İZMİR – Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun kentin kanaat önderleriyle Diyarbakır'a yapacağı gezi İzmir'in bir numaralı gündemi…
Başkan Aziz Kocaoğlu, geniş davetli listesinden büyük ölçüde 'hicap' alırken, barış sürecine katkı girişimi de kentte ve ülkede destek gördü. Bu arada CHP'li bazı milletvekilleri ziyareti zamansız ve amaçsız olarak niteledi, ayrıca bazı belediye başkanları da prensip kararı alarak daveti reddetti. Ancak Kocaoğlu'na en sert tepki Edebiyat Dünyası'ndan geldi!
Kocaoğlu tarafından davet alan Orhan Kemal ve Ferit Oğuz Bayır roman ödülleri sahibi yazar Hidayet Karakuş, yanıtını sert bir mektupla verdi.
Davetten rahatsız olduğunu dile getiren Karakuş, geziyi ve hükümetin çözüm sürecini eleştirirken zehir zemberek ifadeler kullandı. Yurt Gazetesi'nden Ahmet Çınar'ın derlediği bilgilere göre Karakuş'un mektubunda şu ifadeler yer aldı:
RAHATSIZ OLDUM!
'Sayın Başkan, 15 Mayıs 2013 günü, özel kaleminizden Pınar Hanım aradı. 23 Mayıs 2013'ta sizin başkanlığınızda 150 kişilik bir öbeğin Diyarbakır'a gideceğini, beni de çağırdığınızı iletti. Sağ olun! Çağrınıza uyamayacağım. Öncelikle emperyalizmin uydurduğu bu 'kanaat önderleri' sözünden son derece rahatsız olduğumu belirtmeliyim. Ne demek kanaat önderi? Toplumu yönlendirebilecek gücü, etkisi olan insan mı? Yoksa bir gizli tarikatın, bir anlayışın, bir partinin itirazsız benimsediği bir kişilik mi? Madem kanaat önderleri çözecek sorunları, meclise ne gerek var o zaman?'
NE AKİLİM NE DE MELE…
Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşlarının eşit olduğuna inanırım. Bilime inanırım, bu nedenle uzmanlığın önemli olduğunu bilirim. Sorunların çözümünde siyasal, toplumsal, fiziksel yöntemlerini işletilmesi gerektiğini düşünürüm. Bu yolların hiçbiri iktidarca düşünülmemekte, kendi uydurdukları ya da kendilerine fısıldanan kavramlarla toplumu biçimlendirmeye çalışmaktadırlar. Bugün kanaat önderi olarak ortaya sürülen akil adamların neyi ne kadar çözdükleri, çözecekleri hiç belli değil. 'Akiller' öne sürüldükleri konuda uzman değiller. Ayrıca doğuda kanaat önderi sayılan 'mele' denilen mollaların tarih boyunca hangi ulusal ya da uluslararası sorunu çözdüklerinin hiçbir örneğini bilmiyorum. Ben ne akilim ne mele. Bu nedenle de çağrınıza katılmayacağım.
KATİLLERİ SAVUNANLARIN ELLERİNİ SIKMAM
Böyleyken emperyalizmin kucağında oturup bağımsızlık düşü gören, emperyalizmi değil Türkiye Cumhuriyeti'ni düşman belleyip otuz yıla yakın zamandır çocuklarımızı öldüren katillerin savunucularının açılım adına ellerini sıkmaya gelemem. Emperyalizmin ülkemizdeki taşeronlarının Büyük Ortadoğu Tasarısını allayıp pullayıp Türk toplumunu uyutmak için kullandıklarını siz de biliyorsunuz. Bu açılım ABD ile kol kola yürüyen AB emperyalizminin açılımıdır. Bu barış açılımı değil, bölme parçalama açılımıdır. Bunun Sevr'i yeniden canlandırmak olduğunu Mısır'daki Sağır Sultan biliyor artık. Siz ülkeyi bölmek için bin bir hile peşindeki tasarı sahiplerinin konuğu olmayı içinize sindirebilecek misiniz? Sayın Başkan, Diyarbakır'a bu koşullarda gitmeyin. Açılımın parçası olmak yerine sorunların çözümü için gerçek yurtseverlerin sesine sesinizi katın! Sizin geçmişinize de, İzmir için verdiğiniz uğraşlara da yakışan budur!'