HABERLER>GÜNCEL
3 Haziran 2020 Çarşamba - 19:32

Ev hapsinde öldürülmüştü: Katili neler anlattı?

AK Parti İzmir eski İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş’un öldürülmesi olayıyla ilgili hazırlanan iddianame tamamlandı.  Organize Suç Örgütü Lideri Serkan Kurtuluş’un talimatıyla Erzurum’dan gelerek İzmir’de cinayeti işleyen Yener Toga’nın varlığı konusunda delile ulaşılamayan kendisinin polis yada MİT görevlisi olduğunu düşündüğü bir şahıs aracılığıyla kendisini lider olarak tanıtan ve yurtdışından arayan şahısla tanıştığını, bu şahsın devlet adına bir adam öldürüp öldüremeyeceğini sorduğunu, kendisinin de kabul ettiğini anlattı.

Ev hapsinde öldürülmüştü: Katili neler anlattı?

EGEDESONSÖZ- FETÖ Borsası soruşturmaları başta olmak üzere birçok suçtan hakkında işlem yapılan ve bir süre cezaevinde kaldıktan sonra ev hapsindeyken öldürülen AK Parti İzmir eski İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş ile ilgili hazırlanan iddianame ortaya çıktı.

İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen Savcı Halil Özen’in hazırladığı iddianamede,  Erzurum’da yaşayan ve berber olarak çalışan Yener Toga’nın cinayeti Organize Suç Örgütü Lideri Serkan Kurtuluş’tan aldığı talimatla işlediği anlatıldı. Gürcistan’da yaşadığı belirtilen Kurtuluş’un talimatları Toga’ya yakın adamı ve sağ kolu Lider Camgöz vasıtasıyla verdiği, İzmir’deki irtibatları sağladığı, Toga’nın Erzurum’dan gelişi, karşılanması, barınması ve silah ile polis yeleğinin temini konusunda da yardımcı oldukları belirtildi.

BAŞKA İLLERDEN ELEMAN GETİRME GÜCÜ VAR!
İddianamede ayrıca örgütün silahlı saldırı yapmak için şehir dışından eleman getirme gücüne sahip olduğunun da altı çizildi.  Savcılık, “"Suç Örgütü Lideri Serkan Kurtuluş’un sosyal medyayı aktif şekilde kullanarak örgüte eleman kazandırdığı, örgütün yaptığı tespit edilen ve halen yargılaması devam eden Ahmet Kurtuluş’un öldürülmesi olayında olayın tetikçisinin Erzurum ilinden ilimize getirilmiş olması, Gökhan Kalıpçı’nın sanık Nadir S. tarafından ateşli silah kullanılarak öldürülmesi olayında Nadir S’in Kahramanmaraş ilinden getirilmiş olması örgütün eylem yaptıracağı kişileri profesyonelce ilimizde tanınmayan ve ikamet etmeyen kişilerden seçtiği, şahıslar ile Facebook sosyal paylaşım sitesi üzerinden iletişime geçildiği,  konuyla ilgili Nadir S. verdiği ifadesinde; “Serkan Kurtuluş’un kendisi ile Facebook sosyal paylaşım sitesi üzerinden irtibata geçtiğini, İzmir İlinde bir şahsa silahlı eylem yapılacağını bu işi kabul edip etmeyeceği sorduğunu, kabul ettiğini ve Kahramanmaraş İlinden İzmir İline gelerek olayı gerçekleştirdiğini” beyan etmiştir” ifadelerine yer verdi.

AK Partili Kurtuluş’u evinde öldürdükten sonra yakalanarak cezaevine konulan Yener Toga savunmasında yapı ile irtibatını ilk olarak berber dükkanına gelen MİT ve polis istihbarat görevlisi bir kişi vasıtasıyla sağladığını anlattı.  Savcılık 2013 ile 2018 yılları arasında  Artvin Sarp sınır kapısından Gürcistan’a farklı tarihlerde 27 kez giriş çıkış yaptığını tespit etti..

İŞTE O AÇIKLAMALAR

Yener Toga cinayeti işlediği dönem yaptığı açıklamalarda her şeyi anlatırken ifadeleri savcılık iddianamesine şu şekilde yansıdı:

“Ahmet Kurtuluş isimli şahsın adını bu olay öncesine kadar hiç duymamıştım. Kendisini tanımıyordum.  Ben bugünkü tarihten yaklaşık 2 ay öncesine kadar memleketim olan Erzurum da erkek kuaförü olarak kendime ait işyerimi işletmekteydim. Ancak işlerimin kötü gitmesinden dolayı işyerimi kapattım. Yine tarihten yaklaşık 1 yıl kadar önce kuaför dükkanıma Ahmet Can Karakaş veya Karataş isimli şahıs traş olmak için geldiğinde kendisiyle tanıştık. Bu şahıs kendisinin polis olduğunu, Erzurum ilinde İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde çalışan memur olduğunu söyledi. Belli aralıklarla işyerime gelerek traş olurdu. Ben o dönemlerde özellikle youtube üzerinden mafyavari oluşumları merak edip sık sık eski mafya babalarının hayatlarını, yaşantılarını içeren video ve haberleri takip ediyordum. Yine telefonumdan bu tarz konuları takip ettiğim bir gün Ahmet işyerime geldi. Benim izlediğim videoları görünce ‘sen bunları meraktan mı izliyorsun yoksa bu tarz şeylere hevesin mi var" deyince bende kendisine "ben bu konulara çok meraklıyım, ondan dolayı bu tarz videoları izliyorum" deyince oda bana ‘istiyorsan şuan yıldızı parlak olan babalardan biriyle seni irtibata geçireyim, istersen onlardan birine seni arattırayım’ dedi. Bende ‘olur’ deyince Ahmet benim numaramı istedi. Bende ona numaramı verdim. Beni çaldıracağını düşündüm ancak Ahmet kendi numarası ile beni çaldırmadı. Zaten bu görüşmemizden yaklaşık bir ay kadar sonrada ameliyat oldum. Daha sonra işyerimi tekrar açtım ancak işlerimin kötü gitmesinden dolayı işyerimi kapatmak zorunda kaldım.

İşyerimi kapattıktan yaklaşık bir buçuk ay kadar sonra tanımadığım ve şuanda hatırlayamadığım bir numara bana Whatshapp üzerinden ‘selam’ şeklinde mesaj gönderdi. Bende ciddiye alıp bu mesaja cevap vermedim. Bu numara zaten yurt dışı numarasıydı. Hemen ardından aynı numara bana soru işareti şeklinde mesaj atınca bu sefer bende bu numaraya soru işareti olarak cevap gönderdim. Bunun üzerine bu numara bizimle görüşmek tanışmak istemiyor musun diye bir mesaj daha attı. Bende cevaben ‘siz kimsiniz’ diye yazınca karşılık olarak bana ‘numaranı verdiğin kişileriz’ diye yanıt geldi. Bende ‘görüşelim’ diye cevap yazınca ‘biz seni arayacağız’ şeklinde tekrar cevap geldi. Bu yazışmalardan bir veya iki gün sonra yine tanımadığım yurt dışı bir numara beni whatshapp üzerinden aradı. Arayan erkek şahıstı, bana ‘Yener ne yapıyorsun’  diye sordu. Bende kendisine ‘sen kimsin’ deyince bu şahıs ‘beni Lider olarak bil" dedi. Bende kendisine senin adın yok mu deyince benim adım Lider dedi. Lider isimli şahıs" bizimle birlikte olmak istiyormuşsun" deyince ben Ahmet olarak tanıdığım ve numaramı verdiğim Polisin beni bu şahıslarla irtibata geçirdiğini düşündüm. Bunun üzerine bende kendisine sizinle birlikte olmak istiyorum ancak bu kadar erken olabileceğini düşünmemiştim.

Lider isimli şahıs bana "sana bir iş vereceğiz, eğer bu işi sonuçlandırabilirsen aramıza katılabilirsin" dedi. Bende kendisine nasıl bir iş olduğunu sorunca Lider bana "birini indireceksin" dedi. Bende "tamam indireyim de ne için kim için yapacağım bunu" diye sorunca Lider isimli şahısta bana "devlet için yapacaksın, bu indireceğin adam hain, İzmir ilinde yaşıyor, bir sürü yolsuzluğu var, bu adamın üstü çizilmiş, bunu kesin indirmen lazım, eğer yapamayacaksan telefonu kapatalım bir daha irtibata geçmeyelim, yapacağın olay gizli olacak, yakalanmayacaksın, faili meçhul kalacak, olayı yaptıktan sonra biz seni oradan aldıracağız, Bayramdan sonra da seni yurt dışına Gürcistan' a yanımıza aldıracağız" dedi.

Bende kendisine; "bugüne kadar yapamadığım hiç bir işim olmadı, bunu da Devlet için yaparım" dedim. Şahıs bana "kendinden emin konuşuyorsun ama bu iş konuşmakla olmaz icraatla olur dedikten sonra tekrar arayacağını söyleyerek telefonu kapattı. Aradan 3-4 gün geçmişti ki yine yurt dışından whatshapp üzerinden arandım. Arayan yine Lider' di. Bana "Yener hazırlığını yap yarın İzmir’e gideceksin, ihtiyacın varsa sana yol parası gönderelim" dedi. Bende paraya ihtiyacım olmadığını söyleyerek "sabah ilk işim gidip İzmir e bilet kesip bu numara üzerinden seni ararım" deyince şahıs bana "biz seni ararız" dedi. 28.05.2019 günü saat 13.00 sıralarında Dadaş Turizm Firmasına giderek 160 TL karşılığında aynı gün saat: 17:00 otobüsüyle İzmir iline biletimi aldım. Aynı gün saat: 15:00 sıralarında Lider tekrar aradı. Bana ne yaptın bilet alabildin mi diye sordu. Bende kendisine 17.00 otobüsüne bilet aldığımı söyleyince bana telefonumu sürekli açık tutmamı söyleyerek kapattı. Saat: 17.00 da yola çıktım. Ankara civarında Lider tekrar aradı. Bana ‘İzmir’de gidebileceğin bir yer var mı nerede kalacaksın eğer kalacak yerin yoksa sana bir yer ayarlayalım’ dedi. Bende ‘merak etme kalacak yerim var’ dedim.

İzmir otogarına geldim. Otobüsten indikten sonra çocukluk arkadaşım Barış Y’yi aradım. Kendisine İzmir de olduğumu söyledim. Müsaitsen gel beni al dedim. Ancak Barış işte olduğunu, kendisinin gelemeyeceğini söyleyerek bana çalıştığı okulun yerini tarif etti ve minibüsle gelebileceğimi söyledi. Bende Barış’ın söylemiş olduğu minibüse binerek Barış’ın yanına gittim. Barış şuan ismini hatırlayamadığım Bornova ilçesinde bir okulun kantininde çalışıyor. Barış ile birlikte okul kantininde yemek yedik. Mesaisi bitince birlikte minibüsle Alsancak Kordona geldik ve burada bir süre gezdik. Barış bana "hayırdır neden İzmir e geldin" diye sorunca bende kendisine bir işim var onu halletmeye geldim, halleder etmez geri döneceğim dedim. Barış bana bu işin ne iş olduğunu sordu. Bende kendisine" hiç anlattırma miden bulanır" dedim. Ancak barış ısrar edince "memleketten bir hasmım var onu vurmaya geldim" dedim. Barış "peki bu adamı neyle vuracaksın" diye sorunca bende "silahım yok bıçağım yok bileğim var" dedim. Barış eşi ile arasının açık olduğunu bundan dolayı evine gidemeyeceğimizi ancak Konak ilçesi Kahramanlar semtinde bildiği uygun bir pansiyonun olduğunu, buraya gideceğimizi söyleyerek birlikte adını hatırlamadığım pansiyona gittik. Pansiyona girdiğimizde saat: 00:30 sıralarıydı. Birlikte aynı odada kaldık. Ertesi gün pansiyondan çıkarak bir çay ocağında kahvaltı yaptık. Daha sonra Barış işe gitmesi gerektiğini söyleyerek yanımdan ayrıldı. Ayrılırken de ‘bir yere kaybolma, akşam yine bu pansiyonda birlikte kalırız’ dedi. Daha sonra çevrede bulunanlara sahile nasıl gidebileceğimi sorarak Kordon a kadar gittim. Bir süre orada gezdim.

 Bir şeyler atıştırırken Lider den tekrar whatshapp üzerinden telefon geldi. Bana nerede olduğumu sordu. Bende Kordon civarında olduğumu söyledim. Bana "biz seni 1 saate kadar arayacağız, sabit bir yerde telefonumuzu bekle" deyince ben tekrar kahramanlarda bulunan kahveye yürüyerek gittim. Çay içerken yine Lider aradı. Bana" Kahramanlar fuar kapısına yakın mısın" deyince bende orada bulunanlara Kahramanlar Fuar kapısının yerini sordum. Burada bulunanlar yakın olduğunu söyleyerek bana yolu tarif ettiler. Lider bana "10 dakikaya kadar Fuar kapısında ol seni oradan alacağız diyerek üzerimde ne renk kıyafetler var tarif et" dedi. Bende üzerimde mavi kot pantolon beyaz tshort bordo ayakkabı var dedim. Daha sonra tarif üzerine Fuar kapısını buldum ve orada beklemeye başladım. Yaklaşık 5 dakika sonra saat: 15.00 sıralarında gri renkli plakasına dikkat etmediğim Connect tarzı bir araç yanıma yaklaştı. Araç içerisinde iki erkek şahıs vardı. Ortalama 60-65 yaşlarındaydılar. Aracın sağ ön koltuğunda oturan şahsa " dayı siz mi beni almaya geldiniz" diye sorunca oda " evet biziz" diyerek araca binmemi söylediler. Bende aracın arka yolcu koltuğuna geçerek oturdum. Arka koltukta biri siyah biri beyaz olmak üzere iki poşet vardı. Ancak poşetlerin ağzı kapalıydı, içerisinde ne olduğunu göremedim. Ayrıca koltuk üzerinde kırmızı renkli bir dosya içerisinde boş A4 kağıtları ile bir tanede kalem vardı. Yola çıktıktan kısa bir süre sonra sağ ön koltukta oturan bıyıklı, hafif kirli sakallı 60-65 yaşlarında düzgün şiveli görsem tanıyabileceğim şahıs geriye dönerek "yeğen hoş geldin" dedi. Sen buraya niçin geldiğini, ne yapacağını biliyor musun diye sordu. Bende "biliyorum" dedim. Aracın şoför mahallinde ise yine 60-65 yaşlarında zayıf yapılı hafif kirli sakallı görsem tanıyabileceğim bir şahıs vardı. Ben İzmir’i hiç bilmediğimden ne tarafa gittiğimiz hakkında hiç bir fikrim yoktu. Yaklaşık 40-45 dakika şehir içinde araçla gezdikten sonra adını hatırlayamadığım bir benzin istasyonundan 50 TL’lik yakıt aldık. Daha sonra bu benzin istasyonuna yakın bir yerde bulunan birahaneye giderek çay içtik. Orada yarım saat kadar oyalandıktan sonra tekrar araca bindik. Araçtaki sohbetimiz cezaevi muhabbeti ve siyasi muhabbetlerdi. Yaklaşık 30 dakika daha araçla şehir içerisinde ilerledikten sonra sahil yoluna çıktık. Sahil yolundan devam ederken Lider beni tekrar aradı. Bana "dosya yanında mı al kalemi eline sana şimdi bir adres yazdıracağım, vuracağın adam bu adreste, adı Ahmet Kurtuluş, sana fotoğrafını da atacağım, fotoğrafa iyi bak, daha sonra fotoğrafı sileceğim, sende telefonundan sil" dedi. Bana kısa bir süre sonra Ahmet Kurtuluş’un fotoğrafını attı. Fotoğrafa baktıktan sonra fotoğrafı sildim. Daha sonra bana şuan hatırlayamadığım adresi yazdırarak olay yerine kaç dakikaya gidebileceğimi sordu. Ben de önde oturan şahıslara "olay yerine kaç dakikada gidebiliriz" diye sordum. Sağ ön koltukta oturan şahısta bana yarım saat kırk dakikaya kadar Ahmet Kurtuluş’un evinin orada oluruz" deyince ben de Lider’e bu şekilde söyledim. Lider de "sana lazım olacak her şey poşetlerin içerisinde" deyince bir yandan Lider ile konuşurken bir yandan da siyah poşeti açtım. Poşetin içerisinde polis şapkası, polis yeleği birde füme renkli siyah pembeli yeşilli ince çizgili uzun kollu bir gömleğin olduğunu gördüm. Gömleği tişörtümün üzerine girdim. Beyaz poşeti açınca beyaz köpük yemek tabldotu içerisinde alüminyum folyoya sarılmış siyah renkli bir tabancanın olduğunu gördüm. Lider bana "emanetleri gördün mü" deyince bende gördüm dedim, Lider tekrar arayacağını söyleyerek telefonu kapattı. Ben polis yeleğini giydim, polis şapkasını taktım, tabancayı kontrol ettiğimde şarjörünün içerisinde yaklaşık 10 tane fişeğin olduğunu gördüm. Tabancanın sürgüsünü çekip bırakarak fişek yatağına fişeği sürdükten sonra tabancayı belime koydum. Adrese doğru devam ederken yaklaşık yarım saat sonra Lider tekrar aradı. Bana "bu işi yapacağından emin misin" diye sordu. Bende eminim diye cevap verince Lider bana "dur telefonu Reise veriyorum" diyerek telefonu bir başka şahsa verdi. Bu şahıs bana "Yener nasılsın, kendinden emin misin, yapabilecek misin" deyince bende eminim Reis dedim. Reis olarak benimle konuşan şahıs "Ahmet in evininin önüne gidene kadar telefonu kapatma" dedi. Bende tamam reis dedim ve telefonu kapatmadım. Ancak bu süre zarfında telefonla karşı tarafla hiç konuşmadık. Ayrıca ikici konuştuğum Reis olarak Lider tarafından bana tanıtılan şahsın kim olduğunu bilmiyorum.

Lider in bana yazdırmış olduğu adresi aracın ön tarafında oturan şahıslara söylemediğim halde bu şahıslar beni olay yerine kadar götürdüler. Daha sonra sağ ön yolcu koltuğunda oturan şahıs girmiş olduğumuz sokak üzerinde gidiş istikametimize göre sağ tarafta bulunan bir siteyi göstererek "Ahmet in evi bu sitede" dedi. Yaklaşık 100 metre kadar ilerledikten sonra araç durdu, araçtan polis yeleği ve şapkasını giyinmiş halde elimde dosya bulunur vaziyette gösterdiği siteye doğru yürümeye başladım. Sitenin görevlisi veya temizlikçisi olduğunu düşündüğüm bir erkek şahıs bana" buyurun kime baktınız" dedi. Bende "Ahmet Kurtuluş bu sitede mi oturuyor" dedim. Şahıs evet deyince kendisine B Bloğun nerede olduğunu sordum. Oda bana B Bloğu gösterdi. B Bloğa doğru yürürken Blok kapısında iri yarı bir adamın sandalyede oturduğunu gördüm. Ancak bu şahısla herhangi bir konuşmamız olmadı. B Bloğa girdim ve birinci katta bulunan Ahmet Kurtuluş’a ait dairenin ziline bastım. Kapıyı bana gönderilen fotoğraftan tanıdığım Ahmet Kurtuluş açtı. Kendisine ‘iyi günler diyerek Ahmet Kurtuluş siz misiniz’ deyince ‘evet benim’ cevabı üzerine ‘kimliğinizi getirir misiniz’ deyince tamam deyip dış kapıyı aralıklı bırakarak evin iç kısmına doğru gitti. Bu esnada belimde bulunan tabancayı çıkartarak arkamda sakladım. Şahıs içerideyken bana hitaben "hayırdır memur bey" deyince bende "adres beyanı için geldim" dedim. Ahmet KURTULUŞ kapıda gözükür gözükmez arkamda saklamış olduğum silahı göğsüne doğru doğrultarak tetiğe bastım ancak silah patlamadı. Silahın emniyetini açarak bir el daha ateş ettim. İkinci kez ateş etmek istediğimde silah tutukluk yaparak patlamadı. Bu sırada Ahmet Kurtuluş evin kapısını kapatmaya çalışınca bende kapıyı kapatmaması için ayağımı araya koydum. Böylelikle kapı kapanmadı. Bu esnada mekanizmayı geri çekip yeniden fişek yatağına fişeği verip tekrar tetiğe bastım. Silah bu sefer ateş aldı. Ancak Ahmet in yaralanıp yaralanmadığını görmedim. Sonra Ahmet’ e doğru bir kaç el daha ateş ettim. Bu esnada kendimi kaybettim. Ahmet’ in yere düşmesi üzerine silahı belime koyarak hızlı bir şekilde apartmandan dışarı çıktım. Kapının önüne geldiğimde siteye girerken kapı önünde oturan iri yapılı adam "ne oluyor" diyerek beni omuzlarımdan ve yakamdan kavradı. Bende "bırak beni, yukarda ateş ediyorlar" diyerek kendimi sitenin dışına atmaya çalıştım. Bu esnada bu iri yapılı şahısta beni tutmaya çalışıyordu. Sitenin giriş kapısını açtım. Bu şahıs benim site içerisinden dışarıya çıkmamı engellemek için sitenin dış kapısını kapatmaya çalıştığı sırada sol avuç içim kapı arasında kalarak yaralandı. Ben bu iri yarı şahsa "beni bırak, yukarıda adamı vurdular, git ona yardım et" deyince şahıs bu sefer beni bıraktı. Bırakınca koşarak olay yerinden kaçmaya başladım. Siteyi geçince ilk soldan yukarı doğru koşmaya devam ettim. Koşarken yere düştüm. Bu esnada çevredeki insanların bana baktığını görünce üzerimde bulunan polis yeleği ile şapkanın farkına vardım ve bunları çıkartarak iç içe koydum. Yavaş adımlarla caddeye çıktım. Caddeden karşıya geçtim, ara sokağa girdim. Bu sokak üzerinde bulunan çöp konteynırına şapka ve yeleği attım. Yürümeye devam ederek ana caddeye çıktım. Elimin kanadığını farkedince gömleğimi çıkardım ve elime sardım. Taksiye binmek istedim ancak taksi göremeyince ilk gelen minibüse bindim, bir kaç durak sonra taksi durağını görmem üzerine minibüsten inerek taksiye bindim. Taksiciye Kahramanlar semtine gideceğimizi söyledim. Taksideyken Lider in telefonunu aradım. Lider e" ben adamı vurdum" dedim O da bana "öldü mü" diye sorunca bende bilmiyorum şahsı vurdum" dedim. O da bana "Ahmet ağır yaralıymış, sen kuzeninin yanına git, biz seni arayacağız" diyerek telefonu kapattı.

Bunun üzerine bende Barış'ı aradım, nerede olduğunu sordum. Barış, Kahramanlar semtinde olduğunu söyledi. Kahramanlar semtinde taksiden indim Tekrar Barış ile telefonla görüşerek kahvenin önünde buluştuk. Barış' a "kaybolmam lazım" deyince neden diye sordu. Bende "o adamı vurdum, bundan" dedim. O da bana "iyi bok yedin hayvanoğlu hayvan" diyerek kızdı. Bu sırada Uğur da Barış ın yanındaydı. Onlara siz etrafı kolaçan edin, benim arkamdan gelen var mı diyerek köprü altına doğru yürüdüm. Elimde barut artığı kalmaması için elime işedim. Belimdeki silahı da köprü altında toprağı eşeleyerek oraya gömdüm. Elime sardığım kanlı vaziyetteki gömleğimi de orada yaktım. Tekrar Barış'ın yanına gittim. Kendisine üzerimi değişmem gerektiğini söyledim. Barış'ta "gel benim mahalleye gidelim, ben sana kendi kıyafetlerimden vereyim" deyince ben, Barış ve Uğur minibüse binerek Barış’ın ikametine yakın bir camiye gittik. Ben burada elimi yüzümü yıkarken Barış benim giymem için evinden ayakkabı, çorap, tişört getirdi. Orada onları giydim. Olay esnasında üzerimde bulunan çorap ve ayakkabıyı cami avlusundaki çöpe attım. Camiden sonra cami yakınında bulunan çay ocağına gittik. Barış burada bana pide söyledi. Bir süre sonra Uğur yanımızdayken bir şahsı vurduğumu ona da söyledim. Uğur da " abi keşke yapmasaydın" deyince bende "memleketten buraya kadar geldim vurmasam olur muydu" dedim. Bir süre sonra Uğur yanımızdan ayrılarak gitti. Ben caminin oradayken Lider i aradım ancak telefonu kapalıydı. Saat:01:30 sıralarında Barış ile birlikte başka bir çay ocağına giderek oturduk. Bu esnada Lider beni aradı. bana "neredesin" diye sordu. Bende kendisine Karabağlar da çay ocağında Barış ile oturduğumuzu söyledim. Lider bana "kalacak yerin var mı" dedi. Bende kendisine olmadığını söyleyince bana " sen orada bekle, seni aldıracağım, seni alacak adamlara da sakın olayı anlatma, ben onlara başka bir olaydan dolayı firar olduğunu söyledim" dedi.

Yaklaşık 10 dakika kadar sonra whatsapp üzerinden tanımadığım bir numara mesaj atarak " abi konum at, seni almaya geleceğim" dedi. Bende kendisine konum attım. Yaklaşık 10 dakika kadar sonra beyaz renkli fiorino marka araçla 2 şahıs geldiler. Olaydan dolayı adını öğrendiğim Gökhan isimli şahıs " abi beni Hasan abi gönderdi, hadi gidelim" dedi. Gelen arabaya şahıslarla birlikte binerek Yeşilova da bulunan bir pastane önüne kadar gittik. Burada Gökhan ile araçtan indik. Aracı kullanan şahıs bizi indirdikten sonra yanımızdan araçla ayrıldı.

Ben ve Gökhan Hasan’ın evine gittik. Biz eve gittiğimizde ev sahibi olan Hasan evde yoktu. Gökhan ile bir süre sohbet ettik. Gökhan’ın Hasan’ın yanında çalışanı olduğunu öğrendim. Kendisine bir suçtan dolayı firar olduğumu söyledim. Sonra ben bir odaya geçip uyudum. Uyandığımda Gökhan’ın gittiğini, evde başka bir adamın olduğunu gördüm. Sonra bu şahsın Hasan isimli ev sahibi olduğunu öğrendim. Daha sonra Hasan’ın bulunduğumuz sitenin altında rent-a car dükkanı olduğunu öğrendim. Bir süre sonra Hasan tekrar uyudu. Bu sırada Gökhan bana mesaj attı, kendisinin Hasan a ait oto galeride olduğunu, benimde yanına gelmemi istedi. Bende evden çıkarak Gökhan’ın yanına gittim. Gökhan’ın yanındayken Hasan A. da yanımıza geldi. Daha sonra Hasan’ın evine çıktım. Bir süre sonra Hasan da geldi. Hasan oruçlu olduğu için iftar sofrası hazırlarken Barış mesaj attı. Yanıma gelmek istediğini söyledi. Bende Hasan a söyleyince Hasan da buyursun gelsin dedi. Bende Barış ı böylelikle eve davet ettim. Bir süre sonra Barış yanında Uğur ile birlikte eve geldiler. Birlikte iftar yaptık. Bir süre oturduktan sonra Barış ile Uğur gittiler. Hasan ile bir süre sohbet ettik. Ancak kesinlikle olay ile ilgili konuşmadık. Saat. 03.00 sıralarında kapı çalındı. Hasan kapıyı açınca polislerin geldiğini gördüm. Gelen polisler beni ve Hasan ı gözaltına alarak Cinayet Büroya getirdiler. Burada görevlilere silahı sakladığım yeri gösterebileceğimi söyleyince birlikte Kahramanlar semtine giderek köprü altına sakladığım olayda kullanmış olduğum silahın yerini polislere gösterdim. Ben Lider ile yaptığım telefon görüşmelerini whatshapp üzerinden yaptım. Ne Lider isimli şahıs bana para teklifinde bulundu nede benim ondan öyle bir talebim oldu. Ben olay sonrasında beni olay yerine götüren gri connect içerisindeki şahısları bir daha görmedim. Çok pişmanım, ben bu olayı devletim için yaptım. Ben Lider isimli şahsın kim olduğunu bilmiyorum. Lider ismini de onun kod adı olduğunu düşünüyorum”

 
UEFA'dan Trabzonspor için şok karar!
 
'Salgının bitmesi için iki olasılık var'
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Mustafa CAN 4 Haziran 2020 Perşembe 12:37

Cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandır. M.Kemal ATATÜRK Başka ne diyeyim.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
İzmir'de minikler, at parkında eğlendi
Koronavirüs nedeniyle evde izole yaşam süren 18 yaş altı çocuk ve gençler, ...
İzmir'de çocuklar, parklara koştu
İzmir'de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında sokağa ...
Okulların açılacağı tarih belli oldu!
Milli Eğitim Bakanlığı, "Resmi eğitim ve öğretim kurumları için yüz yüze ...
 
İzmir'i yine sağanak vurdu: Yollar göle döndü!
İzmir'de öğle saatlerinden itibaren etkili olan dolu ve sağanak, çeşitli ...
Bakan Selçuk'tan telafi eğitimi açıklaması!
Milli Eğitim Bakanı Selçuk'tan telafi eğitimine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Meclis'te renkli maske modası!
Koronavirüs tedbirleri kapsamında çalışmalarına ara veren TBMM Genel Kurulu, ...
 
Çorum'da korkutan deprem!
Çorum'da 3.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
YKS'ye girecek adaylara kritik uyarı!
ÖSYM Başkanı Aygün, YKS'ye girecek adaylara kritik bir uyarıda bulundu.
İzmir Elazığılılar Kültür ve Dayanışma Derneği'nden Soyer'e 'Fethi Sekin' teşekkürü!
İzmir Elazığılılar Kültür ve Dayanışma Derneği, Fethi Sekin arabalı vapurun ...
 
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Yakında ‘bu ilçe’ memleketin turizm başkenti olacak!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Müzik bir dehasını kaybetti
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Asklepion’da Zeus Sunağı konuşulacak
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Nasıl isterseniz öyle olsun
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Bilmeden bilmek!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Ne olacak bu  Devlet’in hali?
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Yeni CHP, AK Parti’ye çok şey borçlu!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Hayat hamlesi
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Birleşik Krallık psikiyatristleri mesleğin kurumsal ırkçılıktan temizlenmesini istedi
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Güçlü kurumlar
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva