Yusuf TOMRUK/ EGEDESONSÖZ - Ünlü sinema yıldızı Angelina Jolie'nin kansere yakalanma riski nedeniyle iki göğsünü aldırması dünyada haftanın en çok konuşulan kararı oldu.

Günlerdir tartışılan operasyona Meme Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ragıp Kayar'dan farklı bir yorum geldi. Kayar, Jolie'nin iki memesini aldırmasının kansere yakalanmasını kesin olarak engellemeyeceğini söyledi.

Kayar ayrıca meme kanserini yenen ve Jolie'nin operasyonu sonrası sağlam olan göğsünü aldıracağını açıklayan İzmir Ticaret Borsası Başkanı Isınsu Kestelli'ye de önerilerde bulundu. Doç Dr. Kayar gündeme bomba gibi düşen Jolie ameliyatının iç yüzünü Egedesonsöz'e anlattı…

KİMLERDE RİSK YÜKSEK?
'Meme kanserine yakalanma riskini yüksek olduğu vakalar ailevi yükü fazla olan vakalardır' diyen Doç Dr. Ragıp Kayar, 'Birinci derece akrabalarında meme kanseri bulunan kişiler, yani anne, kız kardeş ve evlat. Kızı genç yaşta meme kanserine yakalanan anne de çok büyük risk altındadır. Sonra ikinci derece yakınlar, teyzeler halalar. Hatta ailede bir erkek meme kanseri vakası varsa o kadın içinde risk vardır. Kabaca söyleyecek olursa bir bireyin annesinde meme kanseri varsa, onun için risk 10 kat fazladır. Kız kardeşinde görülmüşse 6 kat artan risk, hala ve teyzelerde görülmesi halinde 2-3 kat arası artar' diye konuştu.



KİMLER O AMELİYATI OLABİLİR?
'Bize meme kanseri şüphesiyle başvuran bireylerde öncelikle şu üç özelliğe bakıyoruz' ifadelerini kullanan Kayar, 'Bunlardan ilki 1. derece akrabalarından en az ikisinde meme kanseri bulunması. İkincisi 2. derece akrabalarında en az üç kişide meme kanseri bulunması. Üçüncü özellikte kişi sayısı ve derecesi fark etmez akrabaların herhangi birinde meme kanserinin iki taraflı başlaması. Biz bu üç özellikten birine sahip bireylerle karşılaştığımız zaman eyvah diyoruz. Diyelim ki kız kardeşinde meme kanseri vakası var, bu bireyin meme kanserine yakalanma riski normalden 6 kat fazla. Ama eğer kız kardeşinin meme kanseri çift taraflı başlamışsa bu oranın yanına bir sıfır koyuyoruz yani risk 60 kat fazla oluyor. Bu üç özelliğe sahip vakalarda meme boşaltma ve yerine silikon koyma ameliyatını öneriyoruz. İzmirli kadınlara bu durumu dikkate alarak hareket etmelerini tavsiye ediyorum. Ben 40 yıllık hekimim ve sadece 'meme' ile çalışıyorum. İki memesini boşalttığımız vaka sayısı 10'u bulmaz. Ancak senede yüzün üzerinde yeni meme kanseri vakasına müdahale ediyorum' dedi.

MAALESEF SONUCU DEĞİŞTİRMİYOR
Çift taraflı meme aldırma ameliyatının İzmir'de seyrek yapılan bir operasyon olduğunu belirten Kayar, 'Almanya'da çalıştığımı dönemde bu ameliyatın çok sık yapıldığına şahit oldum. Ama Almanya'da yaşam tarzı nedeniyle meme kanserine yakalanma riski Türkiye'ye göre 3 kat fazla. Kadınlar bu işe hem sağılık hem de estetik açıdan bakıyor. Büyük annesinde, annesinde meme kanseri var, kendiside risk altında, gidiyor ikisini birden aldırıyor. Bırakın risk altında olanları, 'benim memem sarktı diyorlar, araştırıyorlar, meme kanseri riski olduğu da ortaya çıkıyor, ikisini birden aldırıp, silikon taktırıyorlar', bu şekilde operasyonlar çok fazlaydı. Fakat acı bir gerçek var, iki memenin aldırılması operasyonu kanserin görünme sıklığını azaltıyor. Ama maalesef sonucu değiştiremiyor. Kanser riski taşıyan kişi gene kansere yakalanıyor. Maalesef bu ameliyatı yaptıran kişinin yaşama süresi, ameliyatı geçirmemiş kişilerle aynı. Kesin bir çözüm değil. Çok özel durumlarda faydalı bir ameliyat, meme kanserine dönüşme eğilimi taşıyan çok yaygın hastalıklarda, defalarca ameliyat olacağınıza bu operasyonu yaptırmak pratik bir çözüm. Ama hiçbir zaman kanseri önlemek, yok etmek, kanserin kötü seyrini durdurmak gibi bir etkisi yok' şeklinde konuştu.

HAYATTA KALMA SÜRESİ AYNI
İki memeyi birden aldırma operasyonunun kanseri durdurmak bir yana, geciktirmediğini söyleyen Kayar, 'Sizden gelen talep üzerine genetik olarak analiz yaptık diyelim. BRCA 1 ve 2 genleri var. Bunlar pozitif çıktı. Bu ne demek en az yüzde 80 meme kanserine yakalanacaksınız. Niye bekleyeyim diyorsunuz, nasıl olsa yakalanacağım. İki memenizi de aldırıyorsunuz, kurtuldunuz mu? Hayır. Ameliyat olmazsanız üç sene sonra ortaya çıkacak bu kanser, 7 sene sonra ortaya çıkıyor. Diyelim ki 3 sene sonra ortaya çıktığında 10 sene daha yaşayacaktınız. 13 yıllık ömrünüz kalmıştı. Bu 7 yıl sonra ortaya çıkan kanser sizi 6 yıl yaşatıyor, gene 13 sene de hayatınızı kaybediyorsunuz. Yani maalesef fark etmiyor. Sadece şu oluyor. Aradaki 7 yıl boyunca kanserle karşılaşmamış, kanserle yaşamamış oluyorsunuz. Bilimsel araştırmalar maalesef bu yönde' diye konuştu.



KEŞKE KURTASA DA KAMPANYALAR BAŞLATSAK...

Angelina Jolie'nin kahramanca ve kadınlara örnekmiş gibi gösterilmesini de yorumlayan Kayar şöyle konuştu: Tıpta her sektör gibi kendini korumaya çalışan bir sektör. Dolayısıyla bilimsel vizyonu geliştirme her yerde olabilen bir şey değil. Bir çok hekim bunu yorumlayabilecek düzeyde değil. Hal böyle olunca yaparız, hallederiz, kurtarırız diyorlar. Herkes önüne bakıyor, kendini düşünüyor. Şu anda 100 hekime sorun 98'i size şunu söyleyecektir: Evet çok faydalı... Fakat bunu bilerek söylemiyorlar, bilmiyorlar. İnsanlar ne düşünüyor peki? Angelina Jolie dünya yıldızı olduğuna göre, dünyanın en iyi doktoruna gitmiştir. En iyisini yaptırmıştır. Yaptırdıysa vardır bir bildiği diyorlar; ama maalesef öyle değil. Bu ameliyat kanser ameliyatından çok daha zor bir ameliyat. Ancak çok basit bir ameliyatmış gibi gösterildi. Bu durum ameliyatın maddi külfetini karşılamayacaklar için büyük bir üzüntü kaynağı yaratıyor. Keşke kanserden kurtarsa da kampanyalar başlatsak. Ama maalesef bir yararı yok...

KESTELLİ'YE ÖNERİ
Angelina Jolie'nin geçirdiği operasyon sonrası sağlam olan diğer memesini de aldıracağını açıklayan İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsı Kestelli'nin durumunu da yorumlayan Kayar, 'Işınsu hanım eğer bahsettiğimiz üç risk guruplarına giriyorsa operasyon yaptırmasını öneririm. Eğer bu gruplara dahil değilse operasyon önermiyorum. Eskiden kanser bir yerde çıkar, diğer yerlere sıçrar diye düşünüyor ve bir kanser haritası çıkarıyorduk . Ancak şu an teori böyle değil. Kanser hücresi üremek için kanla bağ kuruyor. Herhangi bir yerde çıkabiliyor. Yani kanseri yendim diyemiyoruz' dedi.

ERKEN DOĞUM ÖNLEYİCİ ETKİ YAPIYOR
Türk kadınlarının batılı kadınlara göre daha şanslı olduğunu belirten Kayar 'Türk kadını toplumdaki rolü nedeniyle erken diyebileceğimiz yani 20-30 yaşları arasında doğum yapmakta. Bu durum meme kanseri riskini önleyici etki yapıyor. Hamile kalan kadında östrojen hormonu 500 kat artıyor, bebeği geliştirmek için. Bu artış meme epitelini dış etkenlere karşı koruyor, olgunlaştırıyor. Hasta olmama yeteneği kazandırıyor, buna olgunlaşma diyoruz. 35 yaşından sonra doğum yapan kadınlarda meme kanseri riski 2 kat fazladır. Ama şunu söyleyemeyiz 'hamile kalmak sizi meme kanserinden kurtarır'. Emzirmenin de kanseri arttırıcı bir etkisi yok. Yapılan araştırmalarda emziren kadınlarla, hiç emzirmeyen kadınlar arasında kanser vakalarının sayısı birbirine çok yakın. Demek ki emzirmenin olumlu ya da olumsuz etkisi yok' dedi.