Rifat SERDAROĞLU - İzmir - 26 Haziran 2010 Cumartesi


Konuşma hakkımızı bu rakamlardan aldık


Konuşma hakkımızı bu rakamlardan aldık
Tüsiad Başkanı Boyner; kendilerine, “Toplumun tümü için konuşma hakkını nereden buluyorsunuz?” sorusu sorulduğunu belirterek, yanıtını şu rakamlarla verdi;
 
-Kurumlar Vergisinin %90’ını Tüsiad Üyeleri ödüyor.
-Kayıtlı istihdamın %50 sini Tüsiad Üyeleri yaratıyor.
-Enerji dışı, İthalat ve İhracat’ta  Tüsiad Üyelerinin payı %85.
-Türkiye’de kamu dışı üretimin yüzde 65’i Tüsiad Üyeleri tarafından yapılıyor.
 
Türkiye, gerçek demokrasiye geçmek istiyorsa “örgütlü toplum” olmak zorundadır. Toplumun her kesimi, örgütlenip  hem kendi hakları, hem de ülke meseleleri ile görüşlerini kamuoyu ile paylaşırlarsa, katılımcılık, çok seslilik ve gerçek demokrasi ortaya çıkar.
 
Hele, Tüsiad gibi yukarıdaki rakamları gerçekleştiren, sanayici ve işadamlarımızın temsilcisi bir bayanın, ülkenin meseleleri hakkında görüş bildirmesini çok önemli sayarım. Unutulmaması gereken bu çok önemli rakamları Tüsiad, Türk Milleti sayesinde ve bu aziz vatanda gerçekleştirmektedir.
 
Tüsiad yöneticileri, ülkemizin başına bela edilen “Kürtçülük ve Bölücülük” konusunda doğru bilgilere sahip, doğru adamlarla çalışmak zorundadırlar. Eğer böyle olursa söyledikleri, Türk toplumunda karşılık bulur, değer bulur. Ama, sadece Doğu Ergil gibi, bu konudaki görüşleri kamuoyunca bilinen bir kişinin düşüncelerine dayalı bir Tüsiad görüşü elbette ki toplumda yer bulmaz ve itibar kaybına neden olur.
 
Devlet ve Millet olabilmek için, Türk insanının asla tartışmaya dahi açmaması gereken temel konularda anlaşmamız gerekir. Bunlar;  Devletimizin tekliği,Vatanımızın  bütünlüğü, Bayrak ve Milletin tekliği, Lâik Cumhuriyet, Sosyal Hukuk Devletidir. Bunlar bu ülkenin olmazsa olmazlarıdır. Bu çerçeveye zarar vermemek şartıyla, demokrasisi gelişmiş ülkelerde bulunan her türlü demokratik hak, Türk insanının hakkıdır.
 
Fakat, gerek Ortaçağ’dan kalma İslam Cumhuriyeti hayalleri, gerekse 1770 yılından beri sistemli ve bilinçli olarak Türk Milletine dayattırılan “Kürtçülük- Bölücülük” savunucularının bugün “demokrat” kimliğe bürünüp, demokrasiyi gerekçe göstererek, Türkiye’yi zaafa uğratma çabalarına karşı başta Tüsiad olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının düşmemesi gereken bir tuzaktır. Bilmemekten ve yanlış yönlendirilmekten dolayı bu tuzağa düşenler, ülkeye büyük zarar verirler.
 
Tüsiad’ın kapalı toplantısından basına yansıyan bazı görüşler bizim endişe duymakta ne kadar haklı olduğumuzu göstermektedir.
 
Bir dönem, Tansu Çiller kontenjanından Milletvekili olan Sedat Aloğlu, “bazı şeyleri duymaya alışmamız lazım” diyerek, şunları sıralamış!
 
*Çözüm aşamasında İmralı’nın görüşmelere katılması ve Apo’ya Genel Af!
*Anayasa’ya, “Bu ülkeyi Türkler ve Kürtler kurdu” maddesinin eklenmesi,
*Bölgesel özerklik.
 
Cem Boyner ise şöyle demiş; “Artık halkın diliyle konuşmanın zamanı geldi, askerin ve hükümetin diliyle değil”.
Bu ve benzeri sözleri ve tartışmaları Türkiye gibi hassas bir coğrafya’da bulunan bir ülkede yapmak en azından meseleyi bilmemektir. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde bu tip bir konuşmayı yapmaya kalkarsanız, ertesi gün kendinizi, o devletin güvenliğinden sorumlu savcının karşısında bulursunuz.
Tüsiad Üyelerine yardımcı olmak üzere, “Kürtçülük- Bölücülük” tarihinden bazı satırbaşlarını yazıyorum;
 
*Vatikan, Kürtlerin ayrı bir dil konuştuklarını öğrenmiş, dil farkından yola çıkarak Kürtlerin, Türklerden ayrılabileceğini düşünmüş ve 1760(bin yedi yüz altmış) yılında bazı misyonerlerini Kürtler arasına göndermiştir. Bunlardan Maurizo Garzoni adlı papaz, 18 yıl Diyarbakır’da yaşamış Kürtçe’nin Kurmanci lehçesini çok iyi öğrenmiş ve sonra 1787’de Roma’da Kürtçe sözlük ve gramer kitabını yayınlamıştır. 1787 Kürtçülüğün başlangıcı, Garzoni ise Kürtçülüğün babası sayılır. Sayın Aloğlu acaba hiç düşündü mü?  O tarihte Avrupa’da gizli kalmış, keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda dil varken(Bask-Katalan-Korsika-Bröton-Gal-Malta dili) Vatikan neden Anadolu’nun Kurmanci lehçesine merak sarmıştır. Acaba Tüsiad bugün, örneğin Fransa’da Bröton dili üzerine, Diyanet İşlerinden  bilimsel bir heyete  veya Doğu Ergil’e bir araştırma yaptırabilir mi? Fransa Hükümetine başvurun, alacağınız cevabı beraberce değerlendirelim.
 
*Kürdistan Teali (yükselme) Cemiyeti-1918
İngilizler 3500 askerle İstanbul’a çıkmıştı.  Rumlar ve Ermeniler bayram yapıyorlardı. Beyoğlu, Yunan ve İngiliz bayrakları ile donatılmıştı. Tam da bu sırada, işgalcilerin gelmesi beklendiği için, bu cemiyet kuruluverdi. Kurucuları arasında Şemdinan ailesinden 4, Bedirhan ailesinden 12, Baban ailesinden 6, Diyarbakırlı Cemil Paşa ailesinden 3 kişi vardı.
1919 Temmuz başında  Celadet BEDİRHAN, Kamuran Ali BEDİRHAN, Diyarbakırlı Cemil Paşa’nın oğlu Ekrem, İngiliz Yüzbaşı Edward C. Noel ile anlaşarak ATATÜRK’e suikast düzenlediler.( Nutuk)
 
*Sevr Anlaşması ve Kürtler;
Md.62 (Özetle) Fırat’ın doğusu ve Ermenistan’ın güneyinde, Kürtlerin yaşadığı bölgeye Özerklik verilecektir.
Md. 63 Türkler bunu 3 ay içinde yerine getirecektir.
Md.64 Bir yıl içinde, Kürtler bağımsızlık için Milletler Cemiyeti Konseyine başvurursa ve kabul edilirse, Türkiye bu bölgedeki haklarından vazgeçmeyi taahhüt eder.
 
*Musul’un kaybedilmesi; Nesturi ve Şeyh Sait İsyanı;
Lozan’da askıda bırakılmış olan Musul sorununu çözmek için, Türkiye ile İngiltere 19 Mayıs 1924’te görüşmelere başladılar. Görüşmeler devam ederken, İngiltere Türkiye’ye kesin bir uyarı vererek masadan kalktı ve 6.Ağustos.1924 te Milletler Cemiyetine başvurdu. Ertesi gün, yani, 7 Ağustos 1924 te Hakkari yöremizde, Nesturiler(Hıristiyan Kürtler) Türkiye’ye isyan ettiler. 13 Şubat 1925 günü de Şeyh Sait isyanı başladı. Türkiye bu hainlerle boğuşurken, Musul elden gitti.
 
*Asala-PKK işbirliği; 12 Eylül 1980 öncesi, dış istihbarat örgütlerinin de kışkırtmasıyla 4040 gencimiz hayatını kaybetti. 1980’de PKK ve Asala işbirliği yaptılar ve çok kan döktüler.
Sevr anlaşması yapılırken, Kürtçü Şerif Paşa ile, Ermeni Delegesi Boghos Nubar Paşa, Paris’te işbirliği anlaşması imzalamışlardı.
 
*PKK Terörü ve Bölücülük hareketi; İlk önce sadece GAP Projesini engellemek için Avrupa’lıların desteklediği PKK Terörü ve Bölücülük hareketi, 40 binden fazla insanımızın kaybına ve milyarlarca dolarlık zarara yol açtı. Hala da devam ediyor ve bazı Avrupa’lı dost devletler hala bu uyuşturucu kaçakçısı terör örgütünü desteklemeye devam ediyorlar.
Yakın tarihimizden bazı olaylarla bu Kürtçü- Bölücü hareketin hiç de basit bir terör olayı olmadığını, kökünün çok derinlerde olduğunu anlatmaya çalıştım.
 
Şimdi kalkıp, Avrupa’nın en büyük uyuşturucu çetesinin, insan ve organ kaçakçısı örgütünün, binlerce insanımızın, bebeklerin dedelerin kanları ellerinde olan, beyni uyuşturucudan pelte gibi olmuş katilinin affedilmesini konuşmalıyız diyebilmek için, insanın ya aklını kaybetmiş olması gerek, ya da bu güzel ülkeye karşı insanın içinin kin ve hınç’la dolu olması gerek.
Ayrıca, PKK denen silahlı maşanın, demokratik talepler karşılandığında dahi, uyuşturucu ticaretinden, insan ve organ kaçakçılığından ve bu işlerden kazandığı milyarlarca dolardan vazgeçmesi mümkün değildir.
 
Bu vatan özgürse Tüsiad var, demokratik lâik rejim varsa bizler varız, Atatürk sevgisi varsa gelecek var demektir. Bilerek bilmeyerek bu Kürtçü-Bölücülere çanak tutmaya devam edilirse sahip olduğunuz fabrikalarda çocuklarınız, iş bulabilirlerse  işçi olarak çalışmaya devam eder, ya da yurtdışında “vatansız” olarak yaşarlar. Hiç olmazsa bu vatan için, gözünü kırpmadan canını veren şehitlerimizden utanır insan…
 


Oy Ver:
|   Oy Ortalaması:   Toplam 28 Oy

YorumYorum Yap
5 Yorum var
YazdyrYazdır Tavsiye EtTavsiye Et DüzeltHata Bildir Paylaş:
Metin Araçları
HaklarYazara E-Posta HaklarHaklar   DeliciousTechnoratiYahoo!My Space Metinleri BüyütMetinleri Küçült

Yorum5 Yorum var
ahmet kömürcüoğlu (62) - İstanbul / 27 Haziran 2010 Pazar - 01:43
Sayın Serdaroğlu..Hakikaten soyadınıza uygun bir performans sergiliyorsunuz..Ne mutlu size ki,gerçek bir vatan evladı olarak,kalbimizdeki yerinizi aldınız..Saygılar sunarım..

Ertan KÜÇÜKAY (45) - Artvin / 26 Haziran 2010 Cumartesi - 20:14
i..... ulur kervan yürür.Türkiye cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır,ne Türk Milletinin nede Devletinin bölücü hainlerle konuşacak birşeyi yoktur.Son hain geberene kadar mücadeleye devam.

anıl devrim (35) - istanbul / 26 Haziran 2010 Cumartesi - 19:25
RIFAT BEY.. sizi susturamazlar. Bu cumhuriyet bu beladan alnının akıyla çıkacak. gücümüze güç katıyorsunuz. selamlar..

Sadece vatandaş (58) - Mersin / 26 Haziran 2010 Cumartesi - 14:47
Sayın Rıfat Bey, sizin satırlarınız aracılığı ile Tüsiad Başkanı Boyner'e yazınızdaki söylemiş olduğu söze karşılık birkaç soru sorup, kişisel görüşlerimi de iletmek isterim. Tüsiad'ın vermiş olduğu rakamlar doğru olabilir, fakat o rakamlar bence finansal değerlerin ve iş sahibi olmanın istatikleridir. Ben bu istatiksel verileri, bir şekilde parası olan herkes adına konuşabiliyormuş demek şeklinde yorumlayarak, kendimce bazı gerçekleri onlara hatırlatmak isterim. Çağdaş demokratik, sosyal ve hukuka saygılı ülkelerde parası olanında, olmayanında ülke yönetiminde 1 oyu vardır.(Bizim ülkemizdeki satılık/satın alınabilinen oyları saymazsak.) İşverenler sadece finansın, istihdamın yönlendirilmesinde görüşlerini sadece kendileri açısından konuşmalıdırlar. Fizik ve beyin gücüyle Çalışacak elemanlar olmaz ise kurdukları işletmeler nasıl çalışacak acaba? Bizler çalışan olarak onlara bizim adımıza konuşabilme yetkisi verdik mi acaba? Sendikalaşmaya , sosyal devlet olmaya engel olan siyasi iktidarlar olduğu müddetçe, özelleştirmeler ile, kötü ekonomik uygulamalar ile ülkede işsizliğin ve gelir dağılımın her geçen gün daha fazla bozulmasını sağlayan iktidarlar olduğu müddetçe, Boyner gibiler çıkıp konuşabilme cesaretini bulabileceklerdir. Ülkeler sadece işverenler ve parası olanlar ile var olmaz, her kesimden insanların el ele vermesi ile birbirlerinin demokratik, sosyal ve hukuksal haklarına saygılı olarak birlikte yaşamayı öğrenmesi ile var olurlar ve de varlıklarını ancak böylece sürdürebilirler. Aksi düşünceler içinde yaşayan ülkeler bölünmeye ve iç çatışmalara doğru hızla sürüklenilirler. Bu kişisel düşünce ve görüşlerimi Sayın Tüsiad başkanına ve de üyelerine, üzülerek okuduğum ve yakıştıramadığım sözlerine karşılık saygı ile sunarım.

A.Recep ALTINKUT (56) - İzmir / 26 Haziran 2010 Cumartesi - 10:08
Sayın Serdaroğlu kaleminize ve yüreğinize sağlık.Gerçekten uyuşturucu ve organ ticaretinden beslenen bir örgüte koskoca TC Devletinin bugüne kadar haddini bildirmemesi esef verici.Aslında yapılacak şey çok basit;anayasa referandumu ile uğraşacaklarına,güneydoğu illerini kapsayan bir plebisit yapsınlar.Üniter devlet ve misak-ı milli sınırları içinde yaşamaya var mısınız?yok musunuz? Özgür iradesi ile hareket edecek yöre halkının %80'i üniter yapıyı isteyecektir.O zaman hükümet şimdiye kadar sürdürdüğü açılım saçmalıklarının yanlış ve gereksiz olduğunu anlayacaktır.

Önceki Yazıları
yazar.Cafe

Ümit YALDIZ

Başkanların ilk karnesi!

Referandum deyip geçmeyin! Tayyip’in güven oylaması… Genel seçim öncesi ‘olmak ya da olmamak’ sınavı.

Gönül SOYOĞUL

Tiryakinin/akşamcının ve de etoburların yüzünü güldüren haber!

Sen kalk bütün hayatını sağlıklı yaşamın nasıl mümkün olabileceğine ada… Bunun üzerine tuğla gibi kitaplar yaz, televizyon programları yap, dizi dizi röportajlar ver…

Fahrettin DOKAK

Evet mi, Hayır mı?

Referandum savaşları kızıştı. Evet-Hayır yarışında siyasilerin de ayarı kaçtı. Meydanlarda feci halde atışıyorlar. Hatta bazen bu yakıştırmalar etik sınırları bile aşabiliyor.

Ekrem PAKDEMİRLİ

Yeniden tanımlamalı

Yeni Genelkurmay Başkanı’mız orduya ve millete hayırlı olsun. Devir teslim töreninde yaptığı konuşmada iki önemli nokta vardı. Bana göre birincisi “Demokrasi

Rifat SERDAROĞLU

Cumhurbaşkanı ve Telekom

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını

Muhittin AKBEL

Bir bilene soruyorum

Bu ülkede her şeyi bilen o kadar çok insan var ki... Bir futbol taraftarı, tribüne çıktığında kendini en iyi antrenör, en iyi

Fikret İLKİZ

Danıştay ve Roma Hukuku

Roma Hukukçuları davacı, YÖK ise davalı… Neden mi? Hukuk Fakültelerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulunun 27.8.2009 günlü “Roma Hukuku

Dr. M. Ufuk Tutan

ABD’de para basılsa bize ne olur?

Kredi derecelendirme kuruluşu S&P tarafından İrlanda'nın notunu kırıldı; İspanya ekonomisi, geçen sene kaybettiklerini geri alamadı ve yerinde saydı; ABD ekonomisi’nin ev

Harun ÖZDEMİR

Saadet'in referandum planlarını kim bozdu?

Saadet Partisi, referanduma EVET diyerek AK Parti’nin “Benim oyum!” diyeceği oylara ortak olmayı düşünüyordu; öyle de yaptı.

Galip ÇETİN

Tantan ve Yurt Partisi

Eski iç işleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan Türkiye'yi karış karış gezerek partisinin teşkilatlarını yeniden yapılandırıyor. 2011 genel

Selahattin GÜZEL

Adalet devletin temeli olmalı

Referanduma sayılı günler kaldı. İktidar tüm gücünü, olanaklarını kullanarak “Evet” denilmesi için bastırırken, muhalefet ise “Hayır” için il ve ilçeleri dolaşıyor.

Zahide ÖZPELİT

bugün aslında dündü*...

dün, bugünü olmayan kadınla tanıştım. günleri hep dünde kalmış, neredeyse 20 yıldır, bugünü hiç yaşamamış!..

Cumhur BULUT

Soyu değil işlevi önemli

“İnatla girmeyin soy-sop faslınaKurtsa kurt, itse it... Döner aslına!” (Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu) Evet yazmalıydım!... Türkiye gündeminin en ateşli noktasında benim de söyleyecek sözlerim

Halit TUNÇ

Kocaoğlu'nun ağzından Binali Yıldırım

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’la önce bir radyo programında  söyleşi yaptım. Sonra da iftar sofrasında uzunca konuştuk.

Oktay GÖKDEMİR

Fuar

Çocukluğuma ait unutmadığım anlardan en önemlilerinden birisi ailecek yaptığımız bir İzmir gezisidir. Bu gezi yaşamımda İzmir’i ilk buluşmam olduğu kadar, o

Berk ULUSAL

Anadolum benim

Anadolu insanı; misafirperverdir, candandır, doğaldır, iyi niyetli ve yardımseverdir, vatanımızın en sağlam yapı taşları onlar,emek , yoksulluk, sıcaklık ve huzur hepsi

spor.Cafe
Yalçın KÜÇÜKDAMAR

Yalçın KÜÇÜKDAMAR
Bernd Schuster

Nüvit TOKDEMİR

Nüvit TOKDEMİR
Düşün ve Örgütlen!..

Ahmet DİKER

Ahmet DİKER
Kurt dumanlı havayı sever

Suavi YARDIMOĞLU

Suavi YARDIMOĞLU
B.A.L. tatlı mı acı mı?

Fırat BAŞARAN

Fırat BAŞARAN
Bucaspor artık yeni ama eski bir şey…
Röportajlar
SABİH KANADOĞLU

SABİH KANADOĞLU

BAŞLARKEN… Neredeyse bir ay önce referandumla ilgili yazmış, canımın sıkıntısını dillendirmiştim… “Bu Anayasa paketine hayır demek nasıl insanı MHP’li, CHP’li ya da TKP’li


MEHMET BEKTUR

MEHMET BEKTUR

İzmir’in 7 yıllık hasretini sona erdirerek Spor Toto Süper Lig’e yükselen Bucaspor’un Başkanı Mehmet Bektur, Beşiktaş maçı, 22 Eylül’deki kongre, Buca Arena ve daha bir çok konuyla ilgili görüşlerini Ege’de Son Söz’e açıkladı.

  • İzmir'de Zafer Bayramı coşkusu
    İzmir'de Zafer Bayramı coşkusu
  • Kemal Kılıçdaroğlu İzmir'de...
    Kemal Kılıçdaroğlu İzmir'de...
  • Karşıyaka'da patlama
    Karşıyaka'da patlama
  • Bergama'da orman yangını...
    Bergama'da orman yangını...
  • İzmir'in bitmeyen büyüsü... Kızlarağası...
    İzmir'in bitmeyen büyüsü... Kızlarağası...
  • İzmir'den Önder Sav geçti...
    İzmir'den Önder Sav geçti...
  • İzmir'den 'sıcak' manzaralar...
    İzmir'den 'sıcak' manzaralar...
  • Bucaspor - Beşiktaş...
    Bucaspor - Beşiktaş...
  • Flamengoların gün batımı dansı...
    Flamengoların gün batımı dansı...

Otobüs Seferleri Vapur Seferleri Metro Seferleri
Hoşgeldin Ramazan
24 Ramazan - 03 Eylül 2010 Cuma
 İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
İzmir 05:08 06:35 13:18 16:54 19:49 21:08
Manisa 05:06 13:17 13:13 16:53 19:48 21:08
Denizli 05:02 06:28 13:10 16:46 19:40 20:59
Aydın 05:07 06:33 13:15 16:51 19:45 21:04
Balıkesir 05:02 06:31 13:15 16:52 19:47 21:08
Çanakkale 05:06 06:36 13:21 16:58 19:53 21:16
Muğla 05:06 06:31 13:13 16:49 19:43 21:01

Osman Dağlıer İnşaat