zaman bütün ortaklara nüfuz etmiş oluyorsunuz. Ya da keçi koyun birliği konuştuğunuz zaman bütün ortakları muhatap almış oluyorsunuz. Dernek üyeliği veya vakıf üyeliği değil, bu bir ortaklık. Biz hep şunu talep ettik ‘siz bu tarımsal faaliyetlerinizi yaparken sizi çok değerli buluyoruz ama lütfen eşit mesafeyi korumak, adaletli olmak için bunun üst çatısında olanlarla irtibat halinde olursanız; bir kere iletişim anlamında kolaylık sağlar, üretimin eşit paylaşımının da kolaylık sağlar. Ama Köy-Koop çatısında olmayan bir kooperatif de Büyükşehir Belediyesi’nin tabii ki çalışacağı bir kooperatif olabilir. Zaten yasa buna önce birlikler diyor ama onlarla da çalışabilir.

Bizim nereden baksanız 20 bin ortağımız var. Ödemiş bölgesi Türkiye’de ikinci sırada süt üretiminde ve başka işi yok. Sadece Ödemiş’ten süt veya süt ürünü alınmıyor. Kiraz’dan Tire’den de süt alınıyor. Yeni ve genç kuşak kooperatiflerimiz var ve biz onları teşvik etmişiz, işletme kurmuşlar. Yeni markalar oluştu kooperatifçilikte; onlardan da alacaksınız. Buradan beş alırken diğerinden hiç almamak, doğru olmaz. Biz şunu söyledik: bizim zaten misyon ve vizyonumuz bu. Biz kooperatifler arası bağlantıları kurmayı çalışıyoruz, yerelle, valilikle ve bakanlıklarla buluşturmaya çalışıyoruz. Bakırçay Bölgesi’nde de süt üretimi yapan -oradaki süt mera sütü- kooperatif ortaklarımız da üretim yapmaya başladı. Başkan Tunç Soyer, süt üretim dağıtımı birse ikiye çıkaracağım, dedi. Bunu ancak daha fazla kooperatifle işbirliği yaparak yapabilirsiniz.

Eşitlik diyorsak, adaletten bahsediyorsak, kooperatifçilikteki dayanışma diyorsak, Tunç Başkan çok doğru bir yolda… Bu süreçte İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kooperatiflerle aynı şekilde devam ettiriliyor. Geçmişten gelen bütün alımlar devam ettiriliyor. Kürsüden söylediği gibi Tunç Soyer bunları artırdığı için çok teşekkür ediyoruz. En önemlisi pandemide “onu alamam” demedi. Bu çok kısa bir süre ve devede kulak gibi görünebilir ama bir umuttur. Gelip bir damla destek veriyorsa bana yerel yönetim, bu sıkıntılar da geçer biz yine bu yol arkadaşlığınızı yaparız, destekleri alırız demesi insanları psikolojik olarak da mutlu etti.

DİJİTAL PLATFORMU ETKİN KULLANACAĞIZ

Köy-Koop’un uzun vadede hedefleri nelerdir?

N.S.: Köy-Koop 1960’tan bu yana bir marka. Bu markayı güncellememişiz. Ben dört yıldır başkanlık yapıyorum ve inandığım uluslararası bir yapı. Liderlerine çok inandım ve görüyorum ki İzmir’de kooperatifçilik çok iyi gidiyor, çünkü kırsalda üretim var. Biz kendimizi dijital platforma taşımaya başladık. Bir kere öncelikle geçmişimize yönelik bir belgesel hazırladık ve bu çok önemli. Hem tarım hem kooperatifçilik anlamında Türkiye’de buradan aydınlık alabilecek kendisine. Biz de ortaklarımıza ‘bakın bu kooperatifler böyle kuruldu’ diyebileceğiz. Çok güzel bir belgesel geliyor. Hala yaşayan eski kooperatif başkanlarını konuşturduk -Mahmut Türkmenoğlu’nun arkadaşları-. Ziya Gökalp Mülayim var eski senatörlerden -aynı zamanda profesör doktor tarım alanında- (benim idollerimden biridir) kırmadı bizi 3 saat kesintisiz Ankara’da çekim yapıldı. Dolayısıyla bu belgesel ile geçmişimizi öğreneceğiz. Bizim hakkımızda bir belge ve hatıra yok. Çok sıkıntılar yaşanıp çok şey başarılmış ve sonrasında çok hüsrana uğramış. Geçmişimizi bilmediğimiz zaman geleceğimizi anlatamıyoruz. Bir de kendimizi dijital platforma aktarma kararı aldık. Haritamızı dijital platforma aktaracağız.

Menderes’te su sorunu var diyorlar, sebebi silaj diktiler yıllarca. Silaj bütün yeraltı sularını yedi bitirdi. Biz Köy-Koop olarak mera diyoruz. Bizim önemsediğimiz şey agro-turizm. Bu tarımla ilgili söylenen her şeyi turizm yapısına oturtmalıyız ve dönem artık bu. İsviçre boşuna vermedi o paraları. Pandemide herkes kaçmak istiyor ve tam zamanı. Gelin Bademler doğa parkına on gün on tane bungalovda yiyin, için, serada çalışın isterseniz orada yüzün.

Tarım Bakanlığı Dijital Tarım Platformu diye bir şey açıkladı. Biz onu yapıyoruz zaten. Biz Çamavlu’daki kooperatifimizin süt üretimi, mera varlığı, arazisi ile ilgili ve ortaklarıyla ilgili bu yaptığımız Tarım Bakanlığı’na rehber olacak.

Biz buradan e-ticaret sayfası açtık ve daha güncelliyoruz. Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi çiçek mi üretiyor? Bizim e-ticaret sayfamızda onların çiçek skalası olacak. İster taneyle ister toplu olarak çiçek alacaklar. Bütün gücümüzü dijitale taşımak zorundayız.

Ben Seferihisar’dayken Kalkınma Kooperatif Hıdırlı Başkanlığı yaparken biz yedi yıl önce dükkân açmadık, paramız yoktu.  e-ticaret sayfası açtık. Türkiye’nin her yerine satıyorduk. 2013’tü biz o sayfayı açtığımızda. 2014’te ödül aldık, en iyi uygulanan bilişim projesi diye Türkiye genelinde. Ödülü Binali Yıldırım, Mehdi Eker ve Cemil Çiçek verdi.

Bizim e-ticaret sayfamızda; bir kargo şirketini oraya sunuyorsunuz. Oraya pos açtığımız için ister kapıda ödeme yapıyorsunuz ister kredi kartı gibi birçok seçeneğiniz var. Dijital dönüşüm ve e-ticaret bizi çok heyecanlandırıyor.

Biz sivil toplum kuruluşu gibi değiliz anonim şirket gibi kurulan bir yapımız var. Seçimlerimiz var, özerk yapımız var, kendi yapımız var. Kurumsal olarak bizi yok saymaları çok kötü oluyor.

YERLİ TOHUMUNU ÖNEMİ

Üretmek kadar pazarlamak da önemli, demiştiniz. Üretimi artırma çabası içerisindesiniz. Pazar sıkıntısı çekiyor musunuz?

N.S.: İyi pazarladığınız zaman daha çok üretecek, daha çok kırsalda yaşamaya devam edecek, daha çok toprağa bağlı kalacak. En kıymetli varlığımız toprak. Pazarlama konusunda sıkıntı çekiyoruz bu yüzden e-ticaret sitesi açıp, Büyükşehir Belediyesi’nin Kaynaklar’daki Sebze Meyve Hali’nde yer almak istiyoruz. Gündemi  yakalamak lazım… Dijital konusunda belki bir 50 yıl gerideyiz. Hıdırlık benim için güzel bir tecrübedir.

- Karakılçık buğdayı, daha geniş kitlelere yayılmaya başladı. Genişleme daha ne kadar devam edecek_

Ödemiş ve Tire’de hafta sonunda hasat yaptık. Kaymaklı, Kiraz, Torbalı, Sasalı buralarda üretim yapıyoruz. Can Yücel’in söylediği ‘tohumunuza sahip çıkın’ sözü, Tunç Başkan’ın rehberi oldu; Can Yücel Tohum Merkezi ve tohum takasları ile bir yol açtı. Biz üretici olarak kimseye zehir yedirmek istemiyoruz. Yerli tohumumuzun ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz ve biz de orada belediyenin çalışması için çaba sarf ediyoruz.

Karakılçık başladığında Ulamış’ta karakılçık festivali ve yanına armola peynirini de koyduk. O zaman Tunç Başkan alım garantili söz verdi. Bir avuçtan geldiğimiz nokta; Seferihisar’da dönümlerce, Menemen’e diktik (hasat önümüzdeki hafta), Sasalı’da bir amcaya verdik.

İki sene önce Ödemiş Demircili’de Hüseyin (Coşkun) Başkan’la oturuyoruz: ‘Şurada bir taş değirmen var, hurdaya götür. Ben orayı depo yapmak istiyorum, değirmeni sök götür.’ Kapıyı bir açtık eski dönemlerden kalma taş değirmen. Biz o zaman Hüseyin Başkan’a bir dönüm için 20 kg karakılçık verdik. ‘Sen bunu çoğalt iki katı alacaksın’ dedim. Hüseyin Başkan şu anda iki yılda dönümlerce dikiyor. Bir dönüme dikip bir sene sonra 300 kg’ye yakın alıyorsunuz.

Şimdi tohum yasası, sertifika ve iyileştirme ile satabilirsin diyor biz buna şu sebeple katılmıyoruz: Küçük çapta üretim yapan kooperatif yapısı altında olanlara ayrıcalık ve özellik tanımalı. Devlet teşvikini biraz da böyle yapmalı. Yerli tohumu isteyene vermeli. Benim sözleşmemi büyük marketlerle yaptığım zaman bana yerli tohum vermemeli.  Ben mecbur değilim büyük marketlerle sözleşme yapmaya. Çünkü pandemide biz onu gördük. Biz de Köy-Koop olarak yerli tohum istiyoruz, kendi sözleşmemizi yaparak. Böyle bir mecburiyeti kabul etmiyoruz. Köylü, ürettiğinin fiyatını kendi belirlerse, kendi borsasını oluşturursa, kendi Sebze Meyve Hali’ne girerse, o zaman köylünün kimseden destek almaya ihtiyacı kalmaz. Sadece bu imkanları açmamız lazım. Devlet desteği budur. Hakkımız olan Hal, hakkımız olan borsa, hakkımız olan söz, istiyoruz.

Köy-Koop’un en iyi müşterisi Büyükşehir mi?

N.S.: Gereli kooperatifimiz Ödemiş’te, bir yıl kadar önce bir mandıra yaptı. Denizli’ye Aydın’a kadar peynir pazarlıyoruz. Tabii ki İzmir Büyükşehir Belediyesi bizim yereldeki en önemli ve bizi anlayan bir destekçimiz geçmişten şu ana kadar.

HAMZA BEY’İ KAHVE İÇMEYE BEKLİYORUZ

- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Köy-Koop’tan alınan ve Büyükşehir tarafından dağıtılan Süt Kuzusu sütlerinin bir kısmının bozuk olduğunu ve bazı çocukların rahatsızlandığını iddia etti. Ayrıca üreticiden değil, bir firmadan süt alındığı iddiasında bulundu. Bu iddialara cevabınız nedir?

N.S.: Sosyal medyada bir hanımefendi ‘bu sütler kokuyor, bozuk’ diyor, bayramın ikinci günü. Herkes alarma geçiyor. Sütler kontrol ediliyor ve hiçbir sorun çıkmıyor. Bizim dosyalarımız burada ve Sayın Hamza Dağ arzu ederse, dosyalarımızı görmek isterse, Köy-Koop’ta bir kahve ikram edelim. Ayrıca bu sütler UHT’ye gitmeden önce analiz edilir, UHT’den çıkarken analiz edilir, taşıma anında Büyükşehir’in gösterdiği bütün titizliğe rağmen. O dönemde bizim mera sütlerimiz geldi. Merada otlayan hayvanların sütü mera kokar. Belki pastorize süte alışmış oldukları için mi rahatsız oldular, bilmiyorum? Bize öyle bir vaka gelmedi, uyarımız olmadı. Laboratuvara gidildi ve her şey tertemiz…

Yaklaşık 20 bin üreticiyi temsil ediyoruz, İzmirin kırsalında 1971'den beri... Ofisimize davet ediyoruz. Burası Tarım Bakanlığı’na bağlı bir kurum. Bizi tanımak isterlerse tanış olabiliriz.

- Mali işlerde Köy-Koop’un pozisyonu nedir?

N.S.: Çok yetkisi olan, bakanlığa bağlı ve özerk yapımızda kuruluyoruz. Her bölgenin İl Tarım Müdürlüğü tarafından görevlendirilen sorumlu komiserleri var, ziraat mühendisleri var. Bizim gelir dosyalarımız incelenebilir, inceleniyor da. Bu tarz yapıları biraz incelerlerse hiçbir genel kurul komiser olmadan yapılmaz. Bizim her şeyimiz çok açık.

BENİM AKÇELİ İŞLERLE İŞİM OLMAZ

- Tunç Soyer ile tarımsal konularda hiç ters düştüğünüz oluyor mu?

N.S.: Ben Tunç Soyer’in en iyi seçmenlerinden biriyim. Ben oy veriyorum kendisine. Bilgi eksikliği veya bilgi fazlalığı olabiliyor aramızda ama ters düşmüyoruz. Çünkü aynı pencereden aynı noktaya bakıyoruz. Bir tane hedefimiz var; memleketin kalkınması. Birileri için öleceksin hem de hiç tanımadığın birileri için hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken’ Nazım Hikmet’in sözleriyle. Biz buna çok inanan insanlarız. İnsanlara garip geliyor olabilir. Bir menfaatimiz yok. Benim ve Tunç’un akçeli işlerle hiçbir işi olmaz. Mülkiyetçi bir insan değilim.

Bakan Pakdemirli ile diyaloglarınız nasıl? Köy-Koop’u sizin beklentileriniz doğrultusunda destekliyor mu? Tunç Bey’in eşi olmanız sebebiyle sırt çevirme gibi durum söz konusu mu?

N.S.: Bekir Bey’i tanıyorum, bazı toplantılarda denk geliyoruz. İlk toplantımızda ben o zaman genel başkandım. Demişti ki ‘o kadar çok genel başkan var ki hesap ettim hepsiyle toplantı yapmaya kalksam bakanlık sürem dolar’ dedi çok haklı olarak. Bekir Bey ile bir araya geldiğimiz zamanki tavrı her zaman bir bakan ve bir birlik başkanı çerçevesinde. Memleketteki tarım faaliyetlerine baktığımız zaman bir İzmir Köy-Koop Birliği olarak daha çok söz hakkı olmasını isterdim. Çünkü İzmir bu anlamda kooperatifçiliği ve çiftçiliği iyi yapan bir yer. Ama İzmir’de, Ankara’ya uzak kalıyorum. Bekir Bey’i bekliyorum buraya bir kahve içmeye. Çünkü görüyorum Bekir Bey dolaşıyor. Köy-Koop ofisimize gelebilir.

- Ankara’ya yaklaşırsanız Köy-Koop daha güçlenir herhalde!

N.S.: İzmir Köy-Koop zaten güçlü bir birlik. Ortakları güçlü, geçmişi çok güçlü… Zaten Türkiye’nin genel tarım politikası hakkında bir şeyler söylüyoruz. İzmir’in genel tarım politikası hakkında bir şeyden bahsetmiyoruz. Yani fındık üreticisi de fındık fiyatını kendi belirlemiyor, borsası yok. Keza çay üretici de aynı sorunlardan mustarip. Pazarlama konusunda İzmir hepsinden bir adım önde…

- Neptün Soyer ve Köy Koop olarak önümüzdeki süreçte hayata getirilecek bir projeniz var mı?

N.S.: Benim hayatta rollerim varsa bölmemişimdir. Burada Neptün Köy-Koop Başkanı, burada Neptün Tunç Soyer’in eşi, burada onların annesi şeklinde değilimdir. Hepsini içselleştirerek yaşayan hayatımı sürdürüyorum. İdealim kadının tarımda söz hakkının daha çok olması. Bu yönetim masalarında kadınların varlığının artması çok önemli. Bunu eşitlik için arttırmak isterim. Sadece tarımda mı, hayır... Hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliği olmasını savunuyorum. Yani kooperatif yönetimine seçime girdiğimizde salonda yüzlerce kooperatif ortağı erkek ve biz üç delege kadındık. İdealim; o salondaki denge. Siz ürettiğiniz ürünün nasıl pazarlanacağı ve nasıl üretileceği ile ilgili alınan bir karar varsa orada da söz sahibi olunmasını istiyoruz.  Biz ortaklarımızın siyasi tercihi ile ortaklık almıyoruz. Kooperatifçiliği tekrardan tanımlamaya gerek yok. Dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı yapılmaz kooperatifçilikte. Uluslararası tanımı budur. Bu yüzden siyasetle beni orada buluşturmasınlar.

 
Bornova’da yol hamlesi
 
Bingöl'de bir deprem daha! 5,5 büyüklüğünde...
YORUMLAR
Toplam 16 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Mustafa tanç 13 Ocak 2021 Çarşamba 19:58

Sayın başkanım ben bayındır hasköy mah. Çiftçilik yapıyorum elimizde şu an hazır fason olarak yaptırdiğımız Turşuluk jelapon acı biberimiz mevcut tahminen250 ton.siz değerli başkanımız kurduğunuz bakkal marketlerde aracısız bizim turşularımızı koyma imkanımız vardır herhalde. Kontrollerini yapıp uygunsa sizin belirleyeceğiniz koşullarda vermek istiyoruz.çks.ilçe tarımda mevcuttur.göstereceğiniz ilgiye şimdiden teşekkürler.saygılarımla.

Yorumu oyla      0      0  
Erdinç 17 Haziran 2020 Çarşamba 02:36

Neptün hanımı tebrik ediyorum . Seçimle gelen bir başkan kendisini yakından takip ediyoruz eşi başkan olmadan o zaten köykop başkanıydı .tarımsal alandaki çalışmaları nı tebrik ediyorum bal yapan arı taşlanırmış ...

Yorumu oyla      0      1  
serenay 16 Haziran 2020 Salı 18:36

Personeller arası bile eşitliği sağlamaktan yoksun bir yönetimle yönetiliyoruz. Siz ilk olarak personeller arası eşitliği ve adaleti getirin ki insanlara güven verin. Tarımı da bırakın işi bilenler yapsın.

Yorumu oyla      1      0  
Hsn 16 Haziran 2020 Salı 13:02

Baştan aşağıya okudum, gözüm hep yerelde kalkınmanın mimarı çiftçi ve üreticinin dostu Aziz KOCAOĞLU'ndan bahsetmiş mi diye aradı ama maalesef. Üzüldüm ne diyeyim. Biri demiş ki İzmir sizi sevmedi diye katılmamak elde değil. Ancak unutulmamalıdır ki başkalarının yürüdüğü yoldan yürüyenler iz bırakamazlar. Taklitler aslını yüceltiyor. ÇOK YAŞA AZİZ BAŞKAN!!!

Yorumu oyla      1      0  
hamdi dağ 15 Haziran 2020 Pazartesi 20:12

sn.çiftçi toplumu önderi Neptün hanım.onlara kulak asma devam ediniz.yanınızdayız.başarılar diliyoruz.selamlar.tel.05357992335

Yorumu oyla      0      0  
Hüseyin bedel 15 Haziran 2020 Pazartesi 19:48

İzmirli sevmedi sizi ve eşinizi sizde birşeyler eksik ve samimiyetten uzak bu gercekle yasamak da zor işiniz kolay değil..İzmirli sevmedi sizi

Yorumu oyla      0      1  
Nedim Yaşar GÜRSOY 15 Haziran 2020 Pazartesi 17:08

1 – Kooperatifler yasası, değiştirilmelidir. 2– Kooperatifler Bakanlığı kurulmalıdır. 3– Ziraat Odası yasası değiştirilmelidir. Delegelerin yerine üyeler oy kullanmalıdır. 4–Tarım Kredi Kooperatifleri yasası değiştirilmelidir.Yeni çağdaş, güncel bir yasa çıkarılmalıdır. 5– Kapitalizmin çukuruna değil, Sosyalizmin ambarına emek,alın geri, ve birikimlerimiz oraya taşınmalıdır !...

Yorumu oyla      6      0  
MEHMET 15 Haziran 2020 Pazartesi 16:40

EŞ, DOST, AKRABAYA YILLARDIR KARŞIYIZ. BİZ AYNISINI YAPIYORUZ. ETİK Mİ? YANLIŞ....

Yorumu oyla      2      1  
Tibet 15 Haziran 2020 Pazartesi 14:50

Guven Eken ne is yapiyor Danisman

Yorumu oyla      4      1  
Turgay AKDULUM 15 Haziran 2020 Pazartesi 14:27

Elinize emeğinize sağlık efendim iyiki Varsınız

Yorumu oyla      5      7  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Bakan Pakdemirli'den çiftçilere müjde!
Tarım Bakanı Pakdemirli, "Çiftçilerimize 780 milyon lira hasar tazminatı ...
BM'den 'gıda sistemleri çöküyor' uyarısı
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "49 milyon kişi daha pandemi nedeniyle ...
Büyükbaş hayvan ithalatı 2021 sonunda bitecek
Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM), 2021 yılı ...
 
Tire Süt Kooperatifi bölge üreticisine sahip çıkıyor
Ortaklarının düşük maliyetli ve kaliteli üretim yapması için büyük yatırımlar ...
'374 Milyon TL hesaplara yatırıldı'
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, destek ödemesi olarak, çiftçilerin ...
Sebze-meyve ihracatı 1 milyar dolara dayandı
Sebze-meyve ihracatı corona virüs salgını nedeniyle artan taleple 915 milyon dolara ulaştı.
 
Ülkemizin her karış arazisini ürünsüz bırakmayacağız
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, hububat üretimi ve pancar küspesi ...
Başkan Eskiyörük’ten kooperatifleşme çıkışı ve uyarı: İzmir Modeli değiştirildi!
Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı destekler ile Tire Süt’ün marka haline ...
Bakan Pakdemirli: Çin'e süt ihracatının kapıları açıldı
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, dünyanın en kalabalık nüfusuna ...
 
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Devlet olmak…
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Beka…
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
En 'onurlu' başkaldırma!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Benzersiz bir yemin töreni…
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Yaz gazeteci !
Melek ERYAZICI
Melek ERYAZICI
Kolektif farkındalık: Ekolojik okuryazarlık
İhsan ÖZDURAN
İhsan ÖZDURAN
“Meritokrasi” mi desek acaba?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Şiddete uğrayan siyasiden bir anı
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Dilini nefretten…
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Menemen Vakası
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva