İZMİR - Henüz anne karnında olması gereken 3 bebeğin kalp ameliyatı sonunda yaşama tutunması herkesi sevince boğdu. Yoğun bakım servisinde gelişmeleri izlenen bebeklerden birine Mucize adı konuldu. Aileler şimdi heyecanla evlatlarına sarılacağı günü bekliyor.
Egeli Sabah'tan Mevlüt Dağdaviren'in haberine göre, sekiz ay önce kurulan kalp ve damar cerrahisi birimi, prematüre bebeklere yönelik kalp ameliyatı ile adından söz ettirmeye başladı. Amerika'da bile riskli görüldüğünden ameliyat yapılmazken, daha önce bıçak altına yatan 75 bebekten dördünün öldüğü belirtildi.
Prof. Dr. Nejat Şenosmanoğlu ile Prof. Dr. Vedide Tavlı yönetimindeki ekip, biri 750 gram, biri 900 gram biri de 1 kilo 150 gramlık üç bebeğe kalp ameliyatı yaptı. Doktorlar, bebeklerin gözünü açıp merakla etrafı izlemesinden mutlu olduklarını söyledi.
Prof. Dr. Nejat Şenosmanoğlu, Prof. Dr. Vedide Tavlı ve ekipteki diğer görevliler, kalp ameliyatlarını başarıyla gerçekleştirdikleri bebekleri sık sık yoğun bakım ünitesinde kontrol edip, gelişmeleri hakkında bilgi alıyor.
Doktorlar, 900 gram ağırlığında iken açık kalp ameliyatı geçiren ve göğüs kafesi tam 4 gün açık bırakılan S.S.Ü. isimli bebeğin adeta mucize olduğunu söyledi. Bu yüzden de kapalı kalp ameliyatı olan bebeklerden birinin adının Mucize konulduğu belirtildi.
Amerika'da dahi 1,5 kilo ağırlığı altındaki prematüre bebeklere kalp ameliyatı yapmanın çok riskli kabul edildiğini belirten Çocuk Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Nejat Şenosmanoğlu, 'Burada kalp ameliyatı yaptığımız ilk çocuk hastamız 18 kiloydu, o günden bu yana yavaş yavaş daha düşük vakalara indik. Şimdi geldiğimiz noktada bir kilonun altındaki bebeklerin de başarılı bir şekilde kalp ameliyatlarını gerçekleştiriyoruz. Bu ameliyatlar Türkiye'de çok yapılmamıştır. Bir elin parmağını geçmez' dedi.
MİKRO DONANIMLA AMELİYAT
En zor ameliyatı henüz 900 gram ağırlığında iken S.S.Ü. geçirdi. Bu operasyon hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şenosmanoğlu, 'Bebeğin kalbindeki aort damarı ile pulmaner arter dediğimiz akciğere giden atar damar arasında doğuştan bir delik vardı. Bu deliği biz açık kalp ameliyatı ile kapattık. Çünkü bu yaştaki bir bebekte bu deliği başka bir yöntemle kapatma şansı yok. Bebeğin damarları kıl gibi, o kadar ince ki, buraya girebilmemiz için teknolojik alt yapınızın sağlam olması lazım. Bu anestezi ekibinden, prematüre yoğun bakım uzmanlarına kadar herkesin çok iyi olmasını gerektiriyor' dedi.
ZOR GEÇEN 1,5 AY
Açık kalp ameliyatı yapılan S.S.Ü.'nün kalbinde yaklaşık bir santimlik delik olduğunu belirten Prof. Dr. Şenosmanoğlu, 'Kardiyolojide yapılan tetkiklerde kalbinde delik olduğu saptanmıştı. Konu konseye geldi. Konseyde başka çıkış yolu olmadığı görülünce müdahale kararı çıktı. Ameliyat edilmezse yüzde 100 kaybedilecekti. Bir haftalık bir bekleme süresinin sonunda olumlu bir gelişme yaşanmayınca ameliyatını gerçekleştirdik. Ameliyattan sonra da 4 gün kadar göğüs kemiğini açık bıraktık. Çünkü kalp bu tür ameliyatlarda su topluyor ve büyüyor, eski haline dönmesi gerekiyordu. Bu süre zarfında göğüs kafesinin önünü başka bir şeyle kapatarak kalbin normal haline dönmesini bekledik. Uzun, ağır ve meşakkatli 1,5 aylık sürecin ardından hastamız şu anda iyi' diye konuştu.
O GECE GEÇMEK BİLMEDİ
Neonatoloji (yeni doğan bebeklerin bakımı ve tedavisi ile ilgilenen uzman doktor) Uzmanı Dr. Şebnem Çalkavur da açık kalp ameliyatının yapıldığı günü şöyle anlattı: 'Ameliyat kararı verildikten sonra biz bir hafta S.S.Ü.'ye kilo aldırmaya çalıştık. Ancak daha fazla geciktiremeyeceğimizi görünce Nejat Bey hastayı ameliyata aldı. O gece hem onun için hem bizim için hem bebek için çok zor geçti. Yoğun bakım ekibimizle birlikte kan verme, destek tedavileri için mücadele verdik. Ki o zaman henüz 900 gram ancak vardı. Biz prematüre yoğun bakımda göğüs kafesi açık hasta hiç bakmamıştık. Böyle bir hastaya 4 gün baktık. Ancak şimdi o günler geride kaldı. S.S.Ü.'ye solunum desteğini azalttık hatta kestik, bebeğimiz artık kendisi soluyor. Onu sonda ile besliyoruz. Hala doğması gereken aya göre çok küçük' dedi.
ARTIK ÇARESİZ DEĞİLLER
Daha önce de kendilerine böyle hastalar geldiğini hatırlatan Çalkavur, 'Biz yine tanısını koyuyorduk ancak çaresiz kalıyorduk. Çocuk kalp damar cerrahımız yoktu. Defalarca telefonlar, görüşmeler yaparak helikopter ya da uçak ambulansla Ankara ya da İstanbul'a göndermeye çalışıyorduk. Ancak bu tür bebekler için nakil dahi çok ölümcül bir risktir. Şimdi bu ameliyatları kendi hastanemizde yapabilmek çok mutluluk verici' şeklinde konuştu. (Egeli Sabah - Mevlüt Dağdeviren)





